15 Kasım 2020 Pazar

14 Kasım 2020 facebook notlarım

 Melike'ye dedim ki, Fransız filmlerindeki gibi romantik çek beni; ne yazık ki umutsuz Türkiye pozu çıktı!

Suzi kızım da annesi Lilly'den 2 hafta sonra sonsuz yolculuğuna çıkmak üzere. Daha iki yaşını doldurmadı ama az kaldı. Lilly evde kalablık oluşunca, diğer kediler de kendi yavruları olmasına rağmen, yeni yavrularını dışarıya yapmaya başlamasının ilk meyveleriydi Suzi ve kardeşleri. 5 yavruydular. Onları bulduğumda Suzi'nin bir gözü iltihaptan kapalıydı. Eve getirip müdahaleyi yaptım ve o gözü kaybettiğimizi zannettiğim halde kurtulmuştu. Sonra bir kardeşi duvarla demir arasında sıkışıp onu kurtarmıştık. Yabani oldukları için eve getirmem çok zordu. Sonra Lilly zaten 5'ini de eve taşıdı. 5 yavrudan şu anda Suzi ve bozişlerden biri hayatta. Diğerleri 1.5 yaşından sonra kayboldular. Dediğim gibi Suzi de son yolculuğuna hazırlanıyor.

İnsanların nüfusu durmadan artıyor ama hayvanlar doğal seleksiyona maruz kalıp yerinde sayıyorlar. Böylece kedilerden bir ordu oluşturup insan türüne dur diyemeyeceğim için çok üzgünüm!!!

Aslında düşmanlığım insan türüne değil, insanların duyarsızlığına, cahilliğine, bilinçsizliğine, acımasızlığına, anlayışsızlığına....

Bugün marketlerden birinin önüne yığılmış kutulardan bir tanesini sokaktaki kedilerden biri için almak istedim. Market sahibi yüzlerce kutudan 1 tanesini vermedi bana. Neymiş, satılmış o kutular. Bir kutu kaç kuruşluk matrak ki? Ama öğrendim ki, insanlık 3 kuruş bile değil!!!

Pamir bebek kapımın önüne bırakılalı 1-2 ay kadar oldu. İlk geldiği 4 gün gece gündüz durmadan ağladı. Sanırım annesini emiyordu ama vicdansızlar sokağa atmışlardı. O kadar vicdansız değillermiş ki, veya bir vicdanlı benim kapının önüne bırakmışlardı. Şu anda evdeki kedilere alıştı ama daha evin içine girmeye cesaret edemiyor. Pencerede sabahlıyor veya evin yakınlarından ayrılmıyor. Kışa kadar sanırım alışır ve evin içine de girer. İşte bugün marketlerin dışarıya atıp vermedikleri kutuyu, Pamir bebek için alacaktım. Haa, kutu bulmak zor bir şey miydi? Hayır değildi. Ben zaten kutu bulamadığım için değil, insanların insanlığı bulamadıklarını hatırlatmak için paylaştım durumu...

Lilly kızım, sokak kızı İrma kaybolduğunda onun kızı sarı Melek'i emzirip büyütmüştü. 15 gün önce trafik kazasına kurban giden Lilly kızımın kalan iki yavrusuna da şimdi Melek kızım annelik ediyor onları emzirerek. Hayvanlardaki vefa, içgüdüsel de olsa insanlardan daha fazla...

İnsanlara bir tavsiyem de şu olabilir. Birbirinizle hayatı ve sahip olduklarınızı paylaşın ve birbirinizi mutlu edin.

İnsan sevdiklerini ister ölümle, ister ayrılıklarla kaybedince; yüzünü, sesini hatırlayamaz bir süre. Lilly kızımın pencereye gelince pencereyi aç sesini-mırıltısının tonunu, o öldükten sonra bir türlü hatırlayamadım. İki hafta sonra ilk defa kulağıma çaldı sesi, sanki pencereye gelmiş gibi.

Dışarıda yağmur, Pamir bebek pencerede. Daha eve girmeye cesaret edemiyor...

ÖLÜMDEN BAŞKA DAHA NE GELEBİLİR Kİ BİR İNSANIN BAŞINA?!

Eşcinsel olmak çok zor şu hayatta. Bakmayın benim hayatıma eşcinselliğimin olumsuz etki etmemesine. Çünkü herkes eşit derecede hayatla ve kimliğiyle barışık olamayabiliyor ve bu onlara baskı ve ayrımcılık olarak geri dönebiliyor. 

Hayatta hem eşcinsel olmak, hem de eşcinselliğin yüzünden ailen tarafından dışlanmak, toplumun seni kabul etmemesinden daha zor. Çünkü elin insanının seni dışlaması başka, sevdiklerinin dışlaması ise bambaşka, çok ağır...

Yalnız bir eşcinsel ve ENGELLİ bir eşcinsel olmak daha da zorlaştırıyor hayatı, daha da yalnızlaştırıyor eşcinselleri. İnsanlar sokak köpeğinin bile başını okşuyor da, eğer eğer engelli bir eşcinsel isen, suratına bile bakmayabiliyorlar.

Eğer yalnız, engelli ve de yaşlı bir eşcinsel isen, hani kurt kocayınca itin maskarası olur derler ya; yaşlı eşcinsel olmak da çok zor biliyor musunuz, hatta zorun da zoru... Çünkü insanlar yaşlı bir heteroseksüeli bile yüksünüyor, kaldı ki yaşlı bir eşcinsele kucak açsın, hem de engelli...

Peki bütün bunlara, yani yalnız, yaşlı, engelli eşcinselliğe bir de mülteci-sığınmacı olmayı eklerseniz; ortaya nasıl bir tablo çıkar tahmin edebiliyor musunuz; İnanın koca dünyaya sığdıramıyorlar sizi. İnsanlar parmağıyla işaret ediyor; bilmem nereli top, ibne diye!

Bu kadarı da yetmiyor biliyor musunuz; 7 yıl olmuş buraya geleli ama hala vizesi çıkıp da üçüncü bir ülkeye yerleştiremdiler. Kimler kimler yerleştirildi de, bir o yerleştirilemedi.

Daha yetmedi desem... Çünkü sağlık problemler, ameliyatlar, son olarak... Karantina..!

Bir de bunlara ekonomik yetersizliği ekleyin...

Siz olsanız ne yapardınız?

İsyan etmez miydiniz? Dokunsalar ağlamaz mıydınız? Tanrı'yı sorgulamaz mıydınız?

Demiştim ki arkadaşıma, yanlış anlama ama senin kaderin sanırım Türkiye!!!

Her şeye rağmen her şey çok güzel olacak diyip, yaşama umudumuzu yitirmemeye çalışıyoruz... Çünkü pes etmek demek, zaten ölmekle eş anlamlı. Bunca sıkıntıyı boşuna mı çektik?

Hayatta öğrendiğim en önemli şeylerden biri de, en iyi dost ve arkadaşın PARA olduğu! Paran varsa, sırtın yere gelmez!

Belli bir zamandan sonra, insanların hal hatır sormasının hiçbir anlamı kalmıyor!

Ben bazıları gibi ölümsüz olmayı, öldükten sonra dirilmeyi falan istemiyorum ve böyle şeylere de inanmıyorum. Bu dünyadan sonra derin bir uykuya dalacak ve bir daha uynamayacak olmanın huzurunu yaşıyorum. Hayatı paylaştığım kedilerimden başka hiçbir şey ve kişiyi de özlemeyeceğim... Çünkü kedilerimden gördüğüm sevgiyi bile insanlardan görmedim. O kadar samimiyetsiz ki insan türü. Sözüm meclisten dışarı...

Yobazlar, iki eşcinsel gencin ilişkisini anlattığı için çocukları ve gençleri zehirliyor ve aileyi yıkacak diye "Yetkililer '85 Yazı' isimli sapkın filmi yasaklasın diye feryat ediyorlar. Bu tür kişiler, hayattaki yobazlık rolünü oynuyorlar ve kendilerine verilen görevi yerine getiriyorlar. Yoksa bu kişiler ne sapkınlığın ne demek olduğunu biliyorlar, ne de eşcinselliğin hiçbir şeye zarar vermediğini biliyorlar. Hayatı ve kendilerini sorgulama yetisi olmayan kapasitesizlerin kaale alınacak bir tarafı yok elbette ama sorun olan bu geri zekalıları kaale alacak kişilerin olduğu bir dünyada yaşıyor olmamız.

Yobaz basın, eşcinseller için sapkınları Batı besliyor demiş. Ne kadar geri zekalı bu cahiller. Çalıştık, alın terimizi yiyiyoruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder