27 Ocak 2021 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
27 Ocak 2021 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ocak 2021 Çarşamba

27 Ocak 2021 facebook notlarım

 Diyanet demiş ki, evlenme niyetinde olanlar birbirlerinin cinsel organlarına bakabilir. Bu ne demektir; evlilikte cinsel uyum çok önemlidir, beklentiler çok önemlidir, ebatlar çok önemlidir, cinselliksiz bir hayat olmaz, cinsellik erkeklerin tekelinde değildir, falan filan ama aslında Diyanet'in demek istediği bu değil. Gerçeği, din kurumu olduğundan dolayı toplumun tepkisini çekmemek için açıkça söyleyemiyor. Demek istiyor ki, ilişkilerde cinsellik çok önemlidir ve cinsellikte uyumsuzluk ve tatminsizlik aldatmaya, evlilikleirn bitmesine sebep olabilir. O yüzden açıkça söyleyemiyorum ama birbirinizle yatıp kalkabilir ve eğer elektrik alabiliyoranız, öyle evlenin. Yani bir anlamda din kurumu bile flörte izin veriyor, vermek zorunda artık. Yani insanlar birbirinin cinsel uzuvlarına bakacak kadar serbest olacaklar da, cinsellik yaşamayacaklar öyle mi? Cinsel organların şeklinin şemaline bakacak kadar yakınlaştıktan sonra, bunlar elle de kontrol ederler ve tahrik olan organlarda birleşir. Bu kadar basit. Aslında diyanet niye böyle bir serbestiyeye izin veriyor biliyor musunuz; en muhafazakarı bile artık evlenmeden cinsellik yaşayabiliyor. Dinin erkek taraflı cinsel yasakları günümüzde havada kalıyor artık. Bu daha gerçek anlamda ne demek oluyor biliyor musunuz; Din günümüz yaşam biçimini karşılamıyor ve dinin baskısını kimse tınlamıyor, dine inananların oranı her geçen gün düşüyor; eğer dini günümüze uyarlamazsak, din hayata veda edebilir ve din üzerindnen insanları baskı ile kontrol etmek de mümkün olmayabilir. Çünkü iktidarların insanları çıkarlarına uygun şekilde yönetmekte kullandıkları en büyük silah; cinsellik üzerinden ahlakçılık ve bunu da dinin emrine dayandırmaktadırlar. İktidarlar dinsizlere niye kızarlar; çünkü din elden giderse, iktidar diye bir şey kalmaz ve herkes kendi kendini yönetir; bu da özgürlüğü getirir, bu da bazılarının bazılarını kendi kafası ve çıkarına göre kullanmasının önüne geçer VE DE KARANLIK ÇAĞ BİTER. İŞte bunu istemiyor muhafazakarlar!

Diyanet demiş ki, evlenme niyetinde olanlar birbirlerinin cinsel organlarına bakabilir. Bu ne demektir; evlilikte cinsel uyum çok önemlidir, beklentiler çok önemlidir, ebatlar çok önemlidir, cinselliksiz bir hayat olmaz, cinsellik erkeklerin tekelinde değildir, falan filan ama aslında Diyanet'in demek istediği bu değil. Gerçeği, din kurumu olduğundan dolayı toplumun tepkisini çekmemek için açıkça söyleyemiyor. Demek istiyor ki, ilişkilerde cinsellik çok önemlidir ve cinsellikte uyumsuzluk ve tatminsizlik aldatmaya, evlilikleirn bitmesine sebep olabilir. O yüzden açıkça söyleyemiyorum ama birbirinizle yatıp kalkabilir ve eğer elektrik alabiliyoranız, öyle evlenin. Yani bir anlamda din kurumu bile flörte izin veriyor, vermek zorunda artık. Yani insanlar birbirinin cinsel uzuvlarına bakacak kadar serbest olacaklar da, cinsellik yaşamayacaklar öyle mi? Cinsel organların şeklinin şemaline bakacak kadar yakınlaştıktan sonra, bunlar elle de kontrol ederler ve tahrik olan organlarda birleşir. Bu kadar basit. Aslında diyanet niye böyle bir serbestiyeye izin veriyor biliyor musunuz; en muhafazakarı bile artık evlenmeden cinsellik yaşayabiliyor. Dinin erkek taraflı cinsel yasakları günümüzde havada kalıyor artık. Bu daha gerçek anlamda ne demek oluyor biliyor musunuz; Din günümüz yaşam biçimini karşılamıyor ve dinin baskısını kimse tınlamıyor, dine inananların oranı her geçen gün düşüyor; eğer dini günümüze uyarlamazsak, din hayata veda edebilir ve din üzerindnen insanları baskı ile kontrol etmek de mümkün olmayabilir. Çünkü iktidarların insanları çıkarlarına uygun şekilde yönetmekte kullandıkları en büyük silah; cinsellik üzerinden ahlakçılık ve bunu da dinin emrine dayandırmaktadırlar. İktidarlar dinsizlere niye kızarlar; çünkü din elden giderse, iktidar diye bir şey kalmaz ve herkes kendi kendini yönetir; bu da özgürlüğü getirir, bu da bazılarının bazılarını kendi kafası ve çıkarına göre kullanmasının önüne geçer VE DE KARANLIK ÇAĞ BİTER. İşte bunu istemiyor muhafazakarlar!

İNSANLAR DOĞU VE BATI DİYE AYRIŞTIRILMALI!

Keşke fiziksel anlamda da Doğu ve Batı diye kutuplara ayrılsak... Dinciler bir tarafa dinsizler bir tarafa, bilime inananlar bir tarafa ahirete inananlar bir tarafa, muhafazakarlar bir tarafa modernler bir tarafa, kapalılar bir tarafa açıklar bir tarafa, şeriatçılar bir tarafa laikler bir tarafa... Çünkü hayatın yükünü Batı çekiyor, Doğu hazıra konuyor ve utanmadan bir de Batı'nın nimetlerinden faydalanıp, Batı'yı kötülüyor. Çünkü misal, bilgisayarı-cep telefonunu-kısaca teknolojiyi icat eden geliştiren eşcinselleri lanetleyen Doğuluların, bunları kullanmaya hakkı olamaz. Ben teknolojiyi icat edeceğim, bunlar beni elektro şokla eşcinsellikten vazgeçirmeye çalışacaklar. Bu bir örnekti ama Doğu ile batı arasındaki fark işte böyle bir şey. Sonra cahil dediğin zaman da kızıyorlar. Düşünsenize, muhafazakarın birisi Whatsap'ta eşcinselleri kötüleyecek, kadınları dötü başı açık ve ırıspı diye aşağılayacak, sonra da muhafazakar kesilecek, daha da ötesi her türlü cinsel turşuyu utanmadam kaşıklayacak... Nedir bunun adı? Evet o yüzden ben insanlar Doğu ve Batı diye ayrıştırılsın. Yeter artık. Benim ne mecburiyetim var cahillerin akıl ve mantık dışı davranışlarını çekmeye...

3 tane portakal aldım, 7 lira tuttu. Bir portakal 2 küsur lira olur mu? Daha bu, ucuzu! Kilosu 1 liraya portakal mazi oldu!

Şehirler öldü! Şehirler ölür mü? İnsanlar öldürür. Salgın bahanesi!

Ülkemi hiç terketmeyi düşünmedim, en büyük ihtimal köyüme döneceğim ama eğer başka bir ülkeye gitme mecburiyetim olsaydı, Güney Afrika'ya giderdim. Kıta'dan nahsetmiyorum, Güney Afrika Cumhuriyeti'nden bahsediyorum. Çünkü orada hayat çok ucuzmuş. Sanatçı Yüksel Uzel, sırf bu yüzden oraya yerleşmişti. Bir de huzurlu ve özgrülükçü bir ülkymiş. Bakalım, bir araştıracağım, belli mi olur..?

Ben portakalın fiyatından bahsettim ama portakalı hayat pahalılığına sembolik manada kullandım. 20 liraya aldığım peyni 25 lira olmuş, 13.5'a aldığım yoğurt 16.5, 3.6'ya aldığım en ucuz yağsız süt 5 lira olmuş... İhtiyaç duydukça, gıdaların yeni fiyatlarıyla tanışıyorum. Eskiden 3 kuruş, 5 kuruş kademe kademe fiyat artardı, şimdi ya 3'te 1, ya da yarı fiyatı artıyor. Dolar hızla yükselince bile bu oranda fiyat artmamıştı ama insanlar artık yüksek fiyat artışlarını kanıksadıkları için şoka girmiyorlar...

EVRİME İNANMAYIP, HURAFELERE İNANANLARA GELSİN!

Evrim bilimsel bir gerçek, insanın insan olarak dünyaya gelmesinin ise bilimsel hiçbir kanıtı yok. ANLAYABİLİYOR MUSUNUZ? İşinize gelmezse, anlamak istemezsiniz elbet! Okuyun arkadaşlar, ufkunuz açılsın! Evrim antropolojik bir gerçektir arkadaşlar.

Eğer insanlar okuyup araştırmazlarsa, elbette bilime inanmazlar ve bugün doğan çocuklar bile cep telefonuyla yaratıldığına inanır.

Milyonlarca veya binlerce yıl öncesine değil, 50-100 yıl öncesine bile geri gittiğinizde, evrimin izlerini görebilirsiniz.

Evrim hakkında yazarken, evrim hakkında çok okuduğumu falan zannetmeyin. Evrime inanmak için akıl ve mantık bile yetiyor zaten.

Diyorlar ki, Tanrı insanı çamurdan yarattı. İnanmak bu kadar kolay mı? Bilimsel kanıt ner'de?

İnsanlar sorgulama yetilerini geliştirmedikleri sürece, korkmaya ve denilenlere inanmaya devam edeceklerdir!

Hadi Tanrı var, din gerçek diyelim... Eğer vicdanınıza güveniyorsanız korkmazsınız ki. Ve bu hayatı dibine kadar yaşarsınız!

Eğer öte dünya var ise, Tanrı'nın karşısına çıktığım zaman, "deli saçmalarına-hurafelere" inanmadığım için, Tanrı beni tebrik edecektir. Çünkü ben yaratılışıma ihanet etmedim, hayatla ve kendimle barışıktım, hayatımı da içimden geldiği gibi doğama uygun yaşadım. Kısaca toplumsallaşarak özümü kaybetmek yerine, doğama sadık kaldım.

Avrupa Şampiyonlar Ligi Kadınlar Voleybol grup maçlarında ülkemizi temsil eden 3 takımdan bir olan Fenerbahçe'nin, 3-0 kazandığı Nantes takımı ile karşılaşmasında, Fener'in formda olduğu ve şampiyonlukta iddialı olduğu gözüküyor. Fener'in eski oyuncularından ve kadroya yeniden dahil olan Kelsey Robinson takıma daha bir özgüven kazandırmış. Libero Melis'in süper oyunu dikkatlerden kaçmıyor ve takımın ayakta kalmasını sağlayan en önemli faktörlerden biri onun defansları... Vargas artık gerçek bir star gibi oynamaya başlamış. Dicle'nin de sorumluluk aldığını, Eczacıbaşı maçında görmüştük zaten. Avrupa Şampiyonluğu konusunda tekrar umutlandım ve hiç beklenmedik şekilde Fener Avrupa ŞaAmpiyonu olursa kimse şaşırmasın! Yalnı Naz'ın paslarıyla takımı mükemmel yönetmesinin altını tekrar çizmek istiyorum. Takım birbirine adapte olmuş, tam bir takım oyunu oynuyor artık.

Bundan birkaç yıl önce Eczacıbaşı, Fenerli oyuncuları (Kim'i falan) ayartıp kadrosuna dahil etmişti ve o oyuncular da hiçbir işe yaramayarak elinde patlamıştı. Şimdilerde Boskovic'li olmasına rağmen son iki maçında Fenerbahçe'nin eksiklerine rağmen Fenerbahçe'ye yenildi. Tablo aşağıdaki gibidir. Bir sette hayatı boyunca hiç bu kadar fark yemiş midir acaba Eczacı? Beter olsunlar!

Deniz Akkaya, bu ülkede ahlakçılığındna dolayı Seren Serengil'den sonra en nefret ettiğim kadındır. Tuğba Özerk'in annesine, kızınızın sevgilisiyle beraber oldunuz mu diye sorduğu için, hakkında açılan davayı kaybetmiş. Soruyu sorana da bakar mısınız? Kişi kendinden bilirmiş işi.