16 Ocak 2021 Cumartesi

15 Ocak 2021 facebook notlarım

 Sanat; kötü ruhları ehlileştirir, cahillerin zihnini açar, en hümanistçe mesaj verir ve kuvvetli bir uyarıcıdır. Yobazların sanata düşmanlığı bu yüzdendir. Ülkemizde sanat yok sayılabilir, yoktur bile diyebiliriz(Çünkü o sanat bana ulaşamıyor). Çünkü özgürlüğün olmadığı yerde yaratıcılık kendini geliştiremez, kendini gösteremez... Yobazlığın egemen olduğu yerde bırakın sanatın icrasını, sanatsal bir şeyi paylaşmak bile suç teşkil edebildiği için, insanlar bunu paylaşıp yayamaz bile. Çünkü yobaz sistemin kuklaları tetiktedir ve hafiyelik yapmaktadırlar. Günümüzde de sosyal medyada güzel bir şeyi paylaşmak bile bireylerin engel yemesine, hatta reel olarak ceza almasına sebep olmaktadır. Siyasi bir şey paylaşamazsınız; çünkü eleştiri iktidarları rahatsız eder ve sosyal medya dahil her şey iktidarların yönetimindedir. Sanatsal bir şey paylaşamazsınız; çünkü ahlakçılık insanlar üzerinde en güçlü baskı aracıdır. Oysa sanatta özgürlük vardır, cinsellik vardır, aşk vardır; çünkü bunlar olmadan doğal yaşam olmaz. O yüzden ben de sanatsal çalışmaları paylaşamıyorum ve Türkiye'de sanatçılar olsa da, SANAT YOKTUR. Bu ise bir ülkenin en büyük ayıbıdır. Türkiye hiçbir zaman modern ve çağdaş bir ülke olmamaıştır, olamayacaktır, aydınlanmadığı sürece de olması imkansızdır. Eğer bir ülkede sanat varsa, sanata saygı duyuluyorsa, toplum sanat ile kendini tamamlayıp geliştiriyorsa, o ülke gelişmiş demektir. 

Çalışma Garth Knight'a aittir. Ağaç Adam adlı bu çalışması, tüm canlı yaşamının birbiiryle bağlantılı olduğunu anlatmaktadır.

Daha güzel benzer bir çalışmayı kadının meme başı gözüktüğü için, facebook hesabım kapatılabilir diye paylaşamıyorum...

Sanatın olmadığı bir toplumda ne özgürlükten, ne de insanlıktan bahsedebiliriz.

Sanatın olmadığı bir toplum, ölü bir toplumdur; yaşadığınızı sanmayın!

Sanat sadece tuale resim yapmak, kulağa müzik çalmak değildir. Ahlakçılığa karşı yaptığınız her hareket bir performans sanatıdır!

Yaptığım her şeyde kendimi tatmin etmek kadar sisteme bir isyan da vardı! Yoksa daha mülayim olurdum!

Gülden Karaböcek Müziği içselleştirdiklerimden, dolayısıyla vazgeçemediklerimdendir... Gülden Karaböcek ve her şarkısı, her dinlediğimde kalbimde haz duyduğum kriminolojik bir hasar yaratmaktadır! Çünkü Gülden Karaböcek Müziği'nde aynı anda hem coşku, hem hüzün vardır; BELKİ TIPKI BİZİM GİBİ!

"Ara Beni Bul Beni", "Al Resmin Ver Resmini" ile bir ikilidir benim için!

Psikolog bir kadın çıkıp konuşmuş. Adını boşverin. "Eşcinsellik normal bir yönelim değildir, aile yapısına zarar vermektedir" diyor. Aaaa! Son günlerde çocuklarının gözleri önünde kadınları öldüren erkeklerin olduğu aileler heteroseksüel yönelimli evliliklerin bir ürünü değil mi? Siz hiç böyle vahşi bir eşcinsel evlilik veya aile gördünüz mü? Eşcinselliğe karşı heteroseksüel aile yapısını savunanlar neyi savunduklarının farkındalar mı acaba, neyi suçladıklarının farkındalar mı acaba? Eğer burada (eş)cinsel yönelimi bir anormallik olarak görebiliyorsak, tartışılması gereken heteroseksüellik mi, yoksa eşcinsellik mi? Bakınız, cinsel yönelim canlının bir edimidir ve suçla falan alakası olamaz. Bir insanın kişiliğidir olumsuzlukları yaratan ama siz kalkıp, hiçbir vakasına rastlamadan eşcinselliği zararlı ilan ederseniz, o zaman heteroseksüellğin de tek başına hiçbir suçu olmamasına rağmen, önce heteroseksüellerin suçlarına bakmanız gerekmez mi? Her zaman olduğu gibi, AKIL VE MANTIK diliyorum vicdansızlara!

Son 20 yıl Türkiyesi; İçinde sarhoş kelimesi geçen şarkıları yasaklamıştır!

Muhafazakar iktidarları savunanlar benim arkadaşım olmasın lütfen, LÜTFEN! Siz kendiniz biliyorsunuz bunu! Hem de bile bile!

Dışarıda ahmakçı bir yağmur olduğunu bile bile, hasta olacak olsam da, yürüyeceğim; iyi gelecek ruhuma çünkü!

Neşe Karaböcek'in en güzel albümlerinden biri de, "Günün Birinde",  "Kabahatim Büyüktür", "Ölmeden Gel", "Gece Yaman Uzundur", "Sen gelmez Oldun", "Ne Yapsak Etsek", "Kader Utansın", gibi enfs ötesi şarkıların yer aldığı, benim ise en çok sevdiğim albümü olan "Yedi Renk"tir.

Bana göre dünyanın bir numaralı sesi Neşe Karaböcek'tir. Whitney Houston, Mariah Carey, Celine Dion haltetmiştir yanında!

Hiç kimler olduğunu aklınıza getirdiniz mi; 40-50, hatta 60 sene evvel sahnelere çıkıp da, hala canlı performanslarıyla müzik hayatlarına devam eden süper sanatçıların kimler olduğunu..? Ben söyleyeyim, zahmete girmeyin... Benim de en çok sevdiğim sanatçılar... Kimler mi;

Neşe Karaböcek, Gülden Karaböcek, Nükhet Duru, Kamuran Akkor, Selda Bağcan ve Bedia Akartürk. Ve canlı performansları hala çok muhteşem.

DÜNYANIN HİÇ YAŞLANMAYAN KADINI!

Bedia Akartük'ün 80 yaşında olduğunu, konserlerine hala devam ettiğini, ses ve yorumunda neredeyse hiç performans düşüklüğü olmadığını biliyor muydunuz?

Folklörümüzün 60 senedir tek zirve ismi...

Azeri şarkıları şahsına münhasır özgünleştiren en önemli isimlerden biridir Bedia Akartürk...

ÇOCUĞUN EŞCİNSELLİĞİNDEN ANA BABAYA NE AYOL!

"Çocuğunuz eşcinsel olsaydı ne yapardınız?" diye aptal mı aptal geri zekalıca bir soru soruyorlar. Kusura bakmayın biraz kabaca konuşuyorum ama... Ulan, çocuk ne olursa olsun, belli bir yaştan sonra ne yapabilirsiniz ki? Karışamazsınız. Sizin bakış açınızın, onun yapısının yanında esamesi bile okunmaz. Nasıl takip edecek, nasıl müdahale edeceksiniz ki? Çok gördüm çocuğu eşcinel olanların müdahale etme çabalarını... Çocuk gene çatır çatır bildiğini gizli veya açık okuyor. Günah deseniz kaç yazar, hastalık deseniz ne çıkar, üzülseniz-dövseniz-öldürseniz neyi değiştireceksiniz? Bir çocuk eşcinselse, eşcinseldir. Yapılabilecek hiçbir şey yok çünkü. Çocuğunun eşcinsel olduğunu kabul etmeyenler, üzülmeye ve kaybetmeye mahkumdur. Çünkü hayatın gerçekleriyle mücadele edilmez. Yağmur yağacaksa yağar, güneş doğacaksa doğar, O EŞCİNSELLİK DE YAŞANIR..!

Bir sanatçı dünyanın en iyi sanatçısı olsa da, eğer homofobikse, onun sanatçılığının hükmü olmaz. Tıpkı Özdemir Erdoğan gibi!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder