25 Temmuz 2020 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Temmuz 2020 facebook notlarım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2020 Pazar

25 Temmuz 2020 facebook notlarım

Saat 24'ten sonra...

Sosyal bir ortamda bazılarının egolarına yenilerek dürüst olmamalarına-tepki gösterilmesi gerekenlere, tepki gösterilmeli...

İnsan içinde yaşadığı kültürde çok da anlaşılmayınca, sosyalleşebileceği ortamlar arıyor; ben de yabancılarla nefes alıyorum!

Spor yaparken klonlanabilsem diyorum, amaç sadece spor yapmaksa. Mesela tenis oynarken karşıma bir Halil klonlamak, badminton oynarken 4'e tamamlanmak, voleybol oynarken 12-14 kişi olabilmek... Bazen sadece hayvanların ve kendimin yaşadığı bir dünya kurmak istiyorum. Gerçekten ben öyle çeşitlilik derdinde falan değilim; ben dürüst ve huzrlu bir yaşam istiyorum; çünkü beni bu tatmin ediyor, ben aksiyonun olmadığı bir hayat istiyorum. Aksiyon olmalı da fikirsel aksiyon olmalı; insanların egolarının çatıştığı veya egolarını yarıştırdığı bir aksiyon değil... Zaten bikaç yıl sonra başkalarıyla olan spor gibi fizksel aktif hayatımı sonlandıracağım. Ondan sonra kim kiminle ego yarıştırırsa yarıştırsIn...

İnsan belli bir hayat tecrübesinden sonra karşısına çıkan insanları hal ve tavırlarından 3 aşağı 5 yukarı kestirebiliyor ve kişiliğine uymadığı zaman negatif elektriğini hissedebiliyorsun. Ben özellikle züppe insabları sevmem. ünkü bu insanlar kompleksli insanlardır; o yüzden caka satarlar zaten. 1, 2, 3... sabrederim ama sonra seni enayi yerine koymaya başlarlarsa, nezaket çerçevesi içersinde tepkimi koyarım. En başta da koyabilirim aslında; çünkü kimseye göbeğim bağlı değil, kimseden öğünüm gelmiyor, kimseyle de varolmuyorum, benzerlerinden de milyonlarcası var çünkü... Ama ben insanları kazanma taraftarıyım. Çünkü önyargılı insanları iyiniyetli çabalarla kazanıp sosyalleştiklerim de oluyor. Eğer bu züppe insanlar bana zararlı değilse, en çok kendilerine zararlıysa, tahammül sınırlarını aşmayacak cinstenseler, zaman içersinde onlarla tekrar soyalleşebilirim ama bu onlara bu saatten çok da fzla kredi vereceğim anlamına gelmez. Uysalımdır; sadece haksızlığa ve dürüst olmamaya gelemiyorum. delirdim mi de tam deliriyorum...

***

Benim inancım ATATÜRK; demokrasi, insan hakları, eşitlik, özgürlük, bilim, kültür sanat vesairedir. O kadar. Gerisi boş!

Dogmatikler Atatürk düşmanı ya; e akıl olsaydı, Atatürk'ün salt bir liderden çok daha fazlası olduğunu düşünebilirlerdi.

Yarım Dolar 3.52 TL. imiş. Yandaş muhafazakar medyanın doları düşük gösterme formülü turfanda eriğin tane üzerinden satışı gibi...

1 Euro=8 lira; Kendi düşen ağlamaz, böyle başa böyle tarak, herkes hak ettiğini yaşar, dünya yansa yorganım yok içinde..!

Eşcinsellik günah, İstanbul Sözleşmesi aile düşmanı, üzerine Ayasofya.. Euro 8 lira: Günaydın! Bütün suç dış güçlerin, Corona'nın!

İktidarın bütün gündeminin suni, gerçekleri gizlemek olduğunu bilmemek artık aptallık olur; altın-döviz gerçekleri ortaya çıkartır

CELLADINA AŞIK OLMAK!
51 yaşındayım; Türkiye'nin düze çıkacağını beklemekle geçti ömrüm. Kitlelere bakıyorum, iktidarı görüyorum; iktidara bakıyorum, kitleleri görüyorum. Ekonomiye bakıyorum; eğitim sistemimizin geriye gittiğini görüyorum, cahilliği görüyorum, çıkar için oturulan koltuklardaki vicdansızlığı görüyorum... Açlıktan çöp karıştıran vatandaşlara bakıyorum, iktidarın aynasında onların yüzünü görüyorum... Bu kadar basit bir denklemi insnaların hala çözememesini ise anlayamiyoum. Çok mu mozaşistiz? Acı çekmekten çok mu zevk alıyoruz? İktidardakilerin maaşlarına bakıyorum, sonra vatandaşların açlık sınırının altında yaşamalarına bakıyorum ve sessizliği anlayamıyorum... Ben bu korkaklığı, bu acizliği anlayamıyorum. Belki de bu, dediğim gibi mazoşizm tutkusudur, celladına aşık olmaktır!

Kelimeleri geveleye geveleye şarkı söyleyen Oğuzhan Koç'u da başımıza şarkıcı olarak çıkardılar ya, çok irrite oluyorum!

Günün ortasına doğru..

Eşcinselliği kabul etmeyerek,
EŞCİNSELLERİN içlerinden geldiği gibi doğalarına uygun davranmalarına, kendileri olmalarına ve kendilerini gerçekleştirmelerine izin vermeyerek,
ONLARA toplumsal cinsiyeti dayatarak/aşılayarak, toplumsal cinsiyet rollerine uygun şekilde davranmaları için baskı yaparak
FEMİNEN ve/ya maskülen şekilde marjinalleşmelerine sebep olan,
SONRA ucube, ahlaksız, sapık, hasta, günahkar diye ötekileştiren,
SONRA DA oluşan farklılıktan dolayı düzeni bozuyorlar diye insan haklarını-demokrasiyi-eşitliği-özgürlüğü hiçe sayarak ONLARI nefrete hedef gösteren, saldıran, şiddete başvuran, hatta öldüren,
DOLAYISIYLA suç işleyen toplumun kendisidir.
BURADA bozulmuş olan, hatalı olan, yanlış olan, düzeltilmesi gereken eşcinsellik veya eşcinseller değil, heteroseksist ve homofobik toplumun ta kendisidir.
BİRAZCIK akılınız ve zekanız varsa; kendinizi hurafelerden soyutlayarak, bilgi çerçevesinde düşünerek, insani ve vicdani çerçevede empati kurarak
DEDİKLERİMİ anlayabilirsiniz!
ANLAYABİLİYOR MUSUNUZ, yoksa işinize mi gelmiyor?

Düşünsenize toplum eşcinselleri olduğu gibi kabul etse, yani eşcinsel olarak kabul etse; niye saçlarını bağlayarak, kulaklarına küpe takarak, düşük bel veya dar pantolon ve dekolteli tişört giyerek vs. kendilerini mesaj niteliğinde dolaylı yollardam ifade etsinler?
Toplum eşcinselleri kabul etse, toplumsal cinsiyet rollerini dayatmasa niye erkek eşcinseller feminen, kadın eşcinseller maskülen olma ihtiyacı hissetsinler?
Toplum eşcinselliği kabul etse, eşcinsellerin daha sağlıklı bir şekilde duygusal veya cinsel olarak kendilerini gerçekleştirebilme imkanları varken; bazı erkek eşcinseller niye çüklerini kestirsinler, niye bazı kadın eşcinseller-lezbiyenler vücutlarından alınan parçalarla oluşturulan ve hiçbir işe yarmayacak ölü gibi bir penis taktırsınlar kendilerine?
Eğer toplum eşcinselliği, eşcinselleri kabul etseydi eşcineller de erkek ve kadın bedenlerinde mutlu eşcinsel bireyler olurdu!
Trans ifadeliler, beni şimdi cinsiyet kimliği ile cinsel yönelim ayırdında olmadığımı söyleyerek transfobik ilan edeceklerdir; siz bi' susun cahil bilinçsiz eşcinseller; homofobinin bir sebebi de sizlersiniz! LGBTİ+ denilen dayatmacı derneklerden önce hepiniz lubunya idiniz; şimdi ne oldu da kendinizi kategorilere ayırdınız?

AYASOFYA'YI CAMİLEŞTİREREK, DEMOKRATİK BİR ÜLKE OLMA ŞANSINI ÇOK BÜYÜK KAYBETTİK!
Bir kiliseyi camileştirmek, sonra bununla böbürlenmek falan... Eğer din bu ise, iyi ki de ateistim! Benim din anlayışım kardeşliktir, başkalarına sevgi ve saygı göstermektir, herkesi kendimin yerine koyabilmektir, herkesi kucaklayabilmektir... Hristiyanların elinden kiliselerini aldık, onu cami yaptık düşüncesi hangi din katında kabul görür acaba? Eğer Ayasofya bütün Hristiyanlar için ibadete açılsaydı, Türkiye herkesin saygı duyduğu demokratik bir Türkiye için çok büyük adım atmış olurdu. İktidarda kalabilmek adına gelecek seçimler için toplumun din veya milliyetçilik gibi hassaslaştırılmış duyguları üzerinden yapılan manevralar, bizi ancak geriye götüreblir. İnsanların bunu görememeleri ne acı! Bütün dünya globalleşme mücadelesi verirken, bizim kendimizi bundan soyutlamamız, hangi akıl ve mantık dahilindedir acaba? Eğer barışçıl bir dünyada yaşamak istiyorsak, insan türünün bir kardeş olduğunu hatırlmakta fayda var. Şimdi bütün Hristiyan alemi Türklerden bir kez daha nefret edecek. Ve buna sebep olan Türkiye'nin sevgi-kardeşlik yerine nefret poltikası izlemesini reddediyorum!

Kedilerin bana öğrettiği en önemli şey, dünya malının dünyada kaldığı. Hayatım boyunca hiç maddi sermaye yapmak aklımdan geçmedi. Son kuruşuma kadar dergi, kitp ve müzik albümü aldım hep. Okumak, öğrenmek ve paylaşmaktı beni mutlu eden. Değeri bilinmediği için dergilerimi, kitaplarımı, müzik albümleirmi-arşivimi paylaşmıyorum ayrı mesele. Ayrıca isteyen sigara içeceğine, bir paket sigara parasına kitap da alır, dergi de, müzik albümü de. Evet gerçekten insanların okumak için kitap, dinlemek için müzik albümü istemesi çok bencilce bir şey. Ota para veriyorlar da, bilgiye sanata, para vermiyortlar. Zavalllılar!

İngiltere kraliyet ailesi... Dizi gibi hayat... Saray kuralları ve dedikoduları, birbirini çekemeyen kardeşler ve gelinler... Diana ölmeseydi, daha bakışlar hala Diana'nın üzerinde olur, Saray'ın bir önemi olmazdı. Keşke bizim de böyle entirkalarla dolu magazinsel bir sarayımız olsaydı. Bizim saray para üzerine kurulu...
Bazıları dünyaya eşsiz benzersiz gelir... Diana da onlardan biriydi. Bundan sonra hiç kimse Prenses olamayacak artık!

Dürüst olmayan insanları sevmiyorum, sevemem, sevmeyeceğim de; dürüst olmamak karşısındaki insana bir saygısızlıktır çünkü!

Benim sinirlerim bazen telin ucundadır ve kasıtlı olarak yalan söylendiğini anladığım zaman tepki gösteririm ve o kişinin değeri gözümde sıfırdır ve bin yıl çalışsa da asla sınırlarımı geçemez. ÇÜNKÜ BEN YALANCI İNSANA ASLA GÜVENEMEM! Güven duymadığım bir insanla da hiçbir şey paylaşamam...

Bir insan niye yalan söyler; kendine güvenemediği için! Özgüveni olmayan bir insana da güvenilmez!

Sokakta bazen yoldan geçenler öyle gürültü yapıyorlar ki, sanki adam boğazlıyorlar sanıyorum duyduğum sesler karşısında. Adap nedir, görgü nedir, ses tonunu ayarlamak nedir bilmiyor bazı insanlar. Sorsan sosyetedirler ama görgüsüzün dibidir terbiyesizler... Çevreye saygısız olanları şöyle dondurabilme imkanım olsa da, oracıkta şöyle yıllarca donup kalsalar da akılları başlarına gelse. Eskiden "Logan'ın Kaçışı" diye bir dizi vardı ve orada insanları öldürmek yerine dondurucu tabancalarla dondururlardı ve o silahtan çıkan maddenin etkisi-karantinasıyla robot gibi kaskatı kesilirdi insanlar. Düzgün çocuk yetiştirmesini bile bilmeyen hangi aile değerini koruyacağız?

Çocukluğumda izlediğim 1976 yapımı dizi Logan'ın Kaçışı'nın erkek oyuncusu Gregory Harrison hala yaşıyormuş ve 70 yaşındaymış... '96 yılında da "İt's My Party" isimli eşcinsel filmde oynamış...