Avrupa'nın gözünde Türkiye portresi aşağıdaki gibi. Aşağıdakiler kimler mi; eşcinselleri nefrete hedef göstermek için toplanmış homofobik, eşcinsel karşıtı, eşcinsel düşmanı kesimler; yani aşırı milliyetçi ve dinci kesimler. İngiltere, Türkiye'ye gelecek vatandaşlarını eşcinsel düşmanı kesimlere karşı dikkatli olmaları için uyarmış. Ben Avrupalı olsaydım, kesinlikle gelmezdim. Tablo o kadar ürpertici ki, korkardım! Bu ülkede yaşadığım için, ne yazık ki bu tür kesimlerle aynı havayı solumak zorunda kalıyorum!
Eşcinsel kaderime şükrediyorum ama İslam coğrafyasında doğduğuma kahrediyorum!
En ünlü Fransız şarkıcılar!
Fransız şarkıcılar denilince eskiden Enrico Macias, Edit Piaf ve Charles Aznavur akla gelirdi. Şimdilerde ise İndila, Zaz ve Stromae; Patricia Kaas geliyor.
Hangi milliyetten olduğum hiç önemli değil ama bir Fransız gibi yani Fransa'da yaşamayı çok isterdim!
Eşcinsel Onur Yürüyüşlerini iptal eden veya bu tür etkinliklerde eşcinselleri tutuklayan sistemin iktidar zihniyetiyle, eşcinselliğin özenilerek sonradan olunduğuna inanan % 95'lik homofobik kitlesel zihniyet aynıdır. Eşcinsellere müdahale ve hak mücadelesine engel, zaten % 95'lik homofobik toplumdan alınan cesaretle veya bu homofobik toplumun şikayeti ve baskısıyla oluyor. Toplum hoşgörülü ve bilinçli olsa, iktidarlar da ona göre davranır. Yani biz iktidarın değil, toplumun baskısı altındayız!
Son günlerde eşcinsel bir sosyal medyacının hamile ve çocuk doğurma mizanseni, anne kutsallığına saldırı ve hakaret diye müdahaleye maruz kaldı. Şahıs tutuklandı falan. Anne kutsallığı homofobiye bahane edilmiştir. Zaten ne zaman insanlar eşcinsellere nefretlerini kusmak isteseler; hemen aile, din, ahlak, gelenek gibi kutsallaştırılmış toplum normlarını bahane ederler. Bakınız, dünyada erkeklerin hamile kalması veya çocuk doğurması bir çok filme veya gösteriye konu olmuştur, oluyor da. O zaman uyuyor muydunuz? Bu resmen homofobidir. Herkes, her şeyi yapar ama eşcinseller yapınca hemen tutuklanır. Eğer annelik veya çocuk o kadar kutsalsa, o zaman heteroseksüeller de bu konuyu işlemesinler. Yettiniz bee! Eğer heteroseksüel aileler kutsalsa, aile içi istismarlar, şiddetler, cinayetler eşcinsel ailelerde değil, heteroseksüel ailelerde oluyor. O zaman ailenin kutsallığı niye tartışılmıyor? Dedim ya; kutsallığı bozan sadece ve sadece eşcinsellik!!! Bir çok eşcinsel aileleri tarafından şiddete maruz kalıyor, aileden reddediliyor, hatta aileleri tarafından öldürülüyor. O zaman ailenin kutsallığı falan unutulup, her şey mübah oluyor. Çok samimiyetsizsiniz bee!
AÖF EĞİTİMDEN ÇOK BİR TİCARETHANE GİBİ İŞLETİLİYOR!
Bu yıl dışarıdan eğitim hayatımı 5. bölümü bitirerek sonlandırıyorum. Amacım sevdiğim bölümlerle ilgili bir şeyler kapmaktı. Kapmadım mı, elbette kapmışımdır, en azından Sosoyoloji'ye, Felsefe'ye, Halkla İlişkiler'e, Fotoğrafa teknik olarak yabancı kalmamış, hatta sevmediğim işletmeyi bile okuyarak ticarete geleneksel olarak bakmaktan kurtulup, ticaretin para kazanmayla değil insan kazanmayla falan olduğunu öğrenmişliğim var. Bütün bunlara rağmen AÖF'ün konuya bakış açısı eğitimden çok ticariydi. Öğrencileri nasıl sınıfta bırakırım da, daha çok harç parası alabiliriz politikasını güttüler. AÖF hayatım süresince, kitapları okuyarak ders çalışmakla sınıf geçilemeyeceğini öğrendim. Çünkü soruların, öğrencileri test etmek için değil, onları nasıl sınıfta bırakabiliriz üzerine hazırlandığı gün gibi ortadaydı. Konunun önemi ve bu önem üzerine hazırlanmış özetler, deneme soruları, hazırlanan videolar niye vardır; öğrenciye bir şey katabilmek için. Ama sınavlarda, konuya dair hiç işe yaramacak kıyıda köşede kalmış, sorulacağı aklının ucundan bile geçmeyen, o konuyla ilgili belkide hiç kullanma ihtiyacı duymayacağın şeyleri soruyorlar. Ve üstelik kafa karıştırıcı bir şekilde çok çetrefilli, hatta öğrenciyi zorlayalım derken hatalı olabilecek şekilde sorular soruyorlar. Hal böyle olunca, öğrenciler de sınavları nasıl geçebilirim şeklinde bir taktik geliştirmeye başladılar. Sonra bazı dersanelerin Açıköğretim yardımcı kitaplarını falan yasakladılar, yani o kurumların yardımcı kitap hazırlamalarını yasakladılar. Ayrıca AÖF artık kitap vermiyor o kadar harç parası almalarına rağmen ve AÖF sitesindeki kitapları sadece belli bir süre için hizmete açıyor. Yani öğrenciyi dar bir sürece sıkıştırıyor. Her bölümün kitaplarını yükleyin, mesela ben boş zamanlarımda gelecek yılların kitaplarını da okuyayım, derslerini zamanında çalışayım. Mesela yaz okuluna 1 aylık bir süre veriyorlar. Oysa benim alacağım dersleirn kitapları şimdiden AÖF'ün internet sitesinde olsa, şimdiden çalışmaya başlarım. Ama 1 ay sonra kayıt yapılacak, kitaplar kayıtlardan 15 gün sonra E-Kampüse yüklenecek ve bir ayda çalış çalışabilirsen 5 derse! E devlet de haklı; 2 milyon öğrenci sınıfta kalmayıp kısa sürede okulu bitirirse, harçlardan gelen milyarlarca lirayı nasıl kazanacak değil mi?
O eşcinsel, o kadın, o Hristiyan-Yahudi-ateist, o zenci, o Ermeni-Rum-Bulgar, Suriyeli, Afgan vesaire. Çok şükür ki, Kürtler nispeten öteki olmaktan kurtuldular ve bu ülkenin asıl unsurlarından biri olduğu kabul edilmeye başladı. Peki ya sen; üstün ırk öyle mi; Nesin? İçinde yaşadığımız coğrafyada genellikle din ve millliyet üstünden bir kendini üstün görme hali mevcuttur. Bunu başka coğrafyalarda da görüyoruz elbet. Ama daha çok geleneksel toplumlarda görüyoruz. Cahil toplumlar genellikle farklılıkların bir zenginlik olduğunu düşünmez de, hep ötekileştiriecek bir alt kesim yaratır ve onun üstüne basarak varolmayı tercih ederler.
Bir şeyin günah sevap, kısaca din açısından değerlendirilmesi, tartışılması ilkellikten başka bir şey olamaz. Doğanın gerçeklerinin falan, insanların inançlarıyla ne alakası olabilir ki? Hayatta tek gerçek pozitivizm-yani tek doğrunun bilimsel bilgi olduğu, buna da ampirizm-deneysellikle ulaşaılabileceğidir. Kalkıyorlar, eşcinsellik günah falan diyorlar. What?!!! Eeee, bundan bana ne; o sadece senin akıl ve mantık, gerçek dışı inancın; ne yapayım ben bunu; hurafeye benim de mi inanmamı bekliyorsunuz? Gidin yaa!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder