8 Şubat 2021 Pazartesi

7 Şubat 2021 facebook notlarım

 NEDEN BAYAT EKMEK YEMELİYİZ?

Aynı paralel ve meridyende yaşayan insanlar, aslında farklı koşullarda yaşadıkları için değil de farklı kişilik ve yetişme tarzlarından dolayı hayata bakış açıları ve yaşam tarzları birbirine uymayabiliyor. Yani sosyo ekonomik koşullar falan o kadar çok belirleyici değil bence yaşam tarzları ve hayata bakış açısı konusunda. Yani bir insan "görgüsüz"se, kapasitesizliğinden dolayıdır ama bir insan duyarlı bir yapıya sahipse, önüne sunulan imkanlardan çok dünyayı-doğayı koruma ve kurtarma derdinde olabilir. Ben çok gördüm cebinde 5 kuruş parası olmayıp da bayat ekmeği çöpe atıp taze ekmek yiyen. Çünkü kapasitesiz beyinler toplumsal koşullanmaya çok müsaittir ve doğruyu yanlışı da bu koşullanma üzerinden yapar. Ama karbonhidrat, şeker, vitamin, protein gibi ana besin maddelerinin nereden ve nasıl alındığından çok günlük, bir kişi için ne kadar alınması gerektiğinin bilincindiyse, bunu lüks bir restoranda gösteriş yapmak yerine, aldığı gıdaları arabanın benzin ihtiyacı gibi düşünüp müsrif olmadan, ekonomisini benim gibi doğanın parçası olan hayvanları yaşatmak için falan kullanabilir. Arkadaşlar, sayın seyirciler... pahalı yaşamak kaliteli yaşamak değil, duyarsızlıktır. Nokta. Fırından bayat ekmek alırken, çalışan bana diyor ki, "Emekli oldun, hala bayat ekmek yiyiorsun". Ardından ilave ediyor, "Tabi alışkanlıklardan kurtulmak zordur". Aslında hem alışkanlık, tabi güzel bir alışkanlıksa devam ettirmekte fayda var, ama benimki yukarıda da bahsettiğim gibi koşullarla alakalı bir alışkanlık değil, insanın bilinci paralelinde hayata bakış açısıyla alakalı bir alışkanlık. Ayrıca taze ekmek çok tüketildiği ve daha fazla karbonhidrat almaka için, hamur işlerini seven bir kişi olarak ağzımı keyife alıştırmak istemiyorum. Çünkü belli bir yaştan sonra metabolizma yavaşladığı için kilo vermeyi boşverin, normal kilonuzu bile koruyamayıp kilo almaya başlıyorsunuz. Kilo demek sadce şişmanlık demek değil ki; bunun kollesterolü var, trigliserdi var, şekeri var.., akabinde damar içi yağlanması, sonrasında kan dolaşımı bozukluğu, kalbin pompaladığı kan normal akamayınca damarlara basınç yapıp tansiyon denilen olay ve en sonunda kalp problemleri, vesaire... Sen de amma geniş ve uzun vadeli düşünüyorsun diyebilirsiniz; Bunlar sağlığımız için alfabenin ilk harfi kadar bilmemiz gereken zorunlu şeyler. İstediğinizi yiyip göbek büyütmek marifet değil. Bu sizin için bir zenginlikse, sizin bileceğiniz iş. Bence ihtiyacımız dışında yemeye ve giyinmeye harcayacağımız parayı bilgi edinmeye harcayıp bilgilensek, gerçekten daha kaliteli ve sağlıklı yaşayabiliriz ve ayrıca bu bilinçle dünyayı ve insanlığı da kurtarabiliriz. Tabi içinde bulunduğumuz şu aşamadı insanlığın derdi bencilce tüketerek görgüsüzlük yapmak! Aşırı ve lüzumsuz tüketim sonucu Afrika'da insanlar açlıktan, doğanın dengesi bozulup hayvanlar ölmüş, hatta dünya gezegeni ölmüş kimsenin umrunda değil ki. Hayat aynı hayvanlar gibi içgüdüsel şekilde, sadece kendi yaşadıkları süreçten ibaret.

Gerçek sanatçılar şarkılarını her söylediklerinde farklı yorumlarlar. Çünkü bu sayede-yani güncelleyerek hem şarkıcılıklarını yaşatırlar, hem de şarkıları... Tüm zamanların en büyük klasiklerinden olan "Bir Ateşe Attın Beni" bunun çok güzel örneği oldu dün gece Kamuran Akkor'un güncel canlı performansıyla...

Diğer çok sevdiğim sanatçılardan çok özür diliyorum ama Kamuran Akkor 74 yaşında biri olarak dün akşamki performansıyla, Türkiye'deki, belki de dünyadaki diğer sanatçılara fark attı. Performansını korumasının ötesinde, performansına çok ama çok şey katıyor her geçen sene. Benim için gerçek bir kraliçe o. Her geçen gün daha çok seviyorum onu. Bir de ne hanımefendi bir kadın; konuşmasıyla, tavırlarıyla...

Dün gece Kamuran Akkor'lu falan olan İbo Show'da dikkat ettiniz mi, bir sanatçı şarkı söylerken diğerleri de pür dikkat onu dinliyor. Bu dinleyen sanatçıların saygısı, söyleyenin de gerçek bir sanatçı olup dinletmesini bilmesiyle alakalı..."

Gülden Karaböcek ve Kamuran Akkor Arabesk'i düzgün Türkçe ve üsluplarıyla ve de çağdaş düzenlemelerle modernleştirip dinlenebilir kılmıştır... 40 yıl önce çıkmış bir şarkı Youtube'da 34 milyon tık almış... Umarım Batı'daki klasikler gibi yüz milyonlar tıklanır...

Gülden xxKaraböcek'te performans eskisi gibi değil ama o benim hayatım boyunca en çok sevdiğim 3 sanatçıdan bir olmaya devam edecek...

80'ler... Lise 2'ye gidiyorum sanırım... Faruk Tınaz "Yunus Gibi" şarkısıyla o dönem bir stardı. Ahmet Özhan'a rakip olarak belki de sesi ve yakışıklılığıyla ilk defa bir TSM sanatçısı çıkmıştı...

80'ler Ajda Pekkan'ı gerçekten bir stardı. Bir pantolon ve bir tişötle bile kendine hayran bırakıyordu...

Geçmiş yıllara ait sevdiğiniz görüntüleri YouTube'da bulduğunuz an indirin. Yoksa telif hakları sebebiyle veya yükleyenlerin keyfine dayalı olarak bu görüntüler kaldırılabiliyor...

Muhafazakar kafalarda şöyle bir algı var...

Ateist misin; tehlikelisin!

Kadın haklarını mı savunuyorsun; aile düşmanısın...

Hayvan hakları mı dediniz; Tanrı'ya karşı mı çıkıyorsun? Çünkü hayvanlar, insanlar için yaratılmıştır!

Eşcinsel hakları mı dediniz; sapık, günahkar, hasta, sübyancı...

İşçi haklarını mı savunuyorsun; komünist!

İnsan haklarını mı savunuyorsun; terörist!

Asgari ücreti mi beğenmiyorsun; devlet karşıtı!

Yönetim biçimini mi beğenmiyorsun; vatan haini....

Ötekileştirilenlerin yanında mısın; sistem düşmanı...

Cinsel anlamda özgür müsün; .rospu!

Toplumdan, düzenden farklı mı yaşıyorsun; marjinal.

Aileden bağımsız mı yaşıyorsun; saygısız!

Nezakatli misin; obne!

Sanatçı mısın; ucube!

Vesaire... İlk etapta aklıma gelenler bunlar...

Oysa muhazakarlara ters düşen kişilerin, itham edildiği şeylerle asla alakası yok; sadece kendilerine benzemedikleri için kötü etiket yapıştırma çabasından başka hiçbir şey değil bu...

Bana muhafazakar-lık denilince de aklıma şu geliyor; kapasitesizlik, yeniliğe karşıtlık ve de bilimsel bilgiden uzaklık...

Ben başkalarının paylaşımlarının altına asla yorum yapmam. Çünkü onun bakış açısıdır. Düşünceleirimin altındaki olumsuz yorumlara ise bazen aslında nezaketen cevap veriyorum ARTIK biliyor musunuz? Çünkü bir kişi sizin düşünceleirnize dayanaksız ve de aklı/mantık dışı toplumsal veya kişisel bir eleştiride bulunuyorsa, gerginlikten başka bir neticeye varılmayacak ki... Kusura bakmayın, durum bende böyle anlayacağınız...

İstisnalar hariç bütün eşcinseller kedi severdir... Bu yapısal bir duyarlılık meselesidir!

LGBTİ yok diyen Erdoğan'a Gülşen'den cevap: VAR!

Erdoğan LGBTİ yok derken, belki eşcinsellik yok demek istemiyordur! Çünkü eşcinsellere de hakları verilmeli demişti zamanında!

Eşcinsellik yok diyen Erdoğan mı haklı, var diyen Güşlen mi? Cumhurbaşkanı Gülşen olsun!

Türkiye'de, "Eşcinsellik var" diyen 10 tane Gülşen olsaydı, bu ülkenin sırtı yere gelmezdi!

Türkiye'de eşcinsellik Osmanlı döneminde 1858 yılında, dünyadaki bir çok ülkeden önce suç olmaktan çıkarılmıştır. Bu da Türkiye'nin muhafazakar süreç ile 150 yıl geriye gittiğinin göstergesidir.

Dinin bilimsel hiçbir gerçekliği yokken, yanardağ patlamasından ölen insanların, din üzerinden Lut Kavmi mitolojisine göre Tanrı'nın lanetiyle öldüğüne benim inanmam mümkün değil elbette.

Boğaziçi’nde açılan bir sergide Kabe fotoğraflarıyla yaratılmak istenen algının Gezi eylemlerinde de 'Camiye ayakkabıyla girildi' şeklinde denendiğini hatırlatan ilahiyatçı yazar İhsan Eliaçık, “Bu bayatlamış bir numara” dedi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder