1 Nisan 2021 Perşembe

AİLEYİ ÇÖKERTEN EŞCİNSELLİK DEĞİL, HOMOFOBİ!

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ'NİN İPTALİ, KADINLARIN EŞCİNSELLERİ ANLAMASINI SAĞLAMIŞ OLABİLİR Mİ?

İstanbul Sözleşmesi, eşcinselliği normalleştirip aileyi yıkmak amacıyla dış güçlerin dayatması deniyor ya; aslında aileyi yıkan şey eşcinselliği normal kabul etmeMek değil, insanları heteroseksüelliğe zorlamaktır. Türkiye'de eşcinsel olduğu halde kaç milyon eşcinsel erkeğin toplumsal dayatma sonucu mutsuz heteroseksüel aile kurduğunu biliyor musunuz? Biz gazetelerde sadece bir kaç tane eşcinsel koca haberine ratlıyoruz. Oysa o kadar çok ki... Çünkü eşcinselliğin erkeklikle alakası yok. Her eşcinsel de bir erkektir ve heteroseksüel erkeklerden işlevsel olarak zerre eksikliği yoktur. Sadece karşı cinsi-kadınları sevmezler; ilişki kurarlar ama aşksız ve sevgisiz bir ilişki kurarlar. Bu da mutsuz kadınlara, çökmeye mahkum ailelere sebep olur. Eğer bir ailede geçimsizlik varsa, bunun arkasında en çok aşksızlık, sevgisizlik, ilgisizlik vardır. Nerden biliyorsunuz demeyin; çünkü konuyla ilgili yazılarım ve sayfamdan dolayı, özelden o kadar veri geliyor ki kocası eşcinsel olan kadınlardan... 

Eşcinsel erkekler niye kadınlarla evleniyor diye sormaya kimsenin hakkı yok aslında. Çünkü heteroseksist toplumun aileleri, anneleri, babaları böyle istiyor. Çünkü onların kitaplarında eşcinsellik normal diye geçmiyor. Eşcinsel erkek de, yetiştiği heteroseksist toplumdan dolayı ne kendisiyle-eşcinselliğiyle barışabiliyor, ne de heteroseksist topluma yani çevresine ve ailesine karşı çıkmayı boşverin, durumunu-eşcinselliğini bile açıklayamıyor. O da ne yapıyor; bu baskıyı, eşcinselliğini gizleyecek bir kamuflaj olarak kullanıyor. Eşcinsel erkekler evlenince heteroseksüel olmuyor, olması da söz konusu olamaz. Sadece bir vazife gibi erkekliğini yerine getiriyor, eşcinselliğini gizli gizli gene gerçekleştiriyor. Kadınlar erkekliği ve erkeğin verebileceğini bu zannediyor, çocukları olunca da eşcinselin erkekliğinden şüphe edilmiyor. Artık şüphe edilse de, gerçekler bilinse de, topluma karşı eşcinselin erkekliği ispat edildiği için, bunun o kadar-birincil bir önemi kalmıyor. 

Hatta bir çok aile, eşcinsel çocuklarını bile bile düzelir umuduyla evlendiriyor karşı cinsle-kadınlarla. Yani burada kadın-lık erkekliğin bir malzemesi. Yani kimse kadınları düşünmediği ve düşünmek istemediği için karşı çıkıyor İstanbul Sözleşmesi'ne; EŞCİNSELLİK ASLINDA BAHANE! Burada kadınlara çok iş düşüyor. Artık heteroseksizm ve değerlerini savunmaktan vazgeçin; çünkü kendi bindiğiniz dalı kesiyorsunuz. istanbul Sözleşmesi değil de, iplerinizi eline verdiğiniz erkekler mi koruyacak sizi? Bu kadınlar, aykırı bir şey yaptığı için öldürülmüyor; sadece erkeklik-erkekler tarafından değersiz görüldüğü için öldürülüyor.

Sözleşme ile ilgili bir konuya daha değinmek gerekirse... Eskiden kadınlarla eşcinsellerin işbirliği yapması çok mümkün gözükmüyordu. Son yıllarda her iki kesimin de, yani eşcinseller ve kadınların, aynı noktadan(yani iktidar sadece erkekliktir bakış açısından) erkekliğin kurbanı olduğu anlaşılmaya başladıkça, özellikle İstanbul Sözleşmesi'ne eşcinsellik bahane edilerek karşı çıkılması ve iptal edilmesi, kadınlarla eşcinsellerin birlikte hareket etme zorunluluğunu doğurdu. Bunun "birlikten güç doğar" düşüncesiyle çok alakalı olduğunu sanmıyorum; belki benzer mağduriyet, kadınların eşcinselleri anlamasını sağlamış olabilir. Çünkü eşcinseller yıllardır feminist hareketle birlikte mücadele etme taraftarıydı ama kadınlar pek yanaşmıyordu. İstanbul Sözleşmesi bu birlikteliğe vesile oldu. İyi de oldu. Çünkü eşcinsellik ve feminizm özünde birdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder