Başbakana bakınca ülkemin insanlarını görüyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Başbakana bakınca ülkemin insanlarını görüyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2013 Çarşamba

Başbakan'a bakınca ülkemin insanlarını görüyorum


Kaç gündür yazmıyorum. Herkes bir şeyler yazdı "Gezi Parkı" eylemleriyle ilgili. Ben de karaladım bir-iki yazı ama sonra sustum öfkem çok kabarmasına, canım gerçekten çok yanmasına ve şahit olduklarıma inanamama rağmen. Çünkü herkes hakları konusunda politik olmalı ama bir de siyasetin farklı anlamlandırıldığı heteroseksist bir dünyada, inandıklarım anlamsızlaştığı gibi kirlilik yaratabilir diye de düşündüm. Çünkü benim savunularım, eleştirilerim siyasetin matematiğine hiç uymadığı için ancak insanlık, doğa, akıl ve mantık çerçevesinde olabilirdi. Olması gereken bu olsa da çok basit kaçabilir, lüzumsuz gelebilir diye düşündüm. Ama okudum, okudum, okudum, şu ana kadar 650 haber ve köşe yazısı taşımışım bloğuma okuyarak. Almam gerekenleri aldım bilgi olarak. Uyku dışında zamanımın tamamını ayırdığım bu okumalar, bir konuda çok emin olmamı sağladı. Neredeyse bütün dünya aynı düşünüyordu ama iktidar hala bildiğini okuyarak battıkça batıyordu, battıkça da battığının farkına bile varmıyordu. İnsan kendi bindiği dalı keserken bile bu kadar mı inatçı olurdu bildikleri ve meydan okumaları konusunda, üstelik bütün dünya yanlış yaptıklarını yüzlerine haykırırken. Bu kadar inatçılık yüzünden insanların ölmelerine, fiziksel ve psikolojik olarak yaralanmalarına sebep olan vicdansızlık zaten tedavüllerinde yokmuş anlaşıldığı üzere. Çünkü biz bile farkında değilmişiz gerçekten onlara göre düşman tarafında yer aldığımızın. Bazıları çok iyimser bakarak, zamanında onları destekleyerek bile-bile hata yaptılar ama ben bile bu iktidarın özgürlük anlayışına sıfır inanan biri olarak, yaptıkları karşısında şok oldum. Yaptıklarının doğruluğunu hala savundukları insanlık dışı davranışları sayarak moral bozmak istemiyorum. Bir insanın yönettiği ülkesinin insanlarına bu boyutta nefretinin nasıl makul bir açıklaması olabilir ki? Kendine oy veren insanlar insan, kendi güvenliklerini sağlayanlar insan ama diğerleri biber gazlı suyu hak eden birer terörist! Yemin ediyorum ben hayatımda dünya üzerinde böyle insanlık dışı bir davranış görmedim. Resmen suların içine biber gazının sıvı halini karıştırıyorlar göz göre göre ve buna benzemez nice yaptıkları bir çok yanlışı inkar ediyorlar, bir de kendilerinden saymadıkları insanlara iftira atıyorlar. Yani bir çocuğun bile yapmayacağı davranışlar bunlar. Resmen ego yarışı. Yarışı kaybetmek istemeyen bir çocuğun egosu gibi. N'olur yani iktidarı kaybetsen? N'olur yani insanlar hayatlarını istedikleri gibi yaşasa? Zaten insanların hayatlarına ne kadar, ne zamana kadar müdahale edebilirsin ki? Buraya kadarmış işte. "Şunu yaparım, bunu yapacağım" söylemleri, yenilgiyi kabul edememenin ve "kaybettik" diyememenin dışarıya karşı güç gösterisi. Oysa artık herkesi neyin ne olduğunu biliyor. Zaten biliyordu da her şey gün yüzüne çıktı. İnsanın kendi yanlışlarını kendisinden daha kolay ortaya döken olmuyor sanırım. Bir çoğumuzun daha en başından beri bildiği, bazılarının iyi niyetlilikten görmek istemediği gerçek yüzlerini, kendi kendilerine ortaya çıkardılar. Oysa karşı oldukları insanlar sadece özgürlük istediler. Yaptıkları yanlışlardan dolayı hesap bile sormadılar. Sadece hayatlarına karışılmamasını istediler. Sadece bu kadar ama buna bile tahammül edemediler.

Bu noktada muhafazakar bir iktidarın özgürlük vaadlerine hala iyi niyetle yaklaşanlara söylemek istediğim bir şey var. Nasıl hala bu kadar iyi niyetli olup da ekonomik olarak yaptıklarını öne sürerek, bu iktidardan bir şeyler bekleyebiliyorlar? Adamların özgürlük anlayışı baskı ve tutuculuk. Bunu değiştirmek mümkün olabilir mi? 10 sene çabaladılar, bütün kaleleri zapdettiler, şimdi de istedikleri gibi ülke yönetiyorlar. Haksızlığa uğrasan hakkını arayamıyorsun, canının için mücadele etsen polis örneğinde gördüğümüz üzere can güvenliğimiz yok. Askeriye de onların tarafından devreye girmek üzere hazır hale getirilmiş. Yani anlayacağınız ülkenin bütün birimleri iktidardaki partinin emri altında. Bağımsız bir yönetim şekli deniyor ama iktidara bağımlı bir bağımsızlık bu. Şimdi tek dertleri önümüzdeki 10-20 yıllık süreç içersinde baskıyla bütün insanları zapturapt altına alıp, şeriat ülkesi yaratmak. Hala daha şeriat gelmez diyenler olacaktır mutlaka.

Bir nokta da, şu anda yönetimde bulunan bazı kişilerin Başbakan'dan daha iyi niyetli olduklarına falan inanılması. Onların birbirlerinden bağımsız kararlar alabileceğine hala nasıl inanılabiliyor anlamıyorum. Ben çok saf biri olmama rağmen bile hiçbir zaman inancım olmamışken, nedir bu özgürlük karşıtlarından medet ummak? Bunun, bu iktidardan hala bir şey bekleyenlerin de o taraftan oldukları dışında bir açıklaması olabilir mi? Neymiş, iyi şey yapılınca alkışlanmalıymış, kötü bir şey yapılınca eleştirilmeliymiş. ("Ona bile şükür" demek mi gerekiyor acaba?) Neye yaradı iyi bir şeyden sonraki eleştiri? Kaşıkla verip sapıyla gözünü çıkardıktan sonra, olmaz olsun o iyi şey ve güzellikler! Velhasıl, şu 20 günlük sürede yaşanılan insanlık dışı davranışlarda, muhafazakar iktidara inanıp da, onlara cesaret verenlerin payı ve suçu daha fazladır. Sen 10 sene inan, destekle, sonra da yanlışı şimdi gör ve eleştir. Geçmiş olsun. Hala da aynı kafada olan insanlar var. Yani-yani, demokratik geçinenler de, muhafazakar anlayışın farklı bir versiyonu ülkemizde. Birileri uyandırmasa, uyumaya devam edecekler hala.

Daha anlatacak çok şey olabilir ama şimdilik konuyu bağlamak gerekirse, ben bütün bu olanlardan muhafazakar bir iktidara özgürlüklerini teslim eden herkesi suçlu buluyorum, özellikle aydın geçinip de, bugünleri göremeyenleri. Zaten Başbakan'a bakınca ülkemi görüyorum ne yazık ki. Sadece onu destekleyen, ona oy verenleri değil, karşısında olup da, iktidar olunca, özgürlük anlayışlarının çoğulcu değil, çoğunlukçu olmaktan öteye gidemeyecek demokratik geçinenleri de Başbakan'a benzetiyorum. Çünkü bu ülkede en özgürlükçüsünün bile özgürlük anlayışı, sadece kendine yönlü. Bakmayın şimdi siz muhafazakarlığa karşı birlik beraberlik içinde olduklarına. Yarın gene ayrışacak, gene kendi borularını öttürmeye başlayacaklardır. Bunu bir eşcinsel olarak benden daha iyi kimse bilemez.

Yarın başka ne mi olacak? İnsanlar kendi başının çaresine bakmayı öğrenemedikten sonra hiçbir şey değişmeyecek. Biri gidecek, biri gelecek. Yani yönetilmeye devam edecekler. Tamam başbakan olsun ama benim isteklerimi yerine getiren bir Başbakan olsun, bana kaşı olan değil. Var mı eşcinsellere hakkını teslim edecek bir başbakan adayı? Tabi herkesin önceliği farklı. Önce kendi ideolojilerini bir gerçekleştirsinler, 100 yıl sonra düşünürler.

"Gezi Parkı" eylemlerini küçümsediğim zannedilmesin. Bana göre Cumhuriyet tarihimizin en önemli, hatta dünya üzerinde de en önemli özgürlük direnişlerinden bir tanesi. Ama bu bir başlangıç olmalı, yarın unutulmamalı 20 torba kömüre, bir torba mutfak erzağına karşılık olarak. Hakkımızı alalım, özgürlüğümüzü teslim etmeyelim.