Eşcinsel olmamdan dolayı, kadın ve erkek cinsiyetlerinin, cinsel yönelimime istinaden tavırlarından ve davranışlarından, benim de onlara tepkilerimden bahsedeceğim. Mesela kadınlar, yaptıkları çocukça ve şımarıkça davranışlara karşı erkeklerden bekledikleri centilmenliği bekliyorlar biz eşcinsellerden. Niye böyle bir şeyi yapayım ki mesela ben; ben karşımdakinin sadece insaniiii davranışlarına bakarım; cinsiyetine değil. Kadın olmanın bir ayrıcalığı yoktur mesela bende; çünkü böyle bir ayrıcalık kadını ikinci sınıf olarak görmek olduğu için, benim nezdimde böyle bir ayrıcalık kadına hakarettir çünkü. Sonra bu kadınlar eşcinsel olduğunu öğrendikten sonra, tıpkı erkekler gibi küçümseyici, aşağılayıcı, kısaca homofobik tavırlar takınabiliyorlar; bizi erkek olarak görmedikleri için.
Erkeklere gelirsek... Onlar da biz eşcinsellerden, homofobik davranışlara rağmen, bizi kadın sınıfında gördükleri için bir tepkisizlik bekliyorlar. Yani burada bir eşcinseli hem kadın gibi güçsüz görmek, hem de toplumun ötekisi olmamızdan dolayı aldıkları sınırızca bir güç yeterliliği cesareti söz konusu. "Top, kız..." gibi dokundurmalardan, yeri geldiğinde fiziksel güç gösterisine kadar gidebiliyor bu fütursuzluk.
Oysa, bir eşcinsel olarak kendi adıma konuşayım, beeen, yeri geldiğinde kadın gibi hissedip, yeri geldiğinde de erkek gibi davranabilirim. Bu çift cinsiyetlilik hislerine rağmen, yaşarken de cinsiyet kavramı önemini yitirir bende. Hayata bakış açımın ve eylemlerimin cinsiyeti yoktur benim. Hak ihlali veya kişisel haklarıma bir saldırı olduğu zaman, sabrımın sınırları da zorlanırsa eğer, ne karşımdakinin cinsiyetine bakarım, yani bu kadın centilmen olmalıyım, bu erkek korkmalıyım gibi derdim yoktur asla, ne de mevkisine bakarım karşımdaki kişinin. Bizleri zaten yaşarken ölüye dönüştürmüşsünüz; doğasını yititip heteroseksistleşmiş insanlardan mı korkacağız; ölüm bizim yoldaşımız çünkü! Kadınmış, erkekmiş, iktidarmış, dogmatik güçlermiş; tınnnnnn!
Bazen homofobiye-eşcinsel karşıtlığına-dolayısıyla alttan alta da olsa aşağılanmaya karşı sessiz kalıyorsam eğer; ya karşımdakini kaale almadığımdandır, ya da fırtına öncesi sessizliktir!
Haddinizi bilin!
***
Biz eşcinseller kendimizle top, lubunya, dönme diye dalga geçebiliriz ama "SİZ" geçemezsiniz. Sizinkinde nefret var çünkü!
Yalnız kalmak gibi korkum olmadı hiç. Bütün gemileri yakabilirim; mutlu olacağım yeni bir dünya kurabilecek gücüm var çünkü!
Bu hayatta sadece kendime bir şeyler katmak için öğrenmek şeklinde ve de keyif aldığım şekilde yaşadım.
Bir gün öldüğümüzde bir kedi cesedi kadar bile değerimiz olmayacak; o yüzden sadece içinizden geldiği gibi yaşayın!
Hayatta sadece kendiniz gibi olun, kendiniz gibi yaşayın; ancak o zaman dürüst, samimi, vicdanlı, özgüvenli, sevgi dolu, hoşgörülü, mutlu, faydalı vs olabilirsiniz.
***
Belli ki gizli eşcinselsiniz; profilinizde ne görsel, ne de kim olduğunuza dair bir bilgi var. Yazıp da niye cevap beklersiniz ki?
***
Eşcinseller, transseksüeller; A.101'den kesinlikle alış veriş yapmayın. Çünkü bir elemanını trans erkek diye işten çıkarmış!
Biraz insanlığınız ve vicdanınız varsa, transseksüel diye bir elemanını işten çıkartan A.101'den alışveriş yapmazsınız!
Eşcinsel, transseksüel diye işten çıkartır, seks işçiliği yapınca da ahlaksız ilan edersiniz! İşte siz busunuz!
Gezi olayları, Cumhuriyet tarihinin en büyük özgürlük mücadelesidir!
Her ahlakçılığın arkasında kişinin ya kendi ahlaksızlığını örtme çabası, yada hazımsızlıklarını ahlaksızlaştırmak yatar!
Gülşen'in kıyafetlerini, dansını, özel hayatını eleştirenin; kendine dönüp bakmayıp ahlakçı kesilmesi ne tuhaf!
Nasıl bir facebook bu? Sanat adına heykel resmi paylaşıyorum, onu bile kaldırıyor!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder