TÜRKİYE, AZERBAYCANI SİZE YEDİRİR Mİ GERİ ZEKALILAR?
Ermeniler saldırganlık yapıyor ama Fransızlar sanki Türkler saldırmış gibi bunun hesabını soruyor. Hadi eskiden herkes toprak için birbirine saldıran saldıranaymış ama küresellikten bahsettiğimiz şu zaman diliminde yaşadığınız topraklar yetmiyor mu da saldırganlık yapıyorsunuz? Türkler 1 metre için birilerine saldırsa, bütün dünya ayağa kalkar. Benimki milliyetçilik falan değil, asıl Batı'nınki milliyetçilik. Şu Fransızlar ve Ruslar olmasa, Ermenistan ile belki de hiç sorunumuz olmayacak. Neden Türkiye'deki Ermeniler tepki göstermiyor duruma? Sanmıyorum korktuklarından. Çünkü Ermenistan'ın Azerbaycan'a toprak için saldırması gerçekten çok aptalca. Türkiye, Azerbaycan'ı size yedirir mi geri zekalılar? Kaşınıyor resmen bunlar! Lütfen farklı etnisitedekiler sözlerimden alınmasın. Ama Ermenistan'ın sivil bölgelere saldırıp masum insanları öldürmesi kabul edilebilir bir şey değil!
Youtube programlarından birinde Rus kadınlara, Azeri erkeklerle mi, Ermeni erkeklerle mi evlenirsiniz diye soruluyor. Rus kadınlarının neredeyse tamamı Ermeni diyor. Gerekçe Ermenilerin Hristiyan olması. Azerilerle evlenmeme sebebleri ise, Azeriler sert ve agresif oluyorlarmış. Rus kızlardan birinin sevgilisi Azeri imiş ve sevgilisinin sevdiği tarafları sert, dürüst ve sahiplenici oluşuymuş. Bir Tatar kızı ile de karşılaştı youtuber. Tatar kızı da Azeri erkeğini tercih ederim dedi.
KARABAĞ İÇİN CEPHEYE GİTMEYE HAZIRIM!
Bütün dünya Karabağ'ı Ermenistan işgali altında Azerbaycan toprağı olarak kabul etmişken, Rusya ve Fransa veya Ermeni yandaşı mikrop ülkeler neyin anlaşmasını yapmaya çalışıyor? Böyle mikrop ülkelerle 30 yıldır yapılmayan anlaşma, Ermenistan tekrar Azeri Türkü'ne saldırınca mı yapılacak? 1 milyon Azeri Türkü, Ermenistan işgali yüzünden sürgünde. Fırsat bu fırsattır. Karabağ geri alınmadan, sürgünde bulunan 1 milyon Azeri Türkü topraklarına yerleştirilmeden bu savaş bitmemeli, bitemez. 51 yaşındayım ve görev verilse seve seve cepheye gitmezsem namerdim! Azerbaycan, biz demektir! Ben milliyetçi falan değilim, adaletten yanayım, barıştan yanayım!
BEN DEVLETTEN NE AYRICALIK, NE DE EKSTRA ÇABALARINI BEKLİYORUM; HİZMET VERİRLERKEN SADECE BİRAZ DİKKAT ETMELERİNİ İSTİYORUM!
Denizli'deki bütün resmi ve özel tenis kortları açıldı, aylardır tenis oynanıyor, Belediye'nin bütün kortlarında tenis dahil bütün branşlardaki spor faaliyetleri başlayalı bir ay oldu, Roland Garros'lar oynanmaya başladı, yakında olimpiyatlar yapılacak, bizim İncilipınar tenis kortu hala açılmadı. Sebep virüs. Telefonla yetkili bir kişiden bir türlü doğru dürüst cevap alamadım. Ya orası Büyükşehir Belediyesi'ne dahil dediler, ya da bilmiyoruz araştırıp geri döneceğiz dediler, daha çok da telefonu açmadılar ama bir netice alamayınca, lanet olsun yaptığınız işe dedim içimden. Bir sosyal birimin hizmete kapatılma ve açılma sebebini bilmek, vatandaşın hakkı değil midir?
Bugün ne gördüm; tenis kortunun tellerini yırtmışlar ve oradan girip oynamaya başlamışlar. Yolum o taraftan geçiyordu ve korttan sorumlu olan Park ve Bahçe Müdürlüğü'ne uğrayıp durumu yüzyüze öğreneyim dedim. Gerekçe malum; virüs sebebiyle valiliğin emri dediler. Peki belediyenin bütün semtlerdeki kortları açılıp, belediyenin kursları çerçevesinde veya diğer zamanlarda işletmeciler tarafından ücretli kullandırılması ve aynı belediyenin İncilipınar semtindeki kortunun kapalı olmasının akıl ve mantık çerçevesinde nasıl bir açıklaması olabilir dedim. Hayır bütün kortlar kapalı dediler. Düşünsenize, belediyenin insanlarına, belediyenin verdiği hizmetleri hangi günlerde ve hangi saatlerde, hangi memurlardan aldığımı ispat etmeye çalışıyorum. Bizim başımızda bulunan belediyenin tenis öğretmenlerinin isimlerini ve telefon numaralarını veriyorum onlara.
Sonra spordan sorumlu müdürü arıyorlar. O da kortların valilik emriyle kapalı olduğunu, belediyenin kurslarının başlamadığını söylüyor. Bir anda kendimden şüphe etmeye başladım; acaba ben hangi şehirde yaşıyordum, hangi belediye yetkilileriyle konuşuyordum. Düşünsenize, spordan sorumlu müdür ve alt birimleri, çalıştıkları belediyenin verdiği hizmetlerden haberdar değiller. Aynı birimden bahsediyorum, belediyenin farklı biirmleirnden değil. Parklardan, kortlarından ve spordan sorumlular ama belediyenin spor kurslarının başladığından, bütün kortların kullanılıp da İncilipınar kortunun neden kapalı olduğundan haberdar değiller. Bildikleri tek şey var; kortlar virüs sebebi ve valilik emriyle kapalı. Takılıp kalmışlar oraya. Oysa biz bir aydır belediyenin spor kurslarındayız ve bunu bilmedikleri gibi, buna inanmıyorlar da. İnsan sağlığı açısından virüs sebebiyle ve valilik emriyle kortların kapalı olmasını savunuyorsanız, o zaman kapalı olan kortun kontrolünü de yapmalısınız diyorum. Teli yırmışlar ve oradan girip oynuyorlar dedim. O zaman biz de oynayalım dedim. Uyardık ama dinletemedik diyorlar. Tekrar yırtarız dedikleri için, biz de teli tamir etmedik dediler. E o zaman virüs, valilik emri ve de insan sağlığını düşünmek havada kalmıyor mu? Mevzu insan sağlığıysa diğer kortları da kapatın, belediye kurslarını da durudurun o zaman dedim. Pardon onlar diğer kortların ve belediyenin spor hizmeti verdiğini bilmiyorlar ve buna inanmıyorlardı değil mi?
Bakınız dedim... Bütün dünyada bütün spor faaliyetleri başladı. Belediye kurslarında her kortta 10 kursiyer var ve bizim tenis oynadığımız kort kapalı. Oysa İncilipınar kortu açık ve de koca alanda 2 kişi veya çiftler maçı yapılacaksa 4 kişi aynı anda bulunacak. Bu nasıl bir sağlık riski oluşturabilir dedim. Burada bir görev ihmali var. Size bu kortun da açılma emrinin ulaştırılması unutulmuş olabilir ki zaten diğer kortların hizmet vermeye başladığından haberiniz yok dedim. Konuştuğun en yetkili kişi ne dese beğenirsiniz. Tamam senin için açtıracağız. Ben benim için ayrıcalık istemiyorum ki; sadece bir yanlışı düzeltmeye çalışıyorum. Yani bu sizin ne özel çabanızı gerektiriyor, ne de benim için açılması durumunu. Yani açtırabilme yetkiniz vardı da açtırmıyor muydunuz? İnsanı şüphelendiriyorlar. Çünkü telefonla bir türlü konuyla ilgili bilgi bile alamıyordum..
Ben zaten belediye kurslarında tenisimi oynuyorum, badminton oynayacağım kendi tuttuğumuz salonumuz da mevcut... Sadece yanlış düzeltilsin, tek kapalı kalmış kort açılsın ve insanlar sporuınu yapsın. Böylece kort da yırtılmaz ve bizler sayesinde daha güvence altında olur dedim. Çünkü anahtar usulüyle korta giriyoruz. Oynayan teslim edip, yeni oynayacak gidip güvenlikten anahtarı teslim alıyor. Böylece korta zarar verebilecek futbol oynayanlar, park alanı gibi kullananlar veya köpek gezdirenler gibi zararlı etkilerden korunmuş oluyor dedim. Bu sisteme geçilmesini belediye biz teklif ettiğimiz halde, konuştuğum kişi sanki kendi uygulamalarıymış gibi konuşuyor. Oysa kortu sabahtan açıyorlardı, akşama kadar da kimin girdiği ve çıktığı belli olmuyordu ve biz futbol oynayanlardan dolayı tenis oynayamıyorduk. Lafı çok uzattım biliyorum ama ülkemizdeki sistem işte bu özetle. Geçmiş olsun, kolay gelsin...
Az önce Azerbaycan-Ermeni çatışmasıyla ilgili Türkiye'den bir yazı okudum. Rusya gibi emperyalist güçlerin oyuncağı olan ve dolayısıyla Errmenistan'ın işgalciliği yanlış bulunsa da, Azerbaycan'ın Türkiye'nin desteğini alması da yanlışmış. Türkiye'nin soykırımcılığından girip, faşistliğinden çıkılmış. Yani Karabağ, Azeri toprağı olmasına rağmen, Türkiye'nin faşizmine devam edilmemesi için, olay bu şekilde kapatılmalıymış. Yani olay bir toprak sorunu değilmiş ve olmamalıymış. Şimdi faşizmden bahsedenlerin, kendi faşistliklerini görmemesi ne kadar zavallıca! Arkadaşlar, sayın seyirciler, içinde yaşadığınız ülkeye bu kadar düşman olmayın. Bir insanın yaşadığı ülkeyi sevmesi ve koruması için, uluslararası dil çatışmacıysa, senin de bu dili kullanman kaçınılmazdır. Öyle olmazsa ne olursunuz biliyor musunuz; sürgün. Benim mesela asla öyle, sürgün olmak gibi bir niyetim yok. Ben bir çiçeği dalından kopartmayacak, evime giren karıncalara müdahale etmeyecek, hayvanların kısırlaştırılmasına bile karşı seviyede bir hümanistken; biriler bizi boğazlamak niyetindeyse, benim ülkemi sevmek ve onu korumak için gerekeni yapmamdan daha doğal ne olabilir ki. Belki siz vatansız topraksız yaşamak isteyip ve yaşayabilrsiniz ama benim psikolojim sahip olmadığım topraklarda yaşamayı kaldıramaz. Ayrıca Azerbaycan Türk olduğu için yanındayız, Rusya, Fransa, vesaire ne olduğu için Ermenistan'ın yanında? İşte onlarınki ara karıştırıcılığı; bizimkiyse kendi kanımızı canımızı koruma mücadelesi. Biraz mantıklı olun!
Bazı insanlar içinde yaşamalarına rağmen o kadar Türkiye karşıtılar ki, Ermeni techirinin nedenlerini düşünmeden sürekli Türkiye'yi soykırımla suçluyorlar ama buna rağmen neden Türkiye'de milyonlarca Çerkes ve Boşnak var diye sorgulamıyorlar. Türkiye karşıtlarının, Rusya'nın dünyanın en büyük soykırımcısı olduğunu hiç akıllarına getiriyor mu acaba veya Rusya'nın soykırım yaptığı milletler için bir duyarlılıkları var mı? Türkiye karşıtları, Sırbistan'ın Boşnakları modern çağda katletmesine karşı bir şey hissediyor mu acaba? Bakınız, ben de iktidarların, iktidarımızın ülke yönetiminden hiç memnun değilim ve çok eleştiriyorum ama lütfen yönetim biçimleriyle insanın ülkesini sevmesi ve savunması gerektiğini faşizmle bir tutup birbirine karıştırmayın. Öyle bir düşünceyi ben art niyetli buluyorum. Etnisite bir zenginliktir ve Türkiye de bu açıdan dünyanın en zengin ülkesidir ve bu benim için de hayatımın en büyük zenginliklerinden biridir. Ama bu benim kendi milliyetimi ve kültürümü sevmeme bir engel teşkil edemez. Uzaktan laflarım belki bir çoğuna faşistçe gelecektir ama beni tanıyan, özellikle farklı etnik yapıdaki arkadaşlarım, bırakın etnik ayrımcılığı, insan-hayvan-bitki arasında bile ayrımcılığa karşı olduğumu bilirler ama uzaktan kimse benim arkadaşlarımın, dostlarımın etnik yapılarını bile bilmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder