9 Kasım 2020 Pazartesi

9 Kasım 2024 facebook notlarım

İnstagram'da bir söz ile karşılaştım, çok hoşuma gitti. "Ben aynayı öperek güne başlıyorum. Hayatı ve kendini sevmeyenler ötede oynasın!". Gerçekten ne güzel olurdu negatifler ve pozitifler ayrı ayrı  dünyalarda yaşasalardı...

Bir süre, "yeryüzünün en büyük divalarından Mina" ile yatıp kalkacağım! Onun külliyatını hatmetmek gerçek bir müziksever olarak boynumun borcu elbet. Dinlerken öyle huzur buluyorum ki; dilini anlayamasam da sesinin tonu ve rengi, içimdeki asilikle öyle bir örtşüyor ki...

Şehrimizdkei LGBTİ toplantılarında benim konuya bakış açımdan dolayı beni linç edip ihraç edenler, şimdilerde günah çıkartırcasına, senin eşcinsellik ve transseksüelliğe bakış açın ülkemizde yeni yeni gerçekleşmeye başladı diyorlar. Geçmiş olsun. Umarım iyileşmişsinizdir! Ve o zamanlar kadın kıyafeti giyip trans geçiş ameliyatı olmak isteyenler, şimdi sakal bırakıp doğal kimlikleriyle arz-ı endam etmeye başladılar... Benim bakış açım ne mi idi? İçinizdeki ruh, kimlik, cinsellik her ne olursa olsun, doğduğunuz beden ile de onu çok güzel ifade edebilir ve en mükemmel şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Doğanıza ihanet etmek cinsiyetçi topluma kendinizi feda etmek, bir anlamda intihar etmek-kendinizden vazgeçmektir diyordum. Bana diyorlardı ki, sen bizi anlamıyorsun. Oysa kendileri, kendilerini tanımıyor ve toplumsal cinsiyet rollerini tek gerçek sanıyorlardı. Toplumu yeniden kendi yapılarına uygun inşa etmek yerine, enkazının altında kalacakları o çürük yapıda kendilerine bir yer arıyorlardı; enkazının altında kalacakları o çürük yapıda keşke bir yer bulabilselerdi; o bile mümkün değildi.

Hadi siz de Mina dinleyin! Mina'dan keyif almadan ölmek, eksik yaşamak demektir....

Ajda Pekkan, belki anne tarafından bir kökünün İtalyan oluşundan dolayı, tam bir Mina ve Rafaella Carra taklididr!

KORONA'YA KARŞI KEDİ SEVGİSİ EN GÜÇLÜ İLAÇTIR!

İnsanlara bakıyorum, Corona yüzünden öyle pimpirikliler ki, evlerine robot kılığında dezenfektörler falan getirip, bunu ne kadar titiz olduklarına dair sosyal medyada falan paylaşıyorlar ama bir bakmışız o sosyoekonomik gücü zievede olan insanlar Corona'ya yakalanmışlar ve bye bye demişler. Oysa ben 20-30 arası kedimle yaşıyorum ve evim kedi kokusu misler gibi ve bazıları mikrop kapıp hasta olacağımı iddia ediyor. Artık benim evime misafir gelmiyor, Corona'dan değil, kedilerimden. Ama çok şükür ki sağlıklıyım, önceki yıllara oranla çok daha iyi şekilde. Tabiki de temizlik koşulları mikrobik rahatsızlıklarda önemlidir ama VİRÜS bu; havada da yaşıyor. Oksijn teneffüs etmeyecek miyiz sonuçta; virüslerden ne kadar korunabilirz ki? Tek çözüm bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak. 51 yaşındayım ama her gün spor yapıyorum ve amatörce de olsa belli branşlarda maçlarım oluyor. Daha da önemlisi ne biliyor musunuz; sevgi. Sevgi bağışıklı sistemini çok güçlü tutuyor. Sevgi yan etkisiz en güçlü doğal bir ilaçtır. Sevgi ile moralinizi de güçlü tutyorsunuz. Mesela benim moralim bozulduğu zaman vücuttan düşerim ve hasta olurum; ağzımda uçuklar çıkar, halsizleşirim, yaşam enerjim düşer, yataktan çıkmam ve dolayısıyla hasta olurum. Diyeceğim o ki, kediler mikrop yuvasıdır diyenlere; benim en güçlü koruyucum onlar!

Dün teniste o kadar çok yoruldum ki, 3 maç yaptık çünkü ama sporda durmak olmaz, bugün günlerden BADMİNTON!

Haftalık spor programım: 2 gün belediyede tenis, 2 gün badminton grubumuzla badminton, Pamukkale Ünivesitesi, P Evi ve Çamlık Buz Pisti'nde tenis grubumuzdaki arkadaşlarla onların uygun zamanlarında özel tenis ve eğer enerjim varsa her gün yürüyüş ve aletli spor... Yanişehir'deki arkadaşlardan özür diliyorum onların taleplerine mesafeden dolayı evet diyemediğim için...

***

* Transseksüellik, sinsi ve yaman bir paradigma kaymasından kaynaklanmaktadır. Aslında, güzellik eril; güç, dişil bir unsurdur. Ancak, biz tam tersi şartlama yaparak kişileri ters kimliğe sokmaktayız.

Hail: Peki bu kayma toplumsal mı, ruhsal mı, kçınılmaz mı? Bana göre bir bütünü ama bana göre toplumsal cinsiyet paralelindeki transseksüellik cinsiyetçi bir varoluş ifadesi ve gelecekte olmayacak!

* Bu kaymanın kökenlerini bilmiyorum ama farkındalığı oluşturulursa, insanlar bıçak altına yatıp cinsiyet değistirme tuzağına düşmezler. Az düşünmedim zamanında, kendimden de biliyorum.

Hail: İnsanın yapısının bir parçası olan psikoloji, herkeste farklı seviyede ve herkes hayatla ve kendisiyle çok barışamayabiliyor, dolayısıyla kendisi olarak varolabilme ve kendini gerçekleştirebilme özgüveni güçlü olmayabiliyor. Burada toplumun cinsiyetçi yapısı devreye girip işte o kaymalara sebep oluyor. Tabi bireyin kendini geliştirip bilinçlenme çabasının olmaması da toplumun itkilerini güçlendiriyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder