28 Ekim 2018 Pazar

Hayat paylaşınca daha güzel!


İnsanlar ne kadar kabul etmese de, gerçekten ayrımcı ve kendi çıkarına uygun şekilde ayrıcalıklı davranıyor. Bencilliğin olgun olamamanın kuralı bu. Oysa anlayabilsek karşımızdakini, onun yerine koyabilsek kendimizi-empati kurabilsek, koşulsuz, şekilsiz ve önyargısız sevebilsek, belki daha hoşgörülü davrana bilriz karşımızdakine. Ötekileştirmenin acımasızlığını anlayabilmek için öteki olmak da yetmiyor ne yazık ki. Çünkü zaten hiyerarşik sistemde hepimiz birbirimizin ötekisiyiz ve belki de ötekileştirilmenin acısını ötekileştirerek çıkartıyoruz. Heteroseksüeller eşcinselleri, erkekler kadınları, yerliler yabancıları, beyazlar siyahları, insanlar hayvanları, bürokratlar vatandaşları, bir din diğer dini, vesaire aşağılıyor, dışlıyor, ayrıştırıyor... Oysa herkes, her şey bir bütünün parçası; zincirin halkalarından biri olmazsa hayatın anlamı doğal bir şekilde olmayabilir. Vasıflar mıdır insanı bir diğerinden, veya hayvandan üstün kılan? Vasıflarla varoluş gerçek bir varoluş mudur, insanca varolamamanın zayıf noktası mıdır? Bence ikincisi. Çünkü eşitlikçi, özgürlükçü, adil, demokratik, anlayışlı, duyarlı, vesaire bir varoluştan; hiçbir varoluş daha değerli olamaz. Ben doğduğum günden beri hayvanları insanlardan ayırmadım. Şehrimize yabancılar gelmeye başladı; bir öteki olarak onlara yardımcı olmak bir duyarlılık mselesi, bir insanlık meselesiydi benim için. Hiçbir zaman bu yabancıların ne işi var ülkemizde demedim kulağıma geleneler gibi. Çünkü ben hep gurbetçilerimizin Almanya'da nasıl aşğılandıkları ve dışlandıkları hikayelerini dinledim, ülkemizdeki etnik ayrımcılıklara şahit oldum, yeri geldi canım yanınca ben de mesafe koydum bazı kesimlere canım yanınca öfkemden dolayı. Oysa farklılık; bir zenginlikti, hayatın farklı taraflarının bir öğreticisiydi, yardımlaşmayı ve halden anlamayı falan öğretiyordu, başka bir kültürün başka bir kültürde ne demek olduğuna şahit olmamızı sağlıyordu. Şehrimizde epeyce farklı ülkeden insan yaşıyor son dönemler itibariyle ama İranlılarla daha çok iletişim kurmak zorunda kaldım. Çünkü LGBTİ kesiminden olmaları, spor olarak falan sosyalleşince daha çok karşılaşmam, onların da muhafazakar bir ortamdan kurtulunca daha çok görünürlüğe ihtiyaç duymaları falan onlarla daha çok temas kurmama sebep oldu. Belki de birbirimize benziyorduk ve o yüzden hızlı bir kaynaşma yaşadım onlarla. Zorda kalan insan, bir el uzatıldığı zaman sımsıkı yapışır ona. Hani güvenecek bir dalın olmaz ama bir tatlı söz bile dağ gibi gelir ya insana.. İşte İranlılara sıcak bir adımım, onların da bana bin adım atmasına sebep oldu hep. Oysa sadece yapıma uygun şekilde davranıyordum içimden geldiği şekilde ve hiçbir beklentim olamazdı onlardan; hayatta hiç kimseden bir şey beklemdiğim gibi, beklemeyeceğim gibi.. Lafı fazla uzatmaya gerek yok; keşke birbirimize karşı ayrımcı değil de anlayışlı olabilsek, çıkarsız yaklaşabilsek, önyargısız yaklaşabilsek, herkese karşı eşitlikçi davranabilsek, hayatı herkesle paylaşabilsek... Bir şey kaybetmeyeceğimizden o kadar eminim ki; Aksine dostluk kazanacak bu sayede, barış kazanacak, sevgi ve saygı kazanacak, insanlık kazanacak... Bugün gene kaybettik bir şeyleri hayatı farklılıklarla, ötekileştirdiklerimizle paylaşmayarak; üzdük en azından onları, kalplerini kırdık bir marifetmiş gibi, kabalık yaptık; başımızı yastığa huzurla koyabilecek miyiz acaba bu gece? Ben değil, bunu yapan ben olmadığım halde..!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder