Bu ülkenin insanları beni gerçekten yoruyor. Bilinçsizler. Sokağa çıkma yasağı var ama daracık ara sokakta, yolun kenarına arabalar da park edildiği ve kaldırım diye bir şey kalmadığı için, 100 kilometrenin üzerinde arkamdan gelen bir otomobil... Elbette çarpılmam o arabaya, çünkü verilen gazın çıkardığı patinaj sesleri uzaktan bile duyuluyor ama ortada bir kanunsuzluk var. EVET, ORTADA HIZ SINIRININ AŞILMASI, BİR İNSANI DA BOŞVERİN, DAHA ÖNCE DEFALARCA KEDİLEİRMİN EZİLMESİNE SEBEP OLDĞU İÇİN BİR KANUNSUZLUK VAR, BİR SUÇ VAR, DOĞANIN KANUNLARINA İSE TAMAMEN AYKIRI BİR DURUM. Bağırarak durdurdum aracı. İndi sürücü. Görüyormuş, çarpmazmış, falan filan. Lafı uzatmayacağım. Hız yapamayacağını söyledim. Beni çarpmasa bile bir hayvana çarpabileceğini söyledim. Haklıymış gibi efelenince, pardon bu arada sokak kedilerine mama vermeye çıkmıştım ve telefonumu yanıma almamıştım. Ben telefonu almaya yönelince, bana korkup kaçtığımı söyledi... Evrenim, tanrım, ben neyin peşindeyim, insanlar efelik derdinde... Plakasını almıştım zaten, telefonumu aldım evden ve 155'e şikeyet ettim. Hani korkaktım... Gerçekten polisi aradığımı duyunca, nasıl kaçıyor bir görseniz... Mahalle sakinleri de konuyu büyütmememi falan söylüyor. Hiç muhatap bile olmadım. Çünkü bu ülkede duyarlılık diye bir şey olmadığı için suçlu ile mağdur aynı kaba işiyor. Yani hepsi aynı; al birini, vur ötekine. Polis ceza yazarmış yazmazmış, o da umrumda değil. Bir şey çıkmayacağını çok iyi biliyorum. Ben sadece bir insan olarak üzerime düşeni yapmak zorundayım. Size bir şey söyleyeyim mi; bir yerde bir olumsuzluk münfrerit değilse, bunun sorumlusu bireysel değildir; bütünün kendisidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder