görgüsüzlük mü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
görgüsüzlük mü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2013 Salı

Sanatseverlik mi, görgüsüzlük mü?

Aslında değindiğim konularla (Eleştiri diyemem yaptığıma. Eleştiri edebiyata dairdir ve benim edebiyat hamurum yok ne yazık ki), niyetim kesinlikle birilerini üzmek değil, yapım gereği olamaz da. Zaten toplumumuzda, topluma aykırı bir ifadede bulunuyorsan, doğruluk payı düşünülüp üzülünmez ve saldırgan bir tepkide bulunulur, hatta saldırılır. Yazdıklarım bir terapi şekli, seçtiğim konularsa hayata bakış açımın, doğru veya yanlış örneklerle sağlaması.

Sanatın anlamı yüksek kültürden bellidir ama kültürden kültüre de anlamı seviye olarak farklılık gösterebilir. Sanat denilince Batı'da genellikle plastik sanatlar anlaşılırken, bizde mesela şarkıcılar sanatçıdır. Plastik sanatlar bilinmez, bilinse de hiç önemsenmez. Plastik sanatlar derken resim, heykelden bahsediyorum. Resim üç boyutlu olmadığı için plastik sanatlara girmiyormuş ama sonuçta bir sanat dalı. Ama gözlemlediğimiz kadarıyla geçmişten günümüze sanat denilince öncelikli olarak heykel, sonra resim gelir akla. Çünkü tarihin en ünlü sanatçıları bu dallardadır. Tabi teknoloji ilerledikçe fotoğraf gibi benzeri yeni sanat dalları da çıktı. Müzik de tartışmasız en büyük, en kitlesel bir sanat dalı ama sanatsal değerini hangi seviyeden müzik yaptığın belirler. Her şarkı, her müzik bence sanat değildir ve olmamalıdır. Çünkü insana hiçbir şey vermiyor, hatta eğlendirmeyip kafa bile şişiriyorsa, bu gürültüdür, kirliliktir. Bazılarının bu gürültüleri müzikten saymasını dibe vurmuşluk dışında açıklayamıyorum ben. "Sen hiç mi dinlemiyorsun bunları?" diyebilirsiniz. Kaçınılmaz olarak dinliyorsun ve üzülmekten başka hiçbir işe yaramıyor ülkemizden gerçek sanata dair bir şey çıkmamasına. Sanat üretebilecek doğuştan yetenekler var ama o yetenekler ticaret uğruna heba ediliyor. Doğru kullanılabilmesi için geçmişten gelen alt yapıya sahip bir kültürümüzün olmamasıysa, en büyük dezavantajımız.

Asıl konuya gelinceye kadar bayağı bir terapi yaptım sayılır. Biliyor musunuz insan yazarken öğreniyor da. Hem hayatı, hem de bilgiyi....

Bugün bir haberle karşılaştım. Bir ses sanatçımızın aldığı tablolar sahte çıkmış. 7 milyon liralık tablolar, benim aklıma bazı soruları getirdi. İnsanlar neden, ne zaman tablo alırlar, resime ilgi duyarlar? Sanata ilgi sadece parası olanların bir lüksü mü, yoksa görgüsüzlüğü mü? Ülkemizdeki müzik ne kadar sanat da, müzikle uğraşanların diğer sanat dallarına gerçekten ilgisi olsun? İlgisi olanlara sözüm olabilir mi zaten? İlgisi varsa ne ala! Tablolar bu kadar para etmeseydi yalılardaki evleri süsler miydi? Eğer amaç görsel güzellikse, sanata ilgiyse, sahte tablolar da gerçeklerinden ayırt edilemeyecek kadar mükemmelse, "Giden 7 milyon helal olsun!" denmez mi? Eğer ben gerçekle sahteyi ayırt edemeyecek kadar bir sanat takipçisi değilsem, resime o kadar para yatırmam. Hani insan resim hastasıdır ve kolleksiyonunu zenginleştirmeye çalışır ve de kazaya kurban gidebilir ama böyle bir durum söz konusu olabilir mi son olayda? Mesela ben bir müzik  hastasıyım ve beğendiğim albümlerin orjinaline sahip olmak için her yolu deniyorum (ve sahte olMAYan albümlere ulaşmanın belli yolları vardır). Eğer böyle bir durum söz konusuysa, yani her şey gerçek sanat kolleksiyonerliği içinse, gerçekten yazık olmuş ama değilse, yani amaç sadece ekonomik ölçeğe paralel duvarları süslemekse, "resmen avlanmışlar" derim ben buna. Sahi, tahvil gibi yatırım olarak düşünenler de var mıydı tabloları? Filmlerde, magazinlerde falan şahit oluruz ya zorda kalınca elden çıkarılırken. Kara günler için midir bu sanatseverlik?

Sanat, sanat için olsaydı, ne görgüsüzlüğe, ne de ticarete kurban giderdi.