24 Ocak 2020 Cuma

ŞARKI, SÖYLENDİKTEN SONRA ŞARKICININDIR ARTIK, SÖZ YAZARININ VEYA BESTECİNİN DEĞİL!

Sabahattin Ali şiirleri bile Nükhet Duru'suz o kadar yavan kalmış ki..! Ferhat Göçer de aynı şiirleri yeni bestelerle söylemiş de.


Ali Kocatepe, Nükhet Duru'ya, Nükhet Duru'nun daha önce defalarca söylediği bestelerini Düet albümünde izin istemedi diye söylemesine izin vermemiş, dolayısıyla geçen yıl çıkması gereken albüm, çektirilen şarkıların yerine yeni şarkılarla yeniden stüdyoya girildiği için bu yıla sarkmıştı. Yaa çok komiğime gidiyor bazılarının Nükhet Duru'nun kendilerinden almasını istemek... Bir kere bu şarkılar daha önce Nükhet Duru'ya verildi mi, verildi. Nükhet Duru stüdyo kaydı olarak bile 3-5 defa yeniden söylemedi mi, söyledi... Eeee, şimdi farklı olan ne? Bazılarının kişisel beklentilerini düşünmek bile saçma geliyor. Eğer amaç saygı ise kimin kimse saygı göstermesi gerektiğini yeniden gözden geçirmekte fayda var. Aslında daha fazla konuşursam, laflarım çok daha ağır olmaya başlayacak. Yaa, Nükhet Duru'dan başka Ali Kocatepe nedir; "Bundan böyle düşünerek atın adımlarınızı..." diye bir çıkış şarkısıdır fi tarihnde TRT'de çalan Türkçe Sözlü Hafif müzik programında çalan. Başka; yok! Tarih Nükhet Duru, Ali Kocatepe'den daha önceki söylediği şarkıları yeniden söylemek için izin istemedi diye ayıplamayacak, Ali Kocatepe'yi, Nükhet Duru'ya 40 yıl önce verdiği şarkılardan yeniden izin beklediği için ayıplayacak şahsımca. Nükhet Duru olmasa, Ali Kocatepe varolur muydu; sanmıyorum. Gelecekte de anılacaksa, Nükhet Duru sayesinde anılacak.

Ferhat Göçer'in yeni bestelerle Nükhet Duru'nun söylediği Sabahattin Ali şarkılarını yeniden söylemesi, bu şarkıları bu kadar değerli kılanın besteler olmadığı gibi, sözler olmadığını da anlıyoruz. Aynı şiirleri eğer Ali Kocatepe'nin besteleri parlattı diyorsanız, peki aynı şarkıları neden kimse söylemiyor, İŞİN ASLI SÖYLEYEMİYOR, söyleyenleri de görüyoruz zaten. Demek istediğim, işin sırrı ne sözde, ne şiirde, ne bestede; sadece yorumda dersek eksik kalır, NÜKHET DURU'NUN YORUMUNDA. En kötü şarkıyı, ama çok kötü sözü ve bestesi olan bir şarkıyı Nükhet Duru'ya verin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Her zaman derim, tabiki de söz ve müzik de önemli ama iyi bir orkestrasyon-düzenleme şarkının en önemli bölümüdür, ondan da ötesi o şarkıya hayat veren yorumcu dediğimiz iyi bir şarkıcıdır. Şarkı, söylenen bir şeydir zaten. Solist olmadan şarkı olmaz. Enstrümantal bir şey olur. Şakıların kaçta kaçı enstrümantaldir günümüzde; hiçbiri denebilecek kadar. O zaman gele gele nereye geliyoruz; şarkılara iyi yorumuyla hayat veren şarkıcılara. O yüzden hiç kimse benim şarkım, benim bestem, benim sözüm diye tantana yapmasın; şarkı, şarkıcıya teslim edildikten sonra, şarkıcınındır. Hiç kimse Melankoli veya Ben Gene Sana Vurgunum şarkılarına Ali Kocatepe şarkısı demiyor. Çünkü o şarkılara hayat veren şarkıcıdır, NÜKHET DURU'DUR! Melankoli veya Ben gene Sana Vurgunum şarkılarını, veya Nükhet Duru ile çalışan Cenk Taşkan dahil, Mehmet teoman dahil diğer bestecilerin şarkılarını da katabiliriz işin içine, diğer söz yazarlarınınkini de; Nükhet Duru dışında bir varlıkları var mıdır Ajda Pekkan, Sezen Aksu, vesaireye verdikleri şarkılar dahil!

20 Ocak 2020 Pazartesi

Spor dünyamızda bir ilk; Ebrar Karakurt!


Trans sporcuların geçiş ameliyatlarından soraki cinsiyetleriyle müsabakalara katılmalarının haksız rekabet doğuracağı için doğuştan getirdikleri biyolojik cinsiyetlerine göre yarışmalarının gündemde olduğu şu günlerde, Ebrar da voleybolda dikkat çekiyor ülkemizde. Gerçi şu anda onun ağzından kimliğine dair bir açıklama duymadık, ülkemizin konuya bakış açısının seviyesinin de bilinmesinden dolayı açıklama yapmasını beklemek çok da gerçekçi olmayabilir, ama sosyal medyadan dolaylı ifadeleri ve gözlemlediğimiz kadarıyla toplumsal cinsiyete uygun davranışlarıyla kendimizce doğru veya yanlış bir fikir çıkartabiliriz. Aslında bir innsanın kimliği ve kendini hangi kimlikte ifade etmek istediği veya ettiği gerçekten tartışma konusu bile olmamalı. Çünkü insanların hayatlarını hissettikleri şekilde yaşama özgürlüklerini kullanma hakkı bir demokrasi gerekliliğidir. Bazı şeyler bizim bakış açımızla örtüşmeyebilir ama bu, bireylerin kendilerini içlerinden geldiği gibi gerçekleştirme hakkını ellerinden alınması için yeterli bir sebep olamaz. Aslında konumuz sporcu Ebrar da değil ve olmamalı. Ama onun sosyal medya üzerinden cesur görsel ifadeleri, farklılıklara karşı ayrımcılığa karşı mücadele anlamında bize de konuyu onun üzerinden örneklendirmemize cesaret veriyor doğrusu. Ayrıca şu anda konunun, "geçiş" gibi bir durum söz konusu olmadığı için Ebrar ile hiç alakası yok; sadece kendini-farklılığını-doğallığını ifade etme açısından... Zaten kişilerin biyolojik cinsiyetlerine sadık kaldıktan sonra müsabakalara katılma durumuyla alakalı değil gündem oluşturan sıkıntı. En çok erkek biyolojisinde doğan trans kadınların, geçişten sonra kadın sporcular arasında doğuracağı haksız rekabet! Acaba spor uzmanları, trans bir erkeğin, doğuştan biyolojisi erkek olanların arenasında yarışmasına ses çıkartır mı-çıkartıyor mu? Bunu hiç duymadım çünkü!

KEDİLERİMİN BAŞINA GENE BİR ŞEYLER GELMEYE BAŞLADI!


Dün Jazibe kızım gelmedi. Uzun zamandır kedilerimin başına bir şey gelmediği için, dönmeyeceğini hissettim. Çünkü evren beni acısız bırakmaz. Çünkü duyarsızlık ve vizcdansızlıkların bir şeklde dengelenmesi gerekiyor sanırım. Gece, Pedro'nun da ayağının yaralandığını farkettim. Ön patisi dirseğe kadar paramparça olmuş. Diğer elinde de vardı ama o, önemli değildi. Nasıl olduğunu anlamak imkansızdı gerçekten. Yani bulamıyorum ne kadar düşünsem de. Yani araba ezmesi değil gibiydi sanki, Çünkü üst tarafında bir şey yoktu, alt tarafı parçalanmıştı. Bir yere sıkışmış olsa, dediğim gibi altlı üstlü yaralanır. Umarım insanlar yapmamıştır. Bu arada 1 gün geçti ve Jazibe kızım hala dönmedi. En sevdiğim son kedimin acısını Pedro'nun ayağının yaralanmasıyla mı hafifletmeye çalışıyordu evren acaba? Jazibe neden yoktu, başına ne gelmişti acaba? Yakınımızdaki bütün yolları aradım eğer araba ezdiyse cesedini bulmak için ama bulamadım. O kadar eve kapatmam ve korumaya çalışmama rağmen, gene de kedilerimi kaybetmenin önüne geçemiyorum. Eğer insnanar olmasaydı, bu kediler ölmez veya zarar görmezdi. Geçen sefer kedilerimi kaybetmeme isyan etmem, bende ekli olan kişilerden biri, durumu çok abarttıığmı söylemişti. İNSANLAR, SİZLER HAVANLARDAN DAHA DEĞERLİ DEĞİLSİNİZ BENİM İÇİN. HATTA SİZLERİ SEVMİYORUM HAYVANLARI KURBAN ETTİĞİNİZ İÇİN! Bu arada Pedro'nun yaralı ayağını paylaşmayacağım. Çünkü duyarlı innaları üzmeye hakkım yok! Pedro sabaha kadar kollarımda mızırdadı bir insan çocuğu gibi ağrıdan. Antibiyotikli krem ve sargıyı, yaralarını yalamak istediği için fazla durdurmadı. Zaten kedilerin dilleri, antitoksidan özelliğinden dolayı bütün ilaçlardan daha iyidir. Bugün akşama kadar yattı hiçbir şey yemeden. Onlar benim için bir hayvan değil başkalarının gördüğü gibi. Onlar benim çocuklarım adeta. Bazen evrene çok kızıyorum bu dengesizlikleri yüzünden. Kedilerime zarar verenler umarım cezasını yaşarken çekerler... Kedilere zarar verenleri ölürken görsem, onları kurtarmam biliyor musunuz; çünkü onlar yaşamayı hak etmeyen yaratıklar zaten!

19 Ocak 2020 Pazar

GRAMMY GOES TO HAKAN EREN!


Hakan Eren... Bazıları için ne ifade ediyor bilmiyorum ama benim için ülkemizde gerçek anlamda müziği ayakta tutmak için en çok çaba sarfeden bir cengaverdir. Lafa geldi mi herkes Ayten Alpman, Neşe karaböcek, Gönül Yazar gibi seslere vefasızlık yapıldığını söyler ama iş icraata gelince herkes "tüccar" kafalıdır. Eğer Hakan Eren olmasaydı... Müziğe, gerçek anlamda müziğe hak ettiği değer verilmediği için, gerçek anlamda müzik biliniyor mu bu ülkede o bile tartışılabilir, bir çok sanatçı resmen emekliye ayrılmıştır müzikten, mecbur bırakılmıştır demek daha doğru olur. Yani eğer bir insan sanatçıysa, iş arar gibi, hatta belli bir kariyerden sonra plak şirketlerine gitmesi gerçekten çok onur kırıcıdır. İşte Halan Eren bu gerçek sanatçılara hak ettiği onuru hatırlatan olağan üstü bir kişiliktir. Ajda Pekkan'a herkes albüm veya single yapar, gerçi kim heyecan duyuyor süperstar serilerinden sonraki çalışmalarına ayrı bir konu, ama önemli olan örnekte olduğu gibi Türkiye'nin en cool divası Lale Belkıs'ı hatırlayabilmek, onun ne mükemmel bir sanatçı ve diva olduğunu müzikseverlere hatırlatabilmektir. Gerçi bunu kim anlayacak diye düşünebiliriz ama gerçek anlamda müzik anlaşılmadığı çin, kimsenin anlamasını beklemek de doğru değil ve buna rağmen bu sanatçıları tekrar stüdyoya sokabilmektir marifet. Hakan Eren'i anlatmak öyle birkaç sayfaya falan sığmaz, onun hayatı bir müzik kitabı olmayı öyle hakediyor ki... Şirketinden çıkan her çalışmada aslında çok değerli mesajlar da gizli. Mesela Serdar Ortaç'ın besteciliğiyle falan dalga geçerler; oysa bana göre öyle güzel melodiler üretmektedir ki... Onun bestelerini hangi sanatçı söylese zirveye taşımadı mı; Sibel Can, Fulden Uras, aklıma gelmedi diğerleri bir anda. Hakan Eren sayesinde Ayten Alpman, Serdar Ortaç bestesi "Yaz Yağmuru"nun söyleyince Serdar Ortaç'ın ne kaliteli eserler üretttiğine şahit olmuş olmadık mı? Ve inanıyorum ki, Hakan Eren'in Ossi şirketinden çıkan çalışmalar birer klasik olacak ve gerçek müzik dinlenmeye başladığı zaman bu ülkede, müzik adına çok değeli birer miras olarak kalacak bu çalışmalar. Ve bu stüdyo çalışmalarını sahneye taşıyor Hakan Eren konser organizasyonlarıyla; hem bu gerçek sanatçıları özleyenlere hizmet etmiş oluyor, hem dediğim gibi sanatçılarımızı onore edip, onların alkış seslerine hasretini dindiriyor. Burada tek tek sanatçı ismi vererek falan ismini hatırlayamayacağım sanatçılara saygısızlık yapmak istemiyorum ama Hakan Eren'in Ossi müzik katolağına bir göz atarsanız, neler yaptığına gözleriniz fal taşı gibi açılabilir; tabi müzikten anlıyorsanız. Eğer Grammy komitesinde yer alsaydım, en başarılı yapımcı, yaşam boyu onur ödülü ve tüm zamanların en değerli müzik emekçisi ödüllerini ona verir, buna bir altın kalp ödülü ilave ederdim. Evren sen ne istiyorsan, onu sana göndersn Hakan Eren. Sözlerimde zerre yılışıklığın olmadığını, aklıma ne geldiyse noktası virgülüne aynen aktardığım ve değiştirmediğim, tamamen çıkarsız samimi duygularım olduğunu bilmeni isterim. Tabi en başta sağlık ve huzur diliyorum. Zaten seni sevmeyenin aklından zoru olduğu için, sevgisiz kalmadığına inanıyorum....
Not: Pardon Hakan Eren'in müzik adına asıl faydasını unutmuşum. Biz de geçmişte yapılan işlerin arşivi falan olmaz. Olsa da plak şirketleri para getirmeyecek diye o albümleri günümüz formatlarına aktarmazlar. İşte Hakan Eren kıyıda köşede kalmış ve bir çok kişinin bilmediği ve bilmeyeceği eserleri dinleyicilerle buluşturur. Bu yazıyı yazarken de bir çok kişinin tanımadığı Neşe Alkan plağı çalıyordu Radyo D'de yaptığı programda...

SOSYAL HİZMET GÖREVLİSİ OLMANIN KOŞULU NE, BU KİŞİLER NEYE GÖRE YARDIM KARARI VERİYOR?


Emekli oluncaya kadar hayatımı borçla idame ettirdiğim için, 2 yıldır kömür talebim haketmediğim gerekçesiyle sosyal hizmetler tarafından reddediliyor.Yeni tanıştığım bir adam sobayla ısındığımı farkettikten sonra sosyal hizmetlerden yardım olarak aldığı kömürü bana satmak istedi. Bu adam evli, çoluğu çocuğu var, evi ve arabası var, kendisine bakabilecek çocukları var, işi var çalışıyor ve kısaca kendini idame ettirebiliyor boç içine girmeden. Sosyal yardım almanın kıstasları ne? Uzun cümleler kuramayan, çok zeki olmayan, giyim kuşamı ve davranışlarıyla köylü, geleneksel bir tip olmak mı? Eğer laik ve modern bir tarzınız varsa, böyle resmi kurumdaki insanlar gıcık bile davranıyor insana aşağılık komplekslerinden dolayı. Kimbilir hangi tanıdığıyla orada görev yapıyorlardır zaten. Sen 4 üniversite bitirsen de giremezsin öyle yerlere. Böyle yerlerde çalışanların tipine bakınca da zaten ne kadar vizyonsuz olduklarını hemen anlayabiliyorunuz. Ben şimdi resmi kurumlara çöpçü olarak başvursam bile alınmam biliyor musunuz? Çünkü seviyeyi aşmaman gerekiyor resmi kurumlarda çalışmak için falan. Belediyenin sezonluk işlerine falan başvurdum zaten zamanında ve alınmadım. şimdi düşünüyorum da, iyiki de alınmamışım. Çünkü çalışsaydım sigortam olacaktı ve 2008'den sonra yapılan değişiklikle aylık bağlama oranı % 70'den % 29'a düştüğü için an itibariyle 2 bin lira emekli maaşı alabilecekken, sigortam olsaydı emekliliğimi hak ettikten sonra, emeklilik maaşım bin liraya düşecekti. Her işte bir hayır var diyelim ve konuyu uzatmayalım...