31 Mart 2024
Homofobiyi hiç tınlamıyorum elbette. Işığın yansıması, doğanın renkleri, teneffüs ettiğimiz oksijen gibi hayatın bir gerçeğinin anlaşılamayan cahilliğine gülüp geçiyorum. Ben eşcinselliğimi çok sevdiğim için, insanların hangi dille olursa olsun eşcinselliğimi hatırlatması içimi bir hoş ediyor. Bazen tepki veriyorsam, hadsizlere hadlerini bildirmek için. Yalnız şöyle bir gerçek var, homofobiklerin cahilliği midemi bulandırıyor. İtiliyorum gerçekten. Suratlarına bakınca, mikroskopla büyütülmüş mikrop gibi geliyorlar..
İnsanlar benim hurafik düşünmeyip sadece bilimsel gerçekler doğrultusunda yaşamama deli gözüyle bakabilir; akıllılık deneysel gerçekliği olamayan şeylere inanıp hayatı yalanılamaz hale getirmek mi? Teşekkürler, almayayım... Akıl ve mantık dışı şeylere inanacağıma, oturup klasik müzik dinlerim!
30
10 bin lira emekli maaşı alıyorum; yarısı kedilere mama, çeyreği faturalara, çeyreği de bana gıda parası... Biriktirme, paylaş!
55 yaşına 40 gün kala hayatımın ilk enginarını yedim!
Eğer birileri sizi kandırıyorsa, kazıklıyorsa, iyi niyetinizi falan suistimal ediyorsa, tamam hakkınızı savunun ama çok da kafaya takmayın, çok da üzülmeyin. Eğer kalbinizi-iyi niyetinizi bozmazsanız; evren sizi mutlaka görür; size 1 kaybettirenler siz görmeseniz de Bin kaybedebilir, evren de size kaybettiklerinizin 20 katını verir. Ben bunu yaşadım, yaşıyorum, bunu bilirim... İnsanlar karşılarındakini kazıklayarak kazandıklarını zannederken, aslında insan kaybediyorlar, itibarlarını kaybediyorlar, onur ve şereflerini kaybediyorlar... Teşekkürler evren ve bu evrene güzellik katarak hayatı yaşanılır kılan tüm insanlar...
Ölmeden önce çok şey istemiyorum. Dijital çağ bitiyor artık, beyin- net dönemi başlıyor. Bütün verilerin saklandığı çip yerleştirilmiş bir kafa, yaşlanmanın durdurulması veya robota beynimin aktarıldığı yapay zekanın olması gerektiği gerçek nokta, zaten iletişim artık bilgisayar gibi makineler olmadan direkt beyinler arası olacak, bir de yaşadığımız simülasyonun birer karakterleri olarak bu mekanizmanın nasıl işlediğini bilmek. Çünkü bütün teknolojik gelişmeleri simülasyon karakterlerin bulduğunu zannetmek çok aptalca... Bunlara istinaden zamanda yolculuk dediğin ne ki? Artık savaşlar insan beyninin aktarıldığı robot insanlarla, insanların icat ettiği robotlar arasında mı olacak? Etnik kökenler arasındaki savaşlar ne kadar aptalca değil mi? Küresel ısınma falan simülatif bir korku mu acaba? Vicdan ne öyleyse? İnsan türünün çoğu aslında robotlaşmış, yani vicdanları alınmış uzaktan kumanda ile yönetilen karakterler mi? Çünkü insanların çoğu açlıktan isyan etmelerine ve mağduriyetlerine rağmen yaşasın sistem, yaşasın sefalet, yaşasın kölelik der gibi...
Homofobiyi hiç tınlamıyorum elbette. Işığın yansıması, doğanın renkleri, teneffüs ettiğimiz oksijen gibi hayatın bir gerçeğinin anlaşılamayan cahilliğine gülüp geçiyorum. Ben eşcinselliğimi çok sevdiğim için, insanların hangi dille olursa olsun eşcinselliğimi hatırlatması içimi bir hoş ediyor. Bazen tepki veriyorsam, hadsizlere hadlerini bildirmek için. Yalnız şöyle bir gerçek var, homofobiklerin cahilliği midemi bulandırıyor. İtiliyorum gerçekten. Suratlarına bakınca, mikroskopla büyütülmüş mikrop gibi geliyorlar...
İnsanlar benim hurafik düşünmeyip sadece bilimsel gerçekler doğrultusunda yaşamama deli gözüyle bakabilir; akıllılık deneysel gerçekliği olamayan şeylere inanıp hayatı yalanılamaz hale getirmek mi? Teşekkürler, almayayım... Akıl ve mantık dışı şeylere inanacağıma, oturup klasik müzik dinlerim!
10 bin lira emekli maaşı alıyorum; yarısı kedilere mama, çeyreği faturalara, çeyreği de bana gıda parası... Biriktirme, paylaş!
55 yaşına 40 gün kala hayatımın ilk enginarını yedim!
29
Hastanedeyim. Anlayışlı bir doktorlarla da karşılaşıyorum nihayet. Artık tecrübe de kesmiyor beni; anlayış ve geniş bakış açısı da önemli.
29
Hastanedeyim. Anlayışlı bir doktorlarla da karşılaşıyorum nihayet. Artık tecrübe de kesmiyor beni; anlayış ve geniş bakış açısı da önemli.
28
Lara Elmas kızım dün gece ben uyurken doğurmuş. İlk defa anne olduğu icin kayıp beneklerimiz oldu. Günahım çok büyük haberim olmadığı için. Boynumu alsalar gıkım çıkmaz. Yanıyorum kahrımdan... Lanet olsun bana. Günahkarım ben. Cehennem ateşi az bana...
Yarınki ıspanak tavsiyemiz... Börek yapma zahmetine girmeyin hiç. Ispanağı kavurun, kızarttığınız ekmeğin yarısının üzerine koyup, peynirli bölümle üstüne kapatın. Afiyet olsun... Köyden gelen ıspanağımız daha bitmedi. Bakalım diğer gün nesini yaparız...
Bugün hiç iyi değilim. Bugün ıspanaği yoğurtlu yiyiyoruz...
27
Bugün de ıspanakla renerji toplamaya devam ediyoruz... #ıspanak
26
Köyden gelmiş ıspanağı yumurta ve soğanla kavurup, gene köyde yapılmış kızarmış yufka üzerinde servis edip üzerine peynir serptim.. Dürüm yapıp yanında çay ile...
Sizi sinirlendiren, üzen, moralinizi bozan insanlardan uzak durun. Bunlar kardeşleriniz, anne-babanız, en samimi dostlarınız olsa bile. Çünkü onlar değişmeyecekler. Ben 2024'ten itibaren öyle yapmaya başladım. Telefonlarını ve sosyal medya hesaplarını bile engelledim. Çünkü insanın morali bozuldu mu, kendisine yapılan haksızlıkların öfkesi aylar yıllar bile sürebiliyor. Kimsenin bana, bunu yapmaya hakkı yok...
Köyden Hanım abam bana sarma sarıp göndermiş. Ben de pişirdim. Üzerine de yağda kavrulmuş salça sosu...
Aynı espri heteroseksüeller arasında yapılınca kan çıkıyorsa, eşcinsellere yapılan eşcinsel espri, espri değil homofobidir.
Eğer insanlar birbirlerine yapmadığı sözlü veya fiziksel saldırıları bir eşcinsel olarak size karşı yapıyorsa, bu bir homofobidir. Eğer bu yapılanları normal karşılıyorsanız, bu da insanlıktan nasibinizi hiç almadığınız gösterir.
Adaptasyon için değişkenliği ikiyüzlülük sanılan İkizler burcunun hiç yalan söylemeyen ve en dürüst burç olduğunu biliyor musunuz?
24
Dişi olmak böyle bir şey mi; bütün erkekler günlerdir başında bekliyorum...
Homofobik bir toplumda keşke eşcinsel olmanın zorluklarını, eşcinsellerin yaşadıkları sıkıntıları bilseydiniz, bilmek isteseydiniz. Bütün kapıların size kapalı olduğunu, ancak direnciniz varsa öyle ayakta kalabildiğinizi düşünebilir misiniz? Bu durum hayatın her biriminde böyle; evde, okulda, işte, adliyede, askeriyede, karakolda, hastanede, postanede, pastanede, sosyal yaşamda, ailede vesaire... Örneğin siz hiç erkek veya kadın olduğunuz için, gittiğiniz doktorun benim branşım değil diye size tedavi yazmak istememesiyle karşılaştınız mı? Tabiki de hiç kimse sen eşcinsel olduğun için sana hayır diyorum demiyor ama reddedilmenin gerekçesi yok ki. Siz hiç erkek veya kadın olduğunuz için, ailenin yüz karasısın, senden utanıyorum, toplumun yüzüne bakamıyorum dediğiyle karşılaştınız mı? İlla ki sen eşcinsel olduğun için demelerine gerek var mı, eğer açık bir eşcinselseniz? Engelliyseniz acıyarak da olsa yardımcı olmaya çalışabilirler, hayvansanız başınızı okşayabilirler, yaşlıysanız gene idare edilirsiniz, yabancıysanız o da insan diye bir şekilde kabul edilebilirsiniz, insanların farklı dinlerine-dillerine-renklerine bile alışabilirsiniz ama hiç kimse benim çocuğum eşcinsel olsa yanında dururum demez, size samimi şekilde kucak açmaz..; utanır sizden, sizi hasta-sapık-ahlaksız olarak görebilir; sadece sizi anlıyormuş-kabul ediyormuş GİBİ yapabilirler en fazla. Daha fazlasını yapmak istese bile, topluma sırtını dönme cesareti yoktur kişilerin. Çünkü kendisinin de eşcinsel zannedilmesinden korkar. Bütün bu anlattıklarım size hikaye gibi gelebilir; çünkü siz yaşamadınız ki... Oysa eşcinseller de insan; tek farkları karşı cins yerine hemcinslerini sevmeleri. Bunu da anlayamamak değil, anlamak istemezsiniz. Oysa milyonlarca eşcinsel yanılabilir mi? Çünkü varolan bir şey, gerçektir! Yanlış olan da, düzeltilmesi gereken de; gerçekleri kabul etmemektir. Anlayabiliyor musunuz ne demek istediğimi?
Bu sezonun son kuru fasulyesi mi acaba?
Kupa Şampiyonu olduğumuz için sevinelim mi, böyle bir kadronun doğru antrenör bulunmayıp ve yönetilemeyip Avrupa Şampiyonası'ndan elenmesine üzülelim mi?
VEDA!
Bu fotoğrafımı Behiç kardeşim(arkadaşım) çekmiş ameliyat sonrası ben uyurken. Yıl 2017. Görsel belgeler yıllar sonra daha bir anlam ve değer kazanıyor. Evden ayrılıp şehire Lise okumaya geldiğimde 14 yaşındaydım. Çalışmaya başladığımda 18 yaşında. 20 yaşında askerlik. Sonra emekli oluncaya kadar çalışma hayatı. Bu esnada Açıköğretim'den 5 üniversite bitirdim. 3 senedir de emekliyim. 3 ay sonra 55 yaşında olacağım. Yalnızlık benim yapıma uygun tercihim ama hayatta ne yaptıysam da hep yalnız yaptım. Kimse yanımda olmadı benim; ne çocukken, ne okurken, ne çalışırken, ne askerdeyken ne ameliyat olduğumda, ne de çok zor durumda kaldığım vesaire anlarda... Kim 5 kuruş para göndermiş bana askerdeyken veya okurken? Hep tek başına olduğum için hep güçlü oldum, kimseye muhtaç olmadım ve giderken de yalnız gideceğim. Ama hep onurumla yaşadım; çalmadım, çırpmadım, hak yemedim, yalan söylemedim, hep dürüst oldum, hep vicdanlı oldum, hep birilerine ve bir şeylere faydalı olmaya çalıştım. Yaptıysam bazı yanışlar, bunun da haklı sebepleri vardır. Durduk yere yanlış yapmam ben. Kimseye borcum yok, askerlik borcumu da ödedim, vergimi de ödedim. Hayatta kimseden beklentim de olmadı, bu saatten sonra da hiç olmaz. Ölünce de kimsenin haberi olmayacak, kimseye yük olmayacağım. Yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim. Eşcinsel, özellikle açık eşcinsel olduğum için çok büyük ihtimal yakınlarım ve tanıdıklarım benden rahatsız oldu, benden utandı, arkamdan dedikodumu yaptılar. Ben rahatsız oldum mu bunlardan; cahillerin dediğinden rahatsız olsaydım, bu dünyada yaşamaz, çoktan pes ederdim. Benden utanan ve rahatsız olan özellikle akrabalarıma diyeceğim şu ki, hani adımın bile anılmasını istemiyorsunuz ya kendinizle, bundan sonra siz de adımı bile anmayın, karşılaşırsak da birbirimizi görmeyelim. Siz ne zaman vardınız yanımda da; bundan sonra olsanız kaç yazar, olmasanız kaç yazar. Ben sizi çoktan sildim gönlümden zaten! Eğer birileri size beni soracak falan olurlarsa, hani utanıyorsunuz ya benden, "O bizden değil, tanımıyoruz..." dersiniz, geçersiniz! Keşke benim milyonda birim kadar ahlaklı olabilseydiniz!
Çok şey söyleyebilir ve yazabilirim ama cahillere karşı haklı olsam bile vicdanımın yara almaması için sitem bile etmemeyi, susmayı, irtibatı kesmeyi tercih ederim. Çünkü nezaketimi, nezaketsizliğe düşüremem. Ama samimiyetsiz ortamların oluşmaması ve kimse de zor durumda kalmaması için şunun da altını bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Sadece bilime, doğrulara, bilimsel gerçeklere inanan ateist bir eşcinsel olarak, tüm yakınlarım ve beni tüm tanıyanlar olarak eğer benimle yan yana durmaktan, hatta benimle isminin bile geçmesinden rahatsız olan varsa, benimle kontağı kesebilir, hatta geçmişe de bir sünger çekebilir. Şu kısa hayatta; kimse, kimseyi çekmek zorunda değil, kimsenin de kimseye minneti olamaz. Herkes kendi doğrularıyla yaşasın, başkasının yanlışlarına da bulaşmasın. Artık ben kendi dünyamda yaşayan bir insanım. Ama eğer yapabileceğim bir şey olursa da, vicdanımın kapıları elbette kapalı değil. Hayatıma bir şekilde dokunan herkese teşekkürlerimle...
23
Atıştırmalık açlığı yatıştırmak için 1 tabak sebze aromalı salçalı kıvırcık makarna...
22
2 gün önceden kalan baklayı da bugün pişirdim. Sondan başa doğru nasıl pişirdiğime bakabilirsiniz. Bu sefer yoğurdu sarımsaklı hazırlayıp bakladan önce tabağa koyup, üzerine baklayı koydum. Yoğurt genelde üstüne dökülür ama ben baklanın güzelliğinin görülmesi için altına koydum. Yemesi de daha kolay oldu bu sayede. Ama gerçekten sarımsaklı yoğurtla bakla bir harika. Bu arada baklamız gene soğanlı ve salçalı. Suyunu da pişinceye kadar çekecek kadar koymakta fayda var. Sulu kalırsa güzel olmaz. Eğer bakla pişmeden suyunu çekecek olursa, üzerine azıcık ilave edersiniz dibinin yapışmaması için. Merak etmeyin, sonradan su ilave edince bir şey olmaz.
21
Eşcinsel ateist bir emeklinin cehennem yolculuğuna çıkmadan önceki zengin akşam öğünü...
Yumurtalı soğan kavurması, yanında peynir ve zeytin, ve çay...
20
Bir yemeğin tabaktaki sunumu kadar, tenecere tavadaki duruşu da önemlidir, hatta bu durum yemeğin gerçek samimi karakteridir. Sonunda 40 liramıza kıyıp bakla alabildik. Benim bakla yemeğinin özelliği salçalı ve soğanlı oluşu. Suyunu da öyle ayarlayacaksınız ki, bakla piştiğinde tamamen çekmiş olacak ve bakla kavurması gibi olacak.
19
Kalan son kabağımızın da kızartmasını yaptık. Yanına da salçalı ve yumurtalı soğan kavurması...
Buradan en yakınlarıma ve de beni tanıyanlara da bir mesaj vereyim; biliyorsunuz ben eşcinselim, eğer eşcinselliği normal karşılamıyorsanız, ateist beynimin bedeni olan gömdürmeyip bağışlayacağım kadavrasına da gelmeyin. İşte geldik, işte gidiyoruz. İkiyüzlülüğe hiç gerek yok. Çünkü aptallıklara ve samimiyetsizliklere tahammül edemiyorum artık.
ASIL ZARARLILAR İÇİMİZDE!
Yönetim biçimlerini seçimlerimizle değiştirmek elbette çok önemli ama aynı zihniyete sahip en yakımızdaki insanlar hayatımızda oldukları sürece çok da bir şey değişmez. Hayatımızı her halükarda mahvederler, fırsatını buldular mı gene aynı yönetim biçimini getirirler. O yüzden ben en yakınımızdaki insanları(akrabalarımızı, arkadaşlarımızı) hayatımızdan çıkarmakla işe başlanması veya asıl onlara tepki gösterilmesi gereken kişilerin onlar olduğuna inanıyor ve bunu savunuyorum. Asıl değiştirilmesi-toplumsal yaşamdan indirilmesi gereken onlar; çünkü bütün sistemsizliklere onlar sebep oluyor. İnsanlar kendilerine uzaktan yanlış yapanlara karşı ahkam kesmesini çok severler ama bu yanlışlara sebep olan yakınlarındaki yanlışlığa sebep olanlara karşı, herkesin düşüncesine saygıdan bahsederler. Yanlış olan bir şeye saygı duyulmaz, duyulmamalı. Önce en yakınımızdaki-çevremizdeki yanlışlara dur demeliyiz, dur diyemiyorsak saygıdan falan bahsedip de yüz vermemeliyiz. Yalnız bırakmalıyız yanlışları, dışlamalıyız, uzaklaştırmalıyız hayatımızdan. İnanlar homofobik olacak, cinsiyetçi olacak, ırkçı olacak, bencil olacak, çıkarcı olacak, hak yiyenlere sessiz kalacak, hurafelere inanıp bilime karşı çıkacak da, sessiz mi kalacağız? Hadi ordan!
18
Bugün de kabak var ama patatesli ve yanında sarımsaklı yoğurt ve kızarmış kuru biber ve de salatalık turşusu... Yarın da kabak var, bakalım ne yaratacağız?
Not: patates önceden haşlanıp kabağın pişmesine yakın ilave ediliyor. Tabi mutlaka soğanlı olmalı kabak yemeği...
17
Bazı yemekler göründüğü gibi lezzetli olmayabilir ama benim yemeklerin lezzeti görüntünün 100 katı. Lezzetli olmayan yemek yapmam ki... Ben kediyim, damak tadım güçlüdür... Bu yemeğin tadı köfte ile mücver arası... Aslında malzeme olsa çok çeşitli yemek kompozisyonları yaratabilirim ama her şeyi elimden geldiğince ve ucuza maletmeye çalışıyorum. Mesela pazara girince bakla almak istedim ama kabak baklanın yarısından daha ucuz olunca kabak aldım. Kabaklar da biraz defoluydu gerçi...
16
Bugün doğa için ne yaptınız; hiç hayvan karnı doyurup başını okşadınız mı, bir çiçeği kadrajınıza aldınız mı? Doğanın önemi konusunda dikkat çektiniz mi? Ben her gün yapıyorum. Benim kutsalım doğa ve sanat, başka da hiçbir şey...
#kabak , çavdar ekmeğinden #yumurtalıekmek, #kurubiber #Gelincik #yoğurt
Ben de emekliyim ve en düşük düzeyde maaş alanlardanım, yani 310 Dolar. Türk Lirasıyla konuşursak, paramızın değerinin dünyanın en düşük değerli parası olduğu bilinmediği için sanki yüksek maaş alıyoruz zannedebilirler. Keşke paramız Dolar'a endekslense. Belki insanların aklı başına o zaman gelir. Vereceksin ellerine 300 Dolar, bozdursunlar bozdursunlar harcasınlar... Yani yıllık emekli maaşımız 3 600 dolar. 50 yaşından 70 yaşına kadar yaşarsak, devletin bir emekliye vereceği para 72 bin Dolar. 72 Bin Dolarlık hayatlar... Ben de emekliyim ama bindiği dalı kesen emeklilerden değilim. En azından bu yoksulluğa sebep olanlardan değilim. Kıyma alamıyorum diye mikrofonlara isyan edenler, seçimlerinizi doğru yapsaydınız da, açlık sınırının altında yaşamasaydınız. Sorumlular dış güçler değil veya pazarcılar yapmıyor bu zamları; sizin seçimleriniz yapıyor. Bindiğiniz dalı 20 senedir kesiyorsunuz, 20 senedir düşe düşe eksilere düştünüz, daha aklınız başınıza gelmedi mi?
Sevginin cinsi, cinsiyeti, türü yoktur... Bana aşık Prens oğlumla...
Dünden kalan keyifsiz anım... Ama şarkıyı çok seviyorum...
15
Ölmeden önce son bir diyeceğim olsaydı; iyi niyetimi, hayatta hep iyi bir şeyler yapmaya çalıştığımı, asla art niyetli olmadımı, insanları rahatsız etmekten bile nasıl çekindiğimi, yanlışlarımın bile beni savunmaya mecbur bırakılmasından dolayı oluştuğunu ve bundan dolayı benim gibi utangaç ve içine kapanık bir insanın bile yoldan çikartıldığı için iç dünyasında ne utançlar yaşadığnı görmediğinizi veya görmek istemediğinizi, insanlardan bırakın maddi manevi bir çıkarımın olmasını hiçbir beklentimin bile olmadığını, saygı sevgi bile beklemedigimi anlayamadığınızı söylemek isterdim. Hayatta en önem verdiğim şey, her canlının doğasına uygun yaşama hakkının her şeyden üstünlüğüydü. Ama yaşadığım dünyada bu yoktu; gücü ele geçirenlerin bencilliği ve zalimliği vardı.
14
Her travestinin roman gibi bir draması vardır, filmi çekilse Oscar alır ama dünyanın vicdanı daha o seviyede değil... Fotoğrafı çekerken onu zorla güldürdüm. Çünkü acıdan kahkaha doğmuyor ne yazık ki; uzaklara bakan bakışlarındaki umut ve mutluluk değildi; çünkü acımızı gösterirsek, 10 kat fazla vurursunuz. Biz mutlu ve güçlü görünmek zorundayız...
13
Ateistler sadece bilimsel, deneyle kanıtlanmış gerçeklere inanırlar ve akıl mantık çerçevesinde hareket ettikleri için tanrıları sadece vicdanlarıdır ve de kendileriyle hesaplaştıkları için, kendilerine hesap verecekleri için yan çizmezler, yanlış yapmamaya, haksızlık yapmamaya gayret ederler.
YETERİN ARTIK YAAA! ALIN KOKUŞMUŞ YEMEKLERİNİZİ BAŞINIZA ÇALIN!
Bazı insanlarda(aslında % 90 geri zekalı diyecektim ama vazgeçtim terbiyem müsade etmediği için, ama siz demiş gibi de kabul edebilirsiniz) mantık o kadar sıfır ki, inanın ne yaptıklarını hiç ama hiç bilmiyorlar. Mesela kedilere kendi yemedikleri kokuşmuş yemekleri veriyorlar... Kediler robot mu ki de zararlı bir şeyi veriyorsunuz veya kedilerin damak tadı sizinkinden daha mı düşük de yemediğiniz yiyecekleri veriyorsunuz. Oysa kediler yemek konusunda o kadar hassastırlar ki... Güya vicdanlarını gösteriyorlar. O kadar vicdanlıysanız, paranıza kıyın da kedilere kuru mama alın. Hadi yemedikleri yemekleri kedilere vermeleri bir tarafa, o yemekleri benim kedilere verdiğim kuru mamaların üzerine döküyorlar. Ben kendim yemeyip kedilere kuru mama alıyorum, pardon söyleyeceğim artık, bazı geri zekalılar kedilerin yiyeceği mamaları yenilemez hale getirip aç kalmalarına sebep oluyorlar. Evrenim beni başka gezegene ışınla da kurtar beni bu insanlardan ve artık rahat bir nefes alayım... Ölüme yaklaştıkça kendimi huzurlu hissediyorum ama daha çekilecek çilem var demek ki de yaşıyorum...
11
Bugünkü mönümüzde salçalı pilav var...
Hayat bir simülasyondan ibarettir ve bizler reenkarne olan karakterleriz!
Gerçekten iki satır bilimsel bir şey okumayıp da ahkam kesen cahillerden nefret ediyorum. Çok çektim çünkü onlardan!
Eşcinselliği normal karşılamayanlar da bana selam vermesin, sayfamdan gitsin; ÇÜNKÜ BEN EŞCİNSELİM!
Açıkça söylüyorum; AKP'ye oy verenler ve verecek olanlar, akrabalarım dahil bugünden itibaren benimle konuşmasınlar. Nezaketen merhabaya, merhaba; o kadar! Benim hoşgörü limitim doldu da taştı ve beni boğdu! AKP'liler, lütfen diyorum bakın, lütfen beni rahatsız etmeyin! Sayfamda olanlar da, sayfamdan sessizce çıksınlar...
ABC'ye de oy vermiyorum, DEF'ye de; kazanamayacak olsa inandığım partiye veya iktidar ve ana muhalefetin karşısındaki partilere oy vereceğim!
20 küsur senedir bir ülkeyi gerileten sisteme neden oy verilir ki?
İnsanlar o kadar cahil ki, geleceği için değil, kendi kafasına uygun partiye oy veriyor!
BU SİSTEME VE BU SİSTEME OY VEREN HERKESE LANET OLSUN; DEFOLUN GİDİN HAYATIMDAN!
Türkiye'de sağlık sistemi;
Randevu alamıyorsun. Dolu. Haftalar ve ya aylar sonrasına gün var. Bazı branşlarda milyona 2 doktor düşüyor. Sıra gelse bile baştan savılıyorsun veya ancak ısrarların sonucu tedavi yazdırabiliyorsun. Çünkü doktorlar, istisnalar hariç hastaya yardımcı olmak çalışmak yerine görev icabı doktorluk yapıyorlar. Doktorlar hastalara önyargısız yaklaşamayabiliyorlar. Homofobi ne yazık ki eğitimli insanlarda da mevcut. Bilinçsiz bir toplumda bireylerin yanlış yapabileceği, hataya düşebileceği kaçınılmazdır. Doktorların bütün önyargılarını silip, bütün yetersizliklere rağmen insiyatifini kullanıp hastanın hayatına öncelik vermelidir. Bütün bunlara istinaden bireyle tedaviye ulaşamayabiliyorlar. Eskiden bazı ilaçlar serbestti; bu sayede doğru ilaca ulaşabiliyordun ve tedavini kendi kendine yapabiliyordun. Şimdi onu da yasakladırlar; antibiyotik gibi. Dolayısıyla hastalar tedavisizlikten veya çaresizlikten alternatif tedavi yöntemleriyle hayatlarını riske edebiliyorlar. Ne kadar bilinçli bir hasta olsan da çaresizlikten dolayı kendi kendine tedavi etme yöntemleri ölümlere bile sebep olabiliyor. Eğer ölürsem, bunun sebebi, Türkiye'deki rezalet sağlık sistemidir. Düşünün, bir branş, kendi tedavi edeceği bir rahatsızlık için alakası olamayan başka bir branşa sevk ediyor veya randevusu dolmuş ve randevu almanın mümkün olmayacağı üniversite hastanesini tavsiye ediyor. Başka branşlarda da ilgisi olmayan rahatsızlıklara karşı bir tedavi uygulayamıyorlar. Şu anda kendi yöntemlerimle iyileşmeye çalışıyorum ve kullandığım ilaçların yan etkisine maruz kaldım. Heteroseksizmin yarattığı ve heteroseksizme hizmet eden Tanrı sistemi ve vesaireye inanmadığım için, halsizlik yapan ve bana baygınlık geçirten bir devlete karşı hakkımı helal etmek durumu söz konusu bile değil. Sadece bozuk sisteme ve bu bozuk sisteme oy veren cahillere lanet olsun diyorum. Şikayette bulunduğum Sağlık Müdürlüğü de diyor ki, biz doktorun tedavi yöntemine karışamayız!
10
Hafta sonuna 3 konser sığdırdım... #dilektürkan @dilekturkan #elifbusedogan @elifbusedogan #Zara @zaramuzik Emeği geçen herkese teşekkürler...
7
İbadetimsin... Teşekkürler hayat bana öğrettiklerin için... Tanrı denilen şey vicdan ve sevgiden başka bir şey degil... İbadet denilen şey de...
EDİSON'UN KİM OLDUĞUNU BİLMEZSEN, OLACAĞI BU İŞTE!
Dalga mı geçiyorlar, gerçekten bu kadar mı cahiller bilmiyorum... 54 yaşındayım, benim çocukluğumda 1970'lerde bizim köye elektirk gelmişti ve biz TV'de Çarli'nin Melekleri, Küçük Ev, Şeker Kız Kendi dizilerini izliyorduk. Televizyon gazla mı çalışıyordu o zaman? Bazen 21. yüzyılda mıyız, Ortaçağda mıyız şaşıyorum! Yakında interneti de biz bulduk derlerse şaşmam! Bir keresinde bizden önce fırın bile yok demişti de, tamam sakin ol Halil dedim kendi kendime!
Medya, Zehra'nın 2 sayısına karşı Fenerli Arina'nın 19 sayı ile karşılık vermesi ve Fener'in Vakıf'ı 3-1 yenmesini, Arina'nın eski sevgilisi eski Fenerli Özer Hurmacı ile aşk yaşadığı iddia edilen Zehra Güneş'ten intikam aldı şeklinde haber yapmış. Arina; "Yaptıklarım, yapacaklarımın yanında daha hiçbir şey diyerek" adeta meydan okumuş!!!
3
Kuru biberli kurufasulye
Bir Pazar günü Güney Çiftliğinde sabah kahvaltısı. Şaka şaka... Kedi şatosunda demek istemiştim...Pazar akşamları da #Dallas olurdu eskiden. #minimal yaşamak bir sanattır. Geçmişe özlemlerini de hep sarıp sarmalarım. Hayattaki en değerli ziynetlerim onlardır. Hatırlar hatırlar zenginleşirim. Pardon akademik dil kullanmalıydım, varsıllaşırım!
Pazar sabahları fırınlarda kuyruk oluşur börek, çörek, pohça vesaire almak için. Sözde hiç ekmek yemeyiz, hatta bazı sonradan görmeler ekmek yemediğimiz için ekmeğin fiyatını bilmiyoruz diye demeç verir. Ben fırınlarda üretilen kahvaltılık hamur işlerini hem pahalı hem de lezzetsiz bulduğum için kesinlikle almam. Yarı fiyatına aldığım bayat ekmeklerden yaptığım yumurtalı ekmeğin lezzetini hiçbir hamur işinde bulamam. Tavada yaptığım yumurtalı ekmek, fırından çıkmış gibi taptazedir. Yanında peynir ve zeytin ise en büyük lüksümdür. Dışarıda kahvaltı yapma lüksünü falan hiç anlayamamışımdır. Filozof Bahar Candan'ın dediği gibi, dışarıda karın doyurmak, görgüsüzlerin statü satın almasından başka bir şey olabilir mi? Belki ekonomi böyle dönüyor olabilir ama kapitalist sistem aşağı tabakanın ekonomiye lüks şekilde döndürmesine olanak vermiyor. Ben az masrafla karnımı doyurup, doğa zincirinin halkalarından kedileri düşünmek zorundayım. Hayvan, bitki ve oksijen! Yani aslında gezegenimizdeki doğa canlılığı-yaşam hareketini sürdürebilme adına naçizane bir çaba...
2
Salçalı makarnaKadının saçı, teni, cinselliği ayıp günah olacak ve erkeğin kılları kutsal sayılıp uzatılacak, hatta erkeklere huri verilirken kadınlara benzer bir alternatif sunulmayacak, işin en kötüsü de kadınların da bunu benimsemesi...
Biyolojiye göre canlılar milyonlarca yılda nasıl oluştu ve tek hücreli canlılardan çok hücreli canlılara doğru evrimleştiyse; tarihe göre de dinlerin nasıl doğduğunu, çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere doğru nasıl sosyolojik bir sürecin gerçekleştiğini görebiliriz. Tabi okumazsanız doğal ve bilimsel gerçeklerle yüzleşemezsiniz bile...
Eğer biraz tarih okuma yetiniz varsa; dinin gökten inen kutsal bir şey değil, bir kültür olduğunu görürsünüz!
Erkeğin sakalını kutsal sayıp kadının saçını haram görmek, insan aklına yapılan bir hakarettir, ve kadını aşağlamaktır.
Kadınlar sizi karnına sığdırdı, ama siz kadınları dünyaya sığdıramadınız..!
1
PARDON DA SİZ NE YİYİYORSUNUZ?
Neymiş; ekmek yeme, makarna, pilav, patates yeme; gofret, kuruyemiş ve kek pasta yeme; kola içme, çayı şekerli içme... Kafayı mı yiyelim? Enginarınız, brokoliniz, karidesiniz, somonunuz, balığınız, avakadonuz vesaireniz hepsi sizin olsun. O sağlıklı tabir edilen yiyecekler benim midemi bulandırıyor. Hele balık, gerçekten resmen benim için bööö! Ayrıca balık da canlı, bir hayvan ve bu haksızlık!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder