24 Ekim 2021 Pazar

Homofobinin tesellisi mi olur ayol?

 Eşcinsellerin başına gelen gasp ve darp olayları sanki normalmiş gibi!

Artık tamamen bloğuma döndüm. Hani hayata küsünce tepki mahiyetinde içine kapanır, doşarıdan elinizi ayağınızı çekersiniz ya, sosyal medyada günümüzde-internet çağında sosualleştiğimiz mecra olduğu için, benzerini sosyal medyada yapıyoruz sanırım. Üzülünce, kızılınca hemen sosyal medya hesapları falan kapatılı ya... İşte ben de bir eşcinsel olarak yaşadığım son gasp olaypndan sonra sosyal medya hesaplarımı kapatmasam da, sosual medya paylaşımlarıma noktayı koydum. Belki de yaşadığım son olay, çok istediğim ama bağımlısı olduğum için bir türlü hayata geçiremediğim bir karar olsa gerek ki, böyle bir kararı alabildim. Ne kadar dayanabilirim bilmiyorum; belki de yeni maceralara yelken açınca ve de sosyal medyaya doymuşluğun, hatta sosyal medyaya yetemmenin etkisiyle asla bir daha geri dönüş yapmam. Bu arada eşcinsellik, spor, müzik gibi ilgi alanlarıma dair sayfalarımdaki paylaşımlarıma devam edeceğim. Yani laf yetiştirmelerimi, laf sokmalarımı artık facebook'ta paylaşmayacağım-eskiden olduğu gibi bloğumda yazacağım, İnstagram'da yaptığım fotoğraf paylaşımlarımı da fotoğraf bloglarımda yapacağım. Sil başyan yapacağım tarih belki de 23 Ekim 2021'dir.

Dün akşam yaşadığım olaydan sonra durumumu anlattığım facebook paylaşımlarım...

Sizin hiç kendi vicdanınızdan, iyi niyetinizden, duyarlılığınızdan, insanlığınızdan nefret ettiğiniz oldu mu? Benim çok oldu ama bir türlü vazgeçemedim insan olmaktan, vicdanlı olmaktan, duyarlı olmaktan, iyi niyetli olmaktan, vesaire olmaktan. Bu yüzden insanalardan da nefret ettim, kendimden de nefret ettim. Kendimi korumak adına yalancı olsaydım, dürüst olmasaydım, acımasaydım kimseye, belki de başım hiç ağrımazdı. İnsanın başına gelen olumsuzluklar unutuluyor gidiyor, hatta ölümlü dünyada hiçbir şeyin önemi yok ama insan "ben neden böyleyim, insanlar niye böyle?" diye sormadan edemiyor. Üzülüyorum, canım yanıyor... Hatta o kadar üzülüyorum ve canım yanıyor ki, nefrete bile halim kalmıyor. Yaşadığım olumsuzluklar, kimseye belli etmesem de kabuğuma, iç dünyama çekilmeme sebep oluyor. Bazen vasıfsız bir yaşam yaşamamın beni koruduğuna bile inanıyorum. Çünkü bu sayede alacağım darbe çok hafif oluyor. Aslında aldığım darbenin şiddeti her halükarda aynı olurdu ama vasıfsız olunca atlatmak daha kolay olur. Çünkü yaşadığın, yaşadığınla kalacak ve büyümeyecek. Çünkü sıradan biriyim. Zaten başıma gelen olay büyük bir şey de değil; ama hangi açıdan baktığına bağı; belki de ciddinin de ciddis bir durum ama şu anda detaylı açıklama yapamam. Aslında canımı yakan şey, güvendiğin insanların seni arkadan vurması. Hiç konduramayacağın insanlar senden fırsatçılık yapıyor. Bir de insanın hep güvensiz yaşaması yoruyor ve de paranoyak bir şey olamana da sebep oluyor. Düşünsenize, başıma bir şey gelecek diye hep tetikte olacaksın, masum insanları da zan altında falan bırakacaksın. Evet, konu şu. Yıllardır beraber olduğum 40 küsur yaşlarındaki bir adam cep telefonumu ç-almış. Ne kazandıracak sana şimdi bu? Belki de zaten insanlığın olmadığı için kaybedecek bir insanlığın da olmayacağı için, böyle bir şeyi yapmaktan çekinmiyorsun. Gerçekten gidene üzülmüyorum. Bir insana güveniyorsun, kapılarını açıyorsun, karnını doyuruyorsun, yatacak yeri olmadığı zaman yatak veriyorsun ama karşılığında gördüğün şeye bak. Gerçekten hiç utanma olmuyor mu ki? Bir daha nasıl bakacaksın yüzüme? Tekrar muhtaç olmayacak mısın? Yazık ya, gerçekten çok yazık. İnsan 3 kuruşluk şey için insanlığını harcar mı? Yaa bir de dinden imandan bahsediyordun. Umarım yaptığın yanlışı anlar ve yaptığın hatayı düzeltirsin. Bu yazıyı da okuyacağına inanıyorum. Çünkü instagram veya twitter'cı olmadığını, facebook'çu olduğunu biliyorum.

İnsanlarla hiç sosyalleşmediğim günlerin gelmesini artık o kadar çok istiyorum ki...

Karnım aç dedi doyurdum, seksini yaptı, giderken telefonumu götürmüş. Nasıl bir insanlıktır ki bu?

Eşcinseller başlarına gelenleri genellikle saklarlar. Çünkü ne toplumsal olarak, ne de hukuki olarak bir dayanakları vardır. Eşcinsel olduğu için hak ediyor gözüyle bakılır onlara. Ve bu şekilde bakan kişilerin oranı, yani homofobiklerin sayısı % 90'larda olunca, eşcinseller genellikle başlarına gelenleri sessizce kabullenirler. Çünkü bir çoğu zaten gizli oldukları için bırakın toplumsal ve hukuki yardımı, kimliklerinin öğrenilmesinden korktuları için sessiz kalırlar. Bakmayın benim başıma gelenleri dile getirdiğime, hukuki olarak haklarımı aradığıma; Çünkü ben açık bir kişiyim ve kimseye bağımlılığım yok, kimsenin de ne olduğumu öğrenmesinden korkum yok. Ama eşcinsellerin çoğu, başlarına gelenlere pek seslerini çıkaramıyorlar işte. Aslında cinsel kimlikten çok biraz da yapı meselesi olabilir; Bazı insanlar toplumun da etkisiyle özgüvenli olamayabiliyor. Ama özgüvensizliğin sebebi bu durumlarda kesinlikle eşcinselik.

Eşcinsellere zarar verenler de birer eşcinsel aslında ama onlar kendilerini homofobik toplumda erkek olarak konumlandırıyorlar. Yoksa bir erkek, bir erkekle hangi amaçla olursa olsun cinsel birliktelik yaşıyorsa eşcinseldir. Yani anlayacağınız, açık eşcinselleri gizli eşcinseller, eşcinsellik üzerinden mağdur ediyorlar. Düşmalarımız kendi içimizde, cinsel yönelimiyle barışamamış homofobik eşcinseller. Eşcinsel sayılmak için illa ki eşcinsel ilişki yaşamak da ferekmiyor. HOMOFOBİKLER GİZLİ EŞCiNSELDİR bilimsel bir iddia zaten!

Bu tür olaylar başıma ne ilk geliyor, ne de son olacaktır. Çünkü eşcinsellik potansiyel mağduriyet ve kurbanlık yaratıyor.

Telefonumu alan kişiye bunu gerçekten hiç konduramadığım için çaldı demek yerine aldı diyorum. Tam 6 yıldır görüşüyorduk. Demek koynumda yılan besliyormuşum. Fırsatını bulsa daha önce de yapacakmış demek ki...

Ölüp gideceğiz ve başımıza gelen hiçbir şeyin önemi kalamayacak ve utulup gidecek ama o an yaşadığımız üzüntüler iz bırakacak!

İnsanlara duyduğunuz güvenin suistimal edilip sizi aptal konumuna düşürmesi gerçekten çok onur kırıcı bir şey!

Gasp ve darp edilmeyen eşcinsel var mıdır?

Konuyla ilgili olarak sabahleyin eşcinsel arkadaşımla dertleştim. Darp, gasp, vesaire eşcinsellerin başlarına gelen olayları yaşamayan bir eşcinsel var mıdır acaba? O da tanıştığı bir kişi tarafından darp ve gasp edilmiş vakti zamanında. Hem de bir kere değil, çok defa. Yaşadıklarının bir tanesinde saldırgan elini kolunu sımsıkı bağlayarak onu bir mumya haline getirmiş. Ağzından aldığı darbe ve sesi duyulmasın diye saldırganın, onun ağzını sımsıkı bağlamasından dolayı dişleri dökülmüş. O olaydan sonra protez diş kullanmaya başlamış. Olay gecesi saldırgan şiddetten başka evindeki bütün değerli eşyaları da götürmüş. Sonra komşuların gelmesiyle kurtulmuş elininin kolunun bağlarından. Polisten hiçbir netice çıkmamış tabiki de. Zaten gerçekleri anlatamamış hiçbir şekilde. Beraber olmak kandırmacasıyla gasp ve darp edildiğini kimseye anlatamamış.

Yaşadığı bu tür olaylar her eşcinsel gibi onu da çok etkilemiş. "Keşke eşcinsel doğmasaydım." diyor. Şikayeti eşcinsel olmaktan değil aslında, homofobiden. Eşcinsel olduğu için başına bir şey gelmese, eşcinsellik ona bir zarar vermediği için eşcinsel olmaktan şikayetçi olmayaca. Eşcinsel olduğu için yaşadığı olaylar, başına gelen sağlık problemleri ve engelli olmak gibi hiçbir olay kadar canını sıkmıyor. Engelli olması bile homofobinin yanında onun için önemli değil. Çünkü homofobi kadar hiçbir şey onun canını acıtmıyormuş. "Genelde engellilere acırlar ama ben eşcinsel engelli olduğum için engelime acımak yerine bir daha vuruyorlar" diyor. "Engelli olmamayı isterdim elbet ama homofobi olmasaydı veya eşcinsel olmasaydım, engelime bile razıyım." diyor ve devam ediyor...

"Ben bu dünyada çok şey istemedim. Sadece huzur, mutluluk ve sevgi istedim ama herkes için sıradan olan bu şeyleri bile yaşayamadım. İnsanlara kendimi sevdirmek, onlara yaranabilmek, onlarla sevgiye ve saygıya dair paylaşımlar yaşamak için çok fedakarlık yaptım, hala da yapıyorum ama eşcinsel olduğum için onların bakış açısı nefretten öteye gidemedi. Biz eşcinsellerden yiyiyorlar içiyorlar, bizi her şekilde kullanıyorlar ve bir de gasp veya darp ederek nefretlerini kusuyorlar..."

Huzur nedir?

Yaşadığımız olaylara rağmen kimseye bir kötülük yapmadığımız için vicdanımız rahat bir şekilde başımızı yastığa koymamız çok önemli ama gerçekten huzur sadece bu mudur, bu kadar mı olmalıdır? Huzur başkalarına rahatsızlık vermemek, onları üzmemekten mi ibarettir? Gerçek huzur; sevgi, saygı, sağlık ve mutluluk içinde ve kendimizi temel ihtiyaç babında güvenle gerçekleştirerek yaşamak değil midir, biz eşcinsellerin de bunlara hakkı yok mudur? Hep kötünün iyisiyle mi yetinmek zorundayız. 

Homofobinin tesellisi mi olur ayol!

Eşcinsel bir arkadaşımızın başına homofobiye dair bir olumsuzluk gelince hemen onu teselli etmeye çalışırız. Oysa ateş düştüğü yeri yakıyor. Homofobinin tesellisi olabilir mi gerçekten? Çünkü kimseye bir şey yapmadığımız halde canımız yanıyor, sırf eşcinsel olduğumuz için bir kurban gözüyle bakılıyoruz, kurban ediliyoruz. Bunun tesellisi mi olur ayol? Hem bir kerelik bir durum değil ki; yaşadığımız süre boyunca. Eşcinsellik normal kabul edilmediği ve homofobi devam erriği sürece, eşcinseller de mağdur ve mutsuz olmaya devam edeceklerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder