Eğer biraz mantıklı düşünürsek, dünyanın egemen güçler tarafından şekillendiğini çok rahat, açık ve net görebiliriz. Erkek egemen bir dünyada yaşıyoruz, dolayısıyla her şeyi erkekllik belirliyor.Namus kavramı kadınlar üzerinden şekilleniyor mesela. Kadınların başo ötülüyor ama erkeklerin değil. kadın cinsellik yaşarsa rospu oluyor, erkek yaşarsa çapkın veya güçlü erkek, kadın erkeğin soyadını alıyor, evin reisi erkek oluyor falan, kadın evin hizmetçisi gibi ev işleirni yapıyor. hemen atılıyorlar, erkek de eve ekmek getiriyor diye. E kadını çalıştırmayop eve kapatan erkeklik değil mi? Kadının güçlü olmaması için, eve kapanması için her türlü yapıştırıp ev kapatmaya çalışmıyor musunuz? mesela homofobinin sebebi falan, cinsel yönelim değil; erkekliğin eşcinsellik üzerinden zayıf görüleceğine dair bir korku.Yoksa elalemin kıçının düşünüldüğünden veya ahlaktan, günahtan, vesaireden değil. Hepsiğ bahane bunların. Tek düşünülen iktidarın gücünün korunması gerektiğinin bilinç altına işlenmesi. Bir çok insna neye karşı çıktığının bilincinde bile değil. tanrı kavramı da erkek iktidarındna başka hiçbir şey değil. herkeisn beyninde şakillenen ayrı bir Tanrı varlığı falan yok eğer bilimsel çerçevede mantıklı düşünürsek. Zaten insnalar inançlarını erkek bir Tanrı kavramıyla şekillendiriyorlar. Uygımaka da da zaten erkek egemenliğini çok net görüyoruz. Tanrı erkek egemen zihiyeten farklı bir yaratıcı güç olsaydı, adaletsiz olmaz, erkekliği kayırmazdı değil mi? Her şeyi yaratan Tanrı, yarattığı eşcinselleri günahkar ilan edecek, kadınlaar da kıllaırnızı kapatın mı diyecek? Din geleneksle bir kavramdır ve dönem dönem esnemekte, dönem dönem katılaşmakta, insnaalrın çıkarına göre şekil almaktadır. Tarihe nbakarsanız dinin ne zaman hayata geçtiğini, çok Tanrılı dinlerden tek Tanrılı dinlere, oradan gelişmiş toplumların din ve tanrı inancının moderniteyle birlikte nasıl yok olmaya başladığını görebilirsiniz.
Cahil insanlarla bilimsel çerçeveden bir bakış açısıyla sohbet etmeyin; hem çeneniz yorulur, hem de moraliniz bozulur.
Bilime inananlarla Tanrı kavramına inananlar asla ortak bir noktada buluşamazlar. Apayrı dünyaların varlıklarıdır onlar!
Norveç'te Noel Babal eşcinsel oldu, bir erkekle sevişti; ilk tepki Türkiye'den geldi! Kıhkıhkıh..! Şaşırdık mı, hayır!
22. yüzyılda bir toplumun adalet kaleleri tek bir kişinin eline geçiyorsa ve insanlar hala günah kavramıyla baskı altına alınıyorsa, o toplum hala Ortaçağ düzeyinde bir zihmniyete sahip olmaktan öteye gidemez, sosyo ekonomik olarak yerlerde sürünür, gözleri kör olduğu için gerçekleri göremez, uzaktan bir kumandayla yönetilirler adeta!
Ben günaha falan inanamam. Çünkü bu benim varoluşuma hakaret sayılır. anbir suçu varsa, mahkemede yargılanmalıdır! Aptal mıyım da ben, bana yapılanı öte dünyaya bırakayım!
Ben inançsızım. Ben kendime inanıyorum sadece. O yüzden kimse bana hayırlı Cuma'lar falan demesin. Her Cuma belediye başkanının toplu mesajından da rahatsız oluyorum!
ZEYNEP AVCI'YA..!
İsimsiz bir kadın çıkıyor, bugüne kadar Türkiye'deki sanatçıların yapamadığını yapıp, bütün dünyaya Türk şarkılarını dinletiyor. Bu bir şans veya tesadüf olamaz. Zeynep Avcı'ya sadece çok iyi bir ses demek haksızlık olur, gerçekten o hayatımda duyduğum en iyi yorumculardan biri. Daha önce dönüp bakmadığım şarkıları sevdirdi bana. Ben ne Tan Taşçı dinlerim, ne de şarkısı "Yalan"ı bilirdim. Zerrin Özer'den "Kıyamam" şarkısını dinlemeye de asla tahammül edemezdim. Çünkü samimi gelmezdi bana. Ama Zeynep Avcı, Voice of Germany'de öyle bir "Kıyamam" dedi ki, neymiş bu şarkı yaa dedim, Türkçe bilmeyen Alman jürisini bile ayağa kaldırdı...
Umarım yolun Amerika'ya kadar gider sevgili Zeynep... Seni daha önce tanısaydık diyemiyorum; çünkü müzikte iyice piştikten sonra karşımıza çıkınca bizi daha güzel bir şoke ettin. Artık slow Türk şarkılarından oluşan 10 şarkılık bir albümü hak ettiğimize inanıyorum. Performans şarkılarını bir albümde topla emi... Çok sevildiğini söylememize gerek yok, bunu sen de çok iyi biliyorsun artık...