7 Nisan 2022 Perşembe

PAMUK PRENSESİM YOK ARTIK!

KEŞKE SENİNLE GELEBİLSEYDİM KIZIM!

Nerden başlayayım bilmiyorum. İçim o kadar acıyor ki... Çitoşki kızım 3 yaşındaydı. Daha bir hafta öncesine kadar her şey yolundaydı. Aklıma da getirdim severken, başına bir şey gelirse ne yaparım diye. Başına bir şey gelmedi ama bir hafta önce iştahsızlık başladı ve fib denilen, gençlik hastalığının belirtileri baş gösterdi. Bu hastalık belirtileri gösteren kedilerin hayatta kalması söz konusu bile değil zaten, tedavisi de yok. Karın şişliği, ishal, iştahsızlık, yediklerini kusma ve dün yemeden tamamn kesildi, bugün ise öğleden sonra saat 3'te vedalaştık. Ondan ayrılmak kimsenin inanamayacağı kadar zor oldu benim için. Son anlarını görmemek için evden uzaklaştım ama yavrum beni beklemiş. Bir iki damla su verdim, öptüm, kokladım, sevdim, konuştum, sonra 1-2 kere iç çekerek, miyav bile demeden sesszice uyudu, hayata veda etti. Hep öyle oluyor zaten. Başlarında olmadan veda etmiyorlar bana ve hayata. Kimsenin benim acımı anlamasını falan beklemiyorum. Bazılarına saçma gelecektir benim acım ama onlar benim çocuklarım gibi. Çünkü ben onların sorumluluğu yüzünden yıllardır saatler dışında bir gün bile hiçbir zaman evden bile ayrılamadım, şehir dışına falan çıkamadım. Bir annenin babanın evladıyla geçirdiği zamandan daha çok zaman geçirdim ben onlarla ve hala da öyle. Eski foroğraflarına baktım da yavrum 2019 yılında doğmuş, daha 3 yaşındaymış. Çitoş kızım en az fotoğrafını çektiğim kedim zannediyordum ama bebekliğinden itibaren 100'lerce fotoğrafı var. 4 kardeşti onlar. Burak, Pedro, Ceyzi ve Çitoşki. Şimdi sadece Pedro kaldı. Çitoş öyle sessiz, uslu ve masum, sevgi dolu, kendisini sevdirmeyi seven bir kediydi ki... Hep üstümde uyurdu, mutlaka bana temas etmeliydi. Çok zor, çook... Öpmelere doyamadığım PRENSES KIZIM, yavrum benim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder