22 Nisan 2017 Cumartesi

Erik 300 liradan 10 liraya düşünce herkes şoka girmiş!



Erik 300 liradan 10 liraya düşünce şaşırtan fiyat olmuş. Saf yerine koyulmaya devam edelim EMİ! Ben 1 liradan fazla sebze ve meyveye hayır diyorum. Aldığımız para ne ki asgari ücret olarak..? 1000 lira kira verdiniz, 500 lira da elektrik, su, doğal gaz, internet, telefon giderleri; yetmez ya, hadi yetti diyelim. Bırakın 300 lirayı, 10 lira olsa bile eriği ne ile alacağız? Köye dönme zamanı gelmiş de geçmiş bile. Bari orada karnımız hem bedava, hem de organik doyuyordu. Ekşi ekşi lezzetli domatesler yiyebiliyorduk sera denilen şey icat edilmeden önce...

http://www.hurriyet.com.tr/300-liradan-10-liraya-dustu-40434634

TRT Sabahat Akkiraz'ı yasaklarsa; İşte size modern ve özgür Türkiye!



TRT, yani Türkiye Radyo Televizyon Kurumu, Sabahat Akkiraz'ın yaptığı programa, referandumda Hayır dediği için, hayır kampanyasına katıldığı için yasak getirmiş. TRT, Sabahat Akkiraz'a yasak getiryor düşünebiliyor musunuz. Gerekçe de kendilerine, kendi politikalarına hayır demek. Bu kafayla gidilirse, evet diyenler de gün gelip hayır diyecektir. Çünkü baskı ve yasaklarda ipin ucu bir kaçarsa, büyür de büyür ve muhafazakarlar bile bu baskı ve yasaklardan rahatsız olmaya başlar.

Şimdiii... Yılar önce TRT'nin Eurovision'a katılmama gerekçesinin eşcinsellik olduğunu söylediğim zaman insanlar bana gülüp geçmişti. TRT homofobik ve cinsiyetçi dediğim zaman, olaya çok dar baktığımı söylemişlerdi. Demiştim ki, TRT gün gelecek katılmadığı gibi Eurovision'u yayınlamayacak bile. O kadar da değil demişlerdi. Ne oldu? Hala daha oylama sistemini bahane edip katılmıyorlar. Jüri koltuğuna hepsini TRT'den oturtsanız bile TRT Eurovision'a gene katılmaz biliyor musunuz? Çünkü TRT zihniyetliler baldırı çıplak görmek istemeyecektir (o yüzden Hadise'den sonra kadın yarışmacıyla katılmadı ya), erkek erkeğe ve kadın kadına öpüşen insanlar görmek istemeyecektir, dolayısıyla Türk halkının ahlakını muhafaza etmek için göstermek istemeycektir. Eurovision'un adı çıkmış zaten eşcinsel şarkı yarışmasına, TRT'nin ne işi olabilir ki oralarda. Türk(i)vizyon bize çok bile ama o da tutmadı.

80'lerde falan TRT Denetleme Kurulu vardı kadın sanatçıların dekoltelerini iğneyle tutturarak kapatmaya çalışan meme çatalı gözükmesin diye... 21. yüzyıldayız; şimdi hepten yasaklar var artık; uyarı bile yok. Çocukluğumdan bugüne geçen 40 senede modernleşmek yerine bu kadar muhafazakarlaşmak düşündürücü. Askeri yönetim bile insanların çıplaklığıyla bu kadar ilgilenmezdi. Biz Seyyal Taner'lerin tangalarla, mayolarla TRT televizyonunda boy gösterdiği dönemin insnalarıyız.

Şimdi diyebilirsiniz ki, ne alakası var ahlakçılıkla siyasi yasakların? Hepsi aynı yola çıkıyor. Baskının her türlüsü baskıdır, yassahların hepsi aynıdır. Hepsinde çünkü muhafazakarlık vardır, tutuculuk vardır, özgürlük karşıtlığı vardır...

Seyyal Taner'li günler....

LGBTİ intiharlarını direkt homofobiyle ilişkilendirmek ne derece doğru?


Bir transseksüel daha intihar etmiş. Üzücü tabi. Keşke intihar etmeseydi de zorluklarla mücadele edip mümkün mertebede yaşama hakkını değerlendirseydi. Yanlış anlamayın ama ben LGBTİ'ler için mağdur edebiyatı yapmaktan yoruldum artık. Zamanında her LGBTİ intiharı toplumsal ve politik bir cinayet de dedim, heteroseksüllere tanınan insanca yaşama hakkı LGBTİ'lere tanınsaydı yaşama tutunma heveslerinin daha fazla olabileceğini de söyledim. Ama ben LGBTİ intiharlarının homofobiyle, transfobiyle bağdaştırılmasını istemiyorum artık. İntihar denilen yaşamdan vazgeçme durumunu sadece eşcinsel/transseksüel olmakla ve bu bireylerin karşılaştıkları zorluklarla açıklamak doğru olmaz. İntihar psikolojik bir durumdur ve sadece LGBTİ'lerin sorunu değildir. Her kesimden insan intihar etmektedir ve bunu bulunduğu kategoriyle açıklamak ne derece doğru olur tartışılır. İntiharı zamanında homofobiyle bağdaştırdığım zaman, intiharın başlı başına psikolojik bir durum olduğunu bilmediğimi veya düşünmediğimi zannetmeyin. Olaylara her pencereden bakmak gerekir ve homofobi tarafından baktığımız zaman da intiharların sebebinin homofobi, heteroseksist ve ahlakçı toplum olduğu dile getirmemiz kaçınılmaz ve olağan bir şey. Heteroseksist toplumu eleştirdik, eleştiriyoruz ve eleştirmeliyiz de ama kendimizi de eleştirmekten gocunmamalıyız. Ben de bir eşcinsel/transseksüelim ve her LGBTİ birey kadar ben de homofobiyle ve heteroseksizmin zorlukları veya nefretiyle, şiddetiyle kaarşılaştım ve karşılaşmayacağımın garantisi yok ama hiç aklımdan geçmediği intihar denilen korkunç şey. İnsanlar yaşam mücadelesi verirken, neyin nesi intihar Allahaşkına? Çözüm veya kurtuluş mu? İntihar edince her şey anlamını yitiriyor. İntihar aklı başında bir insanın düşünebileceği bir şey değil. Haksızlıklarla mücadele edelim ama intiharı homofobiyle ve homofobinin zorluklarıyla açıklamak kısacası benim tarzım değil ARTIK. Homo/transfobik heteroseksizm gidin intihar edin dese bile intihar edilmez be! Yıllar önce bir psikologla yapılan bir röportaj bu konudaki düşüncelerimi pekiştirmişti... Kişisel zafiyetlerin sebeplerini direkt/sadece toplumda aramak çok da sağlıklı neticelere ulaştırmaz bizi diye düşünüyorum.

Gerçekten hayattan vazgeçip intihar edenler olduğu gibi, sırf orasını burasını kesip veya birkaç hap içip intihara kalkışmış süsü verenler var kendilerine, veya bir binanın tepesine çıkıp atarım bak kendimi diyenler de var. Ve bunu yineleyenler var. Bunları ben, hayatta gerçek anlamda varolma çabası göstermeyenlerin dikkat çekme yoluyla varolmaya çalışmaları olarak görüyorum. Bu dikkat çekmeye çalışma çabaları bir gün başa iş açabilir ve en önemlisi insanların kendilerinden soğumasına sebep olur bu zaman kaybettirici şeyler. Yaşa ya, yaşa! Bu şansı herkes yakalayamaz. Unutmayın ki bu dünyada homofobiden daha büyük sorunlar da var. Dünyayı kendi etrafınızda döndürmeyin. Bir de çoğunluk, intihar denemelerini intihar ettik diye açıklıyorlar. Sen intihar etsen yaşamazsın ki zaten. İntihar etmek demek, ölmek demek. İntihara kalkışmakla, intihar etmeyi birbirine karıştırmayalım. Adam karşıma geçmiş, intihar ettim diyor; yaşıyorsun ama! Her intihara kalkışanında aklında ölmek yoktur unutmayın! Bu tür insanlara dikkatli olun derin, akıllı olun derim, yaşama hakkına saygı gösterin derim. Anlaştık! mı?

21 Nisan 2017 Cuma

Ben de eşcinselim; beni de gönderin o zaman İran'a!

Denizli'de Çatalçeşme'de su normal akışında ama insanlığın gidişatı normal değil.
İnsanlara bir iki söz söylemek istiyorum insanlık adına.Yabancı nedir? Siz de bir yabancısınız, bir ötekisiniz birilerine göre. İnsanları hangi üstün özelliğinize göre ötekileştiriyorsunuz; ötekileştirdiklerinizi ötekileştirme gerekçeniz ne? Doğru nedir, yanlış nedir? Her şeyi yanlış biliyor olabileceğinizi neden hiç aklınıza getirmiyorsunuz? Neden bir gün sizin de birileri tarafından yabancı konumuna düşürülebileceğiniz, ötekileştirilebileceğiniz aklınıza gelmiyor? İleriyi geriyi düşünemiyor muyuz düşünen varlık insanlar olarak? Hali hazırda üstün gördüğümüz özelliklerimiz bile birilerinin ötekileştirme sebebi değil mi? Aynı şeyleri yani ötekileştirilmeyi yaşarken bile neden kendimizi ötekileştirdiklerimizin yerine koyamıyoruz, koymuyoruz? Aşağılık kompleksimizin görgüsüzlüğünü mü yapıyoruz birilerinin canını yakarak, intikam mı alıyoruz bir şekilde?

Günlerdir İranlı mülteci LGBTİ'lerin sınırdışı edilmek için kamplaştırıldıklarına dair haberler okuyoruz. Dün de Denizli'deki iki LGBTİ mültecinin sınırdışı edilmesi için olaylar cereyan etti. Yani İran'da can güvenlikleri olmadığı için mülteci konumunda bulunan LGBTİ'ler izinsiz çalıştıkları gerekçesiyle ülkelerine, cehenneme, idama gönderilmek isteniyor. Bu insanlar çalışmayacaklar da ne yapacaklar? Siz mi ekmek vereceksiniz? Çalışan mülteci LGBTİ'lerin çalışma izinleri mi var? Neden LGBTİ'ler? AHLAKÇILIĞIMIZ MI TUTTU GENE ACABA? Otelde çalışıyormuş bu arkadaşlar. Tavsiyem, insanlara her kim olursa olsun, her ne yaparsa yapsınlar önce insan gözüyle bakmalıyız, insan oldukları için saygı duymalıyız demokrasi adına, insanilik adına. Bir insanın halinden anlamak için illa ki aç kalmanız, işsiz kalmanız, evsiz kalmanız, can güvenliğiniz için falan ülkenizi mi terk etmeniz gerekiyor? LGBTİ'leri sınır dışı etme kararı alanlar mülteci LGBTİ'lerle hiç bir arada bulundular mı, onların dertlerini dinlediler mi, hallerini anlamaya çalıştılar mı?

Bu ülkeye mültecilerin gelmesi, insanlığımızı geliştirmemiz için bir fırsattır biliyor musunuz? Ben mültecilerle tanışmadan önc, mülteticilik bana uzaklardan beynime yansıyan bir haberdi sadece. Şimdi ise insanlığın en büyük dramı olarak görüyorum. Çünkü bir tane dünya var ve bazıları sınırlar çizmiş, sen oraya gidemezsin, sen buraya gelemezsin gibi. Adam eşcinselliğinden dolayı öldürülüyor, idam ediliyor; gitmeyecek de ne yapacak? Senin ülkeni liman olarak kullanmış çok mu? Görmeyiverin insanların sizi rahatsız eden taraflarını. Yasalar mı dediniz? BEN, BENİ TANIMAYAN, YOK SAYAN YASALARA, KURALLARA MI GÜVENECEĞİM? Bu dünyda en çok konuşmaya hakkı olanlar EŞCİNSELlerdir. Adamlar doğuştan getirdiği özelliklerinden dolayı yok sayılıyorlar, yok edilmeye çalışılıyorlar; gerekçesi de ahlakçılık, Lut kavmi gibi mitolojik hikayeler. Siz benim insanlık hakkıma saygı gösteriyor musunuz da ben sizin uhreviyatınızın yaşama hakkıma müdahale etmesine saygı göstereceğim? Ben, ben olarak yaşayamadıktan sonra yaşayan bir ölüden ne farkım olabilir ki? Homofobiksiniz diye insanca yaşamayacak mıyız da?

Hadi gönderdiniz diyelim eşcinseleri İran'a ölüme; vicdanınız var mı gerçekten sizin? Bu ülke milyonlarca yabancı ile dolu ve kimin ne yaptığı belli değil; güç yeterliliği değil mi LGBTİ'lere yapılan? Bu insanlar süreleri dolunca gidecekler ve koskoca bir zenginlik bırakarak üstelik arkalarında. Ben yabancıya zenginlik gözüyle bakanlardanım. İranlı mülteciler sayesinde Fars kültürünü tanımanın fırsatını yakaladım ve ne kadar birbirimize benzediğimizi gördüm; İranlılar mı yabancı, yoksa biz mi insanlığa yabancılaşmışız.

Konu sadece LGBTİ meselesi de değil. Dün spordaki İranlı arkadaşlar ev beğenmişler, üstelik bin lirayı da gözden çıkarmışlar ama emlakçı diyor ki, yabancıya ev yok. Böyle bir cevabın insan psikolojisinde nasıl tahribat yarattığını düşünebiliyor musunuz? Başta da sorduğum gibi nedir yabancı-lık? Dünyadaki kültürel mozaiğin bir parçası olmak mı yabancı olmak? O zaman hepimiz robotlaşalım ve çok düz bir hayat yaşayalım. Hepimiz cinsiyetsiz olalım, hepimiz İngilizce falan konuşalım ki yabancılık denilen şey ortadan kalksın. Yoksa siz yabancı düşmanlığıyla beslenenler seviyesinden misiniz HALA? Varolmak için illa ki kendimizi üstün ırk falan mı zannetmemiz gerekiyor birilerini de karalayarak, birilerinin üstüne basarak? Yani vicdansızlıkla mı varolmamız gerekiyor? Kardeş olsak, sevgi olsa, barış olsa ve insanca yaşansa daha iyi olmaz mı?

Tanrım ben geri zekalı mıyım da böyle düşünüyorum? Herkes güzel yaşasa, daha yaşanılası bir dünyamız olmaz mı? Ben de eşcinselim, benim yaşantım da ahlaksız ahlakçılara göre; beni de gönderin o zaman İran'a! Vicdanım acıyor, kanıyor, sızlıyor yaşanılanlara şahit oldukça ve insanlara karşı taş kesiliyorum artık. Yabancı olarak sınıflandırdıklarımız, eşcinsel olarak ötekileştirdiklerimiz ülkemizde kaldıkları 3-5 yıl boyunca insanca bir hayat yaşasalar da, gideceklere yerlere bizlerle ilgili güzel hatıralar götrüseler daha iyi olmaz mı? Şimdi ölümden kaçtığım ülkeme beni geri göndermek isteyenlere karşı nasıl güzel düşünce oluşur beynimde ve onlar hakkında nasıl güzel şeyler söyleyebilirim? Bu kimin umrunda, değil mi?

20 Nisan 2017 Perşembe

Seks hayatım veri toplamakla geçti!


Erkek erkeğe beraber oluyorlar, sonra da erkek geçinen diyor ki "Sen travesti olsan ya!" Boşalınca homofobisi depreşiyor, boşalmadan önce de canı erkek erkeğe çekiyor oysaki. Diyebiliriz ki, travestiliği de homofobi yaratıyor. Bu dediklerim şimdilik size tuhaf geliyor ama gün gelip anlaşılacak yan eşcinsel kimlikleri homofobinin yarattığı... Söylediklerimden dolayı benden nefret edenler de kendilerinden nefret ettiklerini anlayacaklar elbet bir gün...

Sonra da koca koca insanlar açıklamalarıma bilimsellikten uzak diyor. Ayol bütün söylediklerim tecrübeyle sabit. Seks hayatım veri toplamakla geçti. Ben yaşayarak doğru tespitler yapmaya çalışıyorum, siz ise heteroseksist şablona kendinizi uydurmaya çalışıyorsunuz... Hiçbir zaman düz bir seks hayatım olmadı diğerleri gibi; bedenim çalışırken beynim de devredeydi..! Alan çalışması gibi misyonel bir ilişki hayatım oldu. Çok çalıştım, çook! Ama emeklerimin karşılığını tecrübe olarak aldım...