Kendi doktorunuz, kendiniz olun. Eğer derdimin çaresini bulmak için 7-8 doktora gitmeseydim, "tiroid hormonun 6, yani normal değerin üstünde çıkması, tedavi olmanı gerektirmez" diyen doktorun sözünü kaale alsaydım, şu anda 2 aylık ilaç tedavisi ile TSH'ımı 3.5'a düşüremez, kalp çarpıntılarımı durduramazdım. Kendinizi, kendinizden başka kimseye emanet etmeyin... Yanlış anlaşılmazın, tıp alanına değil sözüm, sağlığınızla ilgili olarak sadece ipleri elden bırakmayın.
Endokrinoloji doktoru bana teşekkür etti; ilaç tedavisinin tiroid hormonuma tepki vermesinden dolayı. Şaşırdınız mı; genelde hastalar doktora teşekkür eder ama bu doktor iyileştirdiği hastalara teşekkür ediyor.
Aslında ben sinirli sayılmam. İnsanlar çıkarıyor beni çileden. Bugün sabah kan tahlili verip, sonuçlarını göstermek için de tam 2.5 saat doktorun kapısının önünde bekledim. Toplamda da bana ayrılan 5 dakikalık süre için sabah 8'den akşam 4'e kadar hastanedeydim. Ama hiç sinirlenmedim. Çünkü; 1. Beklerken kitabımı okudum. 2. Koskoca Devlet Hastanesi'nde 1 tane Endokrinoloji branşı vardı ve doktor canla başla çalışıyor, işini en iyi yapmaya çalışıyor, bir de hastalara güler yüz gösteriyordu.
Sigara içmiyorum, alkol almıyorum, uyuşturucu what, bara-kahvehaneye gitmiyorum, okeye de 4üncü olmuyorum, dövme de yaptırmıyorum, pantolonumu düşürüp kıçımın çatalını da göstermiyorum, pantolonumun paçalarını düdük gibi daralttırıp 20 santim kısalttırmıyorum da, saçlarımı arkadan at kuruğu yapmıyor, kulağıma da küpe takmıyorum, bir saatim bile yok vesaire; insanlar "aaaa!" oluyor. Niye ki? Siz içiyorsunuz, yapıyorsunuz da, başnız göğe mi eriyor? Şu anda da sütümü içiyorum. Çünkü içimden böyle geliyor... Kimseye de bir şey demiyorum, hatta keyifle seyrediyorum özentililiği!
AF: Ne alaka yahu, alkol içmek özentilik mi oluyor?
Ben :Sence?
Bence değil, yaşım 43 özendiğim için mi içiyorum yani. Bazen saçmalıyorsun...
Peki ne için içiyorsun; ihtiyaçta mı? Keyif desen, o da bir özenti sayılmaz mi? Alkolden keyf alma geni var mıdır? Sosyalleşmeler de özentilik üzerine kurulmuyor mu? Aslında özentililiğin temelinde de psikoloji yatar! Söylediklerimi etiketli biri söyleseydi, gene saçma mı derdin? O zaman alkol ve sigara içme nedenlerine bağlı olarak akademik psikolojik yazılar oku derim...
Genelde tutarlısın, tutarlı olmaya da çabalıyorsun. Ancak bazen çok komik şeyler söylüyorsun. Neyse, iyi haftasonları...
Söyledikleirmin arkasındayım... Gerçeklerle yüzleşmek zordur tabi...
İnatçı seni.
İnatçılık değil, okuduklarıma istinaden inandıklarım. Niye inatlaşayım ki, ne kazandıracak ki bu inat bana. Benim öyle manasız egolarım yoktur, girmem yarışa...
Banker Kastelli, Çiftlik Bank vsaire ve son olarak Kripto Para... Vatandaşı suçlamıyorum. İnsanlar zor koşullarda elbette geleceklerini garanti altına almak için yatırım yapacaklardır. Peki devlet böyle hassas konularda niye daha tedbirli değil. Evde hırsız çalıyor, bankada gene çalıyorlar. Biz kime ve nereye güveneceğiz öyleyse? Halkın parasını çalanlara gerçekten idam vereceksin, şöyle sallandıracaksın ki, kimse kimsenin hakkını yiyemesin!
Ekonomistlerimizden tek isteğim var; şu Doları durduracak bir ekonomik sistem geliştirin artık. Yani daha çok üretelim, daha çok ihraç edelim, daha az ithal edelim... Hayatım Dolar'ın yükselişi, paradan sıfırların atılışıyla geçti. Şöyle sabit bir para kurumuz olmadı gitti; yazıklar olsun bize!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder