23 Mart 2017 Perşembe

Sokakta kalan trans arkadaşımız kiralık ev bulabildi nihayet


Transseksüellere ev verilmediği için ve de ekonomik imkansızlıklardan dolayı ev bulamayan trans arkadaşımız, sonunda nihayet kendi çabalarıyla ev bulabildi. Şu anda taşınma arifesinde. Bu arada konuya duyarsız kalan LGBTİ dünyası dahil hiç kimseye teşekkür etmiyor-uz. 

Trans bir arkadaşımın kedisinin ayağını kırmışlar!


İki kedi oğlum 3. yaşlarına yaklaşırken trafik canavarına kurban gitmediler ama...
İnsan tecrübe ederek daha iyi öğreniyor kediler dünyasını...
Gri erkek kedim bu yılın başlarında evi terk etti. Sokakta gördüm, gelmedi eve... Demek ki doğa sayılmasa da doğa olarak kabul edilebilecek sokağı tercih etti diye düşündüm.
Siyah kedim de, o da erkek bu arada, 1-2 güne bir geliyor artık eve. Sanırım özellikle erkek kedilerin doğasına en uygun yaşam alanı sokaklar, diye düşünmeye başladım (Sokaktaki kediler fırsat buldukça benim salonda konaklıyorlar ama evde doğanlar sokağı tercih ediyor; tuhaf!). Mesela tecrübeli erkek kedilerin parpısını falan yiyiyor siyah kedi-m ama gene de eve getiremiyorum. Dünden beri gene yok ortalıklarda. Aklım sürekli onda ya başına bir şey geldiyse diye.
Trans bir arkadaşımın kedisini karşı apart yötecisi döverek ayağının birini sakatlamış. Yavrulayan bir kedinin de 5 yavrusunu sokağa atmış bu adam ayrıca... Tanrı'dan mahalleden birisi sahiplenmiş yavruları...
Bu arada geçen yıldan beri bizim Cat'i kızın yavruları 3-4 haftadan sonra nezle-grip oluyor ve ölüyorlar. Çünkü yaşlı olduğu için sanırım sütü besleyici değil ve yavruların bağışıklık sistemi zayıflıyor. Bu yıl da bir tanesi öldü ve iki tanesi idare ediyor. Umarım yaşarlar.
Anne Cat'i kızım sokaktan geldi ve aramızda zamanla çok güçlü bir bağ oluştu. Artık birbirimizi çok iyi anlayabiliyoruz. O tam anlamıyla güveniyor bana. Çok asil bir kedi ama sokaklar onu katılaştırmış, ürkek yapmış.
Benim kedilerimle en büyük sorunum, az yemek yemeleri. Her yolu deniyorum ama ben çabaladıkça sanki benim gibi rejim yapıyorlar. Başında durarak, okşayarak, dil dökerek yemek yediriyorum ancak. Kediler etçildir ama "Bu kırmızı et, ben yemem veya vejeteryanım" der gibiler sanki. Mamalar da bir süre sonra sıradanlaşıyor sanırım onlar için. Bir de tercihleri de farklı farklı. Kimisi süt seviyor, kimisi sevmiyor, hele peynire bayılır kediler ama benim kediler hiç tercih etmediler. Yumurtayı falan da hiç sevmiyorlar. Kimisi makarna seviyor, kimisi dönüp bakmıyor bile. Ortak buluştukları yemek çeşidi tavuk ve balık. Mamalarını da bu doğrultuda alıyorum.

22 Mart 2017 Çarşamba

Eşcinsel evlilik hakkı dünyaya huzur ve mutluluk getiriyor

Eşcinsel evlilikler, heteroseksüellerin de sağlam evlilikler yapmalarını sağlayacaktır

Dünyanın en gelişmiş ve mutlu ülkeleriyle eşcinsel evlilik ve birliktelik hakkı olan ülkeler aynı. Yukarıdaki liste BM'nin 2017 mutluluk raporudur.

Dünyanın her anlamda en gelişmiş, en refah, en eğitimli, en sağlıklı, en mutlu, en medeni ve en demokratik ülkeleriyle eşcinsel evliliğin ve birlikteliğin hak olduğu ülkelerin aynı olması nasıl bir duygu oluşturuyor sizde? Bu bir tesadüf olabilir mi? Olamaz. Eğitimli insanlar doğru kararlarla, doğru yönetimlerle eşit, özgür ve adaletli ve refah bir ortam yaratıyor. Dogmalarla yaklaşmıyor hayata, bilimsel yaklaşıyor. Bu ayıp, bu günah, bu ahlaksız demiyor hayatın gerçeklerine.

Ahlaksızlık, onların-gelişmişlerin gözünde cinsellik veya eşcinsellik olmuyor; dürüst olmamak ahlaksızlık oluyor. Ahlaklı olan da gizlilik değil, şeffaflık oluyor. Yalan yanlış kulaktan dolma bilgilerle insanlar baskı altına alınmak yerine, onların içlerinden geldiği gibi özgürce yaşamalarına izin veriliyor. İnsanın mutlu olmasını sağlayan özgür ve doğasına uygun yaşaması değil midir?

Neden sağlıklı düşünemiyoruz; çünkü eğitime önem vermeyip dogmalarla işin kolayına kaçıyoruz. Dolayısıyla cahil kalınca gerçeklere yabancı kalıyoruz, hayatın ve doğanın gerçeklerini ötekileştiriyoruz ve NEFRETLE BESLENİR HALE GELİYORUZ. Eşcinselliğin hayatın, doğanın bir gerçeği olduğunu neden kabul edemiyoruz; çünkü bilimsel değil dogmatiğiz. Din lanetliyor diye doğaya sırtımızı dönüyoruz ve bunun sevap olduğunu sanıyoruz.

Oysa kim yaratırsa yaratsın, yaratılanı yaratılışında dolayı sevmemiz ve saymamız gerektiğini söylüyoruz ama kendi inançlarımızla bile çelişerek, inandığımız ve savunduğumuz değerlerin içini boşaltıyoruz. Eşcinsellik senin çıkarlarına ters düşebilir ama bu hayatın bir gerçeği olduğunu değiştirmez. Burada karşı çıkılması gereken hayatın gerçeği değil, düzeltilmesi gereken bir cahillik söz konusudur.

Bu cahillik, ahlakçılık, cinsiyetçilik gibi akıl dışı kurallar keşke sadece eşcinsel karşıtlığına sebep olsaydı; resmen hayatlarımızı ellerimizden alıyor. Mutsuzluğumuzun sebebini uzaklarda arıyoruz; oysa kendimizden başkası değil bunun sebebi. Hayatı sorgulamıyoruz, bize dayatılanı sorgulamıyoruz; bize ne sunuluyorsa onun en iyi olduğuna inanıyoruz. Canımız yanınca da maneviyata sığınıyoruz. Bu şey gibi... mesela doğa olaylarının olumsuz etkisini kendimizi koruyacak önlemleri almamamıza bağlamayız da bunu ya eşcinselliğe veririz, ya da Tanrı'nın bir işi olduğunu düşünürüz. Ne diyebilirim ki?!

Bakınız; eğitim, eşitlik, özgürlük, adalet hayatımızı kolaylaştıracak, daha huzurlu yaşamamızı, kendimiz ve çevremizle barışı ve nefretle ötekileştirmek yerine sevgiyle kucaklaşmamızı sağlayacaktır. Sevgi diyoruz, barış diyoruz, dostluk diyoruz ama bilgisizliği seçiyor ve nefretle varolmaya çalışıyoruz. Eşcinsellerden nefret edince, eşcinselliği lanetleyince, eşcinsel karşıtı olunca hiçbir şey, hiç kimse kazanmaz; sadece içimizdeki nefret büyür, insanlar arasındaki mesafe artar, bu nefret yüzünden ötekileştirilenler kendileri olamazlar ve bu da yanlış yaşamalara ve huzursuzluğa sebep olur...

Düşünün hiç kimse eşcinselliğini yaşayamadı, ne olur; mecburiyetten eşcinsellerle heteroseksüellerin gerçekleştirdiği huzursuz evlilikler olur. O yüzden eşcinsel evllikler düşünüldüğü gibi olumsuzluklar yaratmaz, heteroseksüellerin de doğru seçimler yapmasına sebep olacağı için, mutlu evlilikler yapılmasını, huzurlu aileler kurmasını sağlar.

Hadi eşcinsellik tamamen kamufle oldu diyelim, eşcinseller de eşcinselliklerini feda etti... Milyonlarca huzursuzluğun sebep olduğu negatif enerji heteroseksizmin nasıl işine yarayacak? Eşcinsellik baş eğdirmez, asıl insanların açık ve net, dürüst olmalarından dolayı mutlu olmalarını sağlar. Görüldüğü üzere hayatlarını dogmalara göre değil de bilim ışığı altında yaşayanlar huzurlu ve mutlu yaşıyorlar. Çünkü bilim, eşitliği, özgürlüğü ve adaleti getirir.

Eşcinsel evlilik ve medeni birliktelik hakkı olan ülkeler

Eşcinsel evlilik şuanda dünya genelinde 17, Avrupa genelinde 12 ülkede yasaldır. Hollanda 2001'de eşcinsel evliliklerin uygulandığı ilk ülke olmuştur ve ardından onu Belçika, İspanya, Danimarka, Norveç, İsveç, Portekiz, İzlanda, Fransa, Birleşik Krallık, Lüksemburg izlemiştir. En son İrlanda'da da eşcinsel evlilik yasallaştırılmıştır. Diğer dünya ülkeleriyse Kanada, Arjanntin, Uruguay, Brezilya, ABD, Güney Afrika, Yeni Zelenda ve İsraildir.

Eşcinsel çiftler arası medeni birliktelik hakkı veren ülkeler
Andorra, Avustralya, Kolombiya, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Macaristan, İzlanda, İsrail, Lüksemburg, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, Slovenya, İsveç, İsviçre , İngiltere. Ayrıca Arjantin, Brezilya ve Meksika’nın bazı eyaletleri.Birleşik Devletlerde: California, Hawaii, Maine, New Jersey, Oregon, Washington eyaletleri.

Kaynak Wikipedia

21 Mart 2017 Salı

Eşcinsellik iki kelimelik bir şey; seni seviyorum!


Biliyor musunuz bir süre sonra eşcinsellikle ilgili hiçbir şey yazmayacağım; çünkü düşüncelerim 10 milyon yıl yeter insanlara! Zaten eşcinsellik iki kelimelik(hemcinsini sevmek) bir şey ama anlaşılması için 3 milyon kelimeyle ifade etmeye çalıştım/zorunda kaldım her versiyonda. Artık müziklerime ve kitaplarıma, fotoğraf dünyasına ve sadece sporuma gömüleceğim, kısaca doğaya karışacağım. Kediler dünyasında mırıl mırıl huzur içinde yaşayacağım...

Eşcinseller tecavüz haberini (neden?) sever!

Tecavüz tecavüzdür, bir fantezi değil!


Paylaştığım tecavüz ile ilgili haberler en çok okunanlar arasında oluyor. Neden? Tecavüz nedir? Beklemediğin bir anda veya istemediğin halde cinsel ilişkiye zorlanmaktır. İçinde şiddet de barındırır dolayısıyla. Gelgelelim eşcinseller bu tür haberlerden çok hoşlanırlar sanki tecavüz fantastik bir şeymiş gibi. Halkın da eşcineller hakkındaki seks manyağı önyargısını adeta pekiştirirler. Konuyla alakalı olarak sohbet ettiğim neredeyse tüm eşcinseller beğendikleri erkekler tarafından bir şekilde zorlanmak istiyorlar... Yumruklanmak isteyen mi ararsınız, tokatlanmak isteyen mi, şapşaklanmak isteyen mi, her tarafının morartılmasını isteyen mi..? Sadizm her insanın ruhunda farklı seviyelerde mevcut bir rahatsızlık türü mü acaba? Sevgi açlıklarından dolayı hükmedilmeyi, zorlanılmayı, okşanmayı; sevilme ve beğenilmenin ifadesi zannedilen kıskanılma olarak düşünmek işlerine mi geliyor? Ben mi, ne mi düşünüyorum bu konuda; bedenime ve ruhuma saygı duyuyorum. Benim bedenimin ve ruhumun bir onuru vardır. İçinde şiddet ve aşağılama barındıran her türlü davranışı ısrarla reddediyorum. Bu tür saçma davranışları fanteziye dönüştürmüş kişiler, kompleksli olmalarından dolayı, hasta insanların hastalıklı taraflarına boyun eğerek insana zarar verebilecek davranışları meşrulaştırıyorlar.

Tecavüz'ün ne olduğuna bir açıklama daha getirmek istiyorum. Tecavüze hayır demek, sadece cinsel ilişkiye hayır demek değildir; bir insanda sevmediğin her şeyine hayır demektir. Onun kişiliğine hayır demektir, karakterine hayır demektir, seni sevmemesine hayır demektir, seni çıkarlarına alet etmek istemesine hayır demektir... "Hayır"ın ağır zararları olabiliyor ama boyun eğmek de insanı çok kötü hissettiriyor... Saygı duymanın önemini, sevginin ne olduğunu öğrenelim ve daha sağlıklı düşünüp daha sağlıklı yaşauyalım derim... Ben kötü insanların kötü niyetleirni anladıktan sonra benzer durumdan dolayı hayır dediğim için canım çok yandı. Yaşamayan bilmez. Tecavüz fantezi değil, insanın insana en büyük saygısızlığıdır ve affedilecek hiçbir tarafı yoktur. Şiddetsiz tecavüz olmaz. Yoksa o, tecavüz olmaz zaten. Çünkü tecavüz hayır denilesi ve denilmesi gerekn bir şeydir bana göre.

Bugüne kadar genellikle gazetelerin 3. sayfasında yer alan, özellikle Vatan gazetesinin "yaşam" bölümünde hiç eksik olmayan tecavüz haberlerini paylaşmamın sebebi, tamamen konuya dikkat çekmekti. Çünkü "hayır" gerçekten bir suçtur ve konuya duyarlı olmak gerekir. 1-2 dakikalık veya saniyelik dürtülerimiz için saygıyı kaybetmek çok yakışıksız...