İSTER TANRI'DAN DİLEYİN İSTER EVRENDEN AMA SAMİMİ, İÇTEN BİR ŞEKİLDE VE İHTİYACINIZ OLAN ŞEYİ DİLEYİN!
Üst kataki kedisever sakinemiz, kedi Furko için, artık büyüdüğü ve penceremdeki kutulara sığamayacağını düşündüğü için bir kedi evi alalım bari dedi... Akabinde bir arkadaşı ziyarete giderken, çöpe atılmış tam kedi evi şeklinde ağaçtan yapılmış yarım metre ebatlarında bir dolap gördüm. Umarım dönüşte almazlar dedim. Evet, döüşte duruyordu. Getirdim eve ve apartmanımızın yan boşluğuna koydum. Furko'nun ona gireceğini sanmıyorum bizi görebileceği penceredeki çift daire yuvası olduğu için ama ihtiyacı olan başka kediler girer en azından... Evren, samimi dilkelerinizi gerçekleştirir. Bunu asla unutmayın.
Televizyon ve sosyal medya tarihinin en fenomen yıldızı Bahar Candan 23. yaını kutladı!
Çocukluğumda çok sevdiğim iki Füsun Önal şarkısının 45'liği...
Neden tuttun elimi / Bunlar da geçer
"Hayret" şarkısıyla listeleirn zirvesine ulaşmış ama benim çocukluğum "Nerede" şarkısına den düşüyor... Diper hitleri ise "O Biliyor", Yalnız Adam", "Elveda", "Bir Mevsimlik Aşk"...
23
Köyüme dönünce de gene kendim gibi yaşayacağım. Çünkü köyün bile beni bozacağına inanıyorum!
GELENEKSEL YÖNTEMLE KIŞ SEZONU GÜNÜN MÖNÜSÜ SOBADA KURU FASÜLYE...
Sakın görgüsüzlük olarak algılanmasın diye belirteyim de en baştan... Köyde çocukken deneyimlediğim ve benim gelenekselleştirip pratiğe dönüştürdüğüm ve özellikle kış mevsiminde haftada bir, günün mönüsü yaptığım bir rutinim-izden bahsedeceğim. Sezonunda biz bahçemize tamamen fasülye eker ve çuval çuval fasülye hasat ederdik. Çünkü köy yerinde baş protein deposu kuru fasülyedir. Milli yemeğimiz olması da bu mecburiyetten olsa gerek. Ve her yufka ekmek yaptıktan sonra akabinde odun ateşiyle kuru fasülye yemeği yapardık. Şunun da altını çizeyim, kuru fasülyenin odun veya kömürle ocakta, sobada pişirilmesinin tadını, hiçbir pişirme usulü veremez. Çünkü ısı eşit dağıldığı için pamuk gibi kabarır fasülye taneleri. Lütfen salçadan kısmayın çok ekşi olacak diye falan. İçine de kuru biber atmayı ihmal etmeyin pişerken. Yerken yanına soğan kırarsınız, piyaz niyetine ekmeğinizi de bandırmak için içi bol yağlı zeytin koyarsınız, tabiki de en önemlisi ojinal üzüm sirksine kurduğunuz lahana turşusu... Offf... Bakınız bu yaşıma geldim, kendi yaptığım üzüm sirkesine lahana turşum yaz kış eksik olmaz. Afiyet olsun. Tabi şimdi şömine ocakta değil de, soba üzerinde yapıyorum kuru fasülyemi. Bu arada eskiden ekmek yaptıktan sora küllerine kumpir dediğimiz patatesleri gömer ve kabuklarıyla falan öyle lezzetli olurdu ki... Onu yufkanın üstüne parçalayıp biraz zeytinyağı gezdiriseniz öyle lezzetli olur ki...
Ben tatlı şeyleri az şekerli olarak yiyemiyorum. Portakal az tatlıysa reçelle, kek az tatlıysa toz şekere bulayıp da yiyiyorum.
Bir toplumun müzik zevki, nasıl film izlediği, hangi kitapları okuduğu(Hatta kitap okuyup-okumadığı), boş zamanlarında okey mi oynadığı-pikniğe mi gittiği veya bir enstrüman mı çaldığı, bir spor branşıyla mı uğraştığı, hatta interneti, soyal medyayı hangi amaçla kullandığı, vesaire; o toplumun kültür seviyesinin bir göstergesidir.
Sosyal medyadaki üslup da bir toplumun edep seviyesinin göstergesidir. Küfür edince karşı tarafa bir şey olmuyor ki, küfür eden ne mal olduğunu gösteriyor. Tabi bir toplumda küfürlü konuşmak, kabadayılık taslamak takdir ediliyorsa, kibar olmak aşağılanıyorsa, terbiye bekleyemeyiz değil mi? O yüzden soyal medyada kendi sayfam dışında kimsenin sayfasında dolaşmam, kimseye cevap vermem. Çünkü keresteler hep kendini haklı görüyor ve cümleye aq diye başlıyorlar. AÇIKÇA SÖYLÜYORUM; AĞZI BOZUK İNSANLAR, GENELDE BOŞ İNSANLARDIR! VE DE ZEYTİNYAĞI GİBİ SÜREKLİ ÜSTE ÇIKMAYA ÇALIŞANLAR, KARŞISINDAKİNE SÖZ HAKKI BIRAKMAYANLAR DA BOŞ İNSANLARDIR!
Evet ben de sevmiyor İbrahim Tatlıses'i ve saygı duymuyorum; Türkiye ona bayılsa bile. Kaç kadın şiddet ve kurşun mağduru oldu onunla ilgili olarak. Ayrıca yaptığı da bana öyle ahım şahım bir sanat olarak gelmiyor. Dinlemeyi falan da sevmiyorum. Yaa, sadece İbrahim Tatlıses değil, bu ülkedeki bir çok iyi sesi var sayılan ses sanatçılarını da tarzlarından, tekdüzeliklerinden dolayı dinleyemiyorum. Tekrar isim vermeyeyim. Önceki paylaşımlarımda çok belirttim bu isimleri... Yapılan işlerde deneysellik, yaratıcılık yoksa, ben ona sanat demem!
Türkiye'de geniş halk kitleleri tarafından tutulan müzikler bana samimiyetsiz yas ve düzeysiz eğlence havası gibi geliyor!
Altyapısı modern bazı Arabesk şarkıları seviyorum; Gülden Karaböcek, Neşe Karaböcek, Kamuran Akkor gibi... Başka da yok sanırım dinlediğim... Ama diğerleri resmen beni buhrana sokuyor. Hele Bülnt Ersoy'u falan 1-2 şarkıdan faza dinleyemem. İnsanın inithar edesi geliyor!
Geleneksel yapısı bozulmasın diye, bir de şirketlerin tücaar zihniyeti yüzünden ülkede müzik kalmadı.
Samime Sanay'ın yaptıkları da enstrüman çeşitiliğinin olmaması ve armoni zenginliğinin beklenenden az olması dolayısıyla çok da çok sesli sayılmasa da Türk Sanat Müziğ'nde bir devrimdir. Emel Sayın'ın 80ler, 90'larda yaptıkları da...
Twitter'da açılan ve trend topic olan tag'lerin gerçeği yansıttığına inanmıyorum. Bu başlıklar gerçekten Türkiye gündemiyse, yazıklar olsun!
50 yıl karantinada kalsam, yine de dönüp bırakın survivor'ı TV 8'i bile izlemem!
Türkiye'nin en homofobik şehirleri sırasıyla; İstanbul, Bursa, Konya, İzmir, Trabzon, Aydın, Ankara, Sakarya imiş!
Şuna inanıyorum ki, eğer Çin'e güvenirseniz, Amerika'yı mumla ararsınız. Dünyada en güvenmediğim ülke Çin'dir!
Ben Çin'de insanın türünün bir değerinin olduğuna da inanmıyorum!!!
Çin'de sporculara olimpiyatlarda başarılı olması için işkence tarzında antrenman yaptırıldığını, işleri bittikten-madalyalar kazanıldıktan sonra da sokağa atıldığını biliyor muydunuz?
Çinlilerin canlı hayvan yemesi hakkında ne düşünüyorsunuz?
Aşı yaptırmayacağım; sırf Çin'den alındığı için! İsterlerse idam etsinler!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder