27 Mart 2021 Cumartesi

27 -28 Mart 2021 facebook notlarım

Din eskiden bilinmeyen ve insanlara zarara veren deprem, yanardağ patlaması, sel baskını gibi olayların bilimsel yetersizlik neticesinde açıklanamasından dolayı yaratılan ve sığınılan bir maneviyatmış. Günümüzde ise, egemen güçlerin çıkarlarına alet ettikleri bir unsur. Ben hiç dinin sevgi, eşitlik, saygı, özgürlük, demokrasi, hoşgörü adına kullanıldığını görmedim. Mesela eşcinseller din üzerinden lanetleniyor, kadınlar din üzerinde baskı altına alınıyor, hayvanlar katlediliyor... Gerçekten Tanrı adaletsiz mi de erkeğe ayrıcalık tanıyor? Manevi unsurların hepsi, erkek egemen siteme hizmet eden bir araç haline dönüşmüş durumda ve aklını kullanamayan ve bilimsel gerçeklerden uzak insnalar da bu çarkın içinde öğütülüyor. Kimse de söylediklerimi manevi duygulara hakaret olarak falan algılamasın. Körü körüne yobazların dediklerine inanmak yerine, dinler tarihini falan açıp okumanızı tavsiye ediyorum. İnsanlık nerden nereye gelmiş bir bakın... Hani evrime falan inanmayanlar falan var ya... Tek hücreli canlılardan, canlı dünyasının nasıl evrimleştiğini görün ki, hayata daha gerçekçi bakın ve birilerine teslim etmeyin hayatınızı...

Eşcinsellik günahmış; hadi ordan; sen onu dötüme anlat! Geri zekalı mıyım ben? Günah ne yaa? Hak, hukuk, adalet diye bir şey var!

Müzik aynı kalıplar üzerine bir söz sanatı olmamalı bence. Tamam söz sanatı da olsun da melodisiz sözü ne yapayım ben; gider şiir okurum o zaman. Bazı sanatçıların, grupların ilk şarkıları çok güzel oluyor, hit ve klasik de oluyor. Ama sonrasında mırıl mırıl kendilerini tekrar ediyorlar. Çünkü bitiyorlar, tıkanıyorlar. Evanescence'ın yeni albümü çıkmış. Hiç bi mok yok içinde. Zaten ilk şarkıları dışında hiçbir zaman favorim olmadılar...

Kadınlar erkeklere itaat ettikleri, erkek egemenliğini destekledikleri sürece; kadın cinayetleri bitmez, kadınlara hak verilmez!

Ben kadın olsam, niye benim kocam olsun, niye onun soyadını alayım, niye erkeklerin eline bakayım..? Ne ailesi, ne saygısı; öldürülüyorsunuz, görmüyor musunuz? Bi silkelenin, bi kendinize gelin kadınlar!!!

Aile, aile diyenlerin ağzını çuvaldızla dikmek istiyorum. Eşcinselliğin çökerttiğini iddia ettiğiniz aile dediğiniz şey, erkeklerin karılarını öldürdüğü şey mi? Alın size sözleşmesiz, hukuksuz bir hayat. Bunu istiyordunuz değil mi? Doyun artık...

İzel'in boş şarkısı yoktur ve klip çekilmeyerek falan harcanan şarkılarından biridir "taksi".

Çıktığı zaman o kadar da bayılmadığım ama şimdilerde ne kadar kaliteli olduğunua inandığım albümlerden... Emanet

İzel'in öyle güçlü bir sahne performansı vardır ki, sahneyi, seyirciyi avuçlarının içine alır...

AKP'ye göre, kadınların derdi İstanbul Sözleşmesiyle şiddeti durdurmak değilmiş de, eşcinselliği yaygınlaştırmakmış. Cinsel yönelim yaygınlaştırılabilen bir şey miymiş? İlginç düşünce!

28

Nizamettin Ariç çocukluğumun TRT Halk Müziği seslerinden biriydi. Çocuklukta etnik/folk müziğe o kadar ilgi duymadığımdan veya o dönemki klasik/geleneksel TRT tek sesli Halk Müziği'nden dolayı bu tarz sanatçılarımız dinlediklerimden değildi; TRT'de çaldığı kadar aşinaydım. Geçtiğimiz yıllarda Kalan Müzik'ten çıkan albümüyle karşılaşınca, Nizamettin Ariç'e aşık olmuştm. Bugün doğum günüymüş. Nice senelere Nizamettin Ariç...

Bu topraklarda sevmediğim sadece iktidarlar ve yönetim biçimleri; sevdiğim ise doğa ve iklim güzelliği dışındaki etnik zenginliğimiz. İyi ki Ermeniler, Kürtler, Rumlar, Lazlar, Çerkezler, Araplar, Gürcüler, Arnavutlar, Boşnaklar, Romanlar, Aleviler, daha aklıma gelmeyen bir çok etnisite var... Yoksa bu kadar zengin bir coğrafya olabilir miydik? Üzücü tarafı ise, bu zenginliği kıymetini bilemedik. Eğer bilseydik, dünyanın 1 numaralı sosyo ekonomik gücü de olurduk. Ben dünyanın hiçbir yerinde, böyle bir kültürel zenginlik görmedim, duymadım çünkü.... Tarihteki gelmiş geçmiş uygarlıkları saymıyorum bile...

51 yaşındayım... Yıllar çok hızlı geçiyor ve geçmişin küçük tatlarını insan büyüyünce bulamıyormuş meğer... Eskiden ben çocukken, yani yetmişlerin son çeyreği diyebiliriz, yakınımızdaki ilçe pazarında çeyrek ekmek arası köfte, mahallemizdeki Ali Rıza dedenin sonrasında öğretmen olacak oğlu Mehmet'tin dükkanından tost, ilçeden mi şehirden mi getiriyordu bilmiyorum köy meydanındaki dut ağacının dibinde büyük termosta sattığı cıvık ve buzlanmış dondurma yemek, buzdolabı olmadığı için köy meydanındaki sürekli akan çeşmenin havuzunda soğutulan kahveci Gamalı ve bakkal Arabiş'in sattığı yerel sade Zafer gazozomuzu içmek çok büyük bir keyif ve lükstü... Geçmiş ile bugün arasında sanki milyon yıl fark varmış gibime geliyor. Artık sağlığımız için diyet yapmak, vejeteryan veya vegan olmak, gazlı içecek içmemek gerekiyor. Plakların yerini dijital müzik almış, televizyon ve radyo çoktan demode olmuş ve her şey artık internette... Sanki dünyanın sonu geliyormuş gibi hızlandırılmış bir hayat yaşıyoruz son yıllarda...

Dolly Parton'a sormuşlar. Sabah kalkınca ne yaparsın. O da, "Giyinir eve giderim" demiş!

Müziğimize Euro soundu ilk o getirmiştir, kliplerinde ilk ve en çok gay unsurunu işleyen odur, sahnelere büstiyeri ilk ben getirdim diyen Hande Yener'e de kapak olsun... Türkiye'de bir tane pop kraliçe vardır, o da İzel'dir!

Poll Production sahibi Polat Yağcı, İzel ile yaptığı anlaşma gereği, anlaşamayınca İzel'e 6 yıl albüm yaptırmayarak, müzik piyasasından uzaklaşmasına sebep olmuştur.

Hadise'nin Düm Tek şarkısı ruhundan koreografisine kadar Amman'ın taklidi gibi geliyor bana...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder