Eşcinsellikle ilgili bir paylaşım yaptığımdan dolayı, konu da eşcinselliğin toplumsal cinsiyet rollerinden bağımsız düşünülmesi gerektiği idi, 3 gündür paylaşım yapma engelim vardı. Ve üstelik bu paylaşımdan dolayı engel yemiştim ve facebook zaten otomatik olarak kaldırmış paylaşımımı ama sanki tekrar paylaşmışım gibi gene aynı paylaşım üzerinden bir engel daha yedim. Anlayacağınız, facebook da homofobik. Zaten kaç yıldır gay haber bloğumdan hiçbir paylaşım yapamadığım gibi, bu bloğumdan yaptığım bütün paylaşımları-binlerce paylaşımı silmişti. Hani resmi olarak Türkiye'de eşcinsellik yasak değil ama dolaylı olarak aslında eşcinellik yasak!
CİNSİYETÇİ SÖYLEMLER, ERKEĞİN DAHA SONRA YAPABİLECEKLERİNİN İŞARETİDİR!
Kadınları bir konuda anlamadığım gibi anlamak da istemiyorum. Mesela bir erkek, genel anlamda kadınlara karşı ahlakçı bir tavır sergiliyorsa, bu tüm kadınlara sergilenmiş bir tutumdur. Bu tutumun yanlış olması veya bu tutuma tepki koyulması için direkt kişisel olarak ahlakçılığa maruz kalmak gerekmiyor. İşte erkeklik, erkekler, bir kişiye yapılan yanlış bir harekete, yanlış harekete maruz kalmayanların seyirci kalmasından dolayı hiçbir şey yapmamış gibi bildiğini okumaya devam ediyor ve de yanlış hareket yaptığı kadın yalnız kalınca, destek bulamayınca, erkek-lik kendini haklı görmeye bile başlıyor. Örneğin biri, başka birine eşcinsel karşıtlığı yaptığı zaman, benim bundan alınmamam mı gerekiyor; illa ki o eşcinsel karşıtlığına direkt benim de mi maruz kalmam gerekiyor, benim canımın da mı yanması gerekiyor illa ki? Dediğim gibi başkalarına yapılan yanlış hareketlere sessiz kalındığı sürece, yanlış yapanlar buldozer gibi yanlış yapmaya devam edecek, ve de bunun geriye dönülmesi mümkün olmayan sonuçları olacaktır, oluyor da. Kadın cinayetleri nedrn işlenmeye devam ediyor; çünkü kitlesel bir tepki gösterilmediği için. Cinayet işlendikten sonra kaç yazar ayol; bu sadece göstermelik. Kadınlar, bir tokat yiyince bile sesimizi yükseltmeliyiz ve en küçük şiddetin bile cezası olmalı, hatta o kişinin-şiddet uygulayanın acilen uzaklaştırılması gerekiyor. Artık erkektir yapar, kocadır döver, canım bazı kadınlar da hakediyor düşüncesinden vazgeçilmeli. Özellikle cinsiyetçi söylemler, erkekliğin daha sonra yapabileceklerinin bir işaretidir, öyle algılanmalıdır.
Ve EDA ERDEM... Türkiye'den, Neslihan Demir'den sonra, dünya üzerindeki tarihin en önemli 100 voleybolcusundan biri seçildi. Cinsiyetçi bir toplumda, özellikle spor alanında kadın ve erkek ayrımın yapılmadığı uluslararasıbir listede Türkiye'den yer alabilmek, önünde saygı ile eğilinmesi gereken bir durumdur. Eda Erdem'in başarılarıyla Türkiye'yi temsil ettiği unutulmamalı. Hani kolları ve bacakları açık diye kadınlara voleybolu yasaklatmaya çalışan zihniyet var ya, hatta medyalarında kadın sporcularımızın haberlerini kollarını ve bacaklarını buzlayarak veren ahlakçı basın var ya, hatta ahlakçılıkları yüzünen kadın voleybol şubesi bile kapatan ahlakçı kişiler var ya; işte onlara bu başarı kapak olsun. Türkiye budur, sizin gerici zihniyetiniz ve uygulamalarınız değil! Fenerbahçemize de teşekkür etmek istiyorum; futbol dışındaki branşlara da yatırım yaptığı, özellikle kadın voleyboluna ivmeyi başlattıkları için...
Hayvansever, özgürlükçü, bilgiye önem veren, yaşadığı haksızlıklardan dolayı gezegenimize kırgın olan ve acılarını haykıramayan, aradığı sevgi ve mutluluğu şarkılarında bulmaya çalışan sevgi insanı Hüner Coşkuner'i kaybetmenin de üzüntüsünü yaşıyorum... Sesi, yorumu ve şarkılarıyla sonsuza kadar yaşayacak..
Biz farkında olmasak da bütün dünya Eda Erdem'i biliyor, onu konuşuyor, onunla ilgili videolar hazırlıyorlar. O bilmiyor muydu parayı düşünüp diğer ülkelerde oynamayı; ama o sadece Fenerbahçe'ye ve ülkesine aşık!
Hüner Coşkuner, son yıllarda üretimi biten Türk Sanat Müziği'nin yıldızlaşmış son temsilcilerindendi...
Bir de kişisel paylaşım yapayım. Geçen hafta içersinde ellerim ve kollarımın uyuşukluğuna parallel olark 2 kere kalp atışlarım hızlanmıştı Doktordan çıkan neticeler sonucunda kalbimde bir şey olmadığı çıktı. Sanırım yaşla birlikte diğer kaslar gibi kalp kasları da yaşlanıyor olmalı ki, artık kendimi yormamalı ve de strese girmemeliyim. Önümüzdeki haftada bir dahiliyeye görüneceğim...
Yaşla birlikte evdeki kedilerin bakımı da zorlaştığı için, önceki 2 dişi kediden sonra istemeye istemeye diğer iki dişi kediyi de kısırlaştırmaya verdim ve önceki gün belediye veterinerinde geçirdikleri operasyondan sonra dün eve döndüler. Şimdilik sağlıklılar. Umarım ileriki günlerde de olumsuz bir şey çıkmaz bu operasyonlardan... Şu anda evdeki kedi sayısı 12... Ve doğum olmayacak artık...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder