20 Mayıs 2018 Pazar

Sapıklık nedir; eşcinseller mi sapıktır, heteroseksüeller mi?


Yaa gına geldi artık eşcinsellere sapık denmesinden. Siz sapıklığın ne olduğunu biliyor musunuz da eşcinsellere sapık damgası vuruyorsunuz? Hiç mi vicdanınız kalmadı, hiç mi insnalığınız kalmadı? Adımız çıkmış sapığa, kurban olsak da gene sapığız.

Bakıyorum internete sapıklık neymiş diye... Zaten sapıklık denilince ülkemizde, cinsel sapıklıklar geliyor direkt olarak, tereddütsüz bir şekilde.

En sık görülen cinsel sapkınlıklar; teşhircilik, fetişizm, fortçuluk, pedofili, mazoşizm, sadizm, röntgencilik , transvestik...miş. Bunlara eşcinsellerde mi rastlanıyor, yoksa heteroseksüellerde mi acaba?

Biz eşcinsellerin sokağa çıkmaları bile başlarına bir şey gelmesine sebep olacağı için, hangi cesaretle cinsel organlarını teşhir edecekler. Ama ben heteroseksüellerde bunu çok görüyorum. Herkesin eli bilmem neresinde hatur-hutur. Adamların elleri, ceplerindeyken bile boş durmuyor ayol!

Eşicnsellerin cinsel aktiflikleri daha çok hangi yönde biliniyor ki de fortçu olsunlar; Eşcinseller fortçu mudur, fortçuluğa mı maruz kalırlar? Eşcinsellere fortçuluk yapan erkek geçinenler de aslında eşcinseldir ama onlar kendilerini heteroseksüel olarak iddia ederler. Eğer eşcinsel değillerse bile, gerçekten heteroseksüel olmalarına rağmen hemcinslerine bile gözü kapalı fortçuluk yapabiliyorlarsa, bu sapıklıktan gerçekten korkulur!

Pedofili mi dediniz? Bu konuya girmek bile istemiyorum. Tanrı aşkına siz eşcinsellerde hiç böyle bir şeye rastladınız mı? Ancak çocukken biz eşcinsellerin maruz kaldığı bir şey olabilir bu. Bu konudaki verileri araştırın, acaba hiç eşcinsel var mı pedofiliye sebep olan?

Sadizm! Şiddet mağduru biz eşcinsellerin sadist olup da hemcinslerini dövüp bundan haz alabileceğine hiç ihtimal bile veren var mı acaba aranızda? Böyle bir sapıklığımız olsaydı, bugüne kadar kendimizi şiddete karşı savunur ve şiddet mağduru olmazdık.

Mazoşizm! Toplumsal cinsiyet paralelinde erkekçilik yapanların, erkeklerin kabalığını hazza dönüştürenler olabilir ama ben şiddet manyağı olan eşcinsel de görmedim hiç. Öyle olsaydı, sürekli şiddete maruz kalan eşcinseller bundan sızlanmak yerine, oh ne güzel diye memnuniyetlerini dile getirirlerdi. Fantezi boyutunda sevişirken sertlik seven eşcinseller olabilir ama dediğim gibi ağzı burnu kırılıncaya kadar şiddete maruz kalan eşcinselleirn zevkten sırıttığına hiç şahit olmadım.

Röntgencilik! Tartışmalı bir konu mu acaba diye düşündüm. Yaa, insan cinselliğe dair şeyleri merak eder özgürce yaşanılmayan toplumlarda ve buna röntgencilik denmesi ne derece doğrudur tartışılır. Eğer herkes cinselliğini özügrce ve tatmin olacak şekilde yaşasaydı, ne porno olurdu, ne de başkalarının yatak odasını merak etme diye bir şey. Biz eşcinseller zaten cinselliklerimizi yaşayan ötekiler olarak, buna ihtiyaç duyduğumuzu zannetmiyorum. Röntgencilik diyince benim aklıma, anahtar deliğinden başkalarını sevişmelerini izlemek gelir. E sevişebileeğim bir durum varsa, niye anahtar deliğine zahmet edeyim ki? İnsan istediği birisiyle tatmin edici seks yaparken yanında birinin olmasından bile rahatsızlık duyuyorken, kalkıp bir de başkalarının seksine mi bakacak? Yani bu, yaşayamayanların eksikliğinden kaynaklanan bir şey olabilir ancak.

Travestilik... Çok tartışmalı bir konu. Evet, eğer bir eşcinsel, cinsel yönelimiyle barışamıyorsa ve karşı cinsin kıyafetleirni giyip bundan zevk alıyorsa, bu homofobinin bir dışa vurumudur. Çünkü kimliğiyle barışamayanlar aksesuarsal olarak pörtletirler bastırılmışlıklarını. Bir nevi bu kılık kıyafetle yaşayamadığı eşcinselliğini tamindir aslında. Çünkü eşcinsel olmayan bir travesti yoktur; ne kadar travestiler bir heteroseksüeliz, sadece karşı cinsin kıyafetini giymekten haz alıyoruz deseler de. İşte burada cinsel yönelimiyle barışamamaktan dolayı doğasından-özünden bir sapmadan söz edebiliriz.

Şöyle bir durum da var. Bazıları birilerini cinsel dürtüleri sebebiyle rahatsız eder, hatta zorlar ilişki konsuunda falan ama biz eşcinseller gerçekten homofobik bir toplumda cinsellik konusunda birilerini zorlayan konumda mıyız, birilerinin zorlamasına maruz kalan mı? Ben bir çok eşcinselin, karşı tarafın cinsel taleplerini reddetmelerinden dolayı şiddete maruz kaldığını biliyorum. Cinsellik talep eden eşcinseller yoktur demiyorum ama bu toplumda, erkek egemen bir toplumda, eşcinseller bu kadar ötekileştirilmişken, bu kadar şiddet ve cinayet kurbanıyken, karşı taraf istemedikten sonra karşı tarafı ne rahatsız edebilirler, ne de karşı tarafa tecavüz edebilirler. Eşcinselleri hayal edin; ne geliyor aklınıza; birileirne tecavüz eden kimlikler mi, yoksa cinselliğe nesne olmuş kimlikler mi?

Arkadaşlar, geleneskesel değerleri arkanıza alarak cinselliğe veya çıplaklığa sapıklık gözüyle bakarsanız, bu tek taraflı bir bakış açısı olur ve çıplaklığı, cinselliği çok doğal olarak görenlerin gözünde sizi cahil konumuna düşürür. Herkesin hayata bakış açısı farklıdır çünkü; kimisi bilimsel bakar, kimisi dogmatik. Doğmatik bakanlara göre bilimselciler sapıktır, bilimselcilere göre de ahlakçılar da cahildir. Bu kadar basit.

Eşcinsellere sapık diyenler kendileri sapık olmasın!


Gerçekten cahillik çok zor bir şey olsa gerek. Hiç yorulmadı da şu dinci basın eşcinsellere sapık demekten. Yani düşünüyorum da, bir insan cahilce, aslı astarı olmadan, dayanaksız bir şekilde nasıl cinsel yönelimi heteroseksüel olmayanlara yaşam boyu sapık diyebilir ki? Şİmdi ben heteroseksüellere niye sapık diyeyim, karalamak için olsa bile bozuk plak gibi bunu niye durmadan tekrarlayayım? Maaş mı alıyorlar eşcinsellere sapık dedikleri için? Tabi heteroseksizmden nemalanıyorlardır maddi-manevi ayrı mesele ama direkt bir şeilde, hadi eşcinsellere yaşantınız boyunca sapık diyeceksiniz ve şu kadar para vereceğiz diye bir sistem yoktur değil mi? Peki bu adamların derdi ne o zaman? Bilgisizlikten başka ne olabilir ki? Kafaların dogmatik olmasından başka bir açıklaması olabilir mi? Sapıklık nedir gerçekten? Birisiyle zorla cinsel ilişkiye girmek mi, cinsel olarak birilerine asılarak falan bu konuda ısrarcı olmak mıdır, yoksa nedir yani? Hangi anlayışı zorluyor hemcinslerini seven insanlar? Eğer eşcinselliğe sadece cinsel açıdan bakıyorsanız, heteroseksüeller de yaşıyor aynı şeyi. İnsanların duygusal veya fiziksel anlamda kendilerini gerçekleştirmelerini ve dolayısıyla mutlu olmalarını sağlayan ve hiç kimseye zararı olmayan bir eyleme sapıklık demek akıl karı olamaz. Neymiş Lut Kavmi imiş, neymş ayıpmış, neymiş günahmiş, neymiş ahlaksızlıkmış... Herkes kendi işine baksın. Yani nereye varacaklar ki böyle diyerek? Eşcinselliği mi yokedecekler, eşcinselleri mi? Orası biraz sıkar. Herkes haddini bilecek. Ancak korkaklara yeter homofobiklerin güç yeterliliği. Hee sapığız biz eşcinseller, ne yapacaksınız!!! O zaman önce ailenizde, çevrenizde kaç sapıkla birlikte yağıyorsunuz, onun hesabını yapın. Milyonlarca eşcinsel var bu ülkede gizli yaşayan; tıpkı eşcinsllere sapık diyen bastırılmış eşcinseller gibi. Yaa biz neler gördük yaa, sapıkmış! Eşcinsellere sapık diyenler kendileri sapık olmasın!

18 Mayıs 2018 Cuma

Eşcinselelre-transseksüellere askerde çürük raporu veriliyorsa, malülen emekli olmaları gerekmez mi..?


..Çünkü askerde çürük raporu verilen eşcinsellere rahatsızlığı var gerekçesiyle resmi kurumlarda karşılarına engeller çıkartılıyor. Malumunuz özel kesimde de eşcinsellere ve travestilere cinsel kimlikleri bilindiği zaman iş verilmiyor, çalışıyorlarsa da müşterilerin gelmesine engel teşkil ediyor gerekçesiyle işten çıkartılabiliyorlar. Bedenleriyle barışsınlar ve travesti olmasınlar diyen benmim ama herkesin istediği bedende yaşama tercih hakkına kimse bir şey diyemez. Çünkü o kişi o şekilde mutlu olacaksa, o şekilde olmalıdır. Konu nerden aklıma geldi derseniz..? Travesti bir arkadaşın bedensel fonksiyonlarından birinde yüksek derecede sağlık problemi var. Acaba bu sağlık problemi malülen emekli olmasını sağlayabilir mi? Yasalarda belli bir oranda iş göremez durumunun olması gereyor ama transvestiler zaten iş görseler bile gördürülmüyor ki. Ha iş yapamamışsın, ha çalıştırılmamışsın; bir farkı var mı? Yasadışı çalışmak, devletin elinde yeri geldiği zaman kullanabileceği bir koz hali hazırda. Çünkü ülkemizdeki mültecilere karşı falan bunu kullandığını görmüyor muyuz? Oysa insanlar geçimlerini sağlamak için çalışmak zorundalar. Yasal bir hak olarak verilmiyorsa onlara çalışma izni, onlar da bir şekilde çalışmak zorundalar işte. Bakınız, ben daha önceki seks işçiliğine karşıtlığımla falan çelişkide değilim şu anda. Çünkü bir yazımda bahsettiğim gibi benim seks işçiliğine karşıtlğım salt seksi işçiliğine karşıtlık değil; ahlakçı bir topluma koz verilmemesi ve de bedensel ticaretin özgürlükleirmizi elimizden alacağı için. Çünkü biz Batı toplumları gibi esnek bir toplum değiliz ve laf anlatamayız tercihlerimizde. Onlar bildiklerine ve inandıklarına göre davranırlar, yargılarlar, ahlakçılığı her anda aleyhimizde devreye sokabilirler. Tabi benim transseksüellerin çürük raporu verilmesi çelişkisine karşı eleştirilerim havada kalacak, cidiye alınmayacaktır ama farklılıkların ve özgürlüklerin kendilerini idame ettirmeleri için bir stratejinin geliştirilmesi, bir politikanın hayata geçirilmesi gerekiyor. Partilere çok iş düşüyor ama öncelikle biz eşcinsellerin haklarımızın takipçisi olması gerekiyor.

Türk Voleybolunda yeni dönem!


Kadın Voleybolu ülkemizi uluslararası arenada en güçlü temsil eden spor branşı. 2003'te Rüya Takım ile başlayan ivme 2018 kadar idare etti bizi ve o takımdan süper starlarımız emekli oldular Esra, Naslihan, Gözde, Gülden ve devamı niteliğindeki Neriman, vesaire. Aslında biz çok da yıldız oyuncu çıkartamadık bu kızlar haricinde. Tamam iyi oyuncularımız olmadı değil ama çok istikrarlı ve de çok verimli değildiler. Giovanni Guidetti takımın başına gelse bile çok umutlu değildim gidişattan. Çünkü çatır çatır oynayan agresif smaçörlerimiz yoktu. Guidetti nasıl bir yol izleyecekti bilemiyordum. Varolan yıldız niteliğindeki oyuncuları da kadroya dahil etmiyordu Polen gibi. Amacı sadece takımı gençleştirmek olamazdı; çünkü turnuvalar yetişmiş oyuncuların o güne kadar öğrendiklerini sergileyerek madalya kazanma yeriydi. Demek ki "her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır" misali, Guidetti de her başını geçtiği takımı 1 numara yapıyorsa, Türkiye'ye göre de bir strateji geliştirecekti elbet ama ben gene de ümitli değildim. Çünkü pasör çaprazı olarak büyük takımlarda oynamayan Meryem ve hiçbir zaman smaçör olarak da pata küte oynamayan Şeyma ve Meliha(bu yıl hariç; Milli Takım'da da ne yapacaktı merake diyordum) vardı. Şu anda defansı ve manşeti en iyi iki oyuncumuz oldukları tartışılmazdı elbette, hatta en iyi servisçiler bile diyebiliriz ama bizi neticeye götürecek olan öldürücü darbeleri olan smaçörlere ihtiyacımız vardı. Ne yapabilirdi bu kızlar gerçekten bilmiyordum. Hatta izlemek bile istemiyordum sinirlenmemek için ki TV'lerin bile inancı yokmuş ki Amerika etabının yayın haklarını satın almamışlar. İlk maçta İtalya'yı yenmelerini, İtalya'nın da geç takım olmasına verdim. Amerika'yı yendikleri zamansa, özellikle maçı izledikten sonra kızların ne kadar "yılmaz" olduklarını gördüm. Şeyma ve Meliha beni ne kadar şaşırttılarsa iyi oyunlarıyla, bir o kadar da sevindirdiler. Çünkü gerçekten bizim 4 numaramız kim olacaktı Esra, Gözde ve Neriman'dan sonra? diye düşünüyordum. Şeyma-Meliha ikilisinde servis karşılayamama diye bir şey söz konusu bile değil. En zor topları bile pasöre iletiyorlar kitap gibi. Güzel alınan manşetlere de hem kendileri öldürücü smaç vurabiliyorlar, hem de diğer oyuncularımızın skorer olmasını sağlıyor bu düzgün manşetler. Eğer şu anda iyi bir oyun varsa sahada, bu düzgün manşet alınmasıyla alakalı. Giovanni'nin de planı demek ki buymuş. Buna Simge'yi de dahil ederek 3 koldan süper manşet aldırınca, hem pasör çaprazı devleşiyor, hem de orta oyuncular da birer smaçör gibi sayı üretiyorlar. Tabi Naz'ın yerini alabilecek Cansu gibi bir pasörümüzün çıkması da bonusu oluyor takımın. Daha Ebrar'a sıra bile gelmedi. Daha Yıldız olmuş Kübra ve geleceğin en büyük yıldızlarından olacak Beyza'ya da sıra gelmedi. Giovanni'nin seçtiği diğer isimsiz kızlarının performansını bilmiyoruz ama Giovanni'ye inanmak gerekiyorsa, güvenmek de gerekiyor. Amerika galibiyeti bir tesadüf olamazdı. Arkasından gelen Polonya ise zaten çerez gibi geldi. Bundan sonra yapılması gereken, zafer sarhoşu olmadan istikrara devam. Meryem en büyük başarısını Milli Takım'da yaşıyor şu anda. Zehra'nın adını da geçirmek gerekirse, ondan zaten şüphemiz mi vardı. Eda zaten bildiğimiz en uluslararası başarımız. Takımda Eda varsa "tamam" diyorsun; o bir şekilde işi kıvırır, ve kıvırtır. Simge'nin de altını çizmek gerekiyor. Son yıllarda gördüğüm en defanslardı bu turnuvada. 3'te 3 yaptı Türkiye. Belki de böyle bir dünya turnuvasına ilk defa 3'te 3 ile başlıyoruzdur. Hoşgeldin Guidetti gerçek anlamda. Merhaba Filenin Yeni Sultanları! Yeni dönem hayırlı uğurlu olsun voleybolumuza!

17 Mayıs 2018 Perşembe

Türkiye'deki eşcinsel hareketinde yaşlı eşcinsellerin olmama sebebi Türkiye'deki LGBTİ anlayışıdır!

Yaşlı eşcinseller savunulmak değil, kendilerini savunma ortamının yaratılmasını istiyor! Çünkü yaşlı eşcinsellik eşcinsel haklarının bir alt başlığı değil, eşcinselliğin bütün parçasıdır!

Türkiye'deki bir ileri iki geri giden LGBTİ oluşumlarının libidon aktivizmine ithaf olunur!


Türkiye'de LGBTİ denilen eşcinsel kesimin aktivizminde şöyle bir durum var. Mücadelede öyle veya böyle, geçici veya uzun süreli, faydalı veya laf olsun diye bulunanlar olsun, hep belli yaş grubunda insanlar oluyor. Bazı grupların trans erkek ağırlıklı, bazı grupların trans kadın ağırlıklı, daha görünür oldukları için daha fazla erkek gay ağırlıklı olma durumu da söz konusu ama benim altını çizmek istediğim, az önce de söylediğim gibi genellikle genç ve özellikle öğrenci kesimi oluyor. Öğrenci olanları da anlayabiliyorum; okumaya geldikleri ve memleketlerinden uzak oldukları için çevrelerinin olmamasından dolayı daha rahat hareket ettiklerindendir. Peki neden yaşlılar yok bu aktivizmin içinde? Eşcinsellik demek sadece yaşlılıkta yaşanan bir şey mi? Yaşlı eşcinsellerin haklarının savunulmasından bahsetmiyorum, yaşlı eşcinsellerin bu aktivizmin içinde niye yer almadığından bahsediyorum. Yaşlılar mı yakıştıramıyor bu ortama kendilerini, yoksa gençlerin yaşlılara karşı bir ayrımcılığı mı söz konusu? Neden eşcinsel aktivizmi yapıyoruz biz; eşcinsel hakları için değil mi? Yoksa partner bulmak için mi yer alıyoruz bu oluşumların içinde, yoksa gençlik döneminde bir hobi, bir kendini varoluşsal anlamda gerçekleştirme/gerçeklendirme mi? Gerçekten eşcinsel hakları denilen şey eşcinsellerin umrunda mı? Böyle bir şeye inanıyorlar mı, yoksa sözde kahramanlık mı yapmaya çalışıyorlar özgüvenlerini kazanmak adına falan. Her şekilde bu aktivizmin içinde yer almaya eyvallah ama netice de önemli değil mi? Bayrak deviri de şart dinozorlaşmamak için ayrı mesele. Eşcinsel haklarının ülkemizde istenilen düzeye gelememesinin sebebi acaba eşcinsel aktivizminin tekelci bir yapıya dönüşmüş olmasından olmasın sakın? Sadece kategorik olmasıyla da alakalı değil bu, yapı olarak da çok şablon gibime geliyor. Mesela farklı düşünce ifade edemiyorsun kalıplaşmış LGBTİ+ anlayışı dışnda. Yoksa ihraç ediliyorsun başıma geldiği gibi. Kampanya başlatılabiliyor hakkında ötekinin ötekisi olman için hem de nankörlük seviyesinde ve ülke çapında ve ne yazık ki bu ayrımcılık ciddi oluşumlarda bile kelli felli yer bulabiliyor. Size açık ve net bir şey söyleyeyim. Bu ülkede eşcinsel haklarının gelmeyecek olmasının birinci sebebi, ülkemizdeki kendilerine LGBTİ denilen eşcinsel kesimin konuya bakış açısının kısırlığı ve basmakalıp oluşudur. İşleyen bir sistemleri var ve onun dışına asla çıkılmıyor. Kapsayıcı değiller her anlamda. Eşcinsel geneliyle iletişimleri kendi düşünceleri paralelinde. Çok embesilce davranışlar ve tavırlarla karşılaşıyorum. Çok çelişkililer. Çelişki anlamında kendi şehrimden örnek vereceğin. Mesela buluşmalara altını çizerek herkes gelebilir deniyor ama bazı diktatör ve egosantrik kişiler "sen gelemesin, sen gelemeszin, sen gelemezsin" gibi bir politika uyguluyor, sonra bir bakmışsın hep aynı şablon. İnsanları soğutuyorlar tavırlarıyla. Bu mu aktivizm; kendin çal kendin oyna. Ve Türkiye genelindeki eşcinsel aktivizmi de aynı. Buluşmalardaki görsellere bakın; birbirinin fotokopisi; Türkiye'deki eşcinsel hareketinin, başlangıcından itibaren 24. baskısı gibi. Hareketteki bu kısırlık, sanırım LGBTİ kesiminin eşcinselliğe bakış açısının bir yansıması. Bu da eşcinsel kesimin bilinçsizliğiyle alakalı. Türkiye'de eşcinsellik sadece libidodan ibaret ne yazık ki. O da sanırım 30 yaş altı libidoya denk düşüyor. Bakınız, geçmiş tecrübelerden faydalanmayan hiçbir mücadele başarıya ulaşamaz. Lütfen at gözlüklerinizi çıkarın ve bir düşünün diyorum. Eşcinsellik hemcinsini sevmektir ve bunun sınıf, yaşı, cinisyeti olmaz ve olmamalıdır.