20 Ekim 2020 Salı

17 Ekim 2020 facebook notlarım

Bugün bir adam diyor ki, Kuran'da diyor muşMuş ki, gün gelecek etini yediğimiz koyundan, köpeklerin sayısı fazla olacakmış. Etrafımıza bakıyormuşuz ama hiç koyun göremiyormuşuz ama köpekten geçilmiyormuş. Bir de oğlum kızım diye seviyorlarmış onları. İnsan doğurduğunu oğlum kızım diye sever, kediye köpeğe oğlum kızım mı denir diyor. İnsan türünün soyu tükenecek bu gidişle diyor. Benim çocukluğmda Türkiye'nin nüfusu 40 milyondu, şimdi 80 milyon dedim. Şehir hayatında sokaklarda nasıl koyun olacak dedim. Bir kere yasalar gereği belediyeler buna izin vermez dedim. Çünkü koyun vesaire şu anda hayvancılık başlığı altında fabrikasyon üretim şeklinde. Koyunlar, vesaireler istedikleri kadar üretilebilir ama kedi köpek gibi evcil hayvanların günümüz koşullarında gereğinden fazla çoğalması mümkün değil dedim. Tabi böyle bir zihniyete daha fazla ne anlatılabilirdi ki. Aslında o anda, kedi - köpeği çocukları gibi seviyorlar, insan kendi çocuğuna oğlum kızım der diyince ona söyleyecek bir sözüm vardı ama ne bana yakışırdı, ne de o kaldırabilirdi. Çünkü elektrik akımına kapılmış bir engelli. Ulan seni bile bu zihniyetteyken sevmişler, seni bile almışlar; masum hayvanları sevmekte ne gibi bir sakınca olabilir ki?

Denizli'deki bütün kortlar açıldı, dünyanın büyük turnuvaları tekrar başladı ama bizim semtteki kort, salgın gerekçesiyle açılmadığı için, gençler açılışı merasimsiz kendileri yapmışlar. Ülkede spora önem vermeyen zihniyetlere rağmen spor yapılırsa, elbette uluslararası düzeyi yakalayamayız! Ülkemizde spora destek değil, köstek var. Yetkililere diyeceğim o ki, salgın hastalıkları tenis kortlarında değil, insanların toplu olarak bulundukları kapalı alanlarda arayın.

Türkiye'deki resmi kurumlardaki bütün çalışanları sınava tabi tutup, başarısız olanları kovmayı ve yerine hak edenleri almayı o kadar çok isterdim ki. Düşünün ki sözgelimi spordan anlamayan spor müdürü oluyor ve de hiç spor yapmıyor!!!

Pandemi dde alışamadım. Salgın hastalık daha uygun değil mi Türkçemize? TDK falan kalkar CD'ye tengerlek der, single'a tekli der ama kitleler de salgın hastalığa salgın hastalık diyemeyip pandemi der...

KÜÇÜCÜK BEBEKLER ERMENİSTAN TARAFINDAN KATLEDİLİYOR!

Azerbaycan'ın Ermenistan'dan topraklarını kurtarma mücadelesinde Türkiye dışında bütün dünya tarafından yalnız bırakıldığı söyleniyor. Bütün galaksiler yalnız bıraksa bile, hak haktır ve hak yerini bulmalıdır! Burada utanması gereken hak ararken yalnız bırakılanlar değil, haksızlık yapan ve haksızlık yapana arka çıkanlardır. Gelecekte utanacak olan Türkiye değildir, bütün dünyadır! Ermenistan sivil bölgelere saldırarak küçücük bebeklerin ölümüne sebep olarak resmen cinayet işliyor ve bu suça sessiz kalan herkes ortaktır. Rusya, Fransa... Özelikle Ermenistan'ın haksızlığına cesaret verdiğiniz için, siz de katil sayılırsınız. Hatta asıl katil sizzsiniz!

Burada paylaşamıyorum. Twitter'a girerseniz, Ermenistan'ın katlettiği küçücük bebeğin cansız bedenini görebilirsiniz..!

HDP bundan sonra gözümde koca bir sıfırdır. Gözüme gözükmesinler. Ermenistan'ın saldırısını haklı buluyorlarmış...

Sırf AKP'den sandalye çalsınlar diye iki seçimde oy verdiğim HDP'ye hakkımı helal etmiyorum. Zehir zıkkım olsun! Pişmanım!!!

Türkiye'nin Azerbaycan'ın yanında olmasına şaşıranlara çok şaşırıyorum. Biz hepimiz Türküz arkadaşlar; aynı kanı taşıyor, aynı dili konuşuyoruz. Azerbaycan ile birlikte olmamızın şaşırılacak nesi var. Aklınızı başınıza toplayın!

Şu da unutulmasın ki, eğer Azerbaycan haklı olmasaydı, şu anda bütün dünya ayağa kalkardı. Karabağ Azerbaycan'dır ve hesap günü..!

Ermenistan küçücük Azeri çocukların hayatlarını ellerinden alıyor, katlediyor onları!

Karabağ, Ermenistan işgalinden kurtarılmaya devam ediyor ve en son da Fuzuli şehri kurtarıldı. Ve haritalar değişmeye başladı!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder