23 Ağustos 2017 Çarşamba

Eşcinselden futbol hakemi olamaz, vajinası olmayan kadın polis olamaz..!


Sayın seyirciler burada bir akıl ve mantık dışılık yok mu? Eşcinselden futbol hakemi olamaz kararından sonra doğuştan rahmi olmayan bir kadına da senden polis olmaz demişler. Eğitimini tamamlıyor, mezuniyetine 3 gün kala meslekten men ediliyor.

Bütün bunlar neden oluyor... Cahillikten ve de cinsiyetçilikten. Çünkü bir insan görevini cinsel bölgeleriyle yapmaz. Bunu anlayabiliyor musunuz? Yapılan iş akıl ve el-kolla, bedenledir. Cinsel bölgeler cinsellikle veya görevi ne ise, idrar yapmak, çocuk doğurmasına vesile olmak gibi işlerle alakalıdır. Acaba şunu mu demek istiyor kanunlar; "Ya kadın olacaksın, ya da erkek ve de erkeklik ve kadınlık rollerini yerine getireceksin. Rahmi olmayan bir kadına, sen çocuk duğuramayacağın ve toplumsal cinsiyet rollerine uygun şekilde görevini yerine getiremeyeceğin için aile yapısına terssin ve aile yapısına uymayan birine de biz polislik yaptırmayız! Çünkü kadın olmanın kuralları vardır, kadınlık görevini yerine getirmelisin. Eğer çocuk falan doğurmazsan daha özgür olursun, ikinci sınıfı rolünü oynayamazsan. Alimallah erkekleri falan solarsan yaşam tarzı olarak, bu da erkek egemen yapıya uymaz".

Başka bir açıklaması var mı gerçekten rahmi olmayan kadının polisilik yapamayacağı kararının. Kadının her şeyi normal ama sırf rahmi yok diye polislik yapamayacağı raporu veriliyor. Açtığı davayı kaybediyor. İnterseks birisi polislik yapabilirken, kendisinin neden yapamadığını anlayamadığını söylüyor. Dediğim gibi her şey cinsiyetçilikle alakalı olabilir. İnterseks olan biri bile herhangi bir cinsiyeti tercih ederek heteroseksizme uyar ve gene de rahatsız etmez kimseyi. Oysa şu anda devlet memurluğu yapan translar var bildiğim eğer çocuk sahibi olamamaksa devlet memurluğu yapamamanın gerekçesi. İnsan şunu bile düşünmeden edemiyor... Bu kişinin cinsel yönelimi heteroseksüel değil falan da, bu da anlaşıldığı için ahlakçılık falan mı yapıldı acaba aynı eşcinsel hakeme yapaılan gibi.

22 Ağustos 2017 Salı

Sağlıklı olduktan sonra insan yaşamak ister elbet


Fatma Girik ile ilgili bir haber vardı bugün Hürriyet'te. Sağlığına kavuşmuş ve 92 yaşındaki annesiyle müze gibi evinde yaşıyormuş Bodrum'da. Sonra duvarındaki afişlerinden biri çekti dikkatimi. "Gün Ortasında Karanlık" filmi. Dazlak kafalıydı afişte. Filmi izlemeye başladım. Saçları sıfıra vuruluyordu ve psikolojisi de sıfırdı oynadığı rolde. Filmi izledikçe, daha önce izlediğim bir filmi olduğu aklıma geldi. Tekerlekli sandalyeye bağımlı engelli bir çocukla annesinin dünyasını anlatıyordu. Çok zordur yatağa bağımlı bir kişiyle ilgilenmek. Filmi o dönem tabiki de şu anki duygularla izlememişimdir. Çünkü daha o dönemlerde yatağa bağımlı olmanın ne demek olduğunu böyle bir süreci yaşamadığım için nereden bilecektim ki. Filmin bir sahnesinde çocuğuna yemek yemeye ikna edemeyince Fatma Girik-Güzin rolü, "ağlayarak ne istiyorsun bendne?" dedi bir kaç kere. Kendi yaşadığım sürecin getirdiği noktalardan birydi bu. Ben de zannediyordum ki annnem bana eziyet ediyor bitmez tükenmek istekleriyle. Oysa yatağa bağımlı bir dünyadaki yaşamak, yaşamak değildi. Sevgi istiyordu, ilgi istiyordu, eski günlerdeki gibi daha sağlıklı bir yaşam istiyordu. Ama insan tıkanıyor bir süre sonra yapılacak bir şey kalmayınca. Çünkü hücreler yaşlanıyor, fonksiyonlar yerine getirilemiyor, kısca vücut tükeniyordu yaşama arzusuna rağmen. Annem hiç ölmek istemedi ama direnemedi doğanın kurallarına. Filmde annenin psikolojisi bozuluyor çocuğunu kaybetmenin üzüntüsüyle. Benim psikolojim sağlam ama hassas kişilerin sevdiklerini kaybetmesi hiç de hafif olmuyor. İnsanın doğaya karşı gelesi geliyor. Yani kurduğu dünyanın bozulmasını istemiyor insan. Tabi bu sevgi anlayışıyla alakalı bir şey olsa gerek. Herkesin sevgiyi yaşaması, sevgiden beklentileri farklı farklı olabiliyor. Benim sevgim de sadece anne odaklıydı sanırım. Çünkü şu dünyada annemden başka hiç kimseye güvenim olmadı sevgi konusunda. Çıkarsız, beklentisiz bir sevgi yoktu bu dünyada ve bu da bana hiç uymuyordu. İnsan sevgisini yaşadığı kişiyi kaybedince de gücüne gidiyor haliyle. Yaşlılık zor, yaşlılarla ilgilenmek zor ama sevgiden yoksun yaşamak da kaldırılabilir bir şey değil. Çok ağır bir şekilde değil ama gene de bakıma muhtaç şekilde de olsa annemin yaşamasını çok isterdim. Bir dünyam vardı benim de bu şekilde ve bu dünya şu anda eskisi gibi değil. Boşluklar var dolduramadığım. Yaşamımda sistem olarak hiçbir aksaklı yok. İradem sağlam yaşamak konusunda ama özlem var içimde, unutamamak var, üzülüyorum da zaman zaman. Bazen olamaz diyor, neden öldü diyorum, yapılabilecek bir şeyler olabilir miydi diyorum son 75 günlük yoğun bakım sürecinin onun için bir işkence olduğunu bildiğim halde. Herkese sevdiğiyle bir yaşam diliyorum...

Eşcinsellere özgürlük, eşcinsellerin kafalarının içindeki homofobinin temizlenmesiyle gelecektir


Eşcinsel karşıtı homofobik platformlarda eşcinsellerin yer edinmeye çalışmasını artık trajikomik buluyorum. Artı dedim; bir denemeydi, saçma olduğunu anladım homofobik bir dünya ile işbirliği yapmanın, yapılamayacak olduğunu...

Adamlar günah derken, sen hangi yüzle eşcinselliği kabul ettireceksin onlara? Adamlar gülüyorlar be eşcinselliğe. Cinselliğe gülünür mü ayol? Hayatta olmayacak bir şeymiş gibi bakıyorlar eşcinselliğe. Benim bir onurum var; eşcinselliğimi kabul etmeleri için kimseye dilencilik yapamam.

Adamların kültüründe kadının en fazla eşya kadar değeri varken-belki yok, eşcinsellere sempatiyle bile bakabilirler mi? Sözcülerinin eşcinselliği normal karşılaması, oy toplamak amacıyla göz boyamaktan başka bir şey olabilir mi?

Kim kandırırsa kandırsın kendini, ben yakıştıramıyorum böyle umutsuzca kandırmacaları kendime.

Hep diyorum...
Eşcinselliğinizle tam anlamıyla barışın, kendinize-cinsel kimliğinize karşı olan nefretlerinizi kökünden temizleyin. "Ben eşcinselliğimle barışığım, homofobik değilim, sadece homofobiden korunmak için tam anlamıyla açık değilim" yalanıyla hiçbir yere varılamaz en başta.
Homofobi dediğin ne ya; eşcinel karşıtlığı mı; sen de mücadele et bu karşıtlıklarla, cinsel yöneliminden dolayı karşına çıkarılan engellerle. BAŞ-KA AL-TER-NA-Tİ-Fİ YOK BUNUN!
Eşcinselliğinizle barışamıyorsanız, bunun nedeni bilinçsizliğiniz. Okuyun, öğrenin, hayata bilimsel pencereden bakın. Maneviyatınızı ruhsal dinlenmeleriniz için kullanın sadece. Bakınız heteroseksizm sizi cahilliğizz üzerinden manevi duygularınızla vurmaya çalışıyor, göremiyor musunuz? Siz de, size yapılan nefret düşünceleri üzerinden kendinizi aklamaya, kendinizi kabul ettirmeye çalışıyorsunuz. AKIL VAR, MANTIK VAR! Eşcinselliğe günah diyen maneviyat heteroseksizmin elindeyken, size cennetin kapıları açılır mı ayol? Bu dünyayı da zehir eder daha sizi tereddütlerde bırakarak, arada bırakarak, kafanızı karıştırarak.
İnsanın hissettiğinden ve içinden gelen duygulardan daha gerçek bir şey olabilir mi sevmek konusunda, aşk konusunda, ilişiki konusunda? İnsan içinden gelmeyen bir şeyi, egemenler karşıyken niye gerçekleştirmeye çalışsın ki?
İnsan kendinden, gerçeğinden, eşcinselliğinden utanır mı ayol? Niye başınız öne eğiliyor eşcinsel olduğunuz için? Sevmek ayıp mı, cinsellik de ayıp değil; hayvanlar utanıyor mu cinsellikten? Çünkü hayvanlara kimse söz dinletemez; biz bilincimizi boşa harcıyoruz biliyor musunuz doğamızı, doğamıza uygun yaşamımızı müdafa etmeyerek.
Müdafa edemiyoruz, savunamıyoruz, çünkü heteroseksizmi içselleştirerek yaşıyoruz, eşcinselliğin kötü bir şey olduğuna çocukluktan itibaren koşullanıyoruz ve bunları aşmak için hiçbir şey yapmıyoruz. Kamufle oluyoruz sadece iki yüzlü bir şekilde.
Sonrasında kafalarımızın içindeki kamburlarımızla ortapedi özürlü olarak sürdürüyoruz yaşamımızı. Ve bu böyle sürüp gidiyor. Çünkü engelliliğe normalmiş gibi koşullanıyoruz.
Sanırım kapasite meselesi demeliyiz buna. Keşke kurumsal kapasite geliştirme projelerini ve kaynaklarını, bireysel bazda psikoloji üzerinden hayata geçirebilsek. Çünkü eşcinsellerimize gerçekten eşcinselliğin normal bir şey olduğunu kabul ettiremiyoruz hala. Hala eşcinsellerimiz eşcinselliğin rahatsızlık, gelip-geçici, tedavi ile kurtulanması mümkün olabilecek, ayıp ve utanılacak, göstere göstere yaşanamayacak bir şey olduğunu düşünüyor; YANILIYOR MUYUM?
Eşcinsellere özgürlük, eşcinsellerin kafalarının içindeki homofobinin temizlenmesiyle mümkün olacaktır.
Bi' kendimizi toplumsal unsurlar üzerinde kabul ettirmeye çalışarak değil de, korkusuzca hayata karışarak kabul ettirmeye çalışsak. Bunun için de başa dönüyoruz... Bilinçli bir eşcinsel olmaya, kendimizi tanımaya ve öğrenmeye, kendimizle barışmaya, kendimize olan nefreti temizlememiz gerektiğine, kimliğimizin arkasında durabilecek savunusal donanımı kazanmaya, cesurca hayata karışmaya dönüyoruz. Ve bunlar için gerçekten milyonlarca eşcinsel olarak heteroseksist kesimlerden yardım dilenmeye ihtiyacımız yok. Toplum beni A veya B siyasetinin "eşcinsellerin de hakları vardır" demesiyle mi kabul edecek? Toplum kim ayol, bu siyaset dediğimiz şey homofobik toplumun uzantısı değil mi? Eşcinselliğe karşı çoğunluğunun uzantısı bizi kabul eder mi ayol? Onlar kimi temsil ediyor; heteroseksist değerleri temsil ediyorlar. Eşcinselliği kabul ettirmek istiyorsak, doğal bir şekilde hayatımızı yaşayarak başarabiliriz bunu.
Ailene kabul ettireceksin, kabul ettiremiyorsan ailenden ayrılıp sokağına kabul ettireceksin, sokağın mı kabul etmiyor; mahallen ne güne duruyor, mahallenden mi kovuldun, şehirler ne güne duruyor AYOL!

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Eşcinselliği ben tercih ettim!


Niye eşcinselliği tercih etmediğimiz savunusuna giriyoruz. Hayatta lüzumsuz ve zararlı bir çok şeyi tercih etmemize tolerans gösterilirken, neden eşcinselliğimize tercih etmediğimize dair kanıt aramaya çalışıyouz?
Diyelim ki..!
Ben heteroseksüel doğdum ve eşcinselliği tercih ettim..!
Kadınlardan zevk alabilecek olmama rağmen erkeklerle sevişmeyi tercih ediyorum!
Bunun kime ne zararı var?
Hastalıksa kime ne, sapıklıksa kime ne, günahsa kime ne, ahlaksızlıksa kime ne!
Özeniyorsanız özenmeyin; iradeniz yok mu..? İçinizden gelmeyen bir şeye özenmek diye bir şey olabilir mi?
Bile isteye, kanıtsız bir şekilde eşcinsel ilişkiye giriyorum; ne yapacaksınzı şimdi..?
Sorun ner'de biliyor musunuz; kafası karışık eşcinsellerde, eşcinselliğinden şüphe duyan homofobik eşcinsellerde, cinsel yönelimiyle barışabilme özgüvenine sahip olmayan eşcinsellerde...
Bana ahlaksız, hasta, sapık, günahkar deseler kaç yazar; diyemezler zaten böyle bir ithamın akıl ve mantık dışı olduğunu bildiğimi bildikleri için ve bunu yüzlerine haykırabileceğim için.
Eşcinselliğin kabul edilmemesinin en büyük sebebi, eşcinsellerin eşcinselliklerinin arkasında durmayarak homofobiye zemin hazırlamaları.
Milyonlarca eşcinsel özgüvenli bir şekilde hayata karışsa, kimse onlar için aşağılayıcı ve ötekileştirici bir dil kullanamaz.
Kullanılsa bile hayatın gerçeğini inkar edenlere deli derler!
Eşcinselliğin heteroseksüellik gibi bir cinsel yönelim olduğu kimsenin umrunda değil zaten; heteroseksist toplum işin anal ilişki boyutuna bakıyor; kimse eşcinsel ilişkiye girmedikten sonra kafanın içindeki eşcinsellikten rahatsızlık duymuyor.
Uygulama anlamında gönül rahatlığıyla eşcinselliği tercih ettiğimi söyleyebilirim...
EŞCİNSELLİĞİ BEN TERCİH ETTİM!!!
Eşcinsellliği ben tercih etmedim, TANRI beni böyle yaratmış diyince, heteroseksist toplumun eşcinselliği kabul etme ihtimali azıcık da olsa olabilir mi?
Bu şekilde asla. Çünkü her şey heteroseksizmin elinde ve egemenliği altındakileri de çıkarına uygun olarak kullanacaktır elbet.

17 Ağustos 2017 Perşembe

Eşcinselliğini tutunca "erkek" mi oluyorsun, cennetin kapıları mı açılıyor sana?


Bir eşcinsel diyor, "Ben 4 yıl eşcinsel ilişkiye girmedim...", bir diğeri "20 gündür tutuyorum kendimi, ilişkiye girmemeye çalışacağım...", vesiare... Türbanlı avukat da diyor ki, "Herkes farklı bir yönüyle test ediliyopr bu dünyada, cinsel ilişki olmak zorunda değil ki...". Diyecek laf çok da ceremeye verecek para yok! Tutuyorsunuz eşcinselliğinizi de ne geçiyor elinize ayol? Erkek mi oluyorsunuz, asil mi oluyorsunuz, temiz mi kalıyırsunuz, günahsız mı oluyorsunuz..? Yarın ölüp gideceksiniz ve bedeniniz çürüyüp gidecek. O beden ne için yaratılmış; beynimizin isteklerini yerine getirmek için. Ben kendimi saldım eşcinsellik konusunda; ne kaybettim? Kirli miyim şimdi, aşağılık mıyım, cehennemlik miyim, erkekliğimde kusur mu var..? Ayol insanın sevapkar veya günahkar olmasının makatla ne alakası olabilir? Senin kalbin kötüyse, istersen dik orayı; ne işe yarar ki bu? Bir innsanın değerlendirmesini makatla yapan beyin nasıl bir beyindir? Böyle düşüncelerle karılaşınca eşcinsel olarak kendimle nasıl gurur duyuyorum biliyor musunuz? Eşcinselim ama beyinsiz değilim, diyorum. Varın siz cennete gidin, varın siz asil olun, varın siz tertemiz kalın... Bana aklım-fikrim yeter, gerisi hepsi sizin olsun. Peki kendini tutan eşcinseller ne kadar tutabiliyorlar..? Dine yöneliyorlar, heteroseksüel evlilik yapıyorlar falan, sonra kafayı yiyiorlar, gene eşcinsellikte gerçekleştiriyorlar kendilerini. Çünkü insan kendinden, doğasından kaçamaz, kurtulamaz. Doğa bizi zaten kendimiz gerçekleştirmek şeklinde programlamış. Bunu anlayabiliyor musunuz? Eşcinsellik nedir; her zaman söylediğim gibi hemcinsini sevmektir. Heteroseksüellik sevap, eşcinsellik günah diye bir şey olabilir mi; ikisi de cinsel yönelim. Tanrı-evren adaletsiz davranabilir mi yarattıklarına karşı? Niye heteroseksüllere toleranslı olsun da eşcinselleri cinsel yönelimleriyle sınasın? Tanrı-doğa-evren heteroseksist mi acaba?! Evren ve evrim; amin! Sevgisiz kalmak istiyorsanız, tutunuz kendinizi eşcinseller!