Dün Katersis X programında Kürt şarkıcı Vanlı Raperin'in hikayesini izledim. Çok üzüldüm. İzmir'de ilkokul sıralarında nasıl Kürt diye aşağılandığını, meslek hayatında bu yüzden çıkartılan zorlukları... Türkçe bilip şarkılarını Türkçe söylediği için Kürtler tarafındna da kabul edilmediğini... Sonra kendisini maddi olarak dolandıran ve umutlarıyla oynayan bir dolandırıcıya karşı kendini savunurken ölümüne sebep olduğu için 12.5 yıl hapis cezası alması, hapisteyken 13 yaşındaki kızının inithar etmesi falan... Gerçekten bu kadar da olmaz dedirten cinstendi. Beni en çok düşündüren de, medyanın gerçekleri bilmeden Raperin'i bir katilmiş gibi gösterip, kıznın bu yüzden intihar etmiş olabileceği... Ama burada asıl değinmek istediğim konu, dolandırıcıların asla affedilmemesi ve insan hayatında nelere mal olabileceğinin bilinmesi gerektiği. Dolandırıcılık nedir biliyor musunuz; hak yemektir, haksız kazanç elde etmektir. Bu kişilerin en ağır ceza ile cezalandırılması gerekiyor. Raperin'in başına bu dolandırıcılık gelmeseydi, belki şu anda normal şekilde akıp giden bir hayatı olacaktı. 90'larda kapkaççılar vardı, sonra pazarlamacılar vardı cahil vatandaşlarımıza senet imzalattırıp onları borca sokan. Aslında o kadar çeşitli dolandırıcılık olayları var ki... Eskiden önce parasını alıp, sonra tavşanlarla kağıtlar çektirip boş çıktı diye masum insnaları dolandıranlar vardı mesela. Sonra kumarhaneler... Bunlar hep dolandırıcılıktır VATANDAŞLARIN İMKANSIZLIKLARINDAN FIRSATÇILIK YAPAN. Son dönemlerde internet üzerinden dolandırıcılklar çok yaygın. İnsanların zaaflarına dair profiller çıkarıyorlar kredi çekmek, kredi kartı aidatınınızı ödeyeceğiz diyerek falan, hatta elektrik-su faturası yüksek gelenler bile bir profil. Çünkü yüksek faturalardan o kadar şikayetçi olan var ki, sizin faturalarınızı düşüreceğiz diye insanları ikna edip paralarını ellerinden alıyorlar. Sonra şuraya, mesela işte bir yardım kuruluşuna, askeriyeye para topluyoruz diye falan. Bir de tehdit edenler var şu kadar para vermezseniz diye. Adamların telefon numaralarını öğrenmişler, sürekli rahatsız ediyorlar. Eşcinsellerin kurban olarak görülüp tuzağa düşürüldüğü dolandırıcılıklar var. Beraber olacağız diye anlaşıyorlar, sonra olay darpa ve gaspa, çek senet imzalatmaya, şantaja kadar uzuyor. Sana aşığım diye ünlüleri tuzağa düşürüp asalak gibi onların sırtından yaşamaya çalışanlar var. Örnek Zerrin Özer, Gönül Yazar... Raperin de seni ünlü bir şarkıcı yapacağım diye dolandırılmış. Bir de iş yaptırmak için peşin para alıp, paranın üstne yatanlar. O kadar çok ki böyle. Adam parayı almış, yapmıyor işi, yaptıramıyorsun. E senet de yamamışsın... Sonra aylarca kirayı ödemeyip bir gecede ortadan tüyenler... Soygunculukların en büyüğü ise, mevki sahibi olduktan sonra masum insanların hakkını yiyenler. Dolandırıcılığın büyüğü küçüğü olmaz aslında; çünkü herkesin yaşam standartı farklı. Bir milyoner için bin lira dolandırılmanın önemi olmaz ama o bin lira, bir lira bile çok değerli olan biri için çok büyük rakamdır. İnsan olmak, başkalarının acılarını hissedebilmekmiş. Ben dolandırıcılarda vicdan olmadığı için, onları iflah etmenin en iyi yolunun, hayattan men etmek olduğuna inanıyorum. Çünkü bu dolandırıcılar insanların umutlarıyla, hayatlarıyla, psikolojileriyle de oynuyorlar. Dolandırılmak insanı o kadar değersiz hissettriiyor ki... Nasıl ben böyle bir tuzağa düşerim diye utanıyorsun ve kimseyle de paylaşamıyorsun durumu. Böyle durumlarda dolandırılanın leyhine sonuçlanacak bir şey olmasa da, dolandırıcıların yakalanması adına en iyi yol polise şikayetçi olmak. Bakarsın şan eseri, hak ettikleri cezayı alırlar. Hırsızlık da böyle bir şeydir, aslında ikisi de aynı şeydir. Acımayacaksın bu pisliklere. Hırsızlığın, dolandırıcılığın gerekçesi olmaz çünkü.
***
08 Kasım 2020 facebook notlarım
Yanlış anlaşılmasın ben çıplaklık taraftarıyım da, yalnız mesela teniste, bazı kadınlar taytla falan müsabakalara çıkarken, bazı kadın sporcuların paraşüt gibi açılan ve iç çamaşırlarını sergileyen fırfırlı eteklerle sahaya çıkmalarına anlam veremiyorum. Sporla bağlantısı ne bunun? Sonuca götürmede bir rahatlık üzerinden avantaj mı sağlıyor? Çok özür dilerim tekrar kadınlara karşı ahlakçılık yaptığım falan zannedilmesin diye...
Önce sözüm meclisten dışarı diye başlayayım. BAZI erkekler siz gerçekten mik-penis kafalı yaratıklarsınız. Ulan eşekler, insanları taciz, tecavüz ederek ve sonrasında gasp, darp ederek, daha da ileriye gidip öldürerek ne geçiyor elinize? Bu yaptığınızla gücünüzü falan ispat ettiğinizi mi sanıyorsunuz? Yoksa yaptıklarınız sonucu yıllarca hapis yatmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu düşünemeyecek kadar geri zekalı mısınız? Orgazm denilen şey saniyelik bir şey ve bunu gidin mastürbasyon yaparak falan gerçekleştirin bu kadar çirkinleşeceğinize... Bir de ayrıca karşı tarafın rızası olmadna bir edim gerçekleştirmek ne kadar şerefsizce, onursuzca bir şey; bunu göremiyor musunuz?
Atatürk'ü o kadar çok seviyorum ki, onun her karesi benim için çok anlamlı ve değerli...
İstifalar, seçimler, artık beni ilgilendirmiyor. Herkesin ne hali varsa görsün. Seçim zamanında oyumu veririm sadece!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder