Önce bayat ekmekler yumurtalı ekmek yapılır(tavada kızartılarak), sonra ıspanaklar tavada yumurtayla kavrulur, yanında peynir ve çay ile kahvaltıya dönüştürülür.
Ispanağın kıvamında olması için, kesinlikle kavurup yumurtaları ondan sonra kırma işlemine girmeyin. Ispanakları ve soğanını ve yağını, tuzunu koyduktan sonra harmanlayın, ve yumurtaları ıspanak çiğ iken kırın ve yumurtalar pişinceye kadar ıspanaklar tam kıvamında pişer. Önceden kavurup yumurtaları üstüne kırarsanız, ıspanak çamur gibi olur. Ve de yumurtaları kırdıktan sonra çok karıştrımayın, çatalla yumurtaları hafifçe dağıtmanız yeterli. Ama yumurtaları çiğ de bırakmayın.
Not; Peyniri yanında değil, ıspanağın üzerine de dilimleyebilirsiniz...
AFİYET OLSUN!
Not 2: Yemeklerime Çin usulü dememin sebebi, çok pratikleştirdiğim için mantığa dayalı olarak 5 dakikada yaptığımdan; yoksa ucuz ve kalitesiz olmasıyla hiç alakası yok.
11 Aralık facebook notlarım
Abimin Koronavirüs'ten ölmesiyle ilgili ve herkesin Koronavirüs ile ilgili bildiği bir gerçeği hatırlatmakta fayda görüyorum. Koronavirüs'ten ölen diğer yakınlarımda ve ölen diğer Korona mağdurlarında da durum hemen hemen aynı. Her şey kişinin bağışıklık sistemi ve vücudunun direnme gücünün hastalığı alt edip etmemesiyle alakalı. Elbette Koronvirüs olmasaydı, çeşitli rahatsızlığı olanların hayatlarına devam etme ihtimalleri olacaktı ama hayat böyle bir şey işte. Bütün yaşadıklarımızın bir bahanesi olacak elbet; adına ister kader diyelim, ister ihmalkarlık, ister kaçınılmaz son... Yanlış anlaşılmasın ama ben canlı ölümlerini veya doğumlarını, doğadaki bitkiler dahil tüm canlıların ölümünden veya doğumundan farklı görmüyorum. Tabiatın kanunu, kuralı bunlar; öülmler, doğumlar. Yani tabiatın bir yenilenme süreci. Yani tabiatı ayakta tutan bir yenilenme süreci. Sonbahar olacak ki, İlkbahar da olsun. Yapmamız gereken, hayatımızı akıl ve mantık çerçevesinde huzurlu ve sağlıklı bir şekilde yaşayabilmek. Yoksa sonunu bildiğimiz ve değiştiremeyeceğimiz gerçekler var; ölüm gibi, doğum gibi... Abim diyaliz, şeker, tansiyon, solunum ve dolaşım bozuklukları olan engelli 72 yaşında bir kişiydi. Korona'ya direnememesinin gerekçeleri vardı kısaca. Ama tabiki de insan gene de böyle olmamalıydı diyor; yani bazı gerçekleri kabul edemiyor...
Dün sosyal medyada kadınları taciz ettiği iddia edilen bir adam, avukat bir kadın tarafından ifşa edildiği için intihar etti. Az önce de eşcinsel olmama rağmen ben de sosyal medyada BİR KADIN tarafından tacize uğradım. Amacının ne olduğunu bilmiyorum; yoksa kala kala, bana kalmış olacağını sanmıyorum. Cevap bile vermedim. Şimdi bu kadını ifşa mı etmem gerekiyor. Eşcinsel olduum içinse, o kadar hakaret ve küfüre maruz kalıyorum ki... Niye ifşa etmiyorum. Çünkü kötüye kötülükle ve de ona herhangi bir şekilde zarar vererek cevap vermek bana göre değil. Ben insnaların hayatlarına falan sebep olarak, ömür boyu vicdan azabıyla yaşayamam. Bir suçun hukuki cezası ne ise, resmi yollardan yargılansın. ben böyle düşünüyorum. Dün o adamın intiharına sevinen kadınlar vardı. Bakınız, sosyal medyada, başta Twitter olmak üzere, vajen etlerini sergileyip, fuhuş yapan kadınların erkeklere cesaret vermesini, taciz gibi saldırılara zemin hazırladığını ve bu yüzden kadınlar da bir o kadar suçlu diye düşündüğümü zannetmeyin. Taciz yanlış ise yanlıştır ve suçtur ama dediğim gibi buna cezayı yargı vermeli... Vermiyorsa da verdirilmeye çalışılmalı. Bazıları kızsa da ben böyle düşünüyorum... Twitter'a bir bakayım dedim, 1 numarada #ifşa tag'i. kadınlar sergiye çıkmışlar...
Koronavirüs aşısı yapılmaya başlanınca, ben yaptıracak olanlardanım. Antikor beni öldürecekse eğer, Korona hayli hayli öldürür!
Hayatta o kadar çok şeye güvenip yanılıyoruz da, virüse karşı bağışıklık kazandıracak antikora mı güvenmeyeceğiz?
Hadise, Kaan'dan ayrılmış, millete dert olmuş. İnsanlar her gece ayrılıp yeni kavuşmalar yaşıyor; aşk, sekstir çün
Müzik ruhun, duyguların anahtarı. Dans ise duygularımızın beden üzerinden müzik eşliğinde kendini gerçekleştirmesi...
Hayatta herkes bir acıyla sınanıyor mu acaba? Ben kediler aracılığıyla vicdanımla sınanıyorum. O kadar acı çekiyorum ki onların hastalanmalarına, ölmelerine... İnsnalara bile asla o kadar değil... Hani çektiğim acıya taş olsa dayanamaz; o kadar çok acı çekiyorum. Doğanın bir gerçeği diyemiyorum duruma. İnsanlar gibi güçleri yok ki bu hayvanların, koşulları insanlar gibi iyi değil ki... Hayattaki en büyük isyanım, tabiatın kedilere karşı adaletsizliği...
Heteroseksüeller homofobiden kurtulmak için eşcinsel ilişkiyi deneyimlesin ama eşcinsellerin heterofobisi olmadığı için, heteroseksüel ilişkiye ihtiyaçları olamaz. Çünkü onlar zaten heteroseksist zorunluluktan dolayı, mecburen heteroseksüel evlilik falan gerçekleltişrmek zorunda kalıyorlar...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder