* 1 Mayıs Yürüyüşü'ne katılma amacınız ne idi?
- Herkes hangi amaçla katıldıysa, ben de o amaçla katıldım. Eşcinseller ayrı dünyanın insanları değil ki. Onlar da insan, onlar da emek sömürüsü yaşıyorlar. Daha da önemlisi sırf cinsel yönelimlerinden dolayı işsiz kalıyorlar. Siz erkek veya kadın olduğu için işe alınmayan birini gördünüz mü? Bizler eşcinsel olduğumuz için işe alınmıyor, işten çıkartılıyor ve zor koşullarda yaşamaya mecbur bırakılıyoruz. Kimsenin eşcinselleri seks işçiliği gibi bir dar alana sıkıştırmaya veya eşcinsellere "eşcinselliğim öğrenilecek ve işsiz kalacağım" korkusunu yaşatmaya hakkı yok. Eşcinsel işçiler de vardır ve çalışma hayatında en büyük sıkıntıyı onlar yaşamaktadır. Öyle zannedildiği gibi eşcinsellerin etkinliklerde yer almasının sebebi, marjinallik çığırtkanlığı falan değildir. Eğer milyonluk Denizli'de 52 yaşında elinde gökkuşağı bayrağı ile tek bir eşcinsel görüyorsanız, sorunun büyüklüğünün sağlamasını asıl buradan yapabilirsiniz. Çünkü eşcinseller milyonda 1 değil milyonda onbinlerden oluşuyor. Tabi benim 1 Mayıs kortejinde yer almam homofobik dünyada ne kimsenin dikkatini çekecek ne de kimsenin umrunda olacaktır. Ama bu, benim hiçbir şey yapmamamı gerektirmez. Belki diğer eşcinsellere cesaret verebilir, diğer eşcinsellere bir umut olabilir, en azından eşcinsellerin de varolduğunu göstermiş olurum.
* Daha önce bu şekilde 1 Mayıs'a katılmış mıydınız?
- Son yıllara gelinceye kadar, 2015'ten itibaren LGBTİ'ler örgütlü bir şekilde 1 Mayıs kortejinde yerlerini alıyordu. Hatta 2015 yılında 250 kişinin katılımıyla bir Anadolu şehri olarak Denizli'de ilk Onur Yürüyüşü'nü bile gerçekleştirdik. Ama son yıllarda muhafazakar süreçle birlikte eşcinsellerin nefrete hedef haline getirilmesinden dolayı eşcinseller artık eskisi gibi bu tür etkinliklerde yer almıyor. Ben tek başına kaldığım için bireysel olarak katılıyorum 1 Mayıs Yürüyüşlerine...
* Bir eşcinsel olarak çalışma hayatınızdaki bu sürçete karşılaştığınız sorunlardan bahsedebilir misiniz?
- Ben hayatım boyunca açık bir eşcinsel oldum ama bu, eşcinselliğimi sürekli dile getirmem veya kendimi olduğum gibi kabul ettirdiğimi göstermez. Hiçbir zaman çalıştığım işyerlerinde eşcinselliğimi, anlaşılmasına veya bilinmesine rağmen konu malzemesi yapmadım. Çünkü her şeyi açık açık konuşmak bana bir baskı aracı olarak dönebilirdi. Zaten dolaylı da olsa mobbing tarzı ayrımcılıklara maruz kalıyordum ama bir işten çıkıp başka bir iş bulmam eşcinsel olarak kolay/mümkün olmayacağı için hep sabrediyordum. Bu sabrım da emekliliğimi hak edinceye kadar devam etti. Emekliliğimi hakettikten sonra da bir daha çalışmadım. Çünkü bir eşcinsel olarak çalışmak, özellikle feminenseniz psikolojik olarak yıpratıcı olabiliyor; insanı paronayaklaştırabiliyor, hep gardını almaya itebiliyor... Ben özel sektörde çalıştım. O yüzden kamu çalışanlarına göre daha şanslı sayılabilirim. Çünkü bir öğretmen, bir polis vesaire işten atılma korkusunu daha çok yaşayabiliyor. Çünkü eşcinsellikleri öğrenildiği zaman işten atılabiliyorlar, meslekleri ellerinden alınabiliyor ve bir daha mesleklerini yapma şansları kalmayabiliyor. Çünkü homofobik düzenin kamusuna göre eşcinseller çürük sayılıp mesleki yetersizlikten atıl hale getirilebiliyorlar. Bunun örneklerini polis, öğretmen, doktorluk, hakemlik gibi mesleklerde gördük.
* Peki eşcinsellerin istihdam edilmeleriyle ilgili önerilerin var mı?
- Homofobi bitmediği sürece yani toplumun eşcinselliğe bakış açısı değişmediği sürece, sadece çalışma hayatında değil, eşcinseller her alanda sıkıntı yaşamaya devam edecektir. Eşcinseller sokakta bile huzur bulamıyorken, onlara çalışma hayatında müsamaha gösterilmesi beklenemez. Eşcinseller bilinçlenip kimliklerinin arkasında durarak topluma kendilerini kabul ettirmeleri, kendilerini doğru bir şekilde ifade etmeleri gerekiyor ki, eşcinseller toplumun bir parçası olabilsinler, akabinde yasalarda yer alabilsinler (Çünkü yasalarımızda hala cinsel yönelim ibaresi geçmemekte, eşcinsellere yapılan saldırı ve ayrımcılıklar nefret suçları kapsamında yer almamakta), sosyal imkanlar ve can güvenliği anlamında diğer insanlar gibi eşit haklara sahip olabilsinler... Muhafazakarlık hakim olduğu sürece de geleneksel yapının normları eşcinselleri dışlamaya devam edecek, eşcinsel hakları da en fazla bazı sosyalist ve sol partilerin eşcinsellerin oylarını toplamak için vitrin malzemesi olmaktan, partilerin boş vaatte bulunmalarından öteye gitmeyecektir.
* Eşcinsellere çalışma-iş hayatı ile ilgili tavsiyelerin neler olabilir?
- Homofobik bir dünyada çalışmak, dediğim gibi hiç de kolay değil ama eşcinseller dışlanıyor, aşağılanıyor, işe alınmıyor diye de eşcinsellerin kabuğuna çekilmeleri gerekmiyor. Çünkü eşcinseller yaşam hakları için inat etmediği, mücadele etmediği sürece; kimse onlara haklarını vermeye yanaşmayacaktır. Çünkü eşcinsellerin çalışma hayatında açık ve de başarılı şekilde varolmaları, homofobik dünyanın işine gelmeyeceği için, o kapıları eşcinsellerden başka hiç kimse açmayacaktır. Çünkü eşcinsellerin diğer insanlar gibi olduğunun anlaşılması, onların kabulünü sağlayacaktır. Oysa eşcinseller hayatın her biriminde varlar ama görünür olmadıkları için, eşcinseller sanki en fazla heteroseksist düzeni tehdit etmeyen şarkıcı, sanatçı olabilirmiş gibi bir algı var. Eşcinselliği Doğu toplumlarına göre çok daha fazla hoşgören Batı'ya bakarsak, iş dünyasının bile en başarılı insanlarının veya hayatımızı kolaylaştıran teknoloji mucitlerinin eşcinsel olduğunu görebiliriz. Kısaca, eşcinseller yaşlanınca sıkıntı çekmemek ve çalışma hayatnda yer alabilmek için mücadele etmeliler ve asla pes etmemeliler. Özellikle açık eşcinsellerin aile olma şansları olmadığı için, emekli olmazlarsa gelecekte hayatları çok zor olabilir. Çünkü homofobik dünyada eşcinsellerin kimseye muhtaç olmadan yaşayabilmeleri için ev ve de maaş kadar önemli hiçbir şey olamaz.





Hiç yorum yok:
Yorum Gönder