16 Ocak 2017 Pazartesi

Amacımız heteroseksist LGBTİ+ anlayışını yıkmak














Toplantılarımız devam ediyor. Duymak isteyen duyuyor, bilen biliyor, gelmek isteyen geliyor... Toplantılarımız içeriği belli olduğu için, yani heteroseksist LGBTİ+ anlayışını sadece heteroseksizme karşı değil LGBTİ ve LGBTİ örgütlerine rağmen bile yıkmak olduğu için, bir araya gelerek sohbetlerimiz ideolojimizi pekiştirmek misyonunu üstlenmiş oluyor, çay kahve de bahanesi oluyor. Heteroseksizme, cinsiyetçiliğe karşıtlığımız ve bu doğrultudaki LGBTİ+ anlayışımız zamanla kulaktan kulağa yayılacak, inanılacak ve pekişecektir elbette ve yanlış düşünceleri eritecektir. Çünkü bizler, bize sınırlar içersinde çizlmiş bir özgürlük değil, layığıyla bir özgürlü, hayatın tamamaını istiyoruz. Çünkü bu, bir canlı oalrak en doğal hakkımız eşcinsel olsak da! Bu arada toplantımızın en önemli özelliğinin yaş ve cinsel kimlik olarak çok geniş kapsamlı olduğunu hatrlatmakta fayda var.

Heteroseksist biri eşcinselleri de Tanrı yarattı falan demez valla..!

Sonradan eşcinsel oldum..!


"Ben 't*p'um" diyince, "Hayır sana yakıştıramıyorum bunu. Ben Allah'ın yarattığı her insana saygı duyuyorum." dedi. Şimdi değineceğim konuyla alakalı değil ama, birisi evlenmemi istedi, bu işleri(eşcinselliği) bırakmamı istedi az önce sanki benimle eşcinsel ilişkiye giren kendisi değilmişim gibi, Allah'ın kulu olduğum için saygı duyan da, kadınlarla beraber olmamı, onlarla beraberliğin çok zevkli olduğunu, yarın sana kim bakar düşüncesiyle evlenip çocuk sahibi olarak geleceğimi garanti altına almamı istedi...

Ben paragraftaki gizli eşcinselelrin içselleştirilmiş homofobisine, kendilerini yani eşcinselliklerini gerçekleştirmekten vazgeçememelerine rağmen kendileriyle, eşcinsellikleriyle barışamamışlıklarına değinmeyeceğim; bana hangi anlamda saygı duyulması gerektiğiden bahsedeceğim.

Beni Allah yarattığı, benim de Allah'ın kulu olduğum için, doğuştan eşcinsel olduğum için saygı duyulmasını istemiyorum. Bu bana, benim kişiliğime bir saygısızlık, bir hakarettir. Her ne şekilde vücut bulduysam bulayım, ben, ben olduğum için saygı duyulmalıyım. Beni Allah yaratmamış olsaydı eşcinselliğime saygı duymayacak mıydın? Öyleyse ben, bana saygı duyulduğuna asla inanamam. Allah yarattığı için saygı duyulmak bir ikiyüzlülüktür. Bu şu demektir... "Saygı duyulacak bir tarafın yok ama elim kolum bağlı. Çünkü seni değiştiremeyeceğim. Biraz baskı yapsam tepki göstereceksin. Allah kahretsin ki seninle uğraşılmaz! Ne söylesem beni haksız çıkaracaksın. Çünkü söylediğim her şeyi çürütüyorsun ve beni mağlup ediyorsun..." Zaten sizler eşcinselliğe karşı çıkıp da eşcinsel ilişkiye girerek kendinizi koskoca bir sıfır haline getiriyorsunuz. Kapıdan girince "Niye geldin," diyorum. "Ben sana demedim mi bir daha gelmeyeceksin, seninle bir daha görüşemeyeceğim. Çünkü beni istediğin için gelmiyorsun, benimle eşcinselliğini gerçekleştirmek için geliyorsun...". "Yok," diyor, "Ben seni sevdiğim için geliyorum. Aşkım, canım, cicim... Seninle sabahlamak istiyorum..!". Tabii bir postadan sonra, "Sen bana gelme desen, ben bir daha asla gelmem. Hadi bana gelme de..!" diyor. Gidin ya..! Yılların kaşarını yemeyin lütfen! Eşcinselliğime de saygı duymayın, beni de sevmeyin..! Siz önce bir kişiliğinizi oturtarak kendi kendinize saygı duymayı öğrenin.

Sözüm sadece gizli, kendisiyle barışamamış eşcinsellere de değil, herkese. Herkeste bir, eşcinsellere karşı direkt olmasa da bir "hor görme" durumu söz konusu. Ayol, ben eşcinselliğimi söylemesem, samimiyetsiz ve iki yüzlü davranıp kibarım ayaklarıyla heteroslksüel evlilik yapıp, çoluk çocuğa karışsam, heteroseksüel yaşama karışsam, heteroseksist bir kariyer ve mevkii edinsem... O zaman sizin saygınız çok mu anlamlı olacak veya benim gözümde değerli olacak? Ben heteroseksüel olsam da aynı ben olacağım, eşcinsel ben olarak da heteroseksüllerden en azından eksik değilim; fazlalıklarım cabası! Belki de açık bir eşcinsel olarak fazlalıklarım batıyor bir çoğuna. Kahretsin ki çevremdeki bir çok insandan daha başarılıyım hayata karşı, homofobiye rağmen ama bunu eşcinselliğime bağlamıyorum; eşcinselliğimin benim yaptıklarımla, yapacaklarımla alakasının olmadığını anlatmak istiyorum. Haa, eşcinselliğimin artıları yok mu? Olmaz olur mu? Bana gerçek anlamda insan olma özelliği katıyor... Duyarlıyım... Heteroseksizmin kategorileştirdiği erkekliğin de ne olduğunu biliyorum, kadınlığın da ne olduğunu biliyorum; cinsiyetçilik yapmıyorum bu sayede. Nötürüm, cinsyet(çilik) kavramı yok kafamın içinde.

Özellikle ahlakçı ve cinsiyetçi LGBTİ+lara şunu söylemekte fayda var. Lütfen heteroseksizme, heteroseksizmin "dili" ile yaranmaya çalışmayın. Çünkü bu, homofobiyi daha pekiştirecektir. Size, mecbur kalındığı için değil, siz olduğunuz için saygı duyulması gerektiğini hatırlatın. Yoksa heteroseksizmi derinden içselleştiren biri, Tanrı falan yarattı demez valla..! Tanrı yaratmamış olsa da, merkür'den ışınlamış olsanız da farklılıklara saygı duyulması gerektiğini insanlara öğretmek bir insanlık borcudur. Borçlu gitmeyin bu dünyadan!

Sonradan eşcinsel olsam, eşcinselliği tercih etmiş olsam ne olacak; bana zararı var mı, sana zararı var mı; kime ne zararı var? Homofobi cahil insanların kafasının içinde olan, hiçbir dayanağı olmayan saçma bir türetmedir. Hastalıkmış, sapıklıkmış, ahlaksızlıkmış, günahmış... Bunlara inanan insanlara laf anlatılmaz ki zaten! Ne haliniz varsa görün, homofobinizde boğulun. Bu saatten sonra da homofobiniz sökmez!

13 Ocak 2017 Cuma

"Transseksüellik ruhsal bir rahatsızlıktır!"


Son günlerde eşcinsellkle ilgili açıklamalarımdan dolayı bana "bilimsel dayanağın falan ne?" diyorlar. Bilimsel dayanak dediğiniz ne; heteroseksistlerin bizim hakkımızda teşhis koyması mı, heteroseksizmden etkilenmiş, heteroseksizmi içiselleştirmiş LGBTİ'lerin yanlış hisleri mi? Olayı kendi üzerimden açıklamaya çalışacağım daha anlaşılır olabilmesi için. Herhalde benim hislerime de kimsenin itiraz edecek hali yok. Herkes de benim düşüncelerime karşıt olarak kendi düşüncesini ifade etsin beni fobiklikle suçlayacağına. Gerçekten mantık çerçevesinde düşünceye düşünceyle karşılık vermek bu kadar zor mu; E kolay değil sanırım!

Kendimi bildim bileli erkek biyolojisine sahip biri olarak erkeklerden hoşlanıyorum. Erkek derken de erkek biyolojisinden hoşlandığımın altını çizeyim. Bir erkekten hoşlanmam için onun illa ki toplumsal cinsiyet rollerini benimseyen bir karaktere sahip olması gerekmiyor. Hatta sahip olmayanları tercih ediyorum. Çünkü ben erkek egemen toplumun erkek anlayışını içselleştirmiş kaba erkekleri insanlık anlayışıma ters buluyorum. Evet, erkeklerden hoşlanırken kendimi kız gibi düşünüyordum çocukken ama o yaşta neden böyle düşündüğümü bilmiyordum. Çünkü örneklerde erkeklerden hoşlananların kızlar oldıuğunu görünce, belki de kendimi öyle hissediyordum. Yani cinsiyetin burada bir özdeşleşme, bir içselleştirme olduğunu düşünebiliriz. Yoksa böyle bir şey olmasa, yani önünde örnek olmasa, insan hoşlandığı biyolojik cinisyeti severken kendini belli bir kategoriye sokma ihtiyacı hisseder mi? Doğduğun bedende duygusal veya cinsel anlamda birine yönelirken insanın aklına kendini belli bir kalıba sokma ihtiyacı duymadığı gibi aklına bile gelmiyor. Hatta insan kendini duygusal ve fiziksel anlamda gerçekleştirirken, doğduğu beden üzerinden gerçekleştiriyor, gerçekleştirmekte hiçbir sakınca görmüyor.

Bazı trans tabirli arkadaşlarımızın, ilişki yaşarlarken kendi cinsel organlarından utanıp saklamaya çalışmalarının, heteroseksizmi içselleştirip, kendileriyle barışamamalarından başka bir açıklaması olabilir mi? Bedeninden utanan bir insanın, seviştiği bedenden de utanması gerekmez mi; çünkü o da aynı beden. Sorun senin o bedeni kabul edememen mi acaba? E kabul et o zaman..! Bu dünyada, doğduğu bedeni kabul edip onunla gurur duyan eşcinseller var, aynı bedenle tasvip etmesem de erkeklik taslayan ve gurur duyan gizli eşcinseller var... "Neden ben bedenimi sevmiyorum?" diye insanın bir sorması gerekmez mi? Belki de gerçekten bazı transların dediği gibi "bu beden bana ait değil!"durumu söz konusu değil de, özgüvensizlikten dolayı egemen yapı dışında varolma cesaretinin olmamasındandır. Hani diyorlar ya trans tabirliler, "Bu beden doğru olsa veya yanlış olmasa, bunca meşakati göze alır mıyım?". Hayatta varolurken psikolojik yapı gerçekten çok önemlidir. Bazı kişiler yırtıktır, bazı kişiler toplum dışı varolamazlar, vesaire... Altını siz doldurun diyeceğim ama, gene de söylemeden geçemeyeceğim.

Evet transseksüel olarak varolmak, doğasıyla barışamayan ve doğal olarak varolamayan kişilerin, heteroseksist sisteme ait olma, dahil olma çabasıdır. Şöyle bir şey olsaydı... Mesela eşcinseller çok normal karşılansaydı ve beden geçişi yapmak istemeyenler doğalarına ihanet ettikleri için dışlansalardı, hatta heteroseksizm diye bir şey olmasaydı, kadınlık veya erkeklik icat edilmeseydi, o zaman kendilerini trans olarak tanımlayan arkadaşların düşünceleri nasıl olurdu? Diyebilirsiniz ki durum şu anda böyle. Ben de zaten onu diyorum; transseksüellik şu anki düzene uyma çabasıdır.

Bakınız şu aşamada, heteroseksist içselleşmeden de olsa kişinin kendini cinsiyet olarak tanımlamasına da esnek olabiliyorum kişinin varolabilmesi için, hatta şu aşamada mutlu olabilmesi için geçiş ameliyatlarına da karşı değilim, ama kişinin kısaca doğduğu bedeni, kafasının içindekileri gerçekleştirme konusunda yanlış veya yetersiz olamaz. Kadın veya erkek mekanizmasını ve işlevlerini hayal edin duygusal veya fiziksel anlamda; bunlar heteroseksizmin öğretilerinden başka bir şey olabilir mi? Erkek biyolojisi etken, kadın biyolojisi edilgen düşüncesi fiziksel açıdan bir toplumsal cinsiyet içselleşmesidir. Bu düşünceyi, yani toplumsal cinsiyetin oluşturduğu cinisyet kimliğini, cinsel yönelimi sollayarak, insan biyolojisi üzerinden tek doğru gerçekmiş gibi dikte etmeye çalışmayalım lütfen. Gerçekten bir canlı fizkiskel ve duygusal devinimlerini, heteroseksizmin öğretilerinden bağımsız ve hiçbir biyolojik değişmeye gitmeden gerçekleştirebilir. Gerçekleştiremiyorsa, burada heteroseksizmden etkilenmeye müsait bir psikoloji söz konusudur. Ve bu psikoloji uzun vadeli de düşünememektedir özgüvensizliği yüzünden.

Bakınız, doğada yeri olmadığı gibi heteroseksist bir toplumda da transseksüelliğin yeri asla yoktur, olmayacaktır, olamaz da. Çünkü heteroseksizm denilen yapı, zaten cinisyetçidir, ayrımcıdır ve trasn kadınlığı ve erkekliği kabul etmesi söz konusu bile olamaz. İran'da transseksüelliğe esnek davranılması, bunun en güzel örneğidir. Yasalar transseksüelliğe izin veriyosa, heteroseksizmin devamlılığı içindir. Trans ameliyatlarının resmi olması, transseksüellerin hem toplum, hem de yasalar tarafından kabul edildiği anlamına gelmiyor çünkü. Zaten toplumsal yaşamı yasalardan ne kadar bağımsız düşünebiliriz; özellikle geleneksel toplumlarda.

Bana dönersek... Evet kız gibi duygularım vardı... Hala da bir erkekle beraber olurken kendimi kadın gibi hissettiğim olmuyor mu? Oluyor ama...
1. Başta da dediğim gibi heteroseksimden soyut yetişmek ne derece mümkün?
2. Ben kendimi duygusal ve fiziksel anlamda sadece kadın gibi hissetmiyorum ki.. Erkek gibi de hissediyorum veya en mantıklı şekilde sadeec eşcinsel olarak da... Çünkü,
a) Kendimi belli bir kalıba sokmam gerekmiyor da,
b) Karşımda nötr bireylerden oluşan bir toplum mu var da, ben de bunlardan bağımsız bir eylem içersinde bulunayım?
3. Erkeklik kadınlık denilen şey sadece yatak odasında mı mevcut? Geri kalan zamanımızdaki kimliğimiz ne olacak? Her an, her dakika "ben kadınım, ben erkeğim ve ona göre davranmalıyım" denmek ne kadar heteroseksizmden bağımsız bir kimlik ifadesidir? Mesela "Yemek yerken kadın gibi olmalıyım, yürürken erkek gibi olmalıyım, spor yaparken nasıl olmalıyım acaba?" diye bir şey mi var doğada? Burada ne olduğumuza, neye göre karar verdiğimiz, yani "doğaya göre mi olmalı, heteroseksizme göre mi olmalı?" durumuyla alakalı. İçinde yaşadığımız heteroseksit yapıya göre aldığımız kararları bilimsel veri olarak değerlendiremeyiz; sadece sosyolojik açıdan değerlendirebiliriz.

Bir de bazı transseksüeller şunu diyor... "Bazı insanlar bedensel olarak sakat doğuyorlar, bunu normal mi kabul ediyoruz da transseksüelliği normal kabul etmeyelim?." Ne alakası var allahaşkına! Siz dalga mı geçiyorsunuz zeka kuaramlarıyla? Sakatlık başka şey, bedenle barışık olamamaktan dolayı memnuniyetsizlik başka şey. Senin doğduğun bedenin hangi cinsle olursa olsun sevişmene engel değil ki. Derdin sadece sevişip sevişmemek değilse, senin bedenin hayatını idame ettirmende de önünde engel değil. Transseksüellik bedeniyle barışamamak diyoruz; kabul edilmiyor. Ne öyleyse transseksüellik? Gerçekten kendilerini transseksüel olarak tanımlayanlar, kendilerini ve ne istedikleirni biliyorlar mı? Yoksa sırf kendilerine küslüklerinden dolayı saçmalıyorlar mı? Transseksüellik beyinsel diyorsunuz; o zaman o bedeni de o beyne uygun şekilde kullanmasını bileceksiniz, bilmiyorsanız da öğreneceksiniz. Bu kadar basit. Dünya sağlık Örgütü WHO hala transseksüelliği bir ruhsal olarak tanımlamaktadır, bu da biline.

Demet Akalın, Rihanna'yı solladı

Demet Akalın'ın yeni klibini bayağı beğendim. Albümdeki en sevmediğim "Türkan" ayarında olan "Ah Ulan Sevda"ya çektirmiş Nihat Odabaşı'na. Ama klipteki dans sahneleri beni büyüledi. Baş dansçı kim bilmiyorum ama çok profesyonel. Nihat Odabaşı da estetik yeteneğiyle de uçurmuş dansçıyı da, klibi de. Arkasından Rihanna'nın Sia ile işbirliği yaptığı klibini izledim; ne vasat, ne vasat geldi anlatamam. Bu mu dedim dünyayı sallayan şarkıcılar. Tabi biraz küçümsemeyi abarttım. Sia'ya bayılıyorum tabiki de. Amaaa... Şöyle bir şey var. Yapılan görsel işleri göz alıcı kılan kültürlerin renkliliğidir. Biz artık batı kültürünün tek düzeliğini ezberledik ve çok da heyecan yaratmıyor bizde, özellikle bende. Teknolojik aksiyonlarla heyecanlandırılmaya çalışılıyoruz sadece. Oysa biz doğu ve batı'nın ortasında 50 milliyetten insanımızla dünyanın en zengin kültürüne sahibiz. Eskiden bunu değerlendiremiyorduk ve geri planda kalıyorduk. Hala da çok iyi değerlendirdiğimiz söylenemez. Ama değerlerimizi günümüze uyarlayabilirsek, en muhteşem olmamamız için hiçbir sebep yok. Onlardaki de ses, onlardaki de insan. Bizden üstünlükleri yok. Sadece çok çalışıyorlar, çok akıllıca davranıyorlar ve disiplinliller. E biz de çalışırsak, displinli olursak, biraz da aklımızı kullanırsak, hammadde çok diyorum işlenmeyi bekleyen.

11 Ocak 2017 Çarşamba

Hayatta gerçeklerden daha büyük saygı duyulacak ve itibar edilecek bir şey yoktur


Şu açıklamayı yapma ihtiyacı duydum... Son günlerde eşcinsellikle ilgili düşüncelerimi açıklamamdan rahatsız olanların tepkilerine karşı nasıl bu kadar cesur olduğum merak ediliyor... Ve uyarı anlamında tavsiyeler de alıyorum sözlerim konusunda...
1. Arkadaşlar ben inandıklarımı savunuyorum ve söylediklerimi çürütebilecek bugüne kadar bir tane mantıklı bir karşı düşünceyle karşılaşmadım. Çünkü herkes de biliyor savunduklarımın doğru olduğunu... Yarası olup gocunanlar kendileriyle barışamayanlar zaten, seslerini çıkarmayanlar da söylediklerime inanıp da çıkarları için susanlar. Kimse çıkıp da transseksüellik bedeniyle barışık olmama durumu diyemez ki akıl ve mantık çerçevesinde. Zaten yapılan uygulama, ayan beyan kendilerini transseksüel olarak tanımlayanların bedenleriyle barışık olamama halleri değil mi? Barışık olsalar bedenlerini değiştirmeye çalışırlar mı? Burada bir sorun veya anlaşılayan bir şey var mı? Kusur, bunu, benim dile getirmem mi? Benden bilimsel referans isteyenlere, tıp literatürünün bu konudaki açıklamalarına kulak vermelerini tavsiye ediyorum. Ve ben diyorum ki, anlamadıysanız bir kez daha altını çizerek açıklayayım... Transseksüelliği bedeniyle barışamamam noktasında destekliyorum. Rahatsızlık duyulan, "transseksüellik bedeniyle barışamamış eşcinsellik" lafımsa, bunun da sonuna kadar arkasındayım. Eşcinsellik nedir; aynı bedenden iki cinsin birbirine ilgi duyması değil midir? Bir kişi kendini cinsiyet kimliği olarak, ne olarak tanımlarsa tanımlasın, doğduğundaki bedeni ne ise ve hangi bedenle beraber oluyorsa, ilişkisinin ne olduğunu, yani eşcinsellik mi yoksa heteroseksüellik olduğunu belirleyen odur. Evet, transseksüellik bedeniyle barışamamış eşcinselliktir ve ayrıca da heteroseksizmin cinisyetçi bir dönüşüm poltikasıdır. Bunda gerçekten rahatsız olunacak ne var? Benim düşüncelerimi çürütün, buyrun ben de size inanayım, sizi destekleyeyim.
2. Arkadaşlar düşüncelerimi ifade konusunda bu kadar rahat olmamaın arkasında düşüncelerime inanmamın yanı sıra, benim hiç kimseyle resmi veya gayri resmi bir bağımın olmaması. Bugün benimle görüşmek istemeyenlerin, benim hayatımda olup olmamaları hiçbir önem arzetmiyor. Dün de tek başınaydım, bugün de tek başınayım, yarın da tek başıma aynı şekilde ayakta durabilecek güçteyim. Bazı dönemler bazı oluşumlarda, bazı gruplarda olmam, onlarla bir şey olduğum anlamına gelmez. Ben gönüllülük esasına dayalı yatay bir mücadele sistemine inanan birisi olduğum için, nerede ve nasıl olduğuma bakmadan elimden geldiğince bir şeyler yapmaya çalışan biriyim. İnternet çağında da elimden geldiğince faydalı olmaya çalışmaya devam edeceğim mücadele azmim devam ettikçe. Benim maddi manevi hiç kimseden, hiçbir gruptan öğünüm gelmiyor. Bugüne kadar birileri olmadan varolabildiysem, bundan sonra da kimsecikler olmadan varolabilirim. Kaldı ki enformasyon çağında kimse kendini bir şey zannetmesin. Önemli olan, samimi olmaktır, gerçekçi olmaktır ve bunlardan hiçbir şekilde taviz vermemektir. Söylediklerimden dolayı hiçbir şey kaybetmedim. İtibar denilen şeyse gerçekçilikten başka hiçbir şey değldir. En azından kendimi kandırmadığımı biliyorum. En önemlisi benim hayatta varoluş sebebim eşcinselliğim değil ki... Bütün LGBTİ dünyası onlara inanmadıktan sonra karşımda olsalar kaç yazar?