20 Şubat 2018 Salı

Transseksüellerin intihar etmesine seyirci kalmayalım!

İNTİHARA VE İNTİHARA SEYİRCİ KALMAYA HAYIR!


Bir eşcinsel olarak ben, hapisteki bir transseksüelin trans geçiş ameliyatı için ölüm orucuna girmesini, heteroseksizm kaynaklı tedavi edilmesi gereken intihara meyillilik olarak düşündüğüm için kesinlikle tasvip etmiyor, heteroseksizmin de işine gelen bu eyleme bir an evvel müdahale edilmesi gerektiğine inanıyorum.

İnsanların karşı çıktığı şeye-heteroseksizme farkında olmadan hizmet etmesi ne hazin! Bu transseksüel yarın sakat kalınca, "Neden bana dur demediniz, bu hale gelmeme neden izin verdiniz?" derse ne diyeceksiniz? Heteroseksizm için her şey mübah mı diyeceksiniz, heteroseksizme hizmet eden LGBTİ'ler olarak!

BU BİR İNTİHARDIR HETEROSEKSİZMİN, BİLE-İSTEYE SEYİRCİ KALDIĞI, LGBTİ'LERİN DE DESTEKLEDİĞİ!

Eşcinseller özgürlüğüne mi kavuşacak şimdi bu eylemle? Hak mücadelesi, özgürlük mücadelesi bu şekilde olmaz, olamaz, olmamalı... Çünkü bizi bir yere vardırmaz...

Böyle bir eylemi samimiyetsizce destekleyerek kendi ideallerimiz için de fırsatçılık yapmayalım. Destekleyeceğinize, siz intihar edin öyleyse! Neden yangına körükle gidiyorsunuz?


Eşcinselliği transseksüelleştiren, heteroseksizmin dogmatik oluşudur

Eşcinselliği transseksüelleştiren, heteroseksizmin dogmatik oluşudur; tıpkı dogmatik olan dinin eşcinselliği lanetleyip, eşcinselleri heteroseksüelleştirmeye çalışması gibi.
Bülent Ersoy dogmatizm ve heteroseksizm ile doğası/cinsel kimliği arasında sıkışıp
kalmışların popüler olmuş örneğidir...
Eşcinselliği transseksüelleştiren, heteroseksizmin dogmatik oluşudur; tıpkı dogmatik olan dinin eşcinselliği lanetleyip, eşcinselleri heteroseksüelleştirmeye çalışması gibi.

İnternet sözlüklerinden biri, "bugün atesit olan, yarın eşcinsel olur"demiş de...
Çünkü dogmatiklikten kurtulan bir insan, toplumsal tabularını da yıkar.

Çünkü bilinmeze inanmaktan kendini kurtaran insan; doğasına, özüne döner ve akıl-mantık çerçevesinde hareket edince doğasını gerçekleştirdikten sonra pişmanlık da duymaz artık.

Çünkü din ve "heteroseksist toplumsal cinsiyet", insanların üzerindeki en büyük iki baskıdır. Öyle değil midir; ne dine aykırı hareket edebiliriz, ne de erkekliğe leke sürebiliriz!

Buradan dinin cinsiyetçi olduğunu ve dine heteroseksist kuralların hakim olduğunu çıkartabilir miyiz? Tabiki de...

Dinin aslı bozulmaz; neden; çünkü heteroseksizm iktidarı elden bırakmak istemez; Batı'ya bakın; din esnemiştir, insanlar özgürlüğe kavuşmuştur; eşcinsellik suç olmaktan, ayıp olmaktan çıkıp normalliğine kavuşmaya başlamış, heteroseksüellikle eşit hale gelmeye başlamıştır... Çünkü Batı'da eğitim seviyesi yükseldikçe, insanlar din odaklı yaşamaktan kurtulmuştur.

Doğu toplumları neden din kurallarıyla yönetilmekte ve yönetilmek istemektedir; çünkü eğitime gereken önem yeterine verilmemektedir. Hiç düşünmüyor musunuz mucitler, icatlar neden Batı'da diye? Neden Batı'nın refah düzeyi daha yüksek, neden insanlar daha özgür ve doğallar..? Çünkü dogmaları yok, eğitimleri iyi düzeyde!

Bizde eşcinseller din ile heteroseksizm arasında sıkışıp kalmakta ve dolayısıyla cinsel yönelimini gerçekleştirince pişmanlıklar yaşamakta, "heteroseksizmi ürkütmemeye çalışmak"ta, heteroseksizmin kuralları çerçevesinde yaşamaya çalışmaktadır toplumsal cinisyete uygun davranarak(transVesti olarak falan) ama Batı'da eşcinseller gururla "eşcinsel" haklarının mücadelesini vermektedir.

Bütün bu anlattıklarım insanın kapasitesi ve o kapasiteyi geliştirmesiyle alakalı, yani eğitimle, yani eğitimle özgürlüğe ve eşitliğe ve de demokrasiye kavuşmasıyla alakalı...

İyi günleeer!

Not: Bu yazıdan dine karşıtlık ve transfobi falan çıkartılmasın. Çünkü ben sosyal yaşamın da evrimine inanan biriyim!

Not 2: Transseksüelliğin heteroseksist-cinisyetçi olduğu o kadar aşikardır ki, transseksüellik homofobiktir, transseksüelliği destekleyenler de homofobiktir. Ailelerin büyük çoğunluğu trans çocuklarının trans cinsiyet kimliğini destekliyorlarsa, bu da homofobik oluşlarındadır. Hatta dindar aileler eşcinsel çocuklarının trans olmasını destekleyerek, onları günahtan kurtardıklarına inanmaktadır; eşcinsel çocuklarının gelecekte trans olacağını zannedip, sonrasında seks işçisi olmasından korkan ailelerin aksine...

Not 3: Eşcinsel dernekleri de transseksüelliğin cinsiyetçi yapay bir kimlik olduğunu dile getiremezler, çünkü heteroseksizmin LGBTİ+ denilen kavramsal unsurlarıyla varolabilmektedirler...

Not 4: Hapisteki bir transseksüelin trans geçiş ameliyatı için ölüm orucuna girmesini de, heteroseksizm kaynaklı tedavi edilmesi gereken intihara meyillilik olarak düşündüğüm için kesinlikle tasvip etmiyor, heteroseksizmin de işine gelen bu eyleme bir an evvel müdahale edilmesini istiyorum. İnsanların karşı çıktığı şeye-heteroseksizme farkında olmadan hizmet etmesi ne hazin!
Bu transseksüel yarın sakat kalınca, "Neden bana dur demediniz, bu hale gelmeme neden izin verdiniz?" derse ne diyeceksiniz? Heteroseksizm için her şey mübah mı diyeceksiniz, heteroseksizme hizmet eden LGBTİ'ler olarak!

HETEROSEKSİZM FARKLILIKLARI BİLE ESİR ALMIŞ AMA FARKINDA DEĞİLLER!

19 Şubat 2018 Pazartesi

İnsanlar hem cahil, hem de hain, fırsatçı ve duyarsız; ÇÖKÜK SİSTEM!


Bazen düşünüyorum da, bütün olumsuzluklar benim başıma mı geliyor, yoksa ben hakszılıklara tahammül mü edemiyorum? İnsan olmak haksızlıklara tepki göstermek değil mi? Bu disiplinsizlikten, sistem çöküntüsünden dolayı inanın hiç bir şekilde alış-veriş içersinde olmak istemiyorum insanlarla...

Bankadan kredi kartı borcunu ödemediniz diye son ödeme tarihinden 15 gün sonra mesaj geliyor. Beynimden vurulmuşa dönüyorum. Müşteri hizmetleriyle direkt irtibat kurmak da mümkün değil gibi bir şey artık. Tele sekreter çıkıyor karşımıza. Neymiş, 20 senedir müşterisi olduğum aynı bankanın kullanmadığım diğer kartına yatırmışım parayı bankamatikten. Borç gözükmeyen kullanmadığım karta 20 yıl boyunca hiç para yatırmamışım da, bugün yatıracak kadar geri zekalı mıyım ben? Borcumu yatırımadığımı haber vermesini biliyorsunuz da, hesabımı incelemeyi bilmiyor musunuz? İnceleseniz, o paranın nereye yattığını görürsünüz. Tabi işin ucunda gecikme faizi var değl mi? Aynı bankanın matiği daha önce de 100 liramı yemiş ve banka, gün sonunda matikte fazlalık çıkmadığını söylemişti. Bu 1.

2.si ise, PTT gönderileri bana ulaştırmıyor. Neymiş, adreste böyle biri yokmuş. Aynı paket ikinci defa gönderilince aynı adreste beni bulabiliyorsunuz ama. 1 defa olmuyor ki bu olay. İstanbul'dan gelen son gönderi de bana ulaşmamış ve geri gitmişti. Sebebini araştırdım, barkodda ismim Halil değil, Halit gözüküyormuş. Peki zarfın üzerinde yazan Halil ne olacak? Elemanınız yanlış giriş yaptırysa bunun faturası neden bana kesiliyor? İsmim barkoda Halit olarak geçtiyse bile adres doğru değil mi; doğru. Bi' zarfı kontrol et, bi' adresteki kişiye sor, vesaire... Ama niye zahmete girsinler ki? Gönderilen CD'nin fiyatı 15 lira, gel-gitleden posta parası 25-30 lira! Bir de sorumlu kişilere ulaşabilsen... Telefonları kimseler açmıyor.

3. olayım ise bugün... Bir poster aldım 5 liarya. Poşette de sadece benim aldığım poster kalmış. Satıcı poşetiyle vermiyor posteri bana. Poşetten de 5 lira aldı. Fırsatçılık değil de ne bunun adı.

4. Faturalı hatta geçtim ve GB hakkımı ilk ay kullanamadım. Bayiye sordum, mobil veriyi sadece telefondan açmam yeterli değilmiş, bayinin şirketten kullanım izni alması gerekiyormuş. Peki bunu ben faturalı hatta geçerken niye yapmıyorsunuz? İnsanlar uyusun, hava yollarının müşterilerden 1 zeytin kısarak bütçelerine katkı sağladığı gibi, siz de GB'larla insanalrın hakkını yiyerek haksız kazanç sağlayın.

5. İki kola bir kola fiyatına diyor bir market. Kasadan geçerken iki kola parası istiyorlar. Reyonda bir kola fiyatına 2 kola yazdığını söylüyorum, sonra işlemi düzeltiyor kasiyer. Dalgınlardan ceplerini mi dolduruyor kasiyerler? Sonra bir de akşamları açık vermekten sızlanıyorlar...

Bu kadar olumsuzluğun üst üste gelmesi bir tesadüf müdür, sistem çöküntüsü müdür?

Bazı eşcinseller milyon kere ötekileştirilir vicdansızca


Nasıl bir vicdan, nasıl bir insanlık, nasıl inanç sizinki... Bir insana eşcinsel diye, bedensel engelli diye, yabancı diye, yaşlı diye güç yeterliliği yapılır mı, fırsatçılık yapılır mı? Aksine yardımcı olunmaya çalışılmaz mı? Ben dile getirirken utanıyorum ama yapanlar da zerre kadar yüz, utanma olduğuna inanmıyorum. Heteroseksist yapının hamuru böyle. Hep onlar en doğrusunu bilir, hep onlar haklıdırlar, tersi olursa bütün kötülüklerini sergilerler.

Aslında burada konu, eşcinsellik falan değil; kötü insanlar seni aşağılayacak, üzerine basacak bir tarafını bulurlar onların çıkarlarına ters düşersen. Konu burada cehalet. İnsanlar neyi, niçin yaptıklarını bilmiyorlar. Daha kendilerini karşılarındakinin yerine koyabilecek evreye gelememişler ki, bu kadar benciller, bu kadar acımasızlar, insafsızlar, vicdansızlar... Hala daha egoların tavan yaptığı "ben" evresindeyiz ki, bu kadar kötü bür dünyada yaşıyoruz.

Konumuz ne biliyor musunuz? Aslında örneklendirmek de istemiyorum. Başta da dediğim gibi konu mağduriyete sebep olacak yapısal özelliklerimiz değil, hala vicdansız bir dünyada yaşamamız cehaletimizden dolayı. Bu gün ona, yarın bana. Çözüm bir kişiyi kurtarmaktan çok, cehaletimizden kurtarmak olmalı kendimizi. Kötü taraflarımızı iyileştirmek, yani kötü insanları terbiye etmemiz gerekiyor eğitimle. Bu süreçte de elbette kendimizi koruyarak daha güvenli yaşamaya çalışmalıyız... Kendi kendini korumaya çalışmak..!

Peki yabancı bir kültürde, engelli ve belli bir yaşın üzerinde eşcinsel olarak, sığınmacı olarak yaşamak ne kadar kolay olabilir, ne kadar sorunlar asgariye indirgenebilir sizce? Öncelikli hale getiremez miyiz bazı sorunları, bazılarımızı? İşin en acı tarafı da, vicdanlarımızın bile formalite, göstermelik, samimiyetsiz oluşu. Adına yardım diyorlar ama yardımı bile kendimizi iyi göstermek için fırsatçılığa dönüştürüyoruz.

İnsanın kendinden başka hiçbir şeye güvenememesi ne feci bir şey. Bu paranoya falan değil, gerçeğin ta kendisi; insan bazı şeyler yaşıyor ki, artık hep şüphe duyuyor, hiç güvenemiyor. Bakınız, kötülükle karşılaşmayan bir insan ürkek değildir, özgüvenlidir ve karşısındakine de güvenir ama güvensizlik yaratacak olay yaşaya yaşaya güven duygusu sarsılır insanın. İşte bu hale geldik biz, özellikle eşcinsel dünya. Çünkü kötülükle karşılaşıyoruz ama herkesi koruyan devlete bile güvenmiyoruz. Çünkü eşcinselliğe devlet de normal bakmıyor. Normal bakmadığı bir şey konusunda sağlıklı karar verebilir mi? Sokaktaki insanla adalet sistemi arasında fark olamayabiliyor. Son homofobik olaya maruz kalan arkadaşımıza saldıranlar diyor ki, "Bu top, bunu götürsünler, dötünü miksinler..! Mahkemede bana hakim de diyor ki, "Sen erkekleri eve götürüyor muşsun..! Eşcinsellere bakış açısı bu işte!

Yaa, seks yapmak kötü bir şey mi? Aktif olan erkek kahraman oluyor, ama diğerleri tu kaka! O zaman cinsellik de yasak olsun. Keza cinsellik de yasak gibi bir şey değil mi? Ayıp bir şey en azından; toplumsal yasalara göre bir şekilde cezalandırılıyor heteroseksizmin çıkarına ters şekilde gerçekleştirildiği zaman. Yani heteroseksizm tek taraflı adaletini devreye sokuyor özellikle cinsellik konusunda. Çünkü insanları temel ihtiyaçlar üzerinden güdümlemek en kolayıdır.

N'oluyor peki sonuçta..? Ben diyorum ki arkadaşıma... "Üzülme, adaletaiz bir dünyada haksızlık da olsa bunlar olabilecek şeyler  eğer yaşamak istiyorsak.". Tamam olanları unutsun, beynini hemen arındırsaın ve mutlu yaşama dönsün en azında akşamları dört duvarında... Peki yarın saldırıya maruz kalmayaacğının garantisi var mı, daha da önemlisi o an yaşadığı psikolojinin telafisi nasıl olacak; çünkü bu olumsuzluklar yaşana yaşana birikiyor, onulmaz yaralar oluşturuyor, içimizdeki yaşama ve sevgiye dair umutlarımızı kırıyor...

"Gideceğim" diyor arkadaşım; başka bir şehire, başka bir mahalleye... Kilitleyeceğim beynimi, kapatacağım insanlara; sağır ve dilsiz numarası yapacağım. İnsanın güvenebileceği hiçbir kimsenin olmaması ne kadar acı bir şey tahmin edebiliyor musunuz; sadece toplum değil, kendi camian bile. Çünkü eşcinsel dünya da heteroseksist dünyaya ayak uydurmuş. Yalancıysan, dolancıysan, iki yüzlüysen, çıkarcıysan, vesaireysen, o zaman seviyor seni, o zaman dost oluyor. Bazı insanlar bin kere, milyon kere ötekileştiriliyor biliyor musunuz? Genç değilsen, güzel değilsen, paran yoksa, bedensel özürlüysen, yabancıysan, daha da önemlisi sahtekar değilsen, satmıyorsan insanaları, ötekilerin de ötekisi oluyorsun çarka ayak uydurmadığın için. Bazıları yalnız kalmaz, yanızlığı tercih etmeye zorlarlar; dürüst kişiliğinden ödün veremeyenlerin kaderi budur.

Arkadaşıma diyorum ki gene... Boşveeerr... Kötü olmaktansa, kötülüğe maruz kal. Aynı şeyleri başkasına yapan sen olmak istyer miydin? Sen duyarlı ve vicdanlı bir adamsın. Sen öyle olamayacağına göre, madolyanın iyi yüzü olmaktan üzülmek yerine, kötü yüzü olmadığın için mutlu ol. Mağduriyet kötü bir şey ama vicdansız biri olmak daha kötü bir şey. En azından kendi adıma böyle. Vicdanım beni rahatsız edeceğine veya vicdansız ve kötü bir insan olacağıma, acı çekmeyi yeğlerim. Siz hangi tarafta yer almak isterdiniz; bütün güçleri elinde bulunduran ve acı veren vicdansız ve kötü tarafta mı, yoksa vicdanlı ve iyi tarafta, acı çeken tarafta mı?

Bazı inanlar evet kaldıramıyor kötü olaylara maruz kalmayı. Ama benim bütüncül düşüncem, dünyanın kötü tarafları için mücadele edilmesi gerektiğine inancım, olayların etkisinden daha kolay sıyrılmamı sağlıyor. Yaşamak istiyorsak, hepimizin bir şekilde mücadeleci etmesi gerekiyor. Çünkü pes etmek, kendinden vazgeçmektir.

16 Şubat 2018 Cuma

Eşcinsellik hastalık mı dediniz; E, cahilsiniz düpedüz!

Eşcinsellerin hasta olduğunu nasıl teşhis ettiniz, niye tedavi edemediniz peki? Malityeti ne kadar bu tedavnin, hangi ilaç kullanılıyor, tıp literatüründe hangi hastalık sınıfına giriyor..?

Kuzum siz eşcinsel estetiğini hazmedemiyor musunuz yoksa?!


21. yüzyıldayız, bilgi ve iletişim çağındayız ama insanlar hala daha homofobikler ve eşcinsellik hastalık mı? diye soruyorlar.
Hastalık nedir; bir insandaki ruhsal ve fiziksel rahatsızlıktır.
Eğer ben eşcinsel olduğumu söylemesem eşcinsel olduğumu nereden anlayacaksınız, dolayısıyla hasta olduğumu...
Eşcinselliğin dışa vuran veya kişiyi rahatsız eden bir tarafı yok ki hastalık sayılsın.
Bir insan eşcinselim diyorsa, pat diye hastalık teşhisi konuluveriyor hemen.
Peki nasıl tedavi edeceksiniz..?
Ruhsal terapi mi yapacaksınız,
hacıya-hocaya mı götüreceksiniz muska yazdırmak için,
eşcinsellik günah diye psikolojik baskı mı uygulayacaksınız,
yoksa eşcinsel ilişki düşünürken elektirk verip işkenceyle eşcinsellikten mi soğutacaksınız,
yoksa şiddet mi uygulayacaksınız..?
Eşcinsellik tedavisi safsatasını, ancak bilinçsiz, kendisiyle-eşcinselliğiyle barışamamış bireyler üzerinde gerçekleştirme fırsatı bulabilirsiniz; çünkü onlar kendileriyle barışamadıkları için toplumsal veya kişisel sebeplerden dolayı, sizin nefretinize zemin hazırlamış olurlar ve ikna olabilirler tedavi olmak için.
Peki bugüne kadar kendini kandıranlar dışında, hastalıkmış gibi tedavi edilmeye çalışılması sonucu eşcinselliğinden kurtulup da heteroseksüel olan eşcinsel var mıymış?
Bakınız, heteroseksüel ilişki yaşayan bir eşcinsel, eşcinsellikten kurtulup heteroseksüel olmuş, yani sizin tabirinizle tedavi olmuş falan demek değildir.
Çünkü heteroseksist bir toplumda zaten eşcinsellerin büyük çoğunlkuğu toplum baskısı sebebiyle heteroseksüel evlilik ve ilişki yaşamak zorunda kalmaktadır.
Çıkıp da açık açık eşcinselim diyemiyorlar korkularından. Çünkü öldürüyorsunuz eşcinselleri.
Onlar da ne yapıyorlar; gizli gizili eşcinsel ilişkilerini devam ettiriyorlar.
Canlı tarihinden beri her coğrafyada ve her canlı türünde eşcinsellik görülmektedir doğanın bir gerçeği olarak.
Bu hasatalık falan olsaydı, gelip geçici bir şey olmaz mıydı?
Eşcinselliğe bakış açısı da zaman ve kültüre göre değişim göstermektedir.
Demokratik toplumlarda eşcinselliğe bakış açısı daha esnektir ve hastalık olarak kabul edilmemektedir ve eşcinsellere heteroseksüeller kadar eşit haklar verilmektedir, hatta tedavi etmek falan homofobi sınıfına girip cezalandırılmaktadır; İran gibi Müslüman toplumların idamla cezalandırmasının aksine.
Çünkü hastalık olan homofobobi-eşcisnel karşıtlığıdır ve bunun da ilacı demokrasi ve bilgidir.
O zaman ne oluyor Türkiye eşcinselliği resmi olarak tanımadığına ve de homofobik bir toplum olduğuna göre; demokratik ve bilgi toplumu değil.
Bakınız, eşcinseller ne ayrı bir dünyadan geldiler, ne de eşcinsel anne ve babadan...
Doğanın yapısında, insanın genetiğinde var ki eşcinsellik, heteroseksüel ilişki sonucu heteroseksüeller gibi eşcinseller de doğmaktadır.
Hiçbir canlı türü de insanlar gibi, neden eşcinsellik var diye bundan rahatsızlık duymamaktadır.
Zaten eşcinselliği hastalık diye tanımlayıp tedavi etmeye ve ettirmeye çalışanlar, tedavi olmak isteyen homofobik eşcinselleri alet ediyorlar maddi ve manevi çıkarlarına.
Bilinçli bir eşcinselin karşısında yavan kalır eşcinsellik hastalık diye diretenler, baş edemezler; çünkü mantıklı savunu karşısında pes ederler. Hadi etmesinler sıkıyorsa!
Eşcinselliğin ne olduğunu da açıklayayım bir kez daha...
Eşcinsellik, hemcinsinden duygusal veya fiziksel anlamda hoşlanmaktır. Heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelimdir.
Yani erkek olmak veya kadın olmakla alakası yoktur; etrafınızda gördüğünüz travestiler, bilinçsiz eşcinseller olduğu için kafanızı karıştırmasın...