11 Ocak 2022 Salı

Yobazlara gelsin!

Gelişmiş Batı ülkeleriyle gelişememiş Doğu ülkeleri arasındaki fark, beyin farkıdır. Batı Rönesans'ı-Aydınlanma çağını yaşamış, kendini din sarmalından kurtarmış olduğu için bilinçli ve en küçük yanlışa reaksiyon gösterebilme kapasitesine sahip, mesela tek bir üründeki küçük bir fiyat artışında bile sokaklara dökülebilmektedir ama Doğu ülkelerinde iktidarlar halkı açlık sınırının altında yaşatıyor, ekonomi iflas ediyor, herkes daha iktidarı alkışlıyor, şükrediyor, dış güçlere, Korona'ya bahane bukuyor. Bir iktidar 20 sene değiştirilmiyorsa, bu dinle yönetilen Ortaçağ zihniyetidir, demokrasi değildir bu. Ve müstehaktır.

Yobazlar diyor ki, akıllı cep telefonun varsa, iktidardan şikayet etmeye hakkın yok, çünkü zenginsindir. Be geri zekalı, eski tip telefoın kullanılıyor da, bizmi kullanmıyoruz? Sen nasıl telefon kullanıyorsun, ankesörlü mü? Kapitalizmin dışında bırakırlar mı seni? Sen o telefonu almak istemesen bile mecbur bırakırlar almaya. Kapitalizmin dışında kalmak mümkün mü? Deli Dumrul gibi misal kuru bir derenin üstüne köprü kurarlar, döve döve oradan geçirtirler ve geçiş parası alırlar senden. Hem çağın gerisinde niye geri kalsın insanlar; körü körüne iktidarlara itaat etmek için mi?

Bir yakınımın çocuğu Avrupa'ya gitti, buraları çok güzel diyormuş. Gelmez artık. 5 senedir sığınmacı olarak Türkiye'de yaşayan İranlı bir arkadaşım geçen yıl ülkesine döndü. İyiki de dönmüşüm diyor. Türkiye'nin hali doğudan bakarsan da, Batı'dan bakarsan da özetle bu! Siz hala yaşasın kral demeye devam edin EMİ!

Yobazlar diyor ki, Türkiye'yi beğenmiyorsan git. Ben ülkemi çok beğeniyorum, sizin gibi cahillerden rahatsızım ve ben değil, sizler ya bilime inanacaksınız, ya da siz gideceksiniz. Biz Atatürk'ün mirasını ve demokrasiyi korumakla görevliyiz. Burası da laik bir Türkiye Cumhuriyeti. Laiklikten rahatsız olan GİDER!

Evet altını çizerek söylüyorum. Kadınların giyim tarzı, yani açık mı kapalı mı olduğu, o ülkenin demokrasi göstergesidir. Kapalı ise, orada özgürlük yoktur. Çünkü kapalılık, heteroseksizmin, erkek egemen sistemin ikinci sınıfı gördüğü kadına bir dayatmasıdır. Siz bir kız çocuğunu Avrup'da yetiştirin, ve sorun bakalım kendi isteğiyle kapanacak mı? Kız çocukları bu ülkede çocukluktan itibaren erkek baskısıyla büyüyor. Mesela adamın 5 kadından 10 çocuğu var, ben kızlarımı flört ettirmem diyor, kadın sahne sanatçılarının kıyafetlerini edepsizlik olarak görüyor. İşte böyle bir kafa!

Demokrasi gibi kadınlar! Bütün yobazlara gelsin... Çıplaklığı eleştirirler ama ağızlarının da sularını tutamazlar. Miley Cyrus, Madonna, Hande Yener ve Gülşen. Var mı böyle bir demokrasiye itirazı olan?

Çıplaklık ahlaksızlık değil, özgürlüktür. Cinsellik ayıp değil, doğal ve temel bir ihtiyaçtır. Var mı itirazı olan?

Kim ki yobazlara prim veriyor, asıl demokrasi katili onlardır. Çıkarınız için bile yapmayın bunu, şımartmayın şunları!

Varsa da sayfamda ekli bir yobaz; defolup, miktirolup gitsin!

Doğu toplumlarının en büyük zafiyeti, dinden bilime geçememeleirdir!

Bir arkadaşım diyor ki, ben hem dine inanırım, hem bilime. Olmaz böyle bir şey. Bilime inanmak, onu okuyup öğrenmektir. Eğer bilime inanırsan, okyup öğrenirsen; ortada din diye bir şey kalmaz ki! Tabi akıl ve mantık çerçevesinde düşünebilme kapasiten var ise!

Dini konuşmak, tartışmak, hatta karşıtı olmak falan ne bir tabudur, ne de dine bir hakarattir. Bu da böyle biline!

Eşcinsel ve ateist biri olarak düşüncelerimi beğenmeyenler de, paylaşımlarımın altına karşıt yorum yapmak yerine sayfamdan çıksın!

Gerçekten cahillere, yobazlara tahammül edemiyorum! Yaa onların seçimleri yüzünden bilim dergileri pahalandı!

***

"Kaybolmuş"un klibi Chrstina Aguilera'nın "Beautiful" şarkısınınki gibi derin. Bana göre sen, bu ülkenin; Madonna, Christina Aguilera ve Miley Cyrus gibi isyanısın. Çok teşekkür ediyorum isyanımızın sesi olduğun için. Ömrümden ömür veriyorum kabul edersen. Biz değiştiremedik bir şeyleri; ama sen sanatınla farkındalık yaratabilecek bir güçtesin. Evren seni korusun!

Şu da biline ki, hangi amaçla gelmişlerse gelmiş olsunlar, ben ülkemizdeki yabancılara karşı değilim. Yeter ki yobaz olmasınlar. Çünkü gezegene sınırlar çizip, insanları kategorileştirmek kadar aptalca bir şey olamaz bana göre. Demokrasi olsun, vicdan olsun, insnalık olsun, anlayış olsun, hoşgörü olsun, huzur olsun ama kim nerede yaşamak isterse, orada yaşasın. Hiç kimse, hiç kimseden ayrıcalıklı gelmiyor bu dünyaya. Yeter ki hadimizi bilelim, birbirimize zarar vermeyelim, birbirimizin özgürlüklerini kısıtlamayalaım, biribirimize karşı saygılı ve hoşgörülü olalım...

Mesela basit bir şekilde Suriyeli diye insanları küçümseyip ötekileştiriyorsunzu ya, gözümde bitiyorsunuz! Siz başkasının gözünde nesiniz biliyor musunuz, başkaları size hangi gözle bakıyor veya kendi konumunuzun farkında mısınız? Yalnız ayrımcı ve nefret yüklü olduğunuz kesin!

APLİKASYON NEDİR?

"Akıllı telefon ve tabletlerle uyumlu olarak kodlanmış ve özel tasarlanmış yazılımlara mobil uygulamalar denir. ... Mobil uygulamalar kullanıcıların hayatını kolaylaştırmak adına yapılmış olan uygulamalardır. Haberden banka işlemlerine, oyun, müzik ya da spor uygulamaları hayatı daha pratik hale getirir." diye tarif etmişler imternette. Araştırdım; 

"Aplikasyon"un Türkçe kaşılığı "uygulama"dır. Mesela Spotify müzik uygulaması bir aplikasyondur. Veya internet bankacılığı veya internet üzerinden size spor yaptıran bir programı, veya yemek tarif uygulaması, veya şifrelerinizi unutmamanız için bir not kayıt uygulaması, veya size sıcak gelişmeleri hatırlatan bir haber uygulaması, veya sesli kitaplar gibi gibi... Hatta uykunuzun en hafif olduğuanı belirleyip, sizi o anda uyandıran uygulamalar bile var. Aplikasyon diyince insnaların kafası karışabilir; kısaca internetteki hayatımızı kolaylaştıran uygulamalar, programlar diyebiliriz....

Kelli felli insanlar kalkıp da hala dış güçler, Amerika ve İsrail senaryoları falan diyorlar yaa, nasıl bir piskolojidir ki bu, zerre kadar anlayamıyorum. İçinde yaşadığımız toplumun eğitim düzeyi ve paralelindeki hayata bakış açısını gözönünde bulundurduğumda, dış güçler senaryosuna falan ihtiyaç yok ki. Orta halli bir kafa bile, istediği oyunu oynayabilir ki. Çünkü 20-30 liraya domates ve hıyar kuyruğuna girip şükreden bir kitle var. Daha çok şey söyleyebilirim de, bilen biliyor zaten. Bütün olumsuzlukların dış güçler değil de iç güçler tarafından olduğunu ben görebiliyorum da, bazıları niye göremiyor acaba; görmek istemiyor çünkü.

Kimse ölmesin evet, kadınlar, gençler... Ama eşcinsellerin ve transseksüellerin öldürülmesi kimin umrunda? Hiçbir gerçekliği olmayan heteroseksizmin dininin eşcinselliği lanetlemesi mi bunun sebebi? Nerde insan hakları, nerde insanlık, nerde vicdan..? Daha da ötesi ölmek için illa ki bıçaklanmak gerekmiyor, bedenin katledilmesi gerekmiyor; insanın kendisi olarak yaşayamaması da bir ölüm değil midir? İnsanın insanca, eşit ve özgür olarak yaşayamaması daha feci bir ölüm değil midir, bir katliam değil midir? Peki hayvanların bir mal gibi katledilmesi nedir? Duyarlı, vicdanlı olabilmek için sadece kendi canımızın yanması, kendi sevdiklerimizi mi kaybetmememiz gerekiyor? Düşüncelerimden dolayı beni linç edebilirsiniz. Hiç sorun değil. Biz eşcinseller, transseksüeller zaten milyon kere öldürülüyoruz, ne önemi var ki bunun..! Sizler eşcinsellerle dalga geçtiğinizde bile, bizlerin kaç kere öldüğünden haberiniz var mı?

Sizin hiç aşkınız, sevginiz elinizden alındı mı? Seviyorsunuz, aşık oldunuz diyee hiç ayıplandınız mı? Heteroseksüel ilişkiler davulla zurnayla kutsanırken, eşcinseller sevgilerini niye yaşayamıyor? Eşcinsellik toplumun % 90'ı tarafından istenmiyorken, eşcinseller yok sayılırken, yok edilmeye çalışılırken, bir suçluymuş gibi muamele edilirken, kimse bana kimsenin mağduriyetinden söz etmesin. O mağdur olanlara sorun bakalım, çocuklarının eşcinsel olmasını isterler miymiş, eşcinsellik hakkında ne düşünüyorlarmış? "Eşncinseller de insan ama kim ister ki çocuğunun eşicnsel olmasını" demek kadar vicdansızca, insafsızca bir şey olabilir mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder