9 Ağustos 2020 Pazar

İKTİDAR, SİSTEM, VİCDAN, DEMOKRASİ, KEDİLER, EŞCİNSELLİK VESAİRE

Bir toplumda iktidarlar eleştirilmek yerine övülüyorsa, orada bir cehalet vardır, çıkara dayalı yağcılık vardır, efendi köle ilişkisi vardır, bağımlılık vardır... İktidarlar övülmez, eleştirilir; çünkü onlar zaten yaptıklarını görevleri icabı yaparlar, övülmek için değil; eleştireceksin ki rehavete kapılmasınlar, eleştiresin ki toplumu iyileştirmek için daha çok çabalasınlar... Bir de iktidartların sosyo ekonomik durumu vatandaşınkinden 1 kuruş bile fazlaysa, o iktidar iktidarlığı haketmez. Orada bir adaletsizlik vardır, haksızlık vardır. Beeeen, kendim yemeyip kedilerime yediriyorsam(insanlar bana her ay çuvallarca kedilere mama ve marketten protein ağırlıklı onlar için yiyecek almama deli gözüyle bakıyor; oysa benimki sadece çevrecilik, doğayı korumak adına vicdani bir hareket. Ben hayatımı günlük 1500 kalorilik besinle idare edebilirim ama eğer çevreyi korumak adına bir şey yapmıyorsak-bu hayvanları yaşama kazandırmak da olabilir, bir bitkiyi doğasına uygun yaşamasını sağlamak da-, bu hayatın verdiği akıl ve mantığı doğru bir şekilde kullanamamak demektir. Ben gerçekten hayvanlar gibi içgüdüsel yaşamayı çok ayıp buluyorum. İnsanlara bakıyorum, hayatlarını rutine bağlamışlar; ev, araba, tatil, sevgili, seks, eğlence, yeme-içme, lüks yaşam... Ne bunlar; ihtiyaç mı; hayır sadece bilinçsizlik kaynaklı fuzili şeyler. Böyle bir toplumun da iktidarından herhalde bilim, eğitim, eşitlik, özgürlük, adalet, vicdan, empati, vesaire bekleyemeyiz değil mi?), parantezi uzu8n tuttum pardon, eğer ben kendim yemeyip kedilerime yediriyorsam, iktidarlar da hatta aç kalıp vatandaşınıo düşünmelidir. Niye resmi kişilere bir çok şey bedavayken, bir de asgari ücerin 10-20 katı maaş alıyorlar? Aynı coğrafya koşullarında, hatta vatandaşlar daha kötü koşullarda yaşamıyor mu? Dediklerime eğer cevap verilemiyorsa, burada akıl ve mantık çerçevesinde, vicdani bir şekilde hareket edilmiyor demektir.

KALKINMAK İÇİN NÜFUS "PLANLAMASI, EĞİTİM VE ÜRETİM"+"EŞİTLİK-ÖZGÜRLÜK-DEMOKRASİ"+HAYVAN HAKLARI ŞARTTIR!
-Bir ülkede halk cahil kalsın diye eğitime değil hurafelere önem veriliyorsa,
-insani yaşam değerlerinin yüksek tutulması için nüfus planlaması yapılması yerine, iktidarları desteklemek için nüfus arttırılmaya çalışılıyorsa, dolayısıyla eğitim yetiştilemeyip halk cahil bırakılıyorsa,
-halk karın tokluğuna çalıştırılıp başını kaldırmasına izin verilmiyorsa, dolayısıyla sisteme bağımlı kılınıyorsa,
-eğer üretim kasıtlı olarak durdurulup ithalata yöneliniyorsa burada bir diktatörlük var demektir.
Daha da önemlisi eşitlik ve özgrülük yoksa, orada demokrasiden bahsedemeyiz.
-Bir ülkede insanlar, insan hakları çerçevesinde yasalarla değil de, din gibi dogmalarla yönetilmeye çalışılıyorsa, geri kalmış ve geri kalmaya mahkum bir toplum demektir.
-Bir ülkede iktidardakilere benzemeyen ve iktidarı desteklemeyenlere ayrımcılık yapılıyorsa, o ülkedeki bütün vatandaşların sonu tehlikede demektir. Gün gelip hepsine ayrımcılık yapılacaktır. Çünkü sömüre sömüre sömürecek öteki kalmayacak, sıra kendi yandaşlarına gelecektir.
-Bir ülkede düşünce özgürüğü yoksa, o ülke düşünemeyen vatandaşlardan oluşan bir topluma dönüşür. Düşünememek de kendini ifade edemeyip robotlaşmak demektir.
-Bir ülkenin her bir vatandaşının bile temsiliyeti yoksa, o ülke kaostan kurtulamaz ve huzura kavuşamaz. Temsiliyet olmayan yerlerdeki haksızlıklardan çıkan kavgalar sulh edilemez çünkü.
-Bir ülkede hayvan haklarına önem verilmiyorsa, insan hakları olmaz. Çünkü hayvanlara kötülük vicdansızlıktır ve hayvanlara işlemeyen vicdan, insanlara da işlemez!

Hayvanlar, insanların farklı bir seviyesi. O yüzden, yani insanlar hayvanları düşünmediği için, ben insanları sevemedim. Ne kadar hayatı paylaşsam da insnalarla, istisnalar hariç insan türünü sevmiyorum. Hak etmiyorlar çünkü. Bir hayvanı yaşatmak yerine, gitip restoranda et yiyiyorlar! Yemeyin yaa et, ÖLMEZSİNİZ!

Keşke insanlar biraz düşünceli olabilselerdi!

Lilly ve yavruları evet benim yatağımdalar: İşiyorlar da, sıçıyorlar da elbet. Ama olsun. Yeter ki hasta olmasınlar ve mümkün olduğunca uzun yaşasınlar... BEN VİCDAN DENİLEN ŞEYLE YAŞIYORUM. O OLMASAYDI, BELKİ DÜNYAYA BİLE GELMEZDİM! Bir anda 7 yavru yapan bir kediye sahip olmak, herhalde evrenin şanslı kullarından olduğumu gösteriyor. Düşündükçe mutlu oluyorum! Evren verdi mi veriyor, vermek istemedi mi de kısır bırakıyor. VARDIR BİR BİLDİĞİ!

BU PARAGRAFIMI KULAĞINIZA KÜPE YAPIN!
Eşcinsellik geni ile dişinin doğurganlık geni aynı olduğu bilimsel bir gerçek. Okumanız yazmanız varsa, araştırıp öğrenebilirsiniz. Eğer eşcinsellik olmasaydı, dişinin doğurma özelliği olmayacaktı. Eşcinsellik nesli tüketen değil, sürdüren bir faktör! Eğer öyle olmasaydı, eşcinsellik milyarlarca yılda mutasyona uğramaz mıydı? Tabi ben kime ne anlatıyorum değil mi; eğer bir toplumda evrim denilen şey bilinmiyor ve Ona inanılmıyorsa...

Sokaktan geçen 100 insandan 99'unun eline bir konu tutuşturup hadi bunu araştır-öğren ve yarın bir toplantıda anlatacaksın desen, ne bunu yapabilirler, ne de yapmak isterler. İşte böyle bir sistemdekilere akıl ve mantık çerçevesinde hiçbir şey anlatamazsın, ANLATAMAZSIN, ANLATILAMIYOR..!

Matrix filminin, transseksüelliğin mecazi bir anlatımı olduğunu biliyor muydunuz; yazarı ve yönetmeni trans bir kadın zaten!

Yobazlar, Matrix filminin bir transseksüelik mecazı olduğunu öğrenirlerse, eşcinselliğe özendiriyor diye bu filme savaş açarlar!

Zeki Müren ve Bülent Ersoy'a özenerek eşcinsel oldum diyen bir tane bile geri zekalı bir eşcinsel var mıdır şu hayatta?

Çok merak ediyorum; lezbiyenler kime özenerek eşcinsel olmuşlar acaba? Yobazların buna bir açıklaması var mı? Olamaz; çünkü lezbiyenlik heteroseksizmi tehdit etmiyor!

Bir insan karşımda bilimsel dayanaklardan uzak hurafelerle saçma sapan konuşuyorsa, ......n kılları diken diken oluyor!

BU NASIL EŞCİNSELLİK diyebilirsiniz? Heteroseksizmi tehdit eden eşcinsellik! Jon Kortajarena'ya kadınlar falan iç geçirip, sonra da nasıl gay olur böyle bir erkek diyebilirler. Eşcinselliğin, biyolojik cinsiyetle kafanızda şekillendirdiğiniz gibi bir paralelliği yok ne yazık ki? Erkek gibi sapına kadar erkek hemcinsine aşık olabiliyor işte. Jon Kartajarena dünyaca ünlü İspanyol model ve Luke Evans'ın partneri. Kafanız kabul etmekte zorlanabilr ama öyle.

Çok tatlı bir eşcinsel erkek; Jon Kortajarena... O bir eşcinsel, o bir eşcinsel, O BİR EŞCİNSEL... Ay eşcinselliği adeta kutsuyorum, çok harika bir duygu bu!

ERKEKTEN DAHA ERKEK EŞCİNSEL-LİK!
Eşcinsellik feminenlik değildir; etrafınızda gördüğünüz kadınsı eşcinseller, toplumsal cinsiyetin etkisinde kalıp, erkek kadın rollarinden birini seçmeye kendini zorunlu hissedenlerdir... Zaten cinsiyet kavramı bile yok, heteroseksizmin bir uydurması. Yani kadın veya erkek doğulmaz, OLUNUR. Mesela ben biyolojik olarak erkek, cinsel yönelim olarak eşcinsel, ama cinsiyet olarak hiçbir şeyim; nasıl oluyor ki kadın veya erkek gibi olmak; bunun bir usulü mü var; o bildiğiniz kadınlık ve erkeklik sizlere dayatılan ve öğretilen, içselleştirdiğiniz şeyler. Yoksa hayatın kadıncası veya erkekçesi diye bir şey yok. Heteroseksizm kadınlık ve erkeklik üzerinden varolduğu için, bunu muhafaza etmeye çalışıyor. Yobazlar eşcinselliğe o yüzden karşı işte; iktidarı kaybetmek istemiyorlar. Çünkü cinsiyetsizlik olursa, kime kim ile hükmedecekler? Tabi çoğunluk daha hayatın o dersine gelmediği için, kendilerine sunulanlara inanacak... Yazdıklarıma, bir çoğu sen ne diyorsun be diyeceğini biliyorum...

EŞCİNSELLİKTEN RAHATSIZ OLUYORSANIZ, ÇOCUK YAPMAYACAKSINIZ; BAŞKA ÇARESİ YOK!
Muhafazakarlar, içinde eşcinsellik var diye İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkıyor. E hayatın içinde var eşcinsellik ve eşcinseller. Onları ne yapacaksınız? Hatta anne-babanızın genlerinde var ki, eşcinseller doğuyor. Genleri ne yapacaksınız? Biliyorum, eşcinsellik sonradan özenilerek oluyor diye kendinizi kandırmaya devam edeceksiniz! DEVAM! Eşcinseller de doğmaya devam! Eşcinsellerin doğmasını istemiyorsanız, çocuk yapmayacaksınız; bu kadar basit.

Eşcinsellikten rahatsız oluyorsanız, çocuk yapmayacaksınız; çünkü doğanın eşcinsellik kotası var! Kalü beladan beri..!

Bilim ve tıbba göre bir çocuk ana rahmine düştükten sonra eşcinsel ise eşcinseldir ve eşcinsel doğar. Sadece eşcinsellik olarak değil genel anlamda bile insan yapısına çevresel faktörlerin etkisi sıfırdır. Çevresel faktörler ancak karakter oluşturabilir, yapıyı değiştirmez. Gidin sorun bilim insanlarına ve de hurafik olmayan doktorlara; aynısını söyleyeceklerdir.

Bir doktor, insan çamurdan yaratıldı, her şey gökten gelir, şifasını versin dese inanır mısınız, kabul eder misiniz veya o doktora muayeneye gider misiniz? Peki hocaların dediğine niye inanıyorsunuz?

Eşcinselliğin sonradan olduğuna inanan biri olsam, eşcinsellik doğuştandır diyen doktora ben olsam asla muayene olmam. Çünkü bu bana göre onursuzca. O yüzden eşcinsellik günah diyen hocalara da asla inanmıyorum. Aslında hurafelere göre hareket edenlere doktorluk diploması verilmemeli; çünkü eşcinselleri ve transseksüelleri kadın mı erkek mi belli değil diye muayene etmiyorlar veya iyileştireceğiz diye işkence yapan psikologlar var. Ortaçağ zihniyetinin günümüz tıbbında ne işi olabilir ki!

Heteroseksüel cahillerde şöyle bir kafa var; dünya heteroseksüel, sapık olan eşcinsller de dünyayı eşcinselleştirmeye çalışıyor. Oysa dünya üzerinde ne varsa, hayata-doğaya dairdir. Doğal ve hayata dair olmayan şey, akıl ve mantığını kullanmayanların cahillliği, yobazlığıdır! O yüzden dünya eşcinseldir de! Sen ister kabul edersin, istersen kıçını yırtarsın homofobinle!

İki yıldır sevişiyoruz sanırım, belki daha fazladır. Sevişmemiz hep onun sadece orgazm olması doğrultusunda. Hep erkekliğine bir şey gelecekmiş tedirginliği içinde sadece boşalıp gidiyordu. Sevişmiyor, öpüşmüyordu. Farklı doğrultuda bir beklenti içinde değildim de. Çünkü ben kişinin seviyesine göre hareket ederim. 2 gün önceki gece ne olduysa, bambaşka biriyle karşılaştım. Sevişti benimle, öpüştü... Bir kadın gibi hareket etmeye, teslim olmaya başladı. Bana yaklaşımı çok samimi ve sevgili gibiydi. Orgzm olduktan sonra da küt diye kesilmedi sevgisi, ilgisi, dokunuşları. İlişikimiz hard seksten, sevgiye dönüşmüştü bir anda. Çünkü içindeki kadını, eşcinseli artık serbest bırakmıştı. O da rahatladı, ben de... Giderken kopamıyordu adeta benden. Aslında kopamadığı ben değildim, bugüne kadar içinden tam anlamıyla çıkartamadığı ve barışamadığı eşcinselliğiydi. Hayırlı bir hayat yolculuğu diliyorum eşcinselliğiyle. Bir eşcinselin kendisiyle barışabilmesine vesile olduğum için huzurlu hissediyorum kendimi. Umarım benden sonra birileriyle de sağlıklı bir şekilde devam ettirebilir cinsel yönelimini. Çünkü ben bugün varım, yarın yokum... İnsanların homofobik bir toplumda cinsel yönelimleriyle barışabilmeleri için, karşılarındaki insanın onlara vereceği güven duygusu, onların cesaretleri için çok önemli.

LANET OLSUN HOMOFOBİYE!
Bir eşcinsele, sırf eşcinsel diye, bu şekilde davranmak, sadece cahilliktir, vicdansızlıktır. Ve bir eşcinsele bu şekilde davranırsanız, o eşcinselin de aynı şekilde kendini savunma hakkı doğar. Siz benim canımı yakarken, canımı yakanlara teşekkür edeceğimi mi sanıyorsunuz?
Eşcinsellere yapılanların, gün gelecek, elbet hesabı sorulacaktır, öyle ya da böyle. Kötü davrandığınızın eşcinselin size saygı duyacağını, size oy vereceğini, sizin dininize inanacağını, sizi seveceğini mi sanıyorsunuz cahil beyinliler?
Dinden nefret ediyorum, iktidarlardan nefret ediyorum, heteroseksizmden nefret ediyorum; çünkü homofobikler!
Kadınlara ve erkeklere, kadın erkek aşkı yüzünden, eşcinsellere davranıldığı gibi davranılsaydı ne düşünürdünüz? Kadın erkek ilişkisi lanetlenseydi, hatta kadın erkek ilişkisine şeriatçı ülkelerde olduğu gibi idam verilseydi ne düşünürdünüz? Ahlaksız ilan edilselerdi, aşağılansalardı, dışlansalardı, sırf bu yüzden sokakta dövülselerdi... O zaman anlayabilr miydiniz eşcinsellere nasıl davranıldığını, vicdana gelir miydiniz? Bakınız bana din demeyin, Lut Kavmi demeyin, toplum demeyin, ahlak demeyin, burası Türkiye demeyin... İnnsaalrın doğdukları coğrafyada yapılarına uygun yaşama ve sevişme hakları vardır. RAHATSIZ OLAN ÇEKER GİDER AMA EŞCİNSELLER DEĞİL, HOMOFOBİKLER!
Eşcinsellere kötü davranılmasından, sessiz kalan herkes sorumludur.
Eşcinsellere marjinal diyorlar. Marjinal olan asıl homofobikler. Biz doğamıza uygunuz, bizi heteroseksüelleştiremezsiniz!
Akşam gerdeğe gireceklermiş de, düğün konvoyu sokakta bas bas korna çalıyor ve kedilerim ürktü bundan!
Eşcinsellere marjinal diyorlar. Marjinal olan asıl homofobikler. Biz doğamıza uygunuz, bizi heteroseksüelleştiremezsiniz!

8 Ağustos 2020 Cumartesi

Çekim yasası hayırlara vesile olan astrolojik bir gerçektir

Unutmayın, her işte bir hayır vardır!

Olayları çok uzun olmaması için genel ve anlaşılır bir şekilde özet geçeceğim. 

Bu yıl 24 Nisan'da internet üzerinden 7 bin lira dolandırıldım. Hayatımın en büyük yıkımıydı. Gerçek olduğuna inanmak istemedim bir türlü. Kabul edemedim. Onurum çok kırıldı. Çok aciz hissettim kendimi. Öncesinden zaten 2 Gremse altın borcum vardı. 4500 ve 5000 lira iken borç almıştım. Aynı altının tanesi 6500 liraya çıkmıştı. Ve bir yıl önce sıfır borçlu bir insanken, 20 000 bin lira borçlu hale gelmiştim. Hem de hiçbir geliri olmayan biri olarak. Emekliliğim ise yılbaşına 15 gün kala olacaktı. 

Sağolsun eş-dost yalnız bırakmadı. Devletin de virüs ve Kızılay yardımlarıyla birlikte eşten-dosttan gelenle 4500 lira toplanmıştı. Annemden düşen tarlanın birini sattım ve 20 bin lira borcumu kapattım. Elimdeki parayla emekli oluncaya kadar idare edemeyecektim ama kalan sürede 2 ay daha kredi kartımla borçlanabilirdim. Tekrar altın borcuna girmek istemedim. Çünkü altın tekrar yükselebilirdi. 

Astroloji de diyordu ki, kaybettiğiniz bir şeyi geri kazanacaksınız. Acaba dedim, savcılıkta olan dolandırılma davam, olumlu mu neticelenecekti. Herkes sen o giden paranın üzerine bir bardak su iç, unut diyordu. Ama insanın gözü yerde oluyor, mal da olsa unutamıyor, umudunu yitirmiyor, belki geri gelir diye bekliyor. 

Bu süreçte tabiki de üzüntüden sol kolum uyuştuğu için sürekli ve felç olmaktan korkuyordum. Neyse ki borçlarımı kapattıktan sonra rahatlamıştım biraz sağlık açıından. 

Dün ve bugün itibariyle... Gremse atının fiyatının 8500 lira olduğunu söyledi arkadaş. İnanamadım. İyiki de tarlayı satıp, borçlarımı kapatmışım dedim. Sonra ne dedim biliyor musunuz? İyi kide 7 bin lira dolandırılmışım. Niye mi? Eğer dolandırılmasaydım, ablamdan bir altın daha borç alacaktım ve şu anki borcum 25 bin lirayı geçecekti ve sattığım tarlam değer olarak yerinde saydığı için borcumu ödeyemeyecektim. Ama ne yptım; altın 6.250 iken dolandırılma borcum olan 7 bin lira ile birlikte 20 bin liralık borcumu tarlamı satarak kapattım, dolandırıldığım için eş-dost-devlet yardımı olan 4500 lira sayesinde yeni bir altın borcuna girmedim ve şu anda sıfır borçluyum. 

Eğer mantıklı düşünürsek, 7000 bin lira dolandırılmak, beni büyük bir borç yükünden kurtulmamı sağlamış, hatta 10 bin lira kardayım. Çünkü dolandırılmamış olsaydım borcum şu an itibariyle 3 altın olarak 25.500 olacaktı, 4500 lira yardım da gelmeyecekti; 20 bin üstü 5500, artı 4500 lira yardım paraları, toplam 10 bin etmez mi? 

Hani her işte bir hayır var derler ya, son yaşadıklarım bunun birebir örneği. Astrolojinin dediği de çıktı. Kaybettiğim para, illaki dolandıranlardan geri almak koşuluyla olmasa da, fazlasıyla farklı yollardan geri gelmişti.

20 yıl önce de enflasyon ve döviz yükselmesinden paramı yarı yarıya kaybetmiş(Dövizi Türk lirasına çevirmiş, aynı anda döviz 2 katına çıkmıştı), kalan parayla da içinde yaşadığım mekanı almıştım. Şimdi yaşadığım yer kaybettiğim paranın kaç katını çıkartacak değere ulaştı.

Her zaman evrenin şanslı canlılarından biri oldum. Her kötü olaydan sonra hep güzel bir olay oldu, her kötü olayın bir sebebi vardı! Hep bir kapı kapandıü daha güzel bir kapı açıldı. Ayrıca yaşadığım her kötü olay, daha kötüsünü yaşamamam için bir ders oldu. Teşekkür ederim evrenim!

Murat Övüç, toplumun kadına bakış açısının turnusol kağıdı!

 “Le Vent Nous Portera” şarkısıyla ünlü Fransız Noir Desir grubunun solisti Bertrand Cantat, sevgilisini döverek öldürdüğünde, sırf yakışıklı ve popüler olmasından dolayı, halkın yarısından fazlası ölen kadının değil, onun tarafını tuttu. Mesela Amerika'da pek çok suça karışan ve 27 ay ceza alan sabıkalı Jeremy Meeks, sosyal medyada paylaşılan bir fotoğrafı sayesinde yakışıklı olduğu için ünlü oldu, manken oldu ve ünlü, çok güzel ve çok zengin bir sevgili buldu(Chole Green).

Bizde ise Murat Övüç, sosyal medya hesabında herkese or.spu diyince herkes gülmekten yerlere yatarken, Yeşim Salkım'a aynı kelimeyi sarf edince herkesin hedefi haline geldi. Zaten bir çok kişi sevmiyordu; sevmeyenlere vurmak için fırsat doğdu. Ben de sosyal medya üzerinden her türlü seviyenin düşürülmesine karşı biriyim ama bu, insanların özgürce hareket etmelerine karşıtlık anlamına gelmesin. İsterse osurarak para kazansın, şöhret olsun bana ne; burada sadece arz edenleri değil, öncelikle talep eden kesimi eleştirmek gerekiyor. 

Gelelim asıl meseleye; eğer Murat Övüç herkesin ayılıp bayılacağı hetero bir tip olsaydı, hiç sesi falan olmasaydı, ünlü bir kadına or.spu deseydi, bu kadar hedef haline getirilir miydi? Bu toplumda bakmayın bir avuç feministin İstanbul Sözleşmesi için sokaklara çıktığına falan; kocasının dayağını yiyip de, kocamdır hem sever, hem de döver diyen bir zihniyete sahip değil mi bu ülkede kadınlar? Murat Övüç'ü hedef haline getirmekle ne şiddete dur denilebilir, ne de kadın hakları kazanılır. Dahası bu tür saldırılar gerçek hedefi unutturur, daha rehavete kapılınmasına sebep olur. 

Murat Övüç'e yüklenildi, kadına şiddet sorunu halledildi mi şimdi? Bakınız, benim Murat Övüç'ü savunmam söz konusu bile olamaz; benden daha fazla eleştiren olmamıştır ama olaya gerçekçi gözle bakmak gerekir. Zihniyet değişmediği sürece; evde, sokakta, bulunduğu her ortamda erkeğin kadına bakış açısı değişmeyecek, hatta Murat Övüç'ünkü gibi espiri mahiyetinde değil, gerçek anlamda cinsel aşağılamalara maruz kalmaya devam edecektir kadınlar. 

Burada kazanılmış olan kişisel olarak Yeşim Salkım'ın mücadelesidir. Keşke herkes Yeşim Salkım kadar dirayetli olsa! Toplum Murat Övüç ile eğleniyordu, olaya Yeşim Salkım da dahil olunca hiç kuşkunuz olmasın daha bir eğlenmiştir. Hani Murat Övüç, Yeşim Salkım'a or.spu derken oradaki kadınlar gülüp eğleniyordu ya, genel anlamda da kadınlar yemin ediyorum kahkahayla gülmüştür. Çünkü bilinçsiz bir toplumda belden aşağı espirilere gülünür.

Hatırlıyor musunuz, bu yıl içinde bir genç, sevgilisini döven kadını, adamın elinden kurtarırken, adam ona da saldırınca kendini savunmak zorunda kalmış ve adamın ölümüne sebep olmak yüzünden suçlu bulunmuştu ve şu anda hapis yatıyor. Sabıkalı sevgilisinin dayağından kurtarılan kadın ne demişti: "Sevgilim beni darp etmedi. Geçmişinde 19 sabıkasının olması, kötü olduğunu göstermez. O ne yaptıysa uyuşturucu kullanmak yüzünden yaptı(sanki uyuşturucu kullanması, suç hafifletici bir unsurmuş gibi). Bir gencin elinde bıçağın ne işi var?" diye kendisini döven sevgilisini savunmuştu. O yüzden bu ülkede önce kadınların zihniyetinin değişmesi, heteroseksist düşünceden kurtulması gerekiyor. Murat Övüç bu işin sadece eğlencesi; Murat Övüç'e saldırarak sanki kadın haklarını kazanmış gibi kendinizi kandırmayın!

Bu ülkenin kadınlar adına bir gerçeği de, kadının asıl düşmanının kadın olduğu. Magazin olayı diye geçiştiremezsiniz. Seren Serengil ve Gülben Ergen, Gülben Ergen ve Yeşim Salkım arasında geçen kavgalar, aslında bu toplumun kadınının bir profilidir. Kendilerini mağdur eden heteroseksizmi gözardı edip, mağduriyetlerinin acısını birbirlerinden çıkarmaktadırlar. Onları mağdur duruma sokan erkeklerse, olayları uzaktan seyretmektedirler bıyık altından gülerek.

7 Ağustos 2020 Cuma

7 Ağustos 2020 facebook notlarım

Kavganın bile bir adabı olmalı; şiddetsiz, küfürsüz, hakaretsiz, cinayetsiz..!

Sen dogmatik ol, bilinmezlere inan, hayatını kısıtla ama başkalarının özgürlüklerine karışma diyemiyorsun; çünkü cahil!

YANİ EŞCİNSELLER ŞİDDETİ HAK EDER Mİ DEMEK İSTİYORSUNUZ İSTANBUL SÖZLEŞMESİNE CİNSEL YÖNELİM İFADESİ YÜZÜNDEN KARŞI ÇIKANLAR?

Eşcinselliği yaygınlaştıracak diye itiraz edilen İstanbul Sözleşmesinin dördüncü maddesinde diyor ki, şiddet ile mücadelede cinsel yönelim de dahil olmak üzere dil, din, cinsiyet vs. ayrım yapılmaksızın hiç kimseye şiddeti kabul edilemez. Bunda ne var? Her kim olursan ol, şiddet yasaktır. Yobazlar, gericiler, eşcinsellere şiddet uygulanabilr mi demek istiyorlar?Eğer eşcinselliklerinde ısrar ederlerse, şiddeti hakediyorlar mı demek istiyorlar. Nerde kaldı sizin dininiz, vicdanınız, insnalığınız, hak ve hukuğunuz? YAZIKLAR OLSUN HEPİNİZE.

Yobazlar, İstanbul Sözleşmesi eşcinselliği teşvik etmektedir diyor. Eşcinselleri şiddetten korumak, eşcinselliği teşvik etmek mi oluyor geri zekalılar? Olayı niye dötünden anlıyorsunuz ki? Ayrıca teşvikle eşcinsel mi olunuyor, yoksa sizin dötünüz mü kaşınıyor? Yasaklarla kaşıntı geçmez ki güzelim! Ver gitsin ki, sen de rahatla, biz de bi' kurtulalım dırdırınızdan-homofobinizden!

Yobazlar cahilliklerine yanmıyorlar da, bir de utanmadan bilgiye savaş açıyorlar; e beyin yok, kapasite dar!

AKP'yi de, AKP'lileri de sevmiyorum!

Erdoğan,TL’nin dolar karşısındaki tarihi değer kaybını, "2002’ye oranla buzdolabı ve çamaşır makinesi satışlarının artmasıyla Türkiye uçuşta" şeklinde açıkladı.

Türkiye Ekonomisinin uçuşta olduğunun göstergesi, beyaz eşya satışlarının artmasıymış. Kemiriyoruz kemiriyoruz, tükenmiyor!

2 ay sonra emekli olduktan sonra Türkiye defterini kapatacağım. Çünkü soyut yaşayacağım. İnsanlar doğru karar veremiyorsa, milyonlarca insanı ben mi düşüneceğim? Kendi düşen ağlamaz!

Kendi meyvemi sebzemi yetiştireceğim. Türk ekonomisine bağımlı yaşamayacağım anlayacağınız. İnsanlar da üretip kendini eğitmek yerine, o parti benim bu parti senin koştursunlar dursunlar.

Eğer bir toplum nüfus planlaması yapmıyorsa, eğitime önem vermiyorsa, ve de üretmiyorsa, BATAR O ÜLKE! BATTIK ZATEN ama ekonomide zirve yaptığımıza inanan o kadar insan var ki; HERKESE AKIL DİLİYORM!

Çok değil, daha 10 sene önce dolar ortalama 1.5 lira civarındaydı; 2 lira olursa korkusu yaşıyorduk! Ekonomimiz iyiye gidince..!

AKP iktidarından memnunuz diyenler, neye dayanarak böyle konuşuyor acaba? Asgari ücrete bakın, ev kiralarına, dövize, altına bakın

Yakında Türkiye'de müzik ve dans yasaklanabilir! Yeni Akit yazarı Ahmet Gülümseyen, üniversitelerin beden eğitimi ve spor öğretmenliği bölümlerindeki ‘ritim eğitimi ve dans’ dersinin 'Müslüman-Türk kültürüyle bağdaşmadığı' gerekçesiyle kaldırılması gerektiğini savunmuş.

Yakında Türkiye'de müzik ve dans yasaklanabilir! "O kadar da değil" mi diyorsunuz? İran ve Afganistan örneklerine bakın!

İnsanlara, Türkiye İran gibi olabilir dediğin zaman, hadi ordan diyorlar. Zannediyorlar ki, yarın şeriat gelecek. 20 yıl nasıl geçtiyse, 50 yıl da geçer. O günler geldiğinde zaten durumu içselleştirdiğiniz için, şeriatı normal sayacaksınız! Ben mi ne olacağım; o günlere kadar zaten çoktaaan ölmüş olacağım. Şimdiden sağ kalacaklara geçmiş olsun diyorum.

Arkadaşlar, dostlar, sayın seyirciler... Huzurlu ve sağlıklı yaşamanın birinci koşulu özgürlüktür. Özgürlük olmazsa, hiçbir şey olmaz. Sizin özgürlük sandığınız bağnazlıklar, muhafazakarlıklar, iktidar sistemlerinin sizleri zapturapt altına aldığı bir uygulama, farkında olmasanız da bir dayatmadır. Görün artık. Dogmatik olmayın, biraz bilimsel olun, bilimsel şeyler okuyun; cahil cahil insanların dediklerine inanmayın! Okuma yazma biliyorsanız, biraz çaba sarf edin ve gerçekleri kendiniz öğrenin. Başkalarının ellerine bırakmayın geleceğinizi. Birilerinin sözüne kanacağınıza, alın elinize bir kitap, okuyun. Her kitap ayrı bir dünya. Hurafelerle insanları uyutan kişiler, ellerine bilimsel bir kitap alıp da okuyorlar mı acaba? Tabiki de hayır! Size dayatılanları sorgulayın, körü körüne kabul etmeyin. Sorgulamaktan bir şey kaybetmezsiniz.

Buğday bile üretemeyip, dünyanın 1 numaralı buğday ithalatçısı-dışarıdan satın alan bir ülke olarak nasıl zirvede olunuyor ki?

YÜKSEK EĞİTİM ALMIŞ BİR AVUKAT DÜŞÜNÜN Kİ, EŞCİNSELLİĞİ ÖZENİLEREK TERCİH EDİLEN BİR ŞEY OLDUĞUNU SÖYLÜYOR!

Hanımefendiler(İSTANBUL Sözleşmesi Çalışma Platformu Sözcüsü Avukat Figen Şaştım), eşcinsellerin şiddete maruz kalmasını onaylamıyorlarmış ama İstanbul Sözleşmesi'nin hedeflerinden birinin eşcinsel tercihlerde bulunma noktasında toplumu yönlendirdiğini, cesaretlendirdiğini düşünüyorlarmış. Nasıl bir avukatlıktır ki bu? Eşcinselliği bir tercih olarak görüyor ve İstanbul sözleşmesi toplumu eşcinselliğe yönlendiriyor ve cesaretlendiriyormuş. Beni böyle bir avukat temsil edemez mesela. Eşcinselliğin özenilerek tercih edilen bir şey olduğunu düşünmek cahillikten başka bir şey değildir.

Doğu Perinçek: İstanbul Sözleşmesi ile eşcinsellik dayatılıyor. Bu eşcinseller evlatlıklarına toplu olarak tecavüz ediyor.

Ve bu adam sürekli eşcinsellikle ilgili makaleler yazıyor, kitap yazıyor... Niye ki?

6 Ağustos 2020 Perşembe

6 Ağustos 2020 facebook notlarım

FENERBAHÇE DÜŞMANLIĞI Bİ' BİTMEDİ GİTTİ! FB KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞINIZA!
Bu ülkede güzel olan her şeye bir düşmanlık var; Tıpkı Fenerbahçe'ye olduğu gibi. Fenerbahçe küçük bir SPOR KULÜBÜ mü de harcama limiti GS ve BJK'nin 3'te 1 şeklinde belirleniyor? Sadece futbolda değil, bütün branşlarda uluslararası turnuvalarda Türkiye'yi en çok ve başarılı şekilde temsil eden FB değil mi? 

Neyin saçmalığı bu? Neyin hazımsızlığı? Bu tür kararlar FB'yi asla sarsamaz bile. Çünkü biz FB'liyiz. Çünkü biz spor kulübüyüz, ego kulübü değil!

Herkes Twitter'da güzel kadınların, Murat Dalkılıç'ta ne bulduğunu merak ediyor; hiçbir şey göründüğü gibi değildir!
Kadınlar Murat Dalkılıç'ta ne mi buluyor; aradıklarını bulamıyor, Murat sadece kadın ruhundan çok iyi anlıyor!!!
Murat Dalkılıç: LGBT'leri beni sevsinler diye desteklemiyorum, benim için önemli olan insan!

80'lerin ikinci yarısından sonra, Türkçe Pop sanatçısı Ajda Pekkan, Sezen Aksu, Nükhet Duru, Nilüfer, Zerrin Özer, Erol Evgin ve Barış Manço vardı sadece. Biz de yabancı pop müzik dinliyorduk...
80'lerde yabancı pop müzik olarak ülkemizde Michael Jackson, Madonna, Cyndi Lauper, George Michael, Modern Talking, Duran Duran..

ÖZÜRÜ KABAHATİNDEN BÜYÜK!
Abdurrahman Dilipak: "Çarpıtıyorlar; Ben kadınlara değil, eşcinsellere fahişe dedim. LBGT diye kendi kendilerine verdikleri bir isim var. Onlar kendilerine “Fahşa”, “Fahişe” yaptıkları işe, “Fuhuş” denmesini istemiyorlar."
1. Bütün eşcinseller fuhuş mu yapıyorlar; 2. Fuhuş yapan kadınlar üzerine alınmasın mı bu lafı; 3. Fuhuşa ortak olan erkeklerin hiç mi suçu yok; 4. Fuhuşa ortak olma potransiyeli olmayan erkek var mıdır; varsa bile aseksüledir?

İnsan kendi mokuna düşman olur mu? Homofobiklerin-eşcinsel karşıtlarınki bu işte. Eşcinselleri de siz doğurdunuz; onlar uzaydan gelmeid ki; doğanın, hayatın, sizin gerçekleriniz kendinize yakıştıramasanız da. Çocuklarınız eşcinsel olduğu için onlara sapık diyeceğinize, kendi cahilliğinize yanın!

Türk tarihinde eşcinsellik hiçbir zaman suç olmadı, muhafazakar iktidar kadar da hiç kimse eşcinselleri nefrete hedef göstermedi.Hadi eşcinselliği suç ilan edin ve idamla cezalandırın istiyorsanız; o dar ağacında sallandıracağınız eşcinsel, sizin çocuğunuz da olabilir. Bizden eşcinsel çıkmaz demeyin; siz nereden biliyorsunuz ailenizdeki kişilerin arka planda ne yaşadığını; benim beraber olduğum erkekler yurtdışından ithal değil ki; sizin kocalarınız, sizin çocuklarınız. Örnek vereyim; komşumuz benden nefret ediyordu eşcinselim diye ama iki oğlu benimle eşcinsel ilişki yaşıyordu, hem de pasif! Ve biliyordum ki, babaları da benimle bir şeyler yaşamak istiyordu ama yaşayamadığı için benden nefret ediyor, herkese benim top olduğumu söylüyordu!

Adam kendisi benimle yatamadığı için, top diye aleyhimde dedikodu yaparken, 2 oğlu benimle pasif ilişki yaşıyordu!

Hani derler ya, yaşadıklarımı anlatsam yer yerinde oynar... Gerçekten hayatımı yazsam olay olur! Belki inanmazsınız bile!

Muhafazakar ve ahlakçı bir toplumda özgür beyinlerin hayatı çok maceralı oluyor; çünkü bastırılmışlıklar beklenmedik sürprizler yaratıyor onlara.

Bir keresinde eşcinsel adamın biri ikimiz ilişki yaşayacağız diye beni arabasına aldı ve araba bilmediğim bir yere doğru yol almaya başladı. Oysa adam karısını becertmek için görtürüyormuş beni. Geri bırakmasını istedim, kabul etmedi. Bir kadınla beraber olmak kendime-eşcinselliğime ihanet olurdu benim için. Araba hızla giderken, arabanın kapısını açtım ve kendimi atarım aşağıya, geri götürmezsen dedim. Ancak öyle ikna oldu!

Eşcinseller, bir eşcinseli şıp diye anlar. Eşcinsel karşıtı homofobikleirn de % 100'ü eşcinseldir. Örnek, paylaşımlarımdakiler!

Corona Virüs'ü aslında hiç kaale almadım ama tedbiri de elden bırakmadım. Bu süreçte de nezle bile olmadım!

Dogmatiklerin anlamadığı ve anlayamayacağı tek şey, 
bazılarının neden sadece bilime inandığı ve bu doğrultuda yaşadığı!

İzmir'deki İstanbul Sözleşmesi eyleminde bir eşcinsel, polislerin saldırısı sonucu nöbet geçiriyor, hastaneye kaldırılan gence, hastanede nöbet geçirdi raporu tutuluyor!

Eşcinsellik gibi hayatın gerçekleri değiştirilemez ama cahillik giderilebilir!

Bir insanı yanlışlarından dolayı eleştirebilirsiniz ama erkek mi kadın mı olduğu belli değil diye aşağılayamazsınız!

Ben erkek veya kadın/gibi olmak zorunda değilim; çünkü cinsiyet kimliğine inanmıyorum!

Murat Övüç'ü erkek mi kadın mı olduğu belli değil diye aşağılamak homofobidir!

Suzi kızım özgürlüğü seçti, dışarıya yavru yaptı ama inşaatlardan yaşama alanı kalmayınca yavrularını eve taşıdı!

GÜZEL CEVAP!
Meral Akşener’e “Evine dön” çağrısı yapan Devlet Bahçeli’ye İYİ Parti'den cevap: “Biz zaten evimizdeyiz… Başkalarının kuyruğuna takılıp, evin yolunu kaybedenler düşünsün!”.
YANLIŞ ANLAŞILMASIN, İYİ Parti İLE FALAN İŞİM OLMAZ, MHP İLE DE!

BLOGLARIMDAKİ HABER VE YAZILARI PAYLAŞMA DURUMUM OLMASAYDI, HİÇBİR SOSYAL MEDYA İLE İŞİM OLMAZDI! ZAMAN KAYBI!

Murat Övüç'e ne ağıza alınmayacak hakaretler... Ondan eksik bir tarafınız kalmadığı gibi, onu solladınız bile!

Olayları kişiselleştirip, bakış açınızı daraltmayın derim. Çünkü düşünceler değişmedikçe, kişiler de değişmez!

8 yıldır tenis ve badminton oynuyorum. 50 yaş fiziksel anlamda gerçekten dönüm noktası. Spor beni bırakmadan, ben onları bırakıyorum. Çünkü ağır spordan eklemlerim ağrımaya başladı... Belki bundan sonra sadece yürüyüş...

Parfüm kullanmıyorum; çünkü kendi ter kokuma bayılıyorum, kokladıkça kendimden geçiyorum!

UNUTMAYIN Kİ, CAHİLLER NE YAPTIĞINI BİLMEZ!

Şimdi herkes Murat Övüç'ün 3.2 milyonluk takipçisinin sıfırlanmasını, barlarda sahneye çıkamayıp para kazanamamasını istiyor; sanki sonrasında halk bilinçlenecek, Murat Övüç gibilere prim vermeyecek, kadın hakları da kazanılacakmış gibi; Murat Övüç de bu toplumun yansımalarından biri, bunu da herkes biliyor. Şimdi herkes opera veya klasik dinlemeyecek, gene Murat Övüç veya Kerimcan Durmaz'larla eğlenecek.HEPİNİZ MURAT ÖVÜÇ'SÜNÜZ, BİLMİYOR MUSUNUZ? Benzer olayları toplumun kendisine değil de sadece Murat Övüç ve benzerlerine bağlarsanız, Kerim gider Murat gelir, Murat gider Selin gelir..!
İstanbul Sözlşemesi yüzünden AKP'de çatlak derinleşiyormuş ve Erdoğan çekilme taratarıymış. Çatlak derinleşsin zaten ayrı mesele de,Türkiye'nin sözleşmeden çekilmesi veya sözleşmeye devam etmesi çok da bir şey değiştirmeyecek ki. Çünkü bu sözleşmenin bildiğim kadarıyla Anayasal bir bağlayıcılığı yokmuş. Konumuz ve derdimiz eğer kadınlara şiddeti önlemekse, İstanbul Sözleşmesi olmadan da yapılabilir bu. Benim üzüldüğüm ve hayıflandığım nokta ne biliyor musunuz; Eşcinselliğin özenilerek olunan bir şey olduğuna ve bu sözleşmeyle eşcinselliğin yagınlaşmasına inanılacak bir cahilliğin olması.Yazık yaa; ülkeyi nasıl zihniyetler yönetiyor...

Eşcinselliğin özenilerek olduğunu düşünmek ve İstanbul Sözleşmesi yüzünden eşcinselliğin yaygınlaşacağına inanmak düpedüz cahillik

1 milyonun üzerinde bir şehirde yaşıyorum ve İstanbul Sözleşmesi ile ilgili benden başka konuşan, düşüne bir kişiyle karşılaşmadım. Bir bardak suda kopartılan fırtınadan vadandaşın haberi bile yok. Olay gericilerle feministler arasında geçiyor gibi sanki!

O çok kadar isterdim ki ülkemin dogmatizmden uzak, bilimsel doğrulara inanan insanlar tarafından yönetilmesini...

Cahil insanlar neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilmiyorlar bile ve bu tür kişiler söz sahibi kişiler; çünkü bunlara inana aynı kafadan bir kitle var!

Eşcinseller Türkiye'de neden eşcinsel hakları yok diye hayıflanmasın. Sebep 15-20 milyon eşcinselin susması!

Eşcinseller, eşcinselliği sapıklık ilan eden, eşcinselleri lanetleyen bir partiye oy verirse, o ülkede eşcinsel hakları olmaz!

Bakıyorum da, eşcinselliği benim kadar konuşan hiç kimseyle karşılaşmadım!

TRT, bir polisin eşcinseli dövdüğü sahneyi makaslamış. Polis böyle bir şey yapmaz değil mi? İftira! Ama ben gerçekleri biliyorum!

Eşcinsel olsaydınız, cinsel kimliğinizin arkasında durabilir, açıkça ben eşcinsel diyebilir miydiniz? DİYEMEZDİNİZ? Nerde o döt?

Eşcinselliğinin arkasında durmayan, eşcinselliğini savunmayan eşcinsellerin başına her bi' bok gelir; korkaklıkları nefreti çeker!

DOĞU'YA GİDİLDİKÇE, EŞCİNSELLİK AKTİFLİK OLARAK ZÜHUR EDER!
Eşcinsellikle ilgili bazı bilinmeyen gerçekler...
Cinsel yönelim; kişinin hangi cinse ilgi duyduğu; eşcinsellik(erkek erkeğe-kadın kadına), heteroseksüelllik(erkekle kadın arasındaki).
Biyolojik cinsiyet, yani bedensel erkeklik ve kadınlık, cinsel yönelimle aynı tutuluyor ve ilişkiler tek doğru olarak karşı cinsellik üzerine temellendiriliyor. YANİ, bir erkeğin çükü kalkıyorsa, erkektir ve kadınlarla beraber olmalıdır gibi. Oysa cinsel gücün, eşcinsellik gibi cinsel yönelimle alakası yoktur ki; önemli olan, o çükün aslında hangi cinse kalkmak istediğidir. Bir de zannedilir ki, bazı erkekler çükü kalkmadığı için eşcinsel olur, yani pasif olur. Zaten eşcinsellik de pasiflik olarak düşünülür. Oysa ereksiyon olan erkekler de, eğer cinsel yönelimleriyle-eşcinsellikleriyle barışıklarsa, kafayı aktifliğe-pasiflipe takmazlar ve hem aktif, hem de pasif olarak erkek erkeğe ilişkilerini sürdürürler. Kadın erkek ilişkilerinin bitme sebebi de sadece heyecanın bitmesi değil, eşcinsellik gerçeğidir de. Etrafınıza bakın, kağıt üzerinden devam eden evliliklere mesela... Burada bir eşcinsellik söz koınusudur. Bir süre evli kalınır veya çocuk yapılır, sonrasında boşanılır veya ömür boyu aşksız ve cinselliksiz bir yaşam sürülür. Cinsel yönelimiyle barışamayan eşcinsel erkekler genellikle erkek geçinirler ve kestaneyi çizdirmezler, çizdirmedikleri sürece de erkek geçinmeye devam ederler ama eşcinseldirler ki, erkek erkeğe ilişki yaşamaktadırlar. Doğuya doğru geleneksellik arttıkça, aktif eşcinsellik artar. Çünkü oralar daha heteroseksisttir.