5 Mayıs 2021 Çarşamba

3 - 4 Mayıs 2021 facebook notlarım

 Benim anlayamadığım şu... Voleybolumuz kadınlarda daha başarılı, daha başarılı sporcular da çıkartıyoruz ve bir çoğu da spor akademisi mezunu. Ve hakemlik veya antrenörlük belgesi de alıyorlar. hal böyleyken dünyada olduğu gibi neden ülkemizde de voleybol antrenörleri tamamen erkeklerden oluşuyor? Üstelik kadınlar daha zeki iken. Sanırım psikolojilerini yormak istemeyip, yenilginin veya antrenmanların yükünü erkeklere yüklemek istiyorlar.

Evrenim sen kullarına akıllarını kullanmayı nasip eyle. Sen bu dünyada yaşamasını bilmiyorken, öte dünyadan ne bekleyebilirsin ki? İster evlen ister ayrıl; bunu niye şarlatanlara soruyorsun ki? Bana sor, ben seni daha iyi aydınlatırım. Kişilikleriniz uymuyor ve anlaşamıyorsanız, birbirinize sevginiz ve saygınız da yok ise, birlikte olmanın hiçbir anlamı yok; bunu düşünemeyecek kadar da mı aklını çalıştıramıyorsun!

Salgın sebebiyle işleri duran adam, intihar etmiş...

İnsanları yapılarına göre bazı şeyler yükseltir. Beni de sanat, özellikle müzik yükseltir. Neşe Karaböcek dinlerken de ayaklarım yerden kesilir...

TEŞEKKÜRLER MNG KARGO

Bu ne hız? İstanbul ile Denizli arası kargo taşımacılığında MNG Kargo olarak sanki sıfır kilometreye düşmüş. Dün 10:17'da kedilere mama siparişimi verdim, firma kargoya siparişi16:14'te teslim etmiş, bugün 10:30'da siparişiniz dağıtıma çıkmıştır diye mesaj aldım, 11:'da da bana teslim ettiler. Toplam'da 25 saat. (Yurtiçi Kargo'dan canım öyle çok yandı ki; ürünlerim kırlıyordu, siparişlerime ancak ben peşine düşersem, 1 hafta veya 10 günde amcak ulaşabiyordum. ARAS, YURTİÇİ'ne rağmen biraz daha iyi ama en iyisi MNG)

Gözlemlediğim kadarıyla İNANANLAR İLE İNANMAYANLAR arasındaki farklar..!

İnananlar bilimsel hiçbir gerçekliği olmayan şeylere inanıp, o doğrultuda bir yaşam biçimi geliştiriyorlar; inanmayanlar bilimsel gerçekliği olan, eller tutulur gözle görülür şeylere inanıyorlar.

İnananlar daha katı kurallar çerçevesinde kendilerini kısıtlayarak yaşıyorlar ve doğalarını gerçekleştirmekten kendilerini alamayınca da pişmanlık duyuyorlar; inanmayanlar daha özgür ve hayattan keyif alarak yaşıyorlar... 

İnananlar kaderci oluyor; inanmayanlar hayatlarını kendileri yönlendiriyor ve şekillendiriyorlar...

İnananlar yeniliklere kapalı ve daha geleneksel, daha tutucu oluyorlar; inanmayanlar yeniliklere açık ve modern oluyorlar...

Yanlış anlaşılmasın ama ben inananların düşünülenin aksine daha vicdansız ve acımasız olduğuna şahit oldum, özellikle hayvanlar konusunda; ama inanmayanlar çok daha vicdanlı oluyorlar, özelikle hayvanlara karşı...

İnananlar çok daha ayrımcı oluyor. Mesela kendilerine benzemeyenleri çok çabuk ötekileştiriyorlar ve onlara karşı çok hoşgörüsüz olabiliyorlar, onları ahlaksız ilan edebiliyorlar, mesela eşcinsellere yaptıkları gibi; ama inanmayanlar daha duyarlı oluyor, herkese eşit yaklaşmaya çalışıyor, herkesi anlamaya çalışıyor, körü körüne farklılıklara kötü demiyorlar.

İnananlar yaptıkları konusunda bilinçsiz oluyorlar, çünkü kendilerine söylenenler doğrultusunda hareket ediyorlar; ama inanmayanlar akıl ve mantık çerçevesinde hareket ediyorlar.

İnananlar yardımlarını göstererek yapıyorlar; inanmayanların yardım yaptıkları bilinmiyor bile...

İnananlar daha kitlesel hareket ediyorlar; İnanmayanlar ise bireysel yaşayıp, bireysel hareket ediyorlar.

İnananların çevreci olduklarına şahit olmadım; ama inanmayanlar daha çevreci oluyorlar, doğayı korumak adına mücadele veriyorlar...

İnananlar geçmişten günümüze deprem gibi doğa olaylarını yukarıya bağlıyorlar; inanmayanlar ise depreme karşı önlem almaya çalışıyorlar. Mesela Japonlar inançsız ama 9 şiddetinde depremde bile binaları yıklımıyor ve bunun sebebinin fay hattı olduğunu bildikleri için, ona göre önlemini alıyorlar...

İnananların çok kitap ouduklarına v araştırdıklarına da şahit olmuyorum; ama inanmayanlar kitap okuyan, araştırmacı ve entellektüel kişiler oluyor.

İnananlar sanata karşı mesafeli oluyor; ama sanat inanmayanların adeta yaşam kaynağı...

İnananlar çıplaklık ve cinselliğe ayıp, günah gözüyle bakıyor; inanmayanlar buna yemek, içmek, ekmek, su gibi doğal bir gözle bakıp, bunu namusa veya ahlaka indirgemiyorlar. 

İnananlar daha cinsiyetçi oluyor, yani toplumsal cinisyete inanıyorlar, yani toplumda erkeğin ve kadının farklı rolleri olduğunu savunuyorlar; inanmayanlar ise cinsiyet eşitliğine inanıyorlar ve herkesin eşit haklara sahip olduğunu savunuyorlar...

Konuyu daha çok uzatıp detaylandırabiliriz ama kısaca ne demek istediğim anlaşılmıştır sanırım. Bu arada istisnalar kaideyi bozmaz ve sözüm meclisten dışarı diye de hatırlatayım...

Tanrı'ya yalvaracağına, iradeni çalıştır!

Her intihar sadece kişisel bir zaafiyet değildir, toplumsal bir cinayet de olabilir; tıpkı homofobi gibi, homofobinin sebep olduğu gibi!

Ateistlerin oldğu bir sayfada tesadüfen bulunan bir kişi rencide olduğu için gruptan ayrılma kararı almış. Diyor ki, "Ben yobaz biri değilim, okuyan biriyim ama mesleğim icabı daha çok dini kitapları okuyorum. Siz dini yanlış biliyorsunuz, okumadan ve öğrenmeden bu konuda doğru tespitler yapamazsınız...". Ve gökten vahiy gelmesinden falan bahsediyor. Pardon ama, okumak, bilimsel geçerliliği olmayan şeyleri okumak değildir. Dinin, tek Tanrılı dinlerden günümüze kadar gelen kültürel bir şey olduğunu biliyoruz ve akıl-mantık ve bilimsel çerçevesinde bunun aksini düşünemeyz. Yani dine inananların söylediklerinin hiçbir kanıtı yok. Ben demiyorum ki "inançsız olun". Ama hayatın farklılıklarını da görün. Mesela biz eşcinseller ne yapalım o zaman inanaların nefreti karşısında? Tek suçumuz, olaya mantıksal yaklaşıp, farklılıklara olan nefret ve kesimini sosyolojik bazda ele alabilmemiz mi? Empati kurabilmeniz için, biz de, bizden nefret edenlerden nefret mi edelim yoksa?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder