BİR AY BOYUNCA DIŞARIDA YEMEK YİYEMEMEYİ DERT EDİNENLER, AÇIN HALİNDE FALAN ANLAYAMAZ, GEÇİNİZ!
Şimdi "bu ay" açların halinden mi anlayacağız? Zoraki beyinsel koşullanmalarımızla mı anlayacağız açın halinden? Gün sonunda lüks yemek yenerek anlaşılabilir mi açın halinden? Onu da geçtik; gerçekten aç kalınca açın halinden anlayabilme kapasiytesi kimde ne kadar? Hangi açın halinden anlayacağız; kendi zümremizin mi? Eşcinsellerin, hayvanların, başka etnik kökenlilerin, başka dine inananların, başka renk ve dildekilerin halinden anlayabilecek miyiz? Bir ay boyunca insnalar kendileriden başkalarının halinden anlayacak mı gerçekten, yoksa akşam olsa da yemek mi ysek diye düşünecekler? Bir ay boyunca sokak kedilerine mama dağıtacak mısınız? Yoksa bizim sokaktakiler gibi kedileri aç bırakıp, onları mahalleden defetmek için çaba mı sarfedeceksiniz? Ayrıca konu sadece açlık meselesi mi? İnsanların yapısından, kimliğinden, veairesinden anlayabilyor muyuz; yoksa anlayışınız size sunulan reçete dahilinde mi? Bir insan eşcinsel olunca sapık diyorsunuz, hayvanlar insanlara hizmet için yaratılmış diyorsunuz, vesaire... Bu mudur anlayışlı olmak? Hayvanları aç bırakmak mı açın halinden anlamak? 2 gündür Kılıçdaroğlu eşcinselleri, SİİZN TABİRİNİZLE SAPIKLARI destekledi diye linç etmeye çalışıyorsunuz. Eşcinselleri destekleyen herkesi linç etmeye kalkıyorsunuz? Demek ki aç kalınca empati kurulamıyormuş, vicdanlar devreye giremiyormuş. Hatta bazılarına göre, yobaz kesim diyelim bu kesime, eşcinsellik Tanrı'nın bir laneti, onları baskı altına almak, ötekileştirmek, nefrete hedef göstermek de dine inana büyük çoğunluk için, istisnalar hariç, (rakkamlar homofobinin % 90'ın üzerinde gösteriyor, şunu da söyleyeyim, homofobinin % 90 olması, hiç kimseyi homofobi-eşcinsel nefreti konusunda haklı çıkarmaz, bu cahil kesimin oranının bir göstergesidir) sanki Tanrı tarafından onlara verilmiş bir görev. Bakınız, ben bir eşcinselim, kendimi bildim bileli böyle hissediyorum ve benim hislerimi benden başka hiç bilemez ki zaten nefretinize akıl ve mantık çerçevesinde bilimsel hiçbir dayanağınız yok, ve masum insanları cinsel yöneliminden dolayı ötekileştirmenize, onları nefrete hedef göstererek öldürülmelerine sebep olan ister dini olsun, ister toplumsal olsun, ister kültürel, ister kişisel bakış açınız olsun, kesinlikle saygı duymuyorum, kesinlikle tasvip etmiyorum. Çünkü saygı da karşılıklıdır ve saygı duymam için benim siizn tarafınızdan zarar görmemem lazım. Geri zekalı mıyım da bana zarar verenlere saygı duyacağım, hadi naş naş! Hatta bana veya bir canlıya, herkese, her şeye yaratılışından dolayı saygı duymayan bütün dünyayı bile zerre kadar kaale almıyorum, bomboş geliyorlar bana. Şu anda linçe götürseler, düşüncelerimden zerre sapmam. Bu yazıyı niye yazdım biliyor musunuz; belli günlerde veya aylarda günah çıkartıp, kendilerini vicdanlı, duyarlı, anlayışlı gösteren samimiyetsiz insanlar için. Yoksa sözüm meclisten dışarı, çünkü bliyorum ki kendi inancını, hayata bakış açısını nefrete alet etmeyen inanlar da var bu dünyada. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Yani açın halinden anlamaktan bahsediyorlar, 1 ay boyunca dışarıda yemek yiyemeyecek olmalarını dert edinen insnalar var. Pardon ama siz açın halinden falan anlayamazsınız.
-Çok iyi yazmışsın. Son cümlene katılmıyorum sadece. Resmen restoda yemek yiyenlere kafayı takmışsın ve çıkamıyorsun o cendereden. Yazına bayıldım...
*Sence onlara mı takmışım, yoksa bu ay içinde dışarıda yemek gösterişi ile görgüsüzlük yapmak isteyip de yapamayanlara mı? Yazımdan o mu anlaşılıyor gerçekten? Evet dışarıda yemek yemeyi reddediyorum; çünkü sosyo ekonomik eşitsizliğe dur demek için, her anlamda eşitlenmesi gerekiyor insanların, mesela insanlar açken, senin çeşit çeşit giyebilmek için alışveriş yapman da bir duyarsızlık sayılabilir, 5 lira ile karnını doyurabilecekken 500 lira ile doyurup, o 500 lirayı paylaşmaman da bir duyarsızlıktır ve kimsenin beni anlaması gibi bir derdim de yok ayrıca. Ben sadece düşüncelerimi ifade ediyorum. En azından inandığım ve ifade ettiğim şeyler zararlı şeyler değil... Dışarıda yemek yemenin lükse kaçtığı için bana uymadığını söylediğimde, bir arkadaşım beni dışarıya yemek yemeye götürmeye çabaladı, kabul etmedim. Onun yerine evinde yapılan börekten bir parça getirdi, daha bir içime sinerek yedim. Dışarıda 50-100 lira arası ile beslenseydik, daha mı mükemmel olacaktı; hayır; BEN YEMEK YEMENİN İHTİYAÇTAN ÇIKARTILIP, KEYİFE DÖNÜŞTÜRÜLMESİNE AÇIKÇASI KARŞIYIM. Hazza dönüştüreceğimiz şey hayatta, duyarlı insan olmak olmalı şu aşamada.
-Halil Kandok kimsenin senin anlaması gibi bir derdin olmasaydı bu kadar güzel fikirler yazıp post etmezdin. Kendine saklardın. Neyse sen inkar etsen de iyi ki böyle bir derdin var ki yazılarını severek okuyorum...
* Böyle derdim olsaydı daha geniş kitlelere ulaşmak için çabalardım. Benimki kendi kendime yaptığım bir terapi gibi. Sesli terapi diyelim. Bir de düşüncelerimi not etmek diyelim...
AÇIN HALİNDEN ANLAMAK İÇİN!
Lütfen saygısızlık olarak algılanmasın. Ben yemek yemeyi bir aracın benzin ihtiyacı gibi görürüm. Hatta tabletle beslenmeye geçilse, dünyanın kaynaklarını daha az tüketeceğimiz için, daha mutlu olurum. Hatta yıkanma ihtiyacı olmayan ve de hiç yıpranmayan tek tip kıyafetle icat edilse de çok memnun olurum. Ben çatlayacak kadar yiyip de, soda ile bunu eritme derdine düşecek kadar iradesiz biri olmadım hiçbir zaman. Mesela bir insanın günlük kalori ihtiyacı ne kadardır; 1500, 2 bin-3 bin, her ne ise işte. 50 yaş ütülerin 1500'müş. Ve ben mümkün olduğunca az yemeye çalışırım, mide de buna alışınca, zaten fazla yiyemiyorsun, ve 2 öğünle sınırlamaya çalışıyorum öğünlerimi. Yani benim, açın halinde anlamak için sabahtan akşama kadar aç kalmam gerekmiyor. 1. Açın halinden ancak vicdan var ise anlayabilirsin, 2. Zaten 1500 kaloriden fazla yemezsen, sabahtan akama kadar aç kalmana gerekmiyor bile.
Bir taraftan nefret kusarken, bir taraftan ibadet olmaz!
Açın halinden anlamak için, günde 1500 kalori almanız ve keyife dönüştürmeden sadece ihtiyaçtan yemek yemeniz yeterli!
***
Tiplerine bakıyorum. Sakallı falan. Bir de gazeteci falan olmuş bunlar. Dillerine dolamışlar eşcinselliği, sapıklık, hastalık, günah, aile yapısını bozuyor, insan neslini tüketecek vesaire diye. Bunlara hiçbir şey anlatamazsın. Çünkü bazı beyinler yıkanmaya ve programlanmaya, sonra robot gibi uzaktan kumanda edilmeye müsaittirler. Hayata geniş bakamazlar kafaları dar olduğu için. Bilgi onlar için bir şey ifade etmez. Onlar için varsa yoksa bilimsel gerçekliği olmayan sözde şeylerdir. Onlara bazı şeyleri açık ve net, anlaşılır bir şekilde bilimsel kanıtlarla açıklasan bile düşüncelerini değiştiremezsin. Bozuk plak giib tekrarlar dururlar kendilerine öğretilenleri. Araştırma yapmazlar, çünkü yapamadıkları için yapmak istemezler. Bunun adı kapasitesizlik, dılayısıyla cahilliktir. Cahiller de hiçbir şey bilmedikleri için, bilgiyi sadece bildiklerinden ibaret sanırlar. Muhafazakar medyaya bakın, homofobi konusunda hepsi aynı şeyi 20 yıldır tekrar ediyorlar, "Eşcinsellik hastalık, günah..." diye. Peki kansere hastalık diye günah diyebilir miyiz? Bunlar derler. Mesela toplumda günah denilen şeyler de hastalık kapsamında değerlendirilebilir mi? Cahil insanlar için, söylediklerinin çelişkili olması falan hiç önemli değildir. Çünkü onlar ellerine verilen teksti okuyabilirler sadece. Daha ötesini düşünemezler...
***
Son yaıllarda gördüğüm, içimi aşırı hoş eden, özellikle renk csareti adına çok mükemmel bir estetik.... Düşünsenize bütün erkeklerin böyle giyindiğini... Birbirlerine saldırmak yerine, birbirinden hoşlanmaya başlarlar... Renklilik hayata daha hoş gözlerle bakmamızı sağlar, yumuşatır bizi... İçimizdeki öfke ve nefreti çıkarmak yerine, içimizdeki sevgiyi ve heyecanı çıkartmalıyız... Bu da ancak sanat ve estetizmle mümkündür...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder