14 Ocak 2022 Cuma

MAHALLE MOBİNGİ Mİ BU?

 Bunlar da benim keklerim. Normal unu şeker, yumurta, kabartma tozu ile karıştırıp, kaşık kaşık ayçiçek yağlı tavaya koydum, bir tarafı kızarınca diğer tarafını kızarttım, patates gibi yani. İnsanın 15 dakikasını alıyor. Lezzeti ise o muhteşem görünümlü keklerden daha mükemmel. Çünkü hissederek yapılmış bir kek. Yağını, kızarmışlığını hisssediyorsun. Adı mı; Nazlı! Onun usulünden çünkü. Basit ve öz! Ve içinden gelerek sevgiyle yaptığın için samimi bir kek!

Sokak hayvanları için yardım kampanlayaları başlattım ama birkaç tanıdık kişi dışında kimsenin umrunda olmadı. İnsanlar o kadar duyarsızlar ki, insanın vicdanlı olması bazen salak gibi hissettiriyor kendini. Yardım kampanyaları yapıp da amacına ulaşanları da görüyorum. Demek ki çevre edinmek falan gerekiyor. Oysa benim insnalara gösterebileceğim gerçekliğim ve samimiyetimden başka hiçbir şeyim yok. Hiç kimsenin istediği gibi olamam ki...

MAHALLE MOBİNGİ Mİ BU?

Bugün, yani 13 Ocak 2022 tarihinde saat 16:00 civarında, kaldığım mekanın önünde iki kişinin saldırısına uğradım. Önce bir kişiydi. Bana kendisiyle gelmemi istedi. Saldırı olacağını anladığım için gitmedim ve ne söyleyeceksen burada söyle dedim. Neymiş, binalarının avlusunun içine girip sokak kedilerine mama veriyormuşum. Oysa 29 Kasım'da Emek Caddesi'ndeki kahvehanenin önünde sivil polisler tarafından gerçekleştirilen yaşadığım dayak olayından sonra ben sokak kedilerine mama vermeyi bıraktım. Sadece herkesin bıraktığı iki sokak lambasının dibine mama bırakıyorum. Sesli tepki gösterince bunlar iki kişi oldular ve ikisi birlikte saldırmak istediler. Ben kaçtım ve karşı apartın kapısının arkasına geçtim. Israrla bana binalarının içine mama koymamamı söylüyorlar. Koymadığımı söylüyorum, koyduğumu ispat edebilir misiniz diyorum? Kamerada gözüküyorsun diyorlar. O zaman polis çağırın, kamarayı da izlettirin diyorum. Sonra mahalledeki bir kadın geldi kurtardı beni siz ne yapıyorsunuz diye. Herkes pencereden bakıyor ama kimseden tık yok. Lanet olsun insalığınıza. Hatta benim sesimden rahatsız olmuşlar, onlar da aşağıya inip döveceklermiş beni. Sonra bana saldırmak isteyen bu iki kişi, 29 Kasım'da önünde dayak yediğim ve herkesin seyrettiği Emek Caddesindeki kahvehaneye girdiler. Durum bundan ibaret. Bugün yaşadılarımın da, 29 Kasım'da yaşadıklarımın da tesadüfü olmadığını, arkasında planlı ve kasıtlı bir hayvan düşmanlığının yattığına inanıyorum. Çünkü ben spor dışında evinden çıkmayan, 52 yaşında olduğum için de olayları bu noktaya getirecek kadar olumsuz hiçbir kimseyle, hiçbir muhataplığı olmayan bir kişiyim. Diyebilirsiniz ki git polise şikayetçi ol. Önceki olayda Ankara, Vvalilik, Karakol her yere şikayetçi oldum. Hiçbir şey hakedemeyeceğim gibi, daha ifitraya bile kurban gidebileceğime inanıyorum. Mesela bugünkü olayda iddia edildiği gibi ben kimsenin binasının önüne mama koymuyorum ki? Ama buna rağmen bizim binamızın önüne mama koyuyorsun, koymayacaksın diyorlar. Yani bir şey anlatamıyorsun, çünkü anlamak istemiyorlar, çünkü yalan söylüyorlar. Sanki suçluymuşum gibi kendimi aklamaya çalışmak kadar aptalca bir şey olabilir mi? Belki de/büyük ihtimal sokak kedilerine mama veren bir kişi olduğum için mahalle linciyle karşı karşıyayım. Mahalledeki kediler kaç gündür yağan yağmurdan mamaları ıslandığı için üzülürken, dün gece mamaları yağmurdan korumak için kendimce önlemler almaya-mamaları yağmurdan koruyacak şekilde kedi evleri yapmaya çalışırken, yaşadığım saldırı olayları akıl almaz şeyler ve kabul edilebilir bir durum değil. Lanet olsun diyorum ve başka da hiçbir şey demiyorum. Yazıyı yazarken, kapımın zili çaldı. Acaba az önce saldıranlar baskına mı geldi diye korktum. 100 metre ötedeki H... hanım kediler için tavuk haşlamış da onu getirmiş. Sanki yasak ve suç sayılabilecek bir şey yapıyormuşuz gibi sessizce konuşuyoruz. Çünkü onun da ev sahibi onu, kedilere baktığı için evden çıkarmak istiyor ve o da gizli gizli dağıtıryor sokaktaki kedilere mamaları. Korktuğu için de bana getiriyor, sen dağıtıver diye. Ne hallere geldi Türkiye!

***

Anam da böyle tavada 5 dakikada pişi yapardı... Bugün ikinci hamur işim... Sabahkinin şekersizi de diyebiliriz.

İçinde yaşadığım kültürün insan tipini söyle deseler; her şeyin kendi kafasına göre olmasını isteyen, olmayınca şiddete başvuran!

Sevgi, vicdan, insanlık, anlayış, akıl, mantık, eşitlik, özgürlük, demokrasi, hak-hukuk vs. kavramlarıyla o kadar ters bir coğrafya ki... Yorganın altına girip çıkmayasım geliyor.

Her geçen gün Korona'yı çok seviyor, ona çok şükrediyor, daha beterini diliyorum!

Evren, katil olup olmama konusunda, 52 senedir sabrımı mı sınıyor?

Hayatta hiç aksiyon, adrenalin istemeyenlerden biriyim; o yüzden mi çekiyorum belayı; zıt kutu çekimi dedikleri bu mu acaba?

Bi' rahat bıraksınlar artık beni evrenim. Hatta arayıp sormasınlar, hatta görünmez ve bilinmez olayım!

Melissa Varga Fenerbahçe'ye döndü. Voleybol sahaları şenlenecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder