14 Aralık 2017 Perşembe

LGBTİ+ kavramından neden vazgeçtim?


TranSvestilik, heteroseksist dünyada eşcinselliğin cinsiyetçi bir lansmanıdır!
Piyasaya eşcinsel olarak çıkıyorlar, bir bakmışsın kendilerini kadın olarak tanıtıyorlar, sonra da eşcinselliği küçümsüyorlar. Çünkü heteroseksist dünyada transvestizm prim yapıyor, doğal kimliğin değil. Her anlamda prim yapıyor;1. Maddi, 2. Gizli eşcinsellerin kendilerini gerçekleştirmek için cesaret buldukları bir nokta olarak.
İşte ben bu yüzden vazgeçtim LGBTİ+ kavramından.
Ben eşcinsel olarak doğdum ve bu kimliğim utanılacak bir şey olmadığı için, bu kimliğimin arkasında durmamak doğama bir ihanet, bir korkaklık, eşcinsel haklarına bir darbedir.
Ben kimliğine ihanet edenlerle, kimliğini inkar edenlerle yan yana durursam, eşcinselliğimi, eşcinsel haklarımı savunma hakkımı, kendi elceğizlerimle teslim etmiş olurum heteroseksizme. Demezler mi adama, "Bak i*neye, kimliğini kendisi bile kabul etmiyor, transvestizm başlığı altında bize benzemeye çalışıyor"...
Benim kimliğimin, eşcinselliğimin bahanelere ihtiyacı yok, olamaz, olmamalı; "işte bize iş vermiyorlar, ben seks işçiliği yapmaya mecburum..." gibi.
Benim eşcinselliğim bu şekilde varolamaz, kabul edilemez...
Eşcinsellik bir cinsel yönelimdir ve hayat bulabilmesinin önünde aşılamayacak hiçbir engel yoktur. Heteroseksizmin engel kabul edilen bahaneleri beni baltalayabilir ve lekeleyebilir ancak.
Tabiatınla çık ortaya, kabul etmezlerse de varolmaya çalış kendini uçuruma sürükleyeceğine... Kadın olmuşmuş da, çok para kazanmışmış da, koca yapmışmış da...
Eşcinsel hakları, bir cinsel yönelim hakkıdır!

12 Aralık 2017 Salı

"Değerlerimiz" mi değerli, eşcinsellerin canı mı?

"Değerlerimiz"e bir eşcinsel daha mı kurban gitti acaba?

Devlet eşcinsellere yapılan cinayet dahil her türlü saldırıyı nefret suçları kapsamına almıyor, bunu açık bir şekilde dile de getiriyor böyle bir çalışmanın olmadığını söyleyerek. Yani bu şu demek oluyor... Eşcinselliği tanımıyoruz! Cumhurbaşkanı da zaten, "eşcinsellik değerlerimize ters" demedi mi kısa bir süre önce?

Burada insanlığın, vicdanın, adaletin devreye girmesi gerekiyor ACİLEN. Eşcinsellere yapılan saldırılar sıradan bir saldırı değildir. Eşcinsellik toplum tarafından kabul edilmediği için ve daha da önemlisi yasalarımızda bir karşılığı olmadığı için, boşluktan faydalanılarak, eşcinsellerin kurban seçilmesine, kolay kurban edilmesine cesaret vermektedir. Çünkü eşcinselliğe karşı bir önyargı var ve bu yargıdan dolayı eşcinsellere karşı olan nefret görmezlikten gelinmektedir. Bu nefret de çok kolay eşcinsel cinayetine dönüşebilmektedir. Çünkü toplum ve resmi uzantıları dahil her birimde eşcinselliğe ahlaksızlık gözüyle bakılabilmektadır.

Eşcinsellere yapılan saldırıların nefret kapsamına alınmaması, eşcinselliğin görmezlikten gelinmesi veya yok sayılması, bu nefretin kimsenin umrunda olmamasına sebep olmakta, bu nefreti pekiştirmekte, hatta onaylamaktadır ki, katiller çok kolay bir şekilde suçlarına kılıf uydurabilmektedir eşcinsel ilişki teklif etti gibi.

Daha da önemlisi ne biliyor musunuz..? Yani eşcinsel cinayetlerinin  nefret suçları kapsamına alınmaması, eşcinselliğin üzerini daha da kapatmaktadır. Çünkü hiç kimse bunu dile getirmiyor bu yüzden. Hep başka isimlerle anılıyor bu cinayetler. Veya en fazla sır cinayet deniyor adına.

Oysa eşcinsellerin sırf cinsel yönelimlerinden dolayı saldırıya uğradıkları ve öldürüldüklerine dair bir gerçek var. Her şey, herkese yapılan saldırılar nefet suçları kapsamına alınıyor ama eşcinsellere karşı yapılan suçlar alınmıyor. Eşcinseller insan değil mi, eşcinsellik cinsel yönelim değil mi? Sırf değerlerimize ters diye hayatın en önemli gerçeği nasıl yok sayılabilir ki? Şimdi heteroseksüelliği yok sayabilir miyiz? Eşcinsellik diye, hemcinisini sevmek diye bir gerçek var. Demokrasi nedir, insanlık nedir, eşitlik nedir, özgürlük nedir..? Herkes elini vicdanına koyarak cevap versin. Bu saydığım haklar sadece belli bir kesime ait olabilir mi?

Eşcinsel olduğu için öldürülen kişilere eşcinsel veya eşcinsel cinayeti bile diyemiyoruz hala. Çünkü hala eşcinselliğe ahlaksızlık gözüyle bakılmaktadır ve dolayısıyla eşcinselin eşcinsel olarak dile getirilmesi bile hakaret olarak kabul edilmektedir. Bu bir nefrettir ve de suçtur. Eşcinsel cinayetlerine sessiz kalanların, eşcinsel cinayetlerini nefret suçları kapsamına almayanların, eşcinselliği yok sayan herkesin bu suçta parmağı vardır. Eğer eşcinseller pisi pisine ölüyorsa, bunun en büyük sebebi eşcinsellik gerçeğinin görülmek istenmemesi ve eşcinsellerin mağduriyetine sessi kalınmasıdır.

Nerde vicdan sahipleri, nerde insanlıktan bahsedenler, nerde eşitlikten-özgürlükten bahsedenler, nerde "Allah"ın adını ağzına alanlar..? Allah eşcinselleri yok sayın, sırf eşcinsellikleri yüzünden öldürülmelerine sessiz kalın mı diyor? Eşcinseller sıradan bir mesele yüzünden öldürülmüyorlar, eşcinsel oldukları için öldürülüyorlar. Bunu görülmesi için ne yapılması gerekiyor acaba?

Bir insanın canından daha mı değerlidir içinde yaşanılan kültürün değerleri? Eşcinseller eğer içinde yaşanılan kültüre sığdırılamıyorsa, bu bir insanlık ayıbıdır!

11 Aralık 2017 Pazartesi

Penisimin ucundan ikinci defa girdiler ama bu sefer korktuğum gibi değildi; her şey modernleşmiş ayol!

Denizli Özgürlük Heykeli!

Hayat bir süreç ve bize yazılan senaryoyu elimizden geldiğince iyi oynamaya çalışmak olmalı görevimiz. Ben de onu yapmaya çalışıyorum ama ne kadar başarılı oluyorum bilmiyorum. Pek of dememeye çalışıyorum olumsuzluklar karşısında. Çünkü her engeli kendimizi geliştirme sürecinin bir parçası olarak görüyorum. Bir de hayatta neler neler olduğunu düşünürsek, yeri geldiğinde şükretmesini de bilmek gerekiyor. Gözüm hiç yükseklerde olmadı zaten. İyi yaşam nedir diye sorgulamak gerekiyor. Bana göre sağlıklı olmak ve bilgili yaşamak. Bunu da insan istedikten sonra, özellikle günümüz dünyasında gerçekleştirmek daha kolay biraz çabayla. Çünkü imkanlar müsait. Bilginin sonu ve ucu bucağı yok ama sağlıklı olmak daha hala insan yaşıyla da orantılı. Belli bir yaştan sonra bazı sağlık problemleri kaçınılmaz oluyor. İdrar yapma sıkıntım başlayalı kaç yıl oldu bilmiyorum ama 3-5 yıllık bir mazisi var. Ve dayanılmaz noktasında, ilaçla iflah olmaz hale geldi. Yeni bir tedavi evresindeyim. Bu 5. sil baştan mı oluyor ne... Mesane boynu yüksekliği, sistoskopi denilen çok ağır tetkik, Devlet hastaneleri, Üniversite hastanesi, başka bir doktor, başka bir doktor ve başka bir doktor... Sistoskopi denilen penisin ucundan kameralı boruyla girme testini bir daha yaşadım. İdrar yapma sıkıntım yüzünden bundan kaçamadım ikinci defa da. Ben zannediyordum ki, prostatım büyük, prosedür gereği sistoskopi yeniden yapılacak, çünkü işleme başlayan doktor kan, ultrason, sistoskopi gibi şeyleri yeniden istiyor, ve prostatımdan ayrılıp rahata kavuşacağım. Ama doktor "teşhis koymak için bu testler yeterli değil, Üniversite hastanesinde devam etmen gerekiyor tedavi sürecine." dedi. Oysa sondan 3. doktorum beni sağlığıma kavuşturacak kişiydi. İlaç fayda etmezse, prostat ameliyatını yaparız demişti. Çünkü doktorlar 50 yaşından önce prostat ameliyatına yaklaşmıyorlar. Ve demişti ki inandığım doktor, sende mesane boynu yüksekliği veya idrar kanalı darlığı olsa bu yaştan-48 yaşından önce de ortaya çıkardı. Ama bu doktorum da bu sefer İzmir'e gitmiş. Ondan sonraki doktorumun sistoskopi testi yapmak istemesinden dolayı biraz daha ilaca devam ettim ama kar etmedi ve bugünkü doktoruma razı oldum. Kan, ultrason ve sistoskopi ama neticelenemedi süreç. Biraz dinlenip, kendime gelip, son doktorumun tavsiye ettiği Prof.a gideceğim Üni. hastanesine. Bugün, yarın geçsin bakalım...
Bu arada penis ucundan girilerek idrar yollarının kontrol edildiği sistoskopi denilen işlem artık çok daha kolaylaşmış. Önceden kasıklarımdan iğne vurularak uyuşturulmaya çalışılmış ve bağırta bağırta içime girilmişti penis ucumdan. Bugün ise penisimin içine bir jel sıktılar ve bir süre sonra kameralı kalın borularla içime girdiler ama çok canım yanmadı.
Bir de yaşadığım bölgedeki resmi kurum hizmetlerinden memnunum diyebilirim. Sağlık ekipleri daha iyi davranıyor, işlemler daha kolay ve mükemmel yapılıyor, vesaire...

6 Aralık 2017 Çarşamba

Zeki Müren-Türkiye'de eşcinsellik 86 yaşında!


Zeki Müren denilince...
Eşcinsel.
Hayır eşcinsel değil, transseksüel!
Heterosekssit bir dünyada Zeki Müren üzerinde en çok durulması gereken konu,
heteroseksist etkiden dolayı kendini kategorileştiren LGBTİ tabir edilen kesime,
aslında heteroseksizmin etkisinde kalmayıp kendileri gibi olmaları, kendilerini olduğu gibi kabul etmeleri, kendileriyle barışmaları, kendilerini sevmeleri ve saymaları için çok doğru, gerçek ve güzel bir örnek olması.
Eşcinselliğin cevabı gibi bir şey Zeki Müren...
İçindeki kadın duyguları sayesinde erkeklerden hoşlanıyor, kendini feminenlik ve feminen olmamak arasında ifade ederek belki de adeta cinsiyetçiliğe meydan okuyor. İçindeki kadınlığı yaşamak için bedeninin ne olduğuna kafayı takmıyor. Zeki Müren'e kadın diyemeyiz, erkek de diyemeyiz. Nedir Zeki Müren; biyolojik olarak erkek, hemcinslerinden hoşlanan bir eşcinsel. Zaten insan hayatla, kendisiyle barışık olursa, belli bir şey olmaya ihtiyaç hisseder mi? Ancak özgüvensiz ve egemen sistemin dışında kalanlar çoğunluğa dahil olmak için çoğunluğa benzemeye çalışır, çoğunluktakiler gibi olmaya çalışır, egemen şeyleri destekler, egemen şeyleri doğru bulur ve kendini, gerçekleri inkar eder, hatta bu gerçeklerden nefret eder, kendine inanmaz, işte o yüzden transvesti gibileri homofobinin bir ürünüdür.

Zeki Müren'e geçiş yapmayan trans diyorlar. Ne kaybetti geçiş yapmayarak..? Geçiş yapsaydı daha mı mutlu olacaktı, daha mı çok sevilecekti, daha mı çok aşık olunacaktı, daha mı iyi olacaktı onun için her şey..? Geçiş yapanlar için her şey daha mı yolunda oluyor, daha mı mutlu oluyorlar, daha mı çok seviliyorlar, daha mı çok aşık olunuyorlar, cinsiyet kimlikleri layığıyla kendilerine teslim ediliyor mu toplum tarafından, ondan da önemlisi doğal bir cinsiyet kimliğine sahip olabiliyorlar mı bu geçişle..?

O yüzden Zeki Müren'in doğal bir eşcinsel olması çok önemli. Ben Bülent Ersoy ile Zeki Müren arasında zerre kadar fark göremiyorum cinsel kimlik olarak; birisi doğasıyla barışık, diğeri kendini bedensel geçişle topluma kabul ettirmeye çalışıyor; hangisi daha çok kabul eidiliyor..? Bazıları kendilerini o kadar kaptırmış ki eşcinsel olmadıklarına ve cinsiyet kimliklerine, alternatif hiçbir düşünceyi kabul etmiyorlar. Doğalarına olan nefretlerinden başları o kadar dönmüş ki, eşcinsellikten nefret ediyorlar ve cinsiyet kimliği odaklı yaşıyorlar; varsa yoksa transvestiler için cinsiyet kimlikleri, erkek veya kadın olmaları; olmayıverin erkek veya kadın, ne olacak ayol..? Eee, sistematik şartlar onu gerektiriyor veya heteroseksist koşullanmışlıklar onları o sisteme zorluyor ve itiyor. Ama onlar bunu itilme olarak görmüyor da doğal bir şey zannediyor. Yani doğa yanlış, doğa onları yanlış yaratmış ve onlar da doğru olduğuna inandıkları heteroseksizme uymak için kendilerini doğrultmaya çalışıyorlar. Oysa kadınlık veya erkeklik diye bir şey bile yok; toplumsal cinsiyetçilikten başka bir şey değil erkeklik veya kadınlık...

Geçen gün trans kadın bir arkadaşım Hornet'te kendisiyle beraber olduğu erkeklerin eşcinsel olmadığını söyledi. Ben de "eşcinsel bir arkadaşlık sitesinde ne işleri var?" dedim. Orjinal kadınlardan sıkılmışlar da çeşitlilik olsun diye translarla birlikte oluyorlarmış. Peki transların ne işi var eşcinsel sitede dedim; orjinal kadınlardan sıkılıp çeşitlilik arayan erkekler için dedi... Heteroseksüel bir erkek orjinal kadınlardan sıkılıp ve doğuştan erkek olan ve sonradan kadın olanlarla beraber olabiliyorken, bilinçli eşcinseller neden sıkılıp da çeşitliliğe gitmiyor ve heteroseküsel ilişki yaşamıyorlar acaba? Gerçekten erkekliklerine toz kondurmayan gizli eşcinsellerle, kadınlıklarına toz kondurmayan homofobik eşcinsellerin-transseksüellerin ne işi var orada eşcinsel değiller ise? Çünkü translar heteroseksüel dünyadan erkek bulamayacaklarını çok iyi biliyorlar, erkek geçinen gizli eşcinseller de cesaret edemiyorlar açıkça erkek erkeğe beraberliğe ve de apaçık erkek bulmaya... BAKINIZ: Cinsiyet olarak biyolojik bir erkeklik ve kadınlık var, bir de cinsel yönelim. Heteroseksüeller dışındakiler eşcinseldir. Bu 2+2=4 kadar nettir. Ama içinde yaşadığımız cinsiyetçi sistem yüzünden eşcinselliklerini kabul etmeyen ama kendi cinsleriyle erkek rolünde de olsa beraber olmaktan kendilerini alıkoyamayanlarla, kendilerini kadın yerine koyan ve o rolü üstlenen transseksüellerin birbirinden farkı yoktur. İkisi de hemcisnlerinden hoşlanan erkek biyolojilerdir. İster davranış olarak, ister fiziksel olarak neyi üstlenirlerse üstlensinler, doğanın gerçekleri değiştirilemez ve aynıdır. Kendilerini erkek sayan ve translarla beraber olanlarla, kendilerini kadın sayan ve kendilerini erkek olarak savunanlarla beraber olanlar aynıdır-eşcinseldir ve yolları eşcinselliğe çıkar. Eşcinselliği belirleyen ne olarak doğup neyden hoşlandığındır. Erkek olarak doğup erkek bedeninen hoşlanıyorsan, bir trans sayarak istediğin kadar kendini yanlış gör, istediğin kadar değişime uğra veya bir eşcinsel olarak istediğin kadar inkar et eşcinseliğini, erkek gör kendini; işin özü aynıdır, gerisi kendini kandırmaktır.

Zeki Müren'in cinsel kimliği sanatçılığının kat be kat önündedir: Eğer Zeki Müren eşcinsel olmasaydı, zaten "Zeki Müren" olmazdı. Zeki Müren heteroseksist, erkek egemen bir toplumda nasıl "paşa" olmuştur, nasıl bu kadar sevilmiştir..; içimizdeki-doğamızdaki eşcinselliğin-eşcinselliğimizin heteroseksizm yüzünden ötekileştirdiğimiz ve içten içe sevdiğimiz öznesi olduğu için... Nefret edenlerin de aynasıdır Zeki Müren. Tabiki de Zeki Müren'in sanasal tarafının üst seviyeden olması diğer eşcinsellere göre en büyük avantajı olmuştur kendini kabul ettirmesi konusunda ama her sanatçı bunu sanatla başaramayabilir. Zeki Müren'in içinde bulunduğu döneme göre nasıl davaranması gerektiğini bilmesi de toplum tarafından kabul edilmesinin en önemli sebeplerindendir. Aklıyla, bilgisiyle ve kültürüyle zekasını birleştirebilmiş ve bunu hayata geçirebilmiştir Zeki Müren.

86 yıl olmuş doğalı, bu dünyaya geleli Zeki Müren. Bu bir anlamda eşcinselliğin bu topraklarda bir ikon olarak vücut bulması, sevilen bir özne olarak eşcinselliğin tescillenmesidir, eşcinselliğin sosyolojik evriminde en önemli süreçtir Anadolu topraklarında. Ondan sonra bu süreç içinde yaşadığımız kültürün paralelinde daha bir cinsiyetleşmiş, daha bir duraksamış, daha bir kamufle olmuştur GİBİ. Belki de buna eşcinsel özgürlüğün gebelik süreci diyebiliriz doğmaya hazırlanan. Varolma süreci döneme uygun olarak belki daha nötür olabileceğı için, o varoluş sürecine girmişizdir bile kimbilir. Çünkü konunun üstünün kapatılamaması, daha bir siyasi olarak yok sayılması; hem hiç konuşulmamaktan iyidir hem de varoluşun bir sinyali olabilir. Şu süreçte eşcinselliğe dair korkaklıklar da mevcut, bilinçli adımlar da...

5 Aralık 2017 Salı

Kendinizle-eşcinselliğinizle barışın artık!


Toplantınıza katılabilir miyiz diyorlar? Ne toplantısı ayol!
1. Biz belli bir kafa yaşı olgunluğuna sahip eşcinseller, heteroseksüeller veya kendilerini tanımlama ihtiyacı hissetemeyen kafa dengi insanlar olarak öylesine bir araya geliyoruz, kafa dağıtıyoruz, çoğalmaya çalışıyoruz, vesaire.
2. LGBTİ kavramına inanmıyoruz. Çünkü hepimiz eşcinseliz ve kendimizi kategorileştirmeyi, özellikle cinsiyetçi bir şekilde kategorileştirmeyi, eşcinsel hakları ve özgürlüğü önünde bir engel olarak görüyoruz.

"Hepimiz eşcinseliz"i açalım daha önce milyonlarca kez açmama rağmen. Eşcinseller içlerinde kadınsı duygu da barındıran ve bu yüzden hemcinslerinden hoşlanan kişilerdir. Bunu inkar eden ister gay, ister transvesti olsun homofobiktir. Hele ki bunu inkar eden heteroseksüeller tehlikeli homofobiklerdir. Kendini doğduğu bedenini muhafaza ederek ifade edemeyenler ve doğalarını koruyarak ifade etmeye karşı çıkanlar, doğanın farklılığıyla barışamayan insanlardır. Travestilik bedeniyle barışamamışlık dememiş miydik; hatta milyonlarca tepki çekmiştik bu yüzden. Az sonra zaten trans-vestiliğin nedenlerine değineceğim. Haaa, kimin kendini nasıl ifade ettiğine karışma hakkımız var mı; hatta destekliyoruz bile bireyin morali ve mutluluğu için. Çünkü herkes doğalarına uygun bir şekilde varolma özgüvenin sahip olmayabilir; varsın heteroseksistçe varolsunlar ama bunun heteroseksizmin kendilerine dayattığı şekilde tek doğru varoluş şekliymiş gibi savunusunu yapmasınlar, kendilerini doğalarına uygun şekilde varolanlara da homofobi yaparak heteroseksizmin homofobisini besleyip büyütmesinler, pekiştirmesinler. Bir de sanki heteroseksist dünya yapay cinsiyet kimliğini kabul edecekmiş gibi kendileirni kandırmasınlar. Bir kere doğanın kurallarına aykırı bu ve de insanın doğasına ihanet. Ama yapılacak bir şey yok iflah olunmaz şeylere karşı. Ay çok mu transfobik oldu; güldürmeyin evren aşkına! İşinize bakın tersinize gidiyorsa!

Bu girişten sonra gelelim asıl konumuza, eşcinselliğin toplumsal yaşamda nasıl varolabileceğine, varolabilmesi için nasıl varolması gerektiğine... Ama önce trans-vestiliğin neden hasıl olduğuna gelelim. 1. Daha çok ve daha özgür seks yapabilmek için, 2. Madama Marika'nın da dediği gibi seks işçliği yapabilmek için.
Biliyor musunuz bazıları cinselliği o kadar merkezi hale getiriyor ki, başka hiçbir varoluş şekilleri olmuyor ve bunun için ötekileştirilmeyi bile göze alıyorlar. Hani diyor ya trans-vestiler; biz işsiz bırakıldığımız için seks işçliiği yapıyoruz, diye; YALAN! Artık ben kendimi kandıramıyorum bu konuda; çünkü bu tür söylemlere hiç inancım kalmadı; insan gerçekleri göre göre aklını başa topluyor. Çalışabilen eşcinseller varsa, seks işçiliği yapan transvesti başlığı altındaki eşcinseller de bedenlerini ticarileştrimek dışında iş yapabilirler. Yaa, transvestilerin oluşturduğu algı yüzünden, tanıştığım kişilerin bile bedelimi sormaları sinir bozucu. Duygular ve keyifler parayla muhasebeleştirilebilir mi ayol? Tabi transvestiler de karşılıksız, yani bedelsiz duygu alışverişine karşılar müşterilerimiz elden gidiyor diye. Oysa eşcinselliğin transvestilik ve de seks işçiliği olarak algılanması ve anılmasından dolayı toplumsal varoluşumuz elden gidiyor bunun farkında değiller, umurlarında mı sanki? Zaten eşcinsellik onlara göre yanlış bir şey değil mi? Keşke eşcinsel olarak doğmasaydık, ruhumuz doğru bedenimiz yanlış, diyerek homofobi yapmıyorlar mı? Doğa yanlış yaratmaz oysa, onlar yanlış biliyorlar, bedenleriyle barışmaya psikolojileri yetmiyor. Evet, transvestiler mecburiyetten değil, seks işçiliğini meslek olarak seçtikleri için seks işçiliği yapıyorlar ve hiç pişmanlık emaresi arzetmiyorlar.

Aslında yukarıdaki paragraf eşcinselliğin toplumsal bazda varolamama nedenlerini bir şekilde açıklıyor. Yani cinsiyetçi bir şekilde varoluş, eşcinselliğin varoluş şekline engel teşkil ediyor. Çünkü cinsellik ve cinsiyetçilik üzerinden eşcinsellik varolamaz, varolmamalı. Çünkü eşcinseller; 1. Sadece cinsellik demek değil, 2. Eşcinsellik doğasıyla barışamayan, barışmaması gereken bir şey ve heteroseksizme cinsiyet kimliği üzerinden yamanmaya çalışan transvestilik değil. Eşcinsellik denildiği zaman bile insanların aklına seks işçliği yapan transvestiler geliyor ve eşcinsellik konusunda önyargılara sebep oluyorlar transvestiler.
Oysa eşcinseller de herkes kadar seks potansiyeli olan ama sadece cinsellikle varolmaya çalışan kişiler değiller gerçekten. Hepsi bir işin kenarından tutmaya çalışarak kendilerini idame etmeye çalışıyorlar. Transvestilere diyeceğim o ki, siz de doğanızı muhafaza ederek duygularınızı çok, hatta daha rahat yaşayabilirsiniz. Kendinizle barışamıyorsanız da, işin kolayına kaçmayacaksınız sadece cinsellik üzerinden varolmaya çalışarak. Cinselliğinizi limitsiz yaşayın kime ne ama eşcinselliğin o demek olduğunu zannettirmeyin.

Gelelim eşcinselliğin varolamamasının transvestilik dışındaki sebeplerine. Eşcinsellerin bazıları sanki farklı mı transvesti başlığından. Adamların sosyal medyada varolma sebepleri sadece cinsellik. Profillerine bak, popo odaklı veya profillerinde resim bile yok. Bu da heteroseksistçe bir varoluş şekli. Bu da heteroseksizmi onaylama, onun dışındakileri kendinin bile kabul etmemesi demek. Tabi profil fotosuzların gerekçeleri var toplumun eşcinselliği kabul etmemesi, açık eşcinselleri ötekileştirmesi gibi. E peki eşcinsellik nasıl varolacak bu şekilde yok sayılarak, yok edilmeye çalışılarak... Ayıpsa niye eşcnselliğin cinselliğini yaşıyoruz, değilse niye arkasında durmuyoruz. Kendimizle, eşcinselliğimizle, doğamızla barışalım artık. Farkında değiliz her birimizin homofobik olduğunun, davranışlarımızın homofobiye dair olduğunun ama bunu öğrenebiliriz, anlayabiliriz. Bakınız şimdiye kadar bu şekilde, yani LGBTİ veya gizli olarak heteroseksüellikten varoluş şekilleri kabul edilmediyse, bundan sonra da kabul edilmez kafaları değiştirmediğimiz sürece. Bu kafalarla eşcinsel hakları mücadelesi falan hikaye. Kendimizi tanımadığımız, keşfetmediğimiz, kendimizle barışmadığımız, kendimizi sevmediğimiz ve saymadığımız sürece hiçbir şey değişmez, hiçbir yere varamayız.