15 Ocak 2021 Cuma

14 Ocak 2021 facebook notlarım

 BUYRUN BURDAN YAKIN! DİNİ BÜTÜN İNSANLAR YAMUK OLMAZLARMIŞ MIŞ DA!

İşte spor yaparken, yürüyüş yaparken falan parkta insanlarla karşılaşıyorum ve sohbet bir şekilde dine varıyor ve insanların iyi olma kıstası dindar olması olarak gösteriliyor. Dini bütün insanların yalan söylemediği, güvenilir olduğu, hak yemediği, çalmadığı, zalim olmadığı vesaire deniyor. Peki diyorum, bütün kötülükleri yapan insanlar inançsız mı diyorum. Ağzından dini, Tanrı'yı düşürmeyen herkesin bildiği insanların bil yaptıkları yamuklardan bahsedince, hemen kıvırmaya başlıyorlar, e onlar dini kötü amaçlı kullanıyorlar falan, filan... Ben de diyorum ki, hani inanan insanlar dürüst insnalardı? E o zaman her dindar insana iyi demeyeceksin ve de iyi insan olmanın, kötü insan olmanın dinle falan alakası yok, bu bir kişilik meselesi. Hatta din üzerinden insanları çok rahat kandırma durumu söz konusu diyorum. Oysa inançsız insanlar akıl ve mantık çerçevesinde hareket ettikleri için, düşüncelerinde, fikirlerinde bilimsellik olduğu için, ilerisini gerisini düşünerek konuşurlar ve hareket ederler ve onlardan pek, belki de hiç zararar gelmez. İnançsız insnalara bakıyorum da, hayatlarının odağında bilim var, hayvan ve insan haklarına karşı daha duyarlılar, hatta hak mücadelesini yapanlar genellikle bu inançsız kesim. Çünkü hesap verecekleri tek merci vicdanları. Dindar insanlar gibi hesaplarını öte dünyaya sarkıtmıyorlar veya günah çıkartarak veya dini edimlerle kendilerini affettirmeye çalışmıyorlar. Mesela ben yanlış bir şey yaptıysam, Tanrı affetsin demem, gider hukuki manada cezasını çekerim. Çünkü benim dinim de, Tanrım da, inancım da sadece vicdanım, aklım, beynim, kişiliğim... Unutmadan şunu da söyleyeyim... Dün Türk asıllı bir Suriyeli de diyor ki, iyi insan olmak için Sünni Müslüman olmalıymışsın! FESÜPANALLAH!

DOĞA OLAYLARINDAN KORKMAYIN, ASIL OLMAMASINDAN KORKUN!

Evrenime şükürler olsun ki, geçen hafta 4 kere sallandık, arkasından rüzgar ve fırtına, sonrasında yağmur ve kar müjdesi... Hiçbir doğa olayı felaket değildir; doğanın sürekliliğidir. Depremden, sel felaketinden falan korkmayacaksın, onlara karşı önlemini alacaksın. Eğer doğa olayları artık olmamaya başladıysa, doğanın katli de başlamış demktir ve asıl korkulması gereken budur. Salgın hastalıklara falan hiç üzülmüyorum; onların doğanın kendini korumak için devreye girmesidir. O yüzden doğayla savaşmayın, doğanın yanında olun. Bizim bir tane dünyamız var ve onun da kıymetini bilelim.

HAYATLA VE KENDİNİZLE BARIŞAMIYORSANIZ, LÜTFEN PSİKOLOJİK YARDIM ALIN!

Özellikle ünlü olup da sıkı rejim yapıp zayıflayanlarda falan, sindirim sistemi ile ilgili rahatsızlıklar filan başgösteriyor. Fit olmak güzel, kim istemez ki ama genetiksel gerçeklere ve yaş itibariyle yerçekimi kuvvetine karşı gelmek aptallıktan başka bir şey olamaz. Özellikle ekmek gibi tahıl ürünlerini-karbonhidratı tamamen hayatından çıkaranlar, hiç mi düşünemiyorlar; eğer vücudumuzun baş aktörü barsakları çalıştıracak katı yiyecekler yemeyince hayatımızın mahvolacağını. Evet düşünemiyorlar, çünkü bilimsel-tıbbi bilgileri yok, olanlar da bunu es geçiyor... Hasta olacağınıza, bırakın hafif göbeğiniz, kalçanız oluversin. Sonuçta Oscar'a koşan bir oyuncu değilsiniz, olmayacaksınız, fiziğinizi sizi belli bir noktaya da getirmeyecek. Çok şekilciyseniz, yanlış anlamayın ama psikolojik yardım alın... Dediğim sadece yeme içmeyle de alakalı değil. Gerçekten çok şeklciyseniz, çok sistematikseniz, hayatla ve kendinizle barışmak adına yardım alın.

KENDİSİNİ SEVMEYENLERE, HAYATLA BARIŞAMAYANLARA..!

Herkes nasıl mutlu olacaksa, o şekilde kendine müdahale etme-ettirme hakkına sahiptir ama ben insanın doğasına her türlü müdahaleye kaşıyım. Ayrıca bu müdahale gerçek mutluluğu sağlıyor mu tartışılır. Oysa insanın, hayatla-doğayla ve kendi gerçekleriyle barışması en kesin ve kolay çözüm. Tabi bize dayatılan sisteme karşı direnme kapasiteniz ölçüsünde.

1. Kelim ve saç ektirmek aklımın ucundan bile geçmedi. İstemez miydim saçlarımın olmasını; isterdim ama sırf soğuk havalarda üşüdüğüm için; yoksa saçın, bana ekstra bir güzellik kattığını, katacağını hiç düşünmedim...

2. Sağlığımla alakalı değilse, asla ve asla estetik yaptırmam. Burnum tahra gibi olsa bile, vesaire...

3. Çok kıllıyım. Niye epilasyon yaptırayım? Saçımızı seviyorsak, vücudumuzun herbir kılını sevmeliyiz. Sistem epilasyon istiyor diye, niye buna uyayım ki..?

4. Asla ve asla dövme yatırmam. Doğanın bana bahşettiği bedene zarar vermeye hiç hakkım olduğuna inanmıyorum. Noluyor yani vücudumu dövdürünce; havalı mı oluyorum; ayol bir kitap okur, oradan edindiğim bilgiyle daha gerçekçi hava katarım kendime!

5. Ve en önemlisi... İçimde bir kadın var ama bunun vajinalı olması şart değil. Ben penisli bir kadınım. Ben de memnunum, benimle beraber olanlar da... Nasıl kıyarım o güzelim bedenime, beni mutlu eden bedenime... Nasıl orgazmdan vazgeçebilirim ki?

6. Orasına burasına silikon taktıranlar, dolgularla şişirtenler, gerdirenler... Ne için ha, söyler misiniz ne için? Sistem sizi koşulladığı için mi? Kolaylık diliyorum...

Kimseye tavsiyede bulunmak asla haddime değil. 51 buçuk yaşındayım ve hayat tecrübelerime dayanarak düşüncelerimi paylaşıyorum işte. Gerçekten hayatta sağlıktan değerli hiçbir şey yok ama başımıza gelinceye kadar, "önce sağlık" sözü sadece lafta kalıyor. 3 yıl öce bir ameliyat geçirdim ve bu ameliyatla sağlığım için bazı şeyleri feda etmek zorunda kaldım. 50 yaşından sonra insan kas yapısı olarak önceki yaşlarındki gibi olmuyor elbet. 50 yaş, insana kendini hatırlatıyor, hissettiriyor. O yüzden, sağlığınız dışında hiçbir şeye kafa yormayın. Ağzınızın tadı bile çok önemli sağlık açısından. Yediğiniz şeylerden hiç tat alamadığınızı düşünsenize bir... Bir de sevdiklerinizden umarım hiç ayrılmak zorunda kalmazsınız...

Photo: 14 Ocak 2021 - İncilipınar

Karşıma çıkan insanlardan sadece 3 şey bekledim; nezaket, samimiyet ve dürüstlük... Sevgisi, saygısı, v.s. kendinin olsun!

Ameliyatımın üzerinden 3 yıl 18 gün geçmiş. Sağlık problemim tekrar nükseder mi korkusunu hep yaşadım ama 3 yıldır şükürler olsun ki nüksetmedi...

Yaa, hani şu Denizli'de 22 yaşınaki bir kız eski sevgilisi tarafından boğazlanarak öldürülmüştü yaa... Öldüren kişi de hapishanede kendini asarak intihar etmiş. İnanamadım. Gerçekten İNANAMADIM!

Neşe Karaböcek'in Amerika 1 albümünü dinliyorum da, ne şahane bir albüm. Boş şarkı yok ve Neşe Karaböcek'in güncelin en iyisini yaptığının bir kanıtı. 90'lar döneminin en melodik, sıkılmadan dinlenebilen 1 numaralı albümü... Teşekkürler Hakan Eren

Alaturkayı da en iyi Nükhet Duru yorumlar. Tabi çağdaş olmayanlar bunu anlayamaz... Teşekkürler Hakan Eren ... Sayende gerçek müzik gelecek kuşaklara miras olarak kalabilecek.

Pop müzikte benim prensim Azeri Ahmet Mustafayev... Sesini çok seviyorum ve her şarkısını büyük keyifle dinliyorum...

Çok pardon ama IQ'lar düşük olunca, elbette Bahar'ın anlaşılması imkansız ve Bahar'sız bu program Bahar sevenler için çekilmez. Zaten Youtube'dan sadece Bahar'ın bölümlerini izliyoruz. Programda Bahar'ı seven sadece Ayşegül ve Birben. Erkek yarışmacıların sevmesini malum sebepten dolayı bekleyemeyiz zaten. Jüri de zeka hazımsızı zaten. Muazzez Ersoy bile Bahar'ı anladı da jüri anlayamadı. İzleyiciler zaten Özde Karacan kafalı hanım abla tipler. BAHAR ELBETTE ANLAŞILMAZ VE SEVİLEMEZ..

Birben, erkek yarışmacılardan birinin, Baharı'ın herkesi küçümsediğini söyleyip ezik edebiyatı yapması üzerine, Bahar'ı hazmedemeyenlerle ilgili 10 numaralık bir tespit yaptı. "Kompleksli olanlar, Bahar'ın söylediklerini üzerine alınır." dedi ve Seray Sever Bahar'ın herkesi kışkırttığını söyleyerek hemen savunmaya geçti ve teknik ekibe Bahar'ın sesini kapattırmak istedi. Seray Sever o anda öfkesinden Bahar'ın olgun tavrını bile göremedi. Seray Sever, sen bir jüri üyesisin, nasıl taraf tutabilirsin ki..? Bahar olmasaydı, raitinginiz düştüğü için progrmınız neredeyse sonlandırılacaktı. Bahar'a çocukça saldıracağınıza, minnettar olun bence!!! Ayrıca Bahar'ın ne kadar eşitlikçi bir insan olduğunu göremeyecek kadar ... mısınız?

Sevgili Bahar, kaba erkek yarışmacılar ve jürinin sana karşı kaba davranışlarına karşı tahammül edemediğim için, artık yarışmayı izlemeyeceğim. Seray Sever sana karşı o kadar hazımsız ki, seninle kavga etmek için koltuğundan kalkıp yanına geliyor. Keza Uğurkan Erez de seni hazmedemiyor artık. İnstagram hikayelerini izlemeye devam edeceğim. Çünkü çok başarılı. Yarşma sönük kalıyor senin İnstagram paylaşımlarının yanında. Akşam dansların ve sabah kahvaltıların muhteşem. Doya Doya izliyouz seni İnstagram'dan. Yarışma senin klasında değil, çok ama çok düşük seviyede...

Türkiye'de 21. yüzyılda bile eşcinselliği hastalık olarak lanse edip tedavi etmeye psikologların olması çok utanç verici!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder