Adalet iktidardakilere çok hızlı işlerken, vatandaşlara hiç işlemiyor...
Mutlu bir evliliği olup ayrı evlerde yaşayan çiftler Türkiye için oldukça yeni bir kavram ama dünyada "living apart together" (beraber ayrı yaşamak) olarak bilinen bu yaşam biçimi bir süredir tartışılıyor.
Ece Dağıstan ve Fazıl Say çiftinin evlendikten sonra da ayrı evlerde yaşamaya devam ettiklerini açıklaması Türkiye'yi biraz şaşırttı.
Üç yıl önce evlenen Fazıl Say ile Ece Dağıstan, Magnet Quarterly dergisine yaptıkları açıklamalarla dikkat çekti. Evlendikten sonra hiç birlikte yaşamadıklarını söyleyen çiftten Dağıstanlı “Biz sevgililiğe devam ediyoruz. Evlerimizi bile birleştirmedik. Ben Fazıl’a veya o bana, hâlâ sırt çantamızla gelip gidiyoruz” derken Say ise “Ayrı evlerde yeni aşıklar gibi yaşıyoruz. Herkesin kendi işi, çalışması, hayatının bireyselliği var” diye konuşmuştu.
İngilizce "living apart together" (beraber ayrı yaşamak ya da kısaca LAT) olarak anılan bu birliktelik modeli son dönemde dünyada çok sık karşımıza çıkıyor.
Uzmanlar bu olguyu söz konusu bireylerin kendi başlarına yaşamaya alışkın, ne istediklerini bilen kişiler olmalarıyla, özgürlüklerinden taviz vermek istememeleriyle açıklıyor.
Birisinin aşkından gebersem bile, onunla aynı evde yaşamam. Benim hayatım aşktan ibaret değil ve de aşktan da üstün!
Aşk bir kimya, bir heyecan ama sadece o kadar; başka da bir şey değil. Yalnız ve de sevgilisiz yaşayamayanları anlayamıyorum...
Sabah kalkıyorum, kedilerin bakımı, evin temizliği, bilgisayarda okumalar, müzik indirmeleri veya dinlemeleri, yazmalar,sosyal medya paylaşımları vesiare, sonra spor, yemek yemek bile araya sıkıştırılan bir şey. Aşk denilen şey de uyku gibi bir şey ve sevişerek giderilen bir şey. Sonra bir dahaki sevişmeye kadar bye bye. İnsanın hayatın da sürekli biri olursa, yapmak istediklerini yapamaz ki... Bir kere hayatında birisi olursa özgür olamazsın ki... Aile dediğin ise, hayatla bütünleşmektir.
Yaşayacağım yıllar, yaşadıklarımdan daha az kaldı, biliyorum. Bundan sonraki kalan sürecimi daha onurlu yaşamaya çalışacağım. Kalkıp da ölüm yaklaşınca dine veya Tanrı'ya falan inanmaya başlamayacağım. Çünkü bu da çok onursuzca bir şey. Sen bütün çirkeflikleri yap, yap; sonra günah çıkart. Tanrı aptal mı? Tanrı'nın adaleti, dünyanın adaletinden daha mı kötü de kötülükleri affetsin? Ben ana başlık olarak diyebilirim ki; eşitliğe, özgrülüğe, demokrasiye, insan haklarına karşı çıkmayı ve karşı çıkılmasını desteklemeyi, buna sessiz kalınmasını çok onursuzca buluyorum. Sebep ne olursa olsun, hiç farketmiyor. Mesela İstanbul Sözleşmesi'nin iptal edilmesini kutlayan kadınlar sizce ne ifade ediyor? Veya eşcinsellerin korunmasına falan karşı çıkılması...? Bana göre onur; eşitlik, özgürük, demokrasi, insan hakları, hayvan hakları, eşcinsel hakları, vesairedir... Ve bu konuda prim verilmesini çok onursuzca buluyorum. Hele günah, hastalık falan diye eşcinselliğe karşı çıkılmasını, cahilce bulduğum için düşünmek bile istemiyorum. Hiç bana göre şeyler değil. Böyle insanlarla tartışamam, konuşamam; fersah fersah uzak dursunlar benden. Çünkü benim bir insanlık onurum var. Beni obne diye aşağılayacaklar, sonra utanmadan yüzüme bakacaklar ve ben salak gibi bunlara yüz mü vereceğim?
Ortak arkadaşlar, beni obne diye aşağılayan insanlarla "konuş, ne olacak?" diyorlar. Herkes ayrı bir bilinçsiz. Niye konuşayım ki ben bu insanlarla; bana veya eşcinselliğe bakış açıları mı değişmiş? Onlarla konuşmam, onları haklı çıkartmaz mı? Hem mağdur olup, hem insanlara taviz mi vereyim? Salak mıyım ben, geri zekalı mıyım? Bu cahil insanlarla konuşmayarak ne kaybedeceğim ki? Veya konuşarak ne kazanacağım ki? Toplumsal dönüşüm mü sağlayacak bu insanlar..? Homofobik ve de homofobiye sessiz kalan insanlar defolup gitsinler hayatımdan. Onlarla yaşamaktansa, yalnız gebermeyi tercih ederim. Gerçekten cahillere yüz vermeye gelmez. Yoksa kendilerini akıllı, bilgili falan sanmaya başlarlar. Homofobik insanlar, osuruğa gülen insanlar kadar boş beyinli geliyor bana!
Diktatörler, cahiller sayesinde hüküm sürer...
Sadece kendi dediğini doğru gören ve haklı bulan diktatördür!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder