Market zincirlerinden birisi 15-20 kilo domatesi çöpün yanına koymuş. Büyük bir şeffaf poşetin içinde koydukları için dikkat çekmemesi mümkün değildi. Pazar tezgahı gibiydi. Yanından çocuğuyla geçen bir adam eliyle hayret işareti yaptı. Baktım domateslere, sağlamdı. Bazılar hafif yumuşamıştı ama büyük çoğunluğu iyi denilebilecek nitelikteydi. İçinde salatalıklar da vardı ama onlar sünger gibi olduklarındna yenmezdi. Salatakları ayırdım. Büyük torbayı olduğu gibi alıp götürebilirdim. Ezilmesin diye birkaç parçaya koymak için marketten poşet alırken, çöpe koydukları domatesleri ayıp olmasın diye götüreceğimi söyledim. Poşet aldığım kız, "orada çalışanlardan biri olsa gerek, bilmem kim" görse izin vermez dedi. Neyse ben domatesleri poşetlere koymaya başladım. Domateslerin marketle bir alakası kalmamıştı aslında artık. Çöptelerdi. Domatesleri poşetlere koyarken çalışan başka kızlardan biri çöpe biraz daha domates bıraktı ve domatesleri aldığımı baş müdürünün görürse işinden olabileceğini söyledi. Çöpe atmışsınız, sizden çıkmış, ne sakıncası var dedim. Mantıklı bir cevabı yoktu. Sadece görülürse işinden olacağını söylüyordu. Ben de seninle ne alakası var dedim. Sanırım domatesleri çöpe koyan o olduğu içindi. Peki çöpe koyulan domateslerin alınmaması diye bir genelge mi var dedim. Ben almasam çöpçüler götürecek dedim. Eğer yasalara aykırıysa bu yaptığım, adım Halil Kandok, polislere haber verin, burada bekliyorum, cezası neymiş bilelim dedim. Tabi karşılarındakinin salak biri olmadığını anlayınca müdürü falan çıksa da dışarıya, hiçbir şey diyemediler. Aldım domatesleri, geldim evime.
Her gün neredeyse bu market zincirlerden alış veriş yapıyorum. El mahkum. Kampanyalarında falan da bayağı indirim oluyor. Ama işte sistemi ele geçirme gibi kötü bir durum söz konusu. Şimdi bunlar istiyor ki, ihtiyaçlarınızın mutlaka bir bedeli olmalı, ve o bedel kendileirne ödenmeli. Biz o domatesleri çöpe atsak da, sen bedelsiz o domatesleri yiyemezsin, fiyatını belirlediğimiz seviyede ve sadece satış noktasından-bizden almak zorundasınız demek istiyorlar. Daha önce de çöpe atılan ekmeklerin kediler için alınmasına müdahale ettiklerine dair sosyal medya paylaşımlarıyla karşılaşmıştm.
Aslında sistemi ele geçirmek sadece market zincirlerinin bir durumu değil. Bu market zincirler, büyük projenin gıda ayağı sadece. Medya da yandaş, vesaire de yandaş. Aslına bakarsanız resmi veya gayri resmi bağımsız hiçbir şey, hiçbir yer kalmamış. Halkın % 50'si market vesaire gibi aracısız direkt bağımlı hale gelmiş ama farkında değiller veya memnunlar! Aslında bütün sistemler böyle, sistemin amacı da bu zaten. Ve en en büyük sistemin Türkiye ayağının projesi de muhafazakar yapı. Artık bu yüzden bağımsız üretim bile yapılamıyor. Market zincirlere bağımlıyız. Üretim yapmaya kalkarsan bir şekilde durduruyorlar zaten. Şu anda modern kölelik yaşanıyor; arz edeninden talep edenine kadar. Serbest piyasa falan diyorlar ama hiç alakası yok. Poşetler bu köleliğin ilk belirgin işaretiydi.
Aslında bu köllelik yapısı sadece iktidar ve uzantılarıyla sınırlı değil; bir zihin meselesi. Akşam pazarlarında, pazarcılar satamadıkları meyve ve sebzeleri niye araçlarıyla ezdiklerini tahmin edebiliyor musunuz; herkes istiyor ki, birileri kendilerine bağımlı olsun ki, idaremizi sağlayabilelim. Bu da neyi doğuruyor; SÖMÜRÜYÜ!
SÖMÜRGEN SİSTEME ASLA TESLİM OLMADIM, OLMAYACAĞIM DA!
Sömürgeci tüketim sistemine asla prim vermemek adına minimum yaşayacağıma söz veriyorum...
Asla sezonunda ürün almayacağım...
Asla taze ekmek yemeyeceğim...
Asla modaya uymayacağım...
Asla otomobil sahibi olmayacağım ki ehliyet almadım bu yüzden.
Asla dışarıda yemek yemeyeceğim.
Asla sinemaya gitmeyeceğim (Youtube'dan izlerim, reklamları da es geçerim!)
Asla, asla, asla... vesaire....
Bugüne kadar böyle yaşadım, 51 yşından sonra da kişiliğimi değiştiremem...
Emekliliğimi hak edecek kadar 6 bin gün çalıştım, bundan başka asla çalışmadım, asla da çalışmayacağım! Burasını bağırarak söylüyorum; ÇÜNKÜ ENAYİ DEĞİLİM; ÇÜNKÜ YETERİNCE ZATEN ENAYİ YERİNE KOYULUYORUZ. ÇÜNKÜ O KOCAMANLAR ALIN TERİYLE ZENGİN OLMUYORLAR; VATANDAŞIN HAKKINI YİYİYORLAR.
Kendi çıkarları için kocamanların ekmeğine yağ sürenleri de kınıyorum!
***
Hayatında belki de tek bir tane bile kitap okumamaış evrenin kırosunu, kalkmışlar kitap zincirine müdür yapmışlar.
Virüs dolayısıyla karantina günleri bana ilaç gibi geldi. Çünkü bu süreçte hiç olmadığı kadar sağlıklı kaldım. Çünkü ben heteroseksist bir dünyada spor, alışveri ve fatura ödeme dışında hep gönüllü karantinadaydım! Ama gene de bu kısa süreli temaslarda bile daha önce virüs kapıyordum ki hastalanıyordum. Dediğim gibi hayatımın virütük açıdan en sağlıklı günlerini yaşıyorum. İsterse ömür boyu karantina olsun; hiç umrumda bile değil!
Bu dünyaya ait hissedemedim hiçbir zaman kendimi... Çünkü ben bir kedinin hayatını kurtarabilmek için varımı yoğumu harcıyorum, kuşlar ve kelebekler ölmesin, çiçekler kopartılmasın istiyorum ama insanlar av veya kurban başlığı altında o güzelim dostlarımızı acımasızca katlediyor... Sen kadınsın diye güç yeterliliği yapıyor, sen eşcinselsin diye ahlakçılık... Sevgiyi ve saygıyı öğrenmek gerçekten çok mu zor?
Bugün sabahtan beri Twitter'da trend topic olan tag, #pasif. Homofobik bir toplumun ve fazla aktifliğin kaçınılmaz sonu, pasiflik!
Güzel günler göreceğiz dedik, oysa en güzel günler sadece yaşanan anlarmış.
42 yaşında. Evli olmamasının sebebi aşık olamamakmış; bilimsel anlamda bu eşcinselliğe tekabül ediyor!
***
Çok sesli müzik, klasik veya opera dinlemeyi sevmeyen birine, rap müzik değil dersen, elbet hakaret olarak algılar!
Yüzeysel müzik dinleyenler klasik veya opera, hatta rock veya caz dinleyenleri özenti olarak dinlediğini zannediyor.
Müzik hayattaki en özel ve değerli olgu bence. Tüm dönem müziklerini dinleyerek zamanda ve mekanda yolculuğa çıkmak çok mümkün...
Yalnız yaşamak, yalnızlığı sevmek o kadar güzel ki... Çayımı yudumluyorum, müziğimi dinliyorum, okumalarımı yapıyorum, etrafımda kediler... Ne kadar şanslıyım diyorum rotamı kendim çizebilme özgüvenim olduğu için... Teşekkür ederim genetik mirasım! Dünyaya gelmeme aracılık edenlerle keşke aynı dönemde doğsaydık da, arkadaşlık yapabilseydim, hayatı paylaşabilseydim onlarla...
İnternet çağını yakalayabildiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum ama reenkarnasyona inanan biri olarak zaten ben her dönem dünyaya geliyorum. O yüzden yapay zeka dönemini kaçıracağım diye üzülmemeliyim. Tekrar dünyaya geleceğim ve yapay zeka çağında beynimi robota transfer ederek, ölümsüzleşeceğim. Gülmeyin; "öte dünya bilim dışılığı"ndan daha mantıklı değil mi? En azından benim inandıklarımın bilimsel dayanakları var.
Klasik bestciler hep kız gibilermiş; sanki hepsi eşcinsel!
Bir telaş sardı beni; ölmeden bütün klasik müzikleri dinleyebilecek miyim acaba?
Sanatçıların evlilik veya karşı cinsle aşk hayatına dair bir bilgiye ulaşamıyorsak, eşcinsel diyebiir miyiz?
TANRIM BİZ DE SANATTA BU SEVİYEYE YÜKSELECEK MİYİZ ACABA?
[LES INDES GALANTES] La danse du Grand Calumet de la Paix... Un scène paroxystique du spectacle de l'Opéra National de Paris, à l'Opéra Bastille (septembre 2...
Ankara havaları ve kol bastıdan soğumak istiyorsanız, klasik müziğin ucundan yapışın derim!
100'lerce klasik müzikçinin en hoşuma giden eserlerinden bir liste yapıp, müzik player'ıma yükleyip dinleme keyfi yapacağım!
Deseler ki, eğer AKP'ye oy vermezsen yarın dünya bozulacak, olmadı idam edileceksin, eğer verirsen dilediğin her şey olacak, hatta özgürlük gelecek; yemin ediyorum verirsem; o kadar nefret ediyorum ki... Çünkü benim en güzel yıllarımı, 30 ile 50 yaş aramı karartmış bu iktidar!
***
KOCANIZIN EŞCİNSEL OLMASINI İSTER MİYDİNİZ?
Eşcinsel çocuğunu, eğer evlenirse düzelir diye evlendirmek isteyen özelikle anneler... Sizinle cinsellik yaşayamayacak bir kocanızın olmasını ister miydiniz? Eğer isterim diyorsanız, boşayın heteroseksüel kocalarınızı, evlenin eşcinsel erkeklerle. Kocanızın sizinle kocalık görevi icabı birlikte olduğunu ve yıllardır erkeklerle yattığını öğrenseniz ne yapardınız? Veya kızlarınızı aşk ve cinsellik yaşamak istemeyn top erkeklere vermek ister miydiniz?
Aslında annelerin veya babaların derdi çocuklarını eşcinsellikten kurtamak falan değil; eşcinsel annesi ve babası olmamak. Hatta bunalıma giriyorlar böyle ibne çocuklar nasıl bizden çıkar diye...
Homofobiklere diyeceğim o ki, kabul etseniz de etmeseniz de doğada-hayatta eşcinsellik diye bir gerçek var ve bunu görmezlikten gelmek hem karşı cinselin, hem de eşcinsellerin mutsuz olmasına sebep oluyor.
Hayır neyi halledeceksiniz eşcinselleri kadınlarla evlendirip erkek yapmaya çalışarak; dünyayı daha da mı erkekleştireceksiniz, yoksa dünyayı günahtan mı kurtaracaksınız?
Zaten siz ne yaparsanız yapın, onlar öyle veya böyle gizli gizli gene bildiklerini yapmaya devam edecekler. Hatta bir süre sonra sizin karşı çıkışlarınız aptal bir sinek vıltısına dönüşecek, mutsuz olan sadece siz olacaksınız; eşcinseller değil; çünkü eşcinseller homofobiye rağmen eşcinsel ilişki yaşamasını ve mutlu olmasını bir süre sonra öğreniyorlar.
KOCASI EŞCİNSEL ÇIKAN KADINLAR NE YAPIYOR?
1.Bilinçli bir kadındsa kocasından ayrılıyor.
2. Bilinçsiz ve de sosyo ekonomik bağımsızlığı olmayan bir kadınsa, aşksız ve kupkuru bir hayata razı oluyor ve kocasını erkeklerle paylaşmayı sineye çekiyor.
3. Kocasının nezaretinde başka erkeklerle beraber olarak da cinsel hayatını idare eden eşcinsel karısı kadınlar epeyce var. Bazı heteroseksüel erkeklerin eşcinsellerle irtibat kurup, evlimisin diye sormalarının arkasında yatan neden, eşcinsel karılarıyla ilişkiye girmek. Zaten eşcinsellerde kadınları kıskanmak diye bir huy olmadığı için, ayrıca karılarının da mutlu olması için böyle bir teklifi kabul eden eşcinseller var. Bu uydurma değil; takır takır örneklendirebilirim; hayatın bir gerçeği bu! Artık bilin bazı gerçekleri ki, aklınızı başınıza toplayın!
Eşcinselliğe karşı çıkan homofobikler, eşcinsellik baskı altına alınınca, eşcinsellerin gizli olarak hayatlarında yer alacaklarını tahmin edemiyorlar sanırım. Eşcinselliği yok sayınca eşcinsellik yok omaz ki; doğadaki oran kendini her halükarda korumaya devam eder! Bugüne kadar eşcinsellik konusunda kim neyi değiştirmiş de ki yobaz kafalar değiştirecek! Mesela eşcinsel çocuğunuzu evlendirdiniz ve çoluk çocuğa karıştı; o gene eşcinsel ki! Sadece görünen başka, yaşananlar başka! Kadınla sadece çocuk yapıyor, sonra gidip hayat boyu erkeklerle yatıyor gene!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder