Türkiye'deki insanlık anlayışını sorgılamak istiyorum. Geçenlerde bir video ile karşılaştım. Kendisini denek olarak kullanan programcı önce Almanya'da restoranlardan yemek istiyor, sonra Türkiye'de ve ikisini kıyaslıyor hangi toplum daha insnacıl diye. Almanya'da insanlar sökük pökük kıyafetli bu genç adamın yemek dilenmesine, sanki uzaydan gelmiş bir yaratık gibi bakıyor, anlam veremiyorlar. Çünkü orada açlık sınırının üstüne çıkalı 50-60 sene oldu, belki de o toplumda açlık sınırının altında hiç bulunulmadı. Çünkü adamların oturmuş bir düzeni var ve DEVLETi vatandaşını vatandaşa muhtaç etmek yerine, devleitn kendisinin baktığı bir sistem oturtmuş. Türkiye'de ise adeta bu aç insnanın karnını doyurmak için sanki insanlar birbiriyle yaşışıyormuş hissine kapılıyorsun ve bu muhtaç görünümlü gencin yardım talebini geri çeviren çıkmıyor. Peki Türk insanı neden yardımsever; Çünkü kendisi de muhtaç ve acın halinden aç anlar, bir de yarın kendisinin de aynı duruma düşmesi söz konusu. Biliyorlar ki, devletten fayda yok, bari birbirimize yardım edelim diye yarınlarını garantiye almaktır bu yardımseverlik.
Evet, 51 yaşındayım ve Türkiye hayatım boyunca vatandaşını açlık sınırının üstünde bir refaha ulaştıramadı. Tamam vatandaşın da bir çabası olmayabilir ama vatandaşı bu hale alıştıran kim; KENDİSİNE MUHTAÇ EDEN ve BAĞIMLI KILAN, İSTEDİĞİ ŞEKİLDE YÖENTEBİLMEK İÇİN CAHİL BIRAKAN KİM, DİRENÇSİZ BIRAKAN KİM? KADERİNE BOYUN EĞDİREN, ŞÜKÜR TOPLUMU YARATAN KİM? Doları 9 liraya çıkartıp da 8'e şükrettiren kim? Sebzeyi 30 liraya çıkartıp da kuyrukta 10 liraya şükrettiren kim? Havadan herkese kapış kapışa yiyecek fırlatan kim? 1 kilo makarna ve kışlık kömüre oy toplayan kim? İktidarda kalabilmek için hile yapan, doğruları ve adaleti unutan kim? İnsanların özgürlüğünü elinden alıp, baskılarla korkak bir toplum yaratan kim? İnsanlar, insanca yaşamayı unuttu ve açlık sınırının altında yaşamayı ve birilerine muhtaç hale gelmeyi normalleştirdi. Hani yardımseverliğimizle övünüyoruz ya; yardımseverlik övünülecek bir şey değil, utanılacak bir şey. Çünkü insanlar birbirine muhtaç olup dilenci olacağına, açlık problemi olmayıp sanatla sporla uğraşsa, eğitimine önem verip bilinçli bireylerden oluşan bir toplum haline gelse daha iyi olmaz mı? Toplumsal olarak şikayetçi olduğumuz her şeyin altında, işte en başta bu ekonomik problemler yatıyor; çünkü ekonomi olmayınca eğitim alamıyorsun, bilinçlenip itiraz edemiyorsun, hatta doğruyu yanlışı ayırt edemiyorsun, özgürvensiz bir birey olup baskılara boyun eğiyorsun ve sana verilenle yetinmek zorunda kalıyorsun, dolayısıyla ne değişebiliyor, ne de toplumu dönüştürebiliyorsun, makus talihini kıramıyorsun işte. Eğer iktidarlar seni açlık sınırının üstüne çıkartmıyorsa, vardır bir bildiği ama insanlık şu anda bunu bile kavarayamayacak bir yapıya dönüşmüş durumda. E varoluş da artık göstermelik bir yardımseverlikle oluyor. Ne kadar göstere göstere aç doyurursan, o kadar itibarlı oluyorsun. AMA GÖSTERE GÖSTERE! Oysa insanlar açlıktan intihar ediyor, çocuklar kötü yollara düşüyor, dolayısıyla şiddet ve tecavüzler artmış, daha da kötüsü çıkarlarını gerçekleştirdiğin mevra tecavüzcüyse bile, kurban kesip aklıyorsun onları. Kalkıyorlar bir de deprem, sel gibi felaketleri ahlaksızlık diye eşcinselliğe veriyorlar, kadınların özgürlüğüne veriyorlar. Tabi iktidarları ayakta tutmaya yarayan, onların yalanlarını yiyecek bir kesim var. Velhasıl yardımsever bir toplum olacağımıza, keşke vatandaşı vatandaşa muhtaç etmeyen soğuk insanlardan oluşan bir toplum olsaydık. Çünkü o beğenmediğimiz yardımsever olmayan toplumlar, hükümetin bir kuruşluk yanlışına bile itiraz ediyor, o hükümeti anında koltuğundan alıyor. İnsanlara yemek dağıtılan çadırlar bile övünülecek değil, utanılacak bir durumdur. Çünkü insanlara hakkını verin ki, sıcacık evinde kendi kafasına göre yesinler yemeklerini. Asgari ücret ve emekli maaşlarımız Avrupalının bir kedi köpek mamasına talim eder nitelikte. Gerçekten biz akıl da istemiyoruz, yardım da istemiyoruz; hakkımız olan paracıklarımızı istiyoruz. Ben Avrupalı gibi insnaca yaşamak istiyorum, özgür olmak istiyorum bir tanecik hayatıma. Daha konuyu çok uzatabilirim, iktidarların yanlışlarını çok örneklendirebilirizm ama işin özeti bu!
15 Kasım 2020 facebook notlarım
Ferdi Özbeğen, bu toplumun gizli eşcinsel sanatçılarındandır. Artık kimi dinlediğinizi bilin!
Artık istiyorum ki, günümüzde bari sosyoekonomik gücü olan eşcinseller biraz özgüvenli olsun, biraz onurlu olsun ki artık gizlenmesinler ki, biz açık eşcinseller gelen geçenin şamar oğlanı olmayalım!
Papatya gibi, faraş gibi eşcinseller, eşcinselliğimiz anlaşılmasın diye bir de evlenip çoluğa çocuğa karşıyorlar ya; ÇOK İĞNEÇLER!
Bu toplumda hangi sanatçıların i*ne, t*p olduğunu hepimiz biliyoruz ama bilmezlikten geliyoruz, onlar da kıçlarında çalınan trampetlere kulaklarını tıkayıp, kuyruklarını kısıp yollarına devam ediyorlar.
Bazı sanatçılar var, ölüp gidiyorlar hala ben eşcinselim demiyorlar. Kınıyorum onları. Eğer eşcinsel hakları gasp ediliyorsa, ben eşcinselim demek zorundasınız ib*eler!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder