Mor renk zerafeti, nezaketi, saygınlığı, anlayışlı olmayı, maneviyatı, sakinliği ve huzuru, yüksek idealleri ve düşünceleri, hayal gücünü, istikrarı, ruhun dönüşümünü sağlayan yüksek bilinci, beden ve ruh arasındaki dengeyi, aydınlanmayı, gerçekçi olmayı, aklın ve duyguların uyumunu, egodan ve hırstan yoksun olunması gerektiğini, bencil olunmaması gerektiğini, şeffaflığı, yaratıcılığı ve ilhamı, özgürlüğü temsil eden ve sevgiye ilham veren genellikle filozofların rengidir ve neredeyse erdemli olmak mor renk demek olduğu için bu rengi ben de çok severim. Bugün tenisten dönerken bir evin bahçesinde açmış mor zambakları (Gerçek adı köy dilinde Ulfar, Latince İris, Türkçede Süsen çiçeği. Zambak, benzer bir çiçek olup, Ulfar için de kullanılmaktadır.) görünce paylaşmak istedim. Hayırlı Perşembeler!
Not: Bu çiçeğe bizim köyde aslında Ulfar derler. Şehirde Zambak dendiğini öğrendim. Oysa Zambak buna bezer ama başka bir çiçek. Ulfar dediğimizin gerçek adı literatürde Latince olarak İris, bizde ise Süsen imiş...
Karşınızdakinden negatif elektrik alıyorsanız, bunun, önyargılarınız ve cahilliğinizin kötü bir yansıması olabileceğini unutmayın!
Hayatım boyunca herkese ve her şeye pozitif yaklaşmışımdır. Hiç kimse bana Halil bana şu kötülüğü yaptı diyemez, diyenler iftira atıyordur ve ispatlayamazlar. Eğer kötü karşılık veriyorsam, bu, iyi niyetimin suistimal edilmesi sonucu, kendimi korumak adına karşı tarafın haddini bilmesi içindir. Ve gerçektem % 99.99'unun negatif enerji yüklü olduğu bir ortamda sabırlı olmak çok yüksek performans gerektiriyor. Kolay gelsin!
Heteroseksist ve homofobik bir dünyada eşcinsel dostluğu diye bir şey olmaz. Lütfen o kadar safdilli olmayalım. Çünkü o sistem böyle bir dostluğa, eşcinselliğe hoşgörüye izin vermez. Eğer bir eşcinsel olarak size iyi niyetli yaklaşıyorlarsa, sizin eşcinselliğinize değildir bu; Sizden maddi manevi bir şekilde faydalandıkları içindir. Eğer gücünüz olmasın, sizi itin köpeğin rezili ederler. Eğer size seslerini çıkaramayıp sizinle hayatı paylaşıyorlarsa, bu sizin bir şeyleri başarmış olmanızdan, onlarla yarış içinde olabilmenizdendir. Eğer vasıfsız bir eşcinsel olursanız, size saygı duymadıkları gibi, sindirmek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Çünkü heteroseksist ve homofobik insanların kurgulanmaya müsait bir beyin yapıları vardır ve sistem tarafından beyinleri yıkanıp, sisteme uygun format atılmışlardır. Onun için eşcinsellere diyeceğim o ki, hayatta başarılı olun. Çünkü size zaten saygı duymayacaklar ama başarılarınız karşısında boyun eğecekler, en azından seslerini çıkaramayacaklardır.
Tanrı dediğimiz kavram, başka bir dünyada huzuruna çıkılacak bir mercii değil, Tanrı içimizde ve ben kendime layık olmaya çalışıyorum.
Ben, eğer eşcinsel olmasam, eşcinsel ilişkiyi laf olsun diye yaşayacak kadar geri zekalı birisi değilim ve aklımın farkındayım!
Dinleri toplumlar yaratmış. Hakikat doğada ve içimizde. O da gerçekçi ve dürüst olmaktır.
Tanrı, "hakikat"tir. Hakikat de gerçek demektir. Gerçek de doğanın kendisidir. Eşcinsellik de doğanın bir hakikatidir.
İçimizdeki eşcinsel arzuya, sevgiye, ateşe hayır diyemeyiz. İçimizdeki ateşle yanmamız gerekiyorsa da bu kaçınılmaz ve doğaldır!
Sevap denilen şey, yaşadığımız gerçek hayatta ne kadar mutlu olduğumuzla alakalıdır!
Her insanın içinde her türlü enerji vardır ve mutlu olmak için o enerji mutlaka karşılık bulup devreye girmek zorundadır.
Homofobinin mantıklı tek açıklaması, bastırılmış eşcinselliktir. Eşcinsellik ise doğanın DNA'sının özlerinden biridir.
Porselen gibi gergin suratın daha güzel ve estetik olduğunu kim söyledi size; kapitalist ve kozmetik dünya mı; kandırmış sizi!
Bırakınız yüzünüzde çizgiler oluşsun, etleriniz sarksın, saçlarınız-kıllarınız ağarsın dökülsün; yerin altında aynı şekilde çürüyo
Emine Şenyaşar. İki oğlu ve kocası İktidar Partili birinin korumaları ve ailesi tarafından öldürülüyor, bir oğlu hapse atılıyor. Öldürenler serbest bırakılıyor. Ve bu kadın şimdi adalet arıyor. Peki adalet nerede? Dağa mı kaçmış acaba? Yoksa yanmış, bitmiş kül mü olmuş?
Avrupa Birliği Parlomentosu, Avrupa Birliğini eşcinseller için özgürlük bölgesi ilan etmiş. Bu şu demek oluyor; homofobikleirn Avrupa Birliği ülkelerinde işi yok. AB diyor ki, "Eşcinsellik bir ideoloji, bir propaganda değildir. Kendiniz olmak bir ideoloji olamaz. Bu senin kimliğin, kimse onu asla elinden alamaz"
Hiç düşündünüz mü ben niye sürekli eşcinsellikten bahsediyoruım diye? Siz hiç gözünüzün üstünde kaşınız var diye ayrımcılığa, ötekileştirilmeye, saldırıya, şiddete, nefrete, öldürülmeye maruz kaldınız mı? İşte eşcinseller, sırf cinsel yönelimleri-eşcinsellikleri yüzünden bunlara maruz kalıyorlar. Tabi siz bunu anlayamazsınız; çünkü yanan sizin canınız değil ki. Hala siz eşcinselliğe hastalık dersiniz, günah dersiniz, sapıklık dersiniz... Tıpkı siyasiler gibi, tıpkı baştakiler gibi... Her insan eşit haklara sahiptir ama eşcinsellik yasal olarak tanımlanmıyor bile ki, sırf eşcinsellikleri yüzünden saldırıya maruz kaldıkları zaman, başlarına gelen nefret saldırısı olarak bile değerlendirilmiyor. Yani içinde yaşadığımız coğrafyanın yasaları eşcinselleri kapsamıyor. Eşcinseller bu yüzden hala insanca yaşamak yerine, insanlık dışı muamele görmeye devam ediyor. Özellikle geçen yıldan beri eşcinsellere olan karşıtlık tavan yapmış durumda. Şu anda iktidarın ilk hedefinde eşcinseller var. Devletin en üst mercileri bile eşcinselliği dillerine pelsenk etmiş durumda. Eşcinsellik bir propaganda olarak görülüyor ve devletin ağzı buna müsade etmeyeceğini söylüyor. Ne saçma bir şey; insan kendinin, doğuştan getirdiği kimliğinin propagandasını niye yapsın ki? Ben şimdi kendim olarak Halil'in propagandasını niye yapayım ki, bu bana ne kazandıracak ki, insanın yapısal özellikleri insani özellikleridir ve bu propaganda olamaz. Birey, ancak insanca yaşama hakkının mücadelesini verebilir ve eşcinsellerin yaptığı da bundan ibaret. Kişinin kendi olması, kendi gibi yaşama isteği ve mücadelesi propaganda falan değil, bir haktır ve her şeyin üstündedir. Ama hiç kimse eşcinselleri kaale almadğı gibi karşı çıkınca, eşcinseller de ellerinden geldiğince yaşam ve hak mücadelesi veriyor. Aslında bu konuda mücadele veren kişi sayısı o kadar az ki... Çünkü eşcinseller sindirilmiş vaziyetteler ve korkuyorlar. 90'lı yıllarda filizlenen eşcinsel hakları hareketi Türkiye'de kendini epce gösterdi ama hukuksal anlamda bence yol almış sayılmz. Çünkü yazılı olarak hiçbir kazanım elde edilmedi. Dediğim gibi daha yasalarda bile eşcinsel kelimesi geçmiyor ve eşcinsel kelimesi geçen İstanbul sözlşemesi bu kelime yüzünden iptal edilmek isteniyor, gökkuşağı bayrağı ve şemsiyesi taşıyan insanlar terörist muamelesi görüp tutuklanabiliyor. Lafı fazla uzatmayacağım. Neredeyse 30 yıldır bu konuda elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışıyor, özellikle blogger ve sosyal medya sayesinde, internet gazateciliği sayesinde falan 12 senedir daha faalim. Yaşım olmuş elli ama bu mücadeleyi yılmadan istikrarlı biçimde sürdürecek inanın hiç kimse yok. Ben, 80 milyonluk ülkede bireysel anlamda blogger olarak falan, bu konuda yazıp çizerek bir şeyler yapmaya çalışan benden başka istikrarlı tek bir kişi bile göremiyorum. İnternet sitesi ve dernek olarak bir Kaos GL var, diğerleri de sanki formalite gibi. 1 Mayıs gibi günlerde ele bayrak alıp sallanarak bir şeyleirn değiştirilemeyeceğini de gördük, anladık. Ben özellikle 20 yıllık iktidar sürecinde yetişmiş neslin eşcinsel hakları konusunda çok da bilinçli olduğuna inanmıyorum; çünkü bir hareket göremiyorum bu anlamda. 90'lı yıllarda mücadele etmeye başlayanlar 50 yaşına geldi ama hala bayrağı devredebilecekleri hiç kimse yok. İşte bu yüzden, bu konuda bir şeyler yapmaktan vazgeçemiyorum...
Sosyoloji bölümü akademisyenlerinen biri, "Arkadaşlar LGBT nedir ya? Böyle bir şey olabilir mi arkadaşlar?" demiş. E var. Var işte. Milyonlara eşcinsel yanılıyor olamaz. Tek ben bile eşcisnelliğin bir gerçeğiyim. Bir de sosyolog olacak bu şahıs. Hayatın gerçeklerini yok sayan bir insan, nasıl akademisyen olabilir ki? Öğrencilerine eşcinsellik yok, bu bir ahlaksızlıkk diye mi öğretecek? Aynen!
Cumhurbaşkanı, İnsan Hakları Eylemi Planı'nı açıklamış. 3. ilke diyor ki, "Din, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, inanç ve düşünce temelinde ayrımcılık söz konusu olmaksızın herkes hukuk önünde eşittr." TABİ EŞCİNSELLER HARİÇ. Çünkü maddede eşcinsellik ibaresi yok. Hatta Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı, "eşcinsellik propagandası yaptırmayacağız" diyerek, devletin eşcinsel karşıtlığının altını çiziyor. İçinde eşcinsellerin olmadığı bir insan hakları planı, nasıl insan hakları planı oluyor acaba? Eşcinseller insan değil mi?
https://www.sozcu.com.tr/2021/yazarlar/ismail-saymaz/eylem-planinin-ilk-haftasi-6306892/
İnsanlar, alışageldiklerinin dışında bir farklılıkla kaşılaşınca, hemen tuhaf bulup karşı çıkıyorlar. Mesela sadece kadınların etek giymesi doğanın bir kanunu değil ki; heterokapitalist sistemin bir dayatması ve sömürüsü. Erkek egemen yapı sosyal rol planlıyor, kapitalizm üzerinden de sömürü yapıyor, koşullanan toplumlar da dayatılan bu kültür dayatmasını ilahi bir adaletmiş gibi ayıla bayıla yaşıyor. Şu anda insnalığa dayatılan kültürel kaideler olmadan insanlar daha özgür ve de huzur içinde yaşar biliyor musunuz? Şu erkekliği kadınlığı falan da silin kafanızdan. Eğer silemiyorsanız, sistemin "cinsiyetçi aile kavramı" yerle bir ediliyor feryadını destekliyorsunuz demektir.
İnsanların ne dedikleri başkalarına daha büyük zarar verse de, kendilerine de çok çok büyük zararlar verir. Tabi kazanca, zarara ner'den baktığınla alakalı bir şey bu. Şimdi muhafazakar toplumlarda eşcinsellik ayıp, günah, hastalık falan dersen, bu karşıtlık eşcinselleri öldürebilecek boyutta zarar verebilir ama içinde yaşanılan coğrafyaya da daha büyük zarar verir. Şimdi teknolojik ve bilimsel 21. yüzyılda Avrupa ve Amerika gibi gelişmiş toplumların, eşcinsel karşıtı homofobik toplumlara bakış açısının hiç de olumlu bir etkisi olmayacaktır. Batı dönüşüp değişirken, gelişmişliği lanetleyip bu ilerlemenin dışında kalmak, geleneksel toplumların hiç de yararına olmayacaktır. İnsani gelişmişlik sıralamasında 150. sırada olmak gericilere karşı bir şey ifade etmeyebilir, içinde yaşayan toplum da bu durumu içselleştirdiği için iyi veya kötünün de çok da farkında olmayabilir ama birazcık gerçekçi gözlerle bakarsak, Batı ile aramızdaki sosyo ekonomik veya insani gelişmişlik arasındaki seviyeyi görebiliriz. Zorda kalınca içinde yaşadığımız durumları kötüleyip, sonra muhafazakar milliyetçiliğimiz tutunca da Batı'yı kötülemek hiç de tutarlı bir şey değildir. Gerçekleri görmek için insanların yaşama standartlarına bakmak gerek. Batı aya seyahate çıkacak neredeyse, biz ise açlık sınırının altında yaşıyoruz. Ve biz hala bilimsel hakikatlere gözlerimizi, kulaklarımızı kapatmışız ve kişilerin doğuştan getirdikleri eşcinellik gibi yapılarına günah, sapıklık diyerek, bu konuyu bir numaralı gündem haline getiriyoruz, iktidar siyasi olarak ne zaman zorda kalsa, homofobi üzerinden tribünlere oynuyor. Çünkü halkın hassas noktası din ve ahlak, eşcinsellik de bu unsurların nefret malzemesi. Sen manevi inancı gereği günaha inanabilirsin ama insan haklarının birincil unsur olduğu günüüz dünyasnda günah diye bir şey yoktur. Günah kişinin özelini bağlar, pratik yaşamı değil. Ve hiçbir bilimsel ve sosyolojik değeri olmayan "eşcinsellik aileyi çökertiyor" gibi safsatalarla insanları kandırmak da çok embesilce bir şey. Aile kurmak isteyen kurar, eşcinselliğe bundan ne? Ne kadar dayanaksızca ve kandırmaca laflar bunlar. Geçiniz artık bunları. Siz bir insanın yapısına veya isteğine uygun insanca yaşama isteğine saygı duyuyor musunuz, duymuyor musunuz; olaya oradan bakın. Heteroseksist ve homofobik bir sistemde, eşcinselliğin ne öyle aileyi çöketme gibi bir gücü olabilir, ne de bir niyeti. Şimdi bir eşcinsel olarak, benim, kurulacak heteroseksüel aile kavramıyla ne işim olabilir ki? Bana ne sizin hangi cinsel yönelimle aile kuracağınızan. Çocuklar mı özeniyor eşcinselliğe; özenilerek eşcinsel olacağına kargalar bile gülmüyor artık; çünkü çok saçma. Bir insanda eşcnsellik varsa vardır, yoksa yoktur. Sizin derdiniz, eşcinsel doğan insanların, eşcinsel olarak kendilerini ifade etme isteklerinin, sizin inancınıza ters düşmesi; siz istiyorsunuz ki, eşcinseller eşcinselliklerini tutsunlar, heteroseksüel olsunlar. Çünkü beyniniz homofobiye programlanmış ve homofobinize eşcinsellik günah, hastalık gibi bahaneler yaratıyorsunuz. Biraz mantık; dünyanın bütün eşcinsellerini toplayıp yaksanız da, gene heteroseksüel ilişkilerden eşcinsel çocuklar doğacak. Ve gelişmiş bir dünyda siz eşcinsellere karşı bir şey yapamayacaksınız. Tarih siz homofobikleri, aynı cadı avcıları gibi gericiler olarak hatırlayacak. Kazancınız da, masum insanlara zarar vermiş olarak toprağın altında çürümüş olmak olacak. Çünkü öyle eşcisnellik günah ve de eşcinsellerin olmayan başka dünyalarda hesap verme gibi durumları söz konusu değil. O sizin kafanızın yobaz ilkel bir üretimi. Dünya çok tanrılı dinlerden, artık akıl ve mantık çerçevesinde bir yaşama doğru gidiyor. Siz hala eşcinsellik bir proje, eşcinsellik bir propaganda diye yaygara koparın durun. Komik bile değilsiniz gerçekten.
Ben muhafazakarlığı, ahlakçılığı, farklılığa karşıtlığı falan en dip dogmatizmden farklı bulmuyorum. Çünkü hepsi de bir darlığı, özgürlük karşıtlığını barındırıyor. Size ters gelen şeyler, sizin de bir koşullanmış olduğunun göstergesi. Şöyle de bir gerçek var; bazı insanların tutucu çoğunluğa benzememesinin nedeni sadece farklı yapıda olmalarının yanı sıra, artık kendilerini gerçekleştirebilmek için ikame ifade şekilleri geliştiriyor olabilirler. Çünkü kendilerini doğal olarak ifade edemeyince, kendilerini kabul ettirebilmek için sisteme yakın farklı ifade şekilleri kaçınılmazdır. Sen ne kadar ben haklıyım, benim dediğim doğru, benim dediğim olacak diye baskı yaparsan yap, bastırılan ister doğal veya doğru şekilde, ister farklı versiyonlarla ikame şekillerle PÖRTLER, pörtler..; doğada varolan bir şeyi bastıramazsın. Çünkü doğanın bir yapısı vardır. Doğayla savaş olmaz. Çünkü bu, kendinle savaştır; üstelik kazanamayıp, kaybedeceğin. Hadi Güneşle savaşın sıkıyorsa; eşcinselikle savaşmak da işte böyle aptalca!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder