AŞK-SIZLIK CİNAYETİ!
Değişik kimyalarla hayat boyu aşk yaşamak varken, aynı kişiyle aşkı arkadaşlığa, dostluğa, hatta ebeveynliğe dönüştürüp ve bunları aşk niyetine yaşayıp niye öldüreyim, niye kendimi kandırayım ve gerçek anlamda aşksız bırakayım ki? Bir "kimya" ile aşkınızı uzun süreli yaşamak istiyorsanız, en fazla haftada bir 15 dakika görüşecek, bir süre sonra da ayda 1'e düşüreceksiniz! Hayatınızda bir bıkkınlık, bir bitkinlik varsa, bu heyecansızlık-aşksızlıktandır. Ben doktorun yazdığı diyet yüzünden 1 ayda çok sevdiğim yeşillikten bile bıktım be; gözüm ot görmek istemiyor artık! Kaldı ki bir yastıkta 50 sene; hiç bana göre değil; valla nefretten kan bile çıkar! Sevgili kavgaları ve cinayetleri aşktan değil, belki aşksızlıktandır!
KORONA ZATEN DOĞAL BİR AŞI!
Bu Korona beni niye etkilemiyor acaba; Korona, yetersizliğimizin bir bahanesi olabilir mi? Korona olmasaydı, dünya çok mu güllük gülistanlık olacaktı; belki Korona gezegenimizi koruyan bir dezenfektördür! Mesela Türkiye ekonomisi Korona'dan önce çok mu muhteşemdi; gene açlık sınırının altında yaşıyorduk. İnsan hakları çok mu muhteşem, insanlar çok mu özgürdü? Pardon ben de kalkmışım olaya neresinden bakıyorum değil mi? Eğer ölüm penceresinden bakıyorsanız olaya, Korona dünya nüfusunu önceki yıllara oranla daha mı fazla eksiltti, yoksa normal oranda olan ölümler Korona'ya mı yüklendi? Korona yoksa bir manipülasyon-dünya güçlerinin bir oyunu olmasın. Bu hep söyleniyor ama herkes işine geldiği tarafından bakıyor duruma. Maske falan bir çok insan için, ceza almamak adına taktığı bir koruma değil miydi? Uzmanlar da zaten maskenin hiçbir faydasının olmadığını söylemiyor mu? Virüslere karşı tek koruma, bağışıklık sistemi. Bakınız bir virüs olduğunu falan inkar etmiyorum. Virüsler hayatın bir parçası. Her mevsim kendileirni yenileyerek-mutasyona uğrayarak zaten varlar. Kimimiz bunlardan ölüp sebebi zatüryeye veriliyor, kimis de bağışıklık sistemi sayesinde atlatıyor. Hafif geçirline nezle, biraz daha apırına grip, öldürücü olana ise Korona, Domuz Gribi, Kuş Gribi gibi isimler takıp, gündem yaratıyoruz. Do you understand? Hani Korona Korona diye yırtınanlara ne oldu; onlar bile Korona üzerinden prim yapıyorlarmış demek ki, sustular. Arkadaşlar, Korona olsa da olmasa da, zaten sağlığımıza dikkat etmek zorunda değil miyiz? Ben Korona'dan da önce nezle grip olan bir kişiyle aynı ortamda bulunmamaya çaba sarfediyordum zaten. Veya başka sağlık konularında da her zaman elimden geldiğince dikkat etmeye çalışıyorum. Ama bu bazılarınınki gibi göstermelik ve samimiyetsiz. bir şekilde değil. Bağışıklık sistemimin zayıflamaması için cam faunusta yaşar gibi hayattan soyutlamıyordum kendimi. Bazıları diyor ki, aman kedilere o kadar yaklaşma, hastalık kaparsın. Sonra uzmanlar ne dedi, kedilerle yaşayanların bağışıklık sistemi güçlü oluyor. Aşı nedir biliyor musunuz; aynı virüsü vücudunuza enjekt ettirerek, vücudunuzu benzer virüslere hazır ve dayanıklı hale getirmek. Yani doğal yoldan virüs almak da bir aşı zaten. Hayvanlar aşı mı oluyor; doğal yoldan oluyor, güçlü olan hayatta kalıyor, zayıf olan doğal seleksiyona uğruyor. Nedir bu insandaki sonsuz yaşama sevdası bilmiyorum. Sanki dünyayı kurtaracaklar!!!
WHAT İS KORONA?
Korona var diye ne aşk-seks hayatımı, ne de sosyal hayatımı sekteye uğrattım. Bütün hızıyla yaşadım hayatımı. Karlıyım yani! Çünkü ben zaten sorumsuz bir şekilde yaşamıyordum. Yani virüs bulaşacak cami, düğün, kahvehane, alış-veriş merkezleri, eğlence mekanları gibi toplu ortamlarda hiç bulunmuyordum ki. İnsanı sağlıklı bir şekilde vareden hayata bakış açısının getirdiği yaşam biçimidir. Her gün spor yapıyorsan, açık havada sosyalleşiyorsan, insanlarla boş boş konuşmak yerine bir şeyle okuyorsam, müzik diniliyorsam, sinemada değil oturup evde bir film izliyorsam, bir tablo-resim ile hayal dünyamı zenginleştiriyorsam, seksini de tanıdığın güvenilir insanlarla yapıyorsan; Korona what?
Ramazan boyunca günde 2 öğün yemek yiyeceğim. Arada sıvı tüketeceğim metabolizmamı çalıştırmak için, enerjisiz kalmamak için yoğurt da yiyeceğim. Uygun fiyatta olursa domates, salatalık da. Geçen Çarşamba pazarında domates gene 6-7 liraydı; çüüüş! Söz veriyorum, 1 ay sonra 70 kiloya düşeceğim, göbeğimi toplayacağım... Bakalım kim saha çok zayıflayabilecek. Bütün arkadaşları bu yarışa davet ediyorum...
Dini müzikleri hiç sevmiyorum. İçimi karartıyor, ölümü hatırlatıyor.
Dua edin, Fenerbahçe şampiyonluk yolunda Vakıf'a karşı 2. maçını kazansın. Hay aksi, bazı FB'li oyuncular da Korona'ya yakalanmış!
Eskiden çocukluğumda köyde yaşarken, mevsiminde leylekler gelirdi. Yıllar, yıllar oldu leylek görmyeli... İnsanlar onlaar da zarar veriyor mudur acaba? Gerçekten ne bu güvensizlik bende insanlara karşı; ama haklıyım!
Leyleğin latincesi Kikonya, bize de Farsça Legleg kelimesinden geçmiş. Sanırım laglag diye ses çıkarmasından. Tek eşlilermiş ama aynı erkekle ömür geçirmiyorlarmış. Aşk bitince ayrılıyorlarmış. Kuluçkaya erkek ve dişi birlikte yatıyormış. Yılda bir kere, dört yumurta yaparak yavru yapıyorlarmış. Büyük çöplerle yaptıkları yaptıkları yuvaya her yıl tekrar geliyorlarmış. Yavruları 2 ayda uçuşa geçiyormuş. Doğada düşmanları yokmuş. Tek düşmanları parazitlermiş. Yalnız sanayi toplumu, onların da neslini tehlikeli duruma sokmuş. Gerçektem şu insan türü ne kadar zararlı!
Hindistan gibi Uzak Doğu kıyafetleri... Bilmem, giyer miydim; Rahat olur muydu ki? Hava güzel olunca insan hiçbir şey giymek istemeyince, böyle salaş şeyle ağır gelebilir. Dikkatimi çeken şey ise, doğu toplumları daha homofobik olmasına rağmen, daha feminen giyinmeleri. Oysa özgürlükçü Batı'da eşcinseller tam aksine maskülenleşiyor.
Bi' fatura mesajları geliyor, bir de beldiyemiz AKP'li olduğu için Cuma, kandil ve dini bayram mesajları...
Ramazan'da restorantların açık olup olmaması tartışılıyor. O kadar uzağım ki dışarıda yemek yeme kültürüne... İnsanları anlayamıyorum. Evde kendiniz yapın, bu konuda yeteneğinizi geliştirin. İlla ki gösterip de görgüsüzlük yapacaklar yaa! Un undur, şeker şeker, protein protein; evinde kendi damak tadına göre yap işte! Artan parayla da kedilere mama al! Hele sahilde bir öğün yemek için kişi başına 3-500 veya daha fazla fiyattan bahsediyorlar ya; demek ki alın teri değil bu harcanan paralar. Ben şimdi 1500 lira maaş alacağım, sonra onu da bir öğün yemeğe vereceğim öyle mi? Zenginlerin midesi daha mı özel; basın gidin yaa!
Dışarıda kokoreç yiyen kadının diline, kokoreçin içindeki iğne kaçmış..! Ben evde yemek yaparken, içine iğne düşme ihtimali sıfır!
Boğaza en çok iğne, türbanı bağlarken, ağızlarında tutması sonucu türban takan kadınların boğazına kaçıyormuş.
Dil sadece kastan oluştğu için, boğaza kaçan iğnelerin yakalanıp çıkartılması çok zormuş. Aman dikkat!
Balık türüne bir hayvan değil de acımasızca bir bitki, arpa buğday gibi davranılmas çok insafsızca. Neymiş, deniz ürünüymüş!
İnsan gerçeten tuhaf bir tür. Balıkları süs diye akvaryumda besliyor, ölünce ağlıyor, deniz ürünü diye de yiyiyor.. Anlayamıyorum!
Günümüz doktorlarını çok seviyorum. Et yemiyorum dediğin zaman, kuru baklagiller ve yumurta öneriyor.
Kayayahm da dogmatik çıkmış. Bundan sonra şarkılarını dinlemem artıkın! DİNLEMEM, bu beni görüşüm, saygı duyacaksınız!
İnsan türünü sevmememin en büyük sebebi, ne kadar birbirlerinden farklı olsa ve birbirlerine karşı bazıları daha hoşgörülü olsa da, hepsini birbirini bağlayan ve bana çok ters gelen çok büyük ortak noktaları var. O yüzden, hoşgörünüz de yerinde dursun diyorum! Yani biri homofobik olmayıp, hayvan haklarına inanmıyorsa, ben o insana gene de saygı duyamam ki...
Müjde Ar'ı çok sevmemin en büyük sebebi, sanatçılığından çok akılcı ve analitik olmasıdır. Çok sevdiği kardeşinin ölümünü bile acılarından kurtuldu diye dile getiribilmesi, onun ne kadar akılcı bir insna olduğunun göstergesi...
Eskiden köylerde falan kadınlarımız başlarını yazma dediğimiz örtüyle ya tepelerinde çelme denilen usul ile veya uçlarını enselerinden dolandırıp önlerine getirerek bağlarlardı. Ve kimse onlara dinsiz veya namussuz gözüyle bakmazdı. Aslında eskiden başörtüsü gelenekselleşmiş bir aksesuardı. Günümüzdeki türbana sembol diyice bir de kızıyorlar. Yalan mı, kapanma siyasileşmiş dinin sembolü değil mi? Lütfen bana anlatmayın bu tür örtünmenin dinin gerekliliğiymiş gibi hikayelerinizi, inanmıyorum çünkü! Hatta muhafazakar siyasetin uzamasıyla akıma dönüştü türbana girmek; ama sonrasında gene bazıları türbanı çıkarıp özüne döndü, dönmeye devam ediyor da... Gel 2023 gel, gel Atatürk'ün Türkiyesi gel, gel laik yaşam gel..!
Tanrı insanı saçlı, kıllı yaratmış, sonra kadınların başlarını örtmeyi emretmiş, vücudundaki kılları da yok etmeyi. Erkekleri ise saç ve kıl konusunda serbest bırakmış, hatta sakallarını uzatmayı bir dini gereklilikmiş gibi ifade etmiş. Tanrı mı adaletsiz, yoksa din mi heteroseksist? Bilimin dinden farkı; akıl ve mantık! Bir arkadaşıma komşuları demiş ki, sen artık 50 yaşını geçmiş bir adamsın, din gereği sakallarını uzatmalısın... O sakal biraz uzadıktan nasıl kaşındırıyor bir bilseniz, sanki bitlenmiş gibi...
Keşke insanlar mide oburu omak yerine beyin oburu, bilgi oburu olsalardı. Minumum yaşamak gerçekten meneviyatların en yücesi.
Sabahleyin çeyrek ekmek ve bir dilim peynir ile 1 bardak çay içtim. Akşam yemeğine kadar duracağım ve ölmeyeceğim! Hani diyorlar ya, Oruç tutunca, tok açın halinden anlarmış. Bizim mahallede kedi düşmanları var ve çoğu da dini bütün olarak adlandırılan namazında niyazında insanlar ama kedilerin mamalarını ve kaplarını çöpe atıyorlar, yani onları aç bırakıyorlar. Ben dinsizim ama kendimden çok hayvanları düşünüyorum. Bunun adı opörtünizm-fırsatçılık falan değil, vicdandır! Ben oruç tutanların bir günde aldığı kalorinin belki yarısı kadar kalori alıyorum. Aç kalmakla açın halinden anlanmaz, vicdanla anlanır. Dine inanmak da insanı vicdanlı, inanmamak da vicdansız yapmaz. Mesela ben kurban kesilmesine karşıyım. Çünkü vicdanım paramparça oluyor bunu düşününce. Benim aklım mantığım bunu kabul edemiyor.
Günümüzde cinsel farklılıklara-eşcinsellere, belki de eskisinden daha kötü davranılıyor olabilir. Çünkü bu kesime ayrımcılık, gökkuşağının renkleirne kadar indirgendi ve terörist damgası yapiştırılmaya başlandı. Eskiden sadece sapık deniyordu, şimdi terörist de deniyor.
Arkadaşlar ben kadınlığa niye özeneyim ki bir eşcinsel olarak. Benim içimde bir kadın var ve hemcinsimden bu yüzden hoşlanıyorum.
Kadınlara da sesleneyim... Ben bedensel olarak bir kadın değilim, kadın gibi olmak diye de bir derdim yok ama cinsiyet kimliği olarak hepiniz benim kardeşimsiniz. Bedensel olarak erkeğim ama kendimi erkek gibi olarak da hissetmiyorum. Hatta ben erkeklik veya kadınlık nedir bilmiyorum. Sadece bir insan türü, cinsel olarak tanımsız bir Halil'im işte. Ben bile bunun üzerinde bu kadar durmuyorken, insanlar benim-bizim cinselliğimiz üzerinde niye bu kadar duruyorlar, bizi niye vurmaya çalışıyorlar ki? Bir belediye başkanı eşcinseller için demiş ki, bunlar hasta oluyor değil mi? Hastalığın tanımına bakmanızı rica ediyorum. Sonra da akıl vemantığa davet ediyorum... Bu arada sembolik mantık gerçekten zor bir ders.
Cep telefonlarımıza Belediye'den gelen tebrik mesajları, vatandaşları düşündüklerinden değil ki, sadece PR.
Hayatta mutlu olmanın tek formülü "gerçek"çi olmaktır!
Bülent Ersoy şarkısında "Gel ablana" derken ne demek istiyor ki? Genç erkek sevdiğini mi anlatmak isityor!
Bugünlerde Bülent Ersoy albümlerini dinliyorum da, adeta yeniden keşfediyorum...
Bülent Ersoy'un cinsiyet değiştirmesini annesi hiç istememiş!
Hastanede rehin kalan Bülent Ersoy'a ameliyat parasını Londra'ya Gülşen Bubikoğlu götürmüş.
Bu durum Kadir İnanır'ı niy rahatsız etmiş ki; homofobik mi? Kimler homofobik olur?
Politikacı Oğuz TOPoğlu'nun oğlu Mustafa Satır, Ajda Pekkan'ın eski başarısız şarkıcı sevgililerindenmiş... Aynı kişiyle Hümeyra da aşk yaşamış... Çok çapkın olan Mustafa Satır için sinema oyuncusu Gülsüm Kamu ile Ajda Pekkan birbrine girmiş.
Bir transseksüelle beraber olan erkekler ya gizli eşcinsel-biseksüeldir, ya da para ve şöhret için o trans kadınla beraber olur. Bunun başka bir açıklaması olamaz. Aynı erkekler, eğer gizli eşcinsel değilse, hadi parasız ve şöhretsiz transseksüellerle beraber olsun da görelim! Altını tekrar çiziyorum, ve buna bizzat şahidim, transseksüellerle beraber olan erkekler eşcinseldir. Tabi transseksüeller bir heteroyuz, bizimle beraber olanlar da heteroseksüel diye kendilerini kandırırlar ayrı mesele ama kendilerini kandırılar işte... Mesela ben bir eşcinsel olarak karşı cinsel bir kadınla niye beraber olayım; ya toplum baskısıdır, ya da para için! Tabi ben her ikisini yapmayacak kadar bilinçli ve özgüvenli birisiyimdir ayrı!
Bülent Ersoy: Seda Sayan Hanımefendi'nin programında yılan gibi kıvırdığı dansını daha önce görseydim onu zaten kendime koca etmezdim. O görüntüleri izledikten sonra zaten yatağımı ayırdım.
Voltaire ne demiş; "Aptalları itaat ettiği zincirlerden kurtarmak zordur". Ve gerçekten beyinsiz insanlar neye koşıllandılarsa, bunun muhakemesini yapmadan hayvanca davranmaya devam ederler. Sokak kedilerinin mamalarını ve mama, su kaplarını atmaya devam ediyorlar. Bre geri zekalı, bre aptal, bire beyinsiz, bre vicdansızlar; bu hayvanlar sen ve senin gibi pisliklerin bile yaşamasını sağlayan doğanın zincirinn bir halkası olmaktan başka ne yapıyor ki? Yaa, gerçekten insan türünün başına gelenlere bazen oh olsun diyorum. Çünkü bunların akıllanacağına diar hiçbir belirti yok. Gene sözüm meclisten dışarı...
Mama verdiğim ve kapları sürekli atılan öteki sokaktaki kediler, gide gele bana alıştılar ve benim sokağa, benim yaşadığım binanın dibine taşındılar. 10 kadar falan varlar. Bazıları pencremden gitmiyor, bazıları çok özgüvenli içeriye falan giriyor. Sadece Çiko biraz tereddütlüydü, iki gündür o da geliyor ve bende mamasını yiyiyor. Bana taşınmalarının bir sebebi de, benim evde yaşaya kdiler. bakıyorlar içride çok kedi var, ve benimkiler dışarıya çıkınca birlikte vakit geçiriyorlar. Şimdi bu kedi düşmanı zavallı adam zafer kazandığını zannediyor. Oysa pis bir kişilik sergildiğinin farkında olamayacak kadar geri zekalı. İnsan kediye düşman olur mu yaa!?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder