12 Eylül 2020 Cumartesi

8-12 Eylül arası facebook notlarım

8 Eylül

EVET, HOMOFOBİKLERLE DALGA GEÇİYORUM; VAR MI İTİRAZINIZ?!
Batı, homofobi denilen ayrımcılığa karşı mücadele verip eşcinsellere haklarını iade etmeye çalışırken, bizimkiler günahtan, münahtan bahsediyor. Yıl 2020 olmuş, hala hurafelerle uğraşıyoruz. Sen kullarına akıl fikir ver evrenim!
1. Günahsa da kime ne, hastalıksa da tedavi edemiyorsun, zort! Daha hastalığın ne olduğunu bile bilmiyorsunuz ki! Eşcinselliğin nasıl bir emaresi var; baş mı ağıtıyor, kıç mı? 2. Hiç kimse bu konuda Tanrı'nın elçiliğini yapmasın; yaratıcı her kim veya ne ise yaratmış; gidin ondan hesap sorun! 3. Ayrıca, din gibi benim inanmadığım şeylerle benim eşcinselliğime nasıl hesap sorabilirsiniz ki; o hakkı size vereceğimi mi sanıyorsunuz; hadi naş naş! 4. Millet uzaya çıkmış, yapay zekaya geçiş yapacak; siz hala insanlara cahilliğinizle baskı yapmaya çalışıyorsunuz; gidin yaa! Gerçekten komik bile değilsiniz!

Neymiş, Netflix dizi kanalı ve Kore Pop insanları eşcinselliğe özendiriyormuş. Ulan geri zekalılar, bizim zamanımızda bunlar mı vardı da eşcinsel olduk? Dötünüzden saçma salak şeyler uydurmayın. Homofobikleri görünce, kafalarının içini de görebiliyorum; bomboş-k!

Bugün çok güzel orgazmLAR yaşadım; ÇOK MU AYIP! Bana ahlakçılık sökmez! İnsanlar açlıktan ölürken utanmazca yemek paylaşmak ahlaksızlık değil de, canlının doğasını baskıcılara isyan amacıyla dile getirmesi mi ayıp?

Eşcinsellik az çok böyle bir mutluluk işte; heteroseksüellerde görülmesi imkansız gibi olan!

HAYATIN DENGESİ EŞCİNSELLİK!
Eşcinsel ilişkide heteroseksüelliğin doğasına ters olan bir denge ve eşitlik var; çok şey paylaşabilme şansına sahipsin erkek erkeğe veya kadın kadına. Arkadaş olabiliyorsun, sevgili olabiliyorsun, birlikte her şeyi yapabiliyorsun; yani kadın erkek ilişkisinde olduğu gibi rol dağılımı falan yok; herkes her şey olabiliyor eşcinsellikte. ŞİDDET VE CİNAYET BİLE OLMUYOR EŞCİNSEL İLİŞKİDE; ÇÜNKÜ FİZİKSEL GÜÇLER EŞİT.. Yaşamayan bilemez bu güzelliği.

İnsanlar zannediyor ki, eşcinsellik sadece yataktan ibaret. Cinsellik için evlenen eşcinseller değil ki, heteroseksüeller; herkesi kendiniz gibi sanmayın!

Eğer bakmasını bilirseniz, eşcinsellikteki güzeliği görebilirsiniz. Ama homofobi-eşcinsellere karşı olan nefretiniz gözlerinizi kör ettiyse, geçmiş olsun!

Oynayamayan gelin yerim dar dermiş. Okumaya gönlü olmayan da kitap pahalı...
Okul bittikten sonra yeniden okumaya arşivimden değil de, yeni bir kitap alarak başlıyorum... Roman okuyamıyorum, sıkılıyorum. Bu da gezi notlarında oluşan bir kitap.

Fransızca şarkılar melodik olma özelliğini koruyor hala...

Yaşlı entellektüel erkekleri çok seviyorum; çünkü baktıkça huzur buluyorum!
Fotoğraftaki, yazar Jeremy Seal

Sevgilimin hiçbir zaman benden küçük olmasını istemedim. En azından yaşıtım olacak.

İnsanın yaşadığı çağdan utanması, çok kötü bir şey. İran'da başörtüsünü protesto ettiği için Türkiye'ye kaçan bir kadın, Denizli'de tutuklanıp, İran'a gönderilmek üzere Aydın'daki toplama kampına götürüldüğü söyleniyor. Nasıl bir demokrasi bu yaa! Kıldan tüyden meselelerle insanların özgürlüğünü kısıtlamaktan başka bir şey değil bu! Kıllarımı gösteririm, kime ne yaa? Ne saçma bir şey bu?

Bakınız, Denizli'deki göçmen bürosunda çalışan kişilerin, İranlı mültecilere nasıl keyfi davrandıklarını çok iyi biliyorum.!

Azeri kökenli bir bacağı engelli 50 küsur yaşında eşcinsel İranlı mülteci bir arkadaşım ikametgah veya kimliğini yeniletme zamanı geldiğinde, "bugün git yarın gel, ertesi gün git, 1 hafta sonra gel" yıldırma politikalıyla öyle canında bezdiriliyor ki.. Gerekli yerlere şikayet ettiği zaman da neden şikayet ettin diye hesap soruluyor. Bana resmi kurumlar böyle davranacak ha, düşünmek bile istemiyorum yapacaklarımı!

"Filipinler Devlet Başkanı, trans kadını öldüren ABD askerini affetti."
Lanet edebilir miyim? Lanet olsun sizin insanlığınıza!

İnsanlar din yerine insan haklarını sağlayan yasalara inanıp onu kullanmadığı sürece kullanılmaya ve geri kalmaya mahkumdur. İnsanlar cezasını çekmek yerine tövbeye gelip yaptığı kötülük ve haksızlıkların üstüne yatabiliyorsa ve buna sessiz kalınıyora, oraya adalet, demokrasi, eşitlik, özgürlük gelmez; gücü ele geçiren diğerlerini ezmeye, sömürmeye devam eder. İktidarlar nasıl başa geçiyor; din, vatan, aile, namus, ahlak elden gidiyor diye; geri toplumlarda siz hiç bilim, eğitim, demokrasi, özgürlük elden gidiyor diye oy toplamaya çalışan iktidar sevdalısı gördünüz mi; çünkü bilime inanan insanları çıkarlarına uygun yönetemeyeceklerini bilirler. İktidarlar bana söz geçirebilir mı mesela; onlar diyecek huu, ben diyeceğim böylelerine fu*k!

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ NE EŞCİNSELLERİ KORUR, NE DE YAPILAN DEĞİŞİKLİKLE EŞCİNSELLİĞİ DURDURUR; EŞCİNSELLİK GENE DOĞASI GEREĞİ BİLDİĞİNİ OKUR!
Muhafazakar partiler eşcinsellik konusunda asla ve asla karar verici bir mekanizma olamaz. Asla ve asla tanımıyor ve tınlamıyorum onların kararlarını ve bakış açılarını. Çünkü eşcinselliğe dini açıdan hiçbir bakış açısının akıl ve mantık çerçevesinde hiçbir geçerliliği yoktur; bu bilimle ve doğa ile resmen dalga geçmektir. Çünkü bir insanın/canlının hisleri ve içgüdüsel eylemleriyle kendini cinsel ve duygusal anlamda gerçekleştirmesi, kişisel inançlarla karşılaştırılamayacak kadar çok öncelikli ve üstün bir şeydir. Kalkmışlar eşcinsellik hastalık diyorlar, olmadı günah diyorlar, o da olmadı sapıklık, o da olmadı ahlaksızlık, o da olmadı insan neslinin soyunu tüketecek diyorlar. Yani bu resmen beyinsizliktir. Siz bu zırvalarınızı dötüme anlatın.
İstanbul Sözleşmesi'nin eşcinsellikle ilgili bölümünde değişiklik yapmışlar da; eşcinselliği asla ve asla kabul edemezlermiş de; Tınnnnnnnn! Akşama kaç kişiyle yatsam acaba erkek erkeğe? Ayyy, çok mu özendiniz şimdi sözlerimden eşcinselliğe; vay başımıza gelenler; herkes top mu olacak şimdi?

9 Eylül

Salgının eşcinsellik nedeniyle olduğunu iddia etmişti: Patrik Filaret koronavirüse yakaland...
BETER OLSUN, KAFASI KOPSUN! SURATINDA BİLE MEYMENET YOK ZATEN. KORONA BİLE ONDAN DAHA SEVİMLİ!

MÜMKÜNSE BÜTÜN SAĞLIKÇILAR GAY OLSUN. HATTA GAY OLMA KOŞULU GETİRİLSİN!
Bugün üniversite hastanesine gittiğimde şunu anladım. Sağlık çalışanları gay olunca her şey ne kadar güzel oluyor. Nasıl tatlılar, nasıl her şeyi güzel güzel anlatıyorlar... Hastaların bağırmaları çağırmalarına karşı falan nasıl teselli vericiler. Kulakları küpeli müpeli, yumuşacıklar... Nasıl tatlı tatlı kanki diyorlar birbirlerine, nasıl yardımcı oluyorlar birbirlerine. Evet ne kadın ne de erkek heteroseksüel sağlıkçı istemiyorum; hepsi gay olsun! HEPSİ GAAAAYY!

EŞCİNSELLERDE MAHREMİYET DUYGUSUNUN OLMAMASININ AVANTAJLARI!
Şu bir gerçek; eşcinsellerde kimlikleri dolayısıyla bir mahremiyet duygusu yok. Merhamet demiyorum yanlış anlaşılmasın, MAHREMİYET. Çünkü günlük dilde en fazla 50 kelime kullanan bir kültürde, her şey yanlış anlaşılabiliyor. Atatürk aşkımın, Atatürk düşmanı algılandığı gibi... Eşcinsellerdeki mahremiyetsizliğe gelirsek... Mesela erkeklere karşı, erkek erkek olduğu için, cinsel bölgelere karşı falan hiç utanma oluyor. Çünkü onda olan bende de var, bende olan onda da. Kadınlara karşı da cinsel hiçbir şey hissedilmediği için bir rahatlık oluyor. Her iki cinsiyeti de barındırmak, işte böyle avantajlı bir durum. Mesela eşcinsellerin annesi babası yaşlanınca, eşcinseller için ikisine bakmak çok rahat oluyor... Mesela benim anneme bakmamda hiçbir sıkıntı olmadı. Babam küçükken ölmeseydi, ona da çok iyi bakacağımdan o kadar eminim ki... Heteroseksüel erkek ve kadınlar da eşcinsellere karşı çok rahat oluyorlar...

Heteroseksüel erkek ve kadınları en çıldırtan şey, yakışıklı eşcinseller!

EŞCİNSELLER, HETEROSEKSÜELLERDEN DAHA AHLAKLIDIR; NASIL MI..?
Heteroseksüellerin eşcinsellikle ilgili en büyük yanılgılarından biri, bütün eşcinselllerin birbiriyle yattığı, hatta arkadaş olan eşcinsellerin bile. Oysa eşcinsel arkadaşlar birbirine cazip gelmiyorlar ki! Nasıl kardeşine karşı bir şey hissetmiyorsan, arkadaşına karşı da bir şey hissetmiyorsun. Ama bunu onlara anlatamazsın. Bu konuda da herkesi kendileri gibi sanıyorlar. Çünkü heteroseksüllerde erkek kadın arkadaşlığı ateşle barutun yan yana durması gibi. Biz eşcinsellerde böyle bir şey yok. Daha ahlaklıyız anlayacağınız! GERÇEKTEN BEN HİÇBİR EŞCİNSEL ARKADAŞIMA KARŞI CİNSEL VE DUYGUSAL ÇEKİM HİSSETMEDİM!

10 Eylül

Siz daha eşcisnellik günah, hastalık, Lut kavmi diye saçmalayın durun emi! Eğer geri kalmış bir toplum isek, hala daha hurafelerle yaşadığımız içindir. Alan Turing: Bilgisayarın ve yapay zekanın mucidi. Tim Cook: Dünyanın bir numaralı şirketi Apple'ın CEO'su. İkisi de eşcinsel... İKİSİ DE GÜNAHKAR, İKİSİ DE HASTA, İKİSİ DE SAPIK, İKİSİ DE AHLAKSIZ; Tabi sadece geri zekalılar için. Hem bu adamların teknolojisini elinizden düşürmeyeceksiniz, sonra da günahtan falan bahsedeceksin; siz homofobikler, ne dediğinizi bilmeyecek kadar bile geri zekalısınız, GERÇEKTEN!

Türkiye'de insanlara deseler ki, bir çocuğunuz olacak ama yapay zekayı hayata geçirecek derecede zeki ve yaratıcı olacak. Yemin ediyorum hepsi bu çocuğun doğmasını istemez. Çünkü yapay zeka hayata geçerse cennet ve cehennem inancı da biter! Cahillik ve geri zekaklılık işte bu kadar zor bir şey! Yapay zekayı bilmeyenlere... İnsan beyninin robotlara aktarılıp, ölümsüzlüğün gerçekleşmesi... Yapay zeka denilince direkt bu akla gelmiyor tabi; genelde robotların, insanların görevlerini tam anlamıyla yerine getirebilmesi olarak biliniyor ama insan beyninin transferi de bu işin içinde var...

Bilimsellikten uzak insanlar, gelecekle ilgili tahminlere pek inanmıyorlar; çünkü onların kapasiteleri gereği inançlarının dışına çıkması mümkün olmayabilir. Ben 51 yaşındayım ve video kaset döneminde, 80'lerin başında, daha 10-12 yaşlarındayken falan işte, TV'de 7 dergisinin teknolojik yenilikler sayfasında Compact Disc ile ilgili bir habere çok şaşırmıştım. İğne falan değmeden, CD'deki bu veriler nasıl okuncaktı? Düşünün lazer ışınlarıyla verileirn okunması söz konusu. CD icat edildi de, modası bile geçti; artık hard discler var. Hatta Hard Discten sonra yeni bir çok veri saklama deposu çıkt... Telefon icat edilmiş, TV icat edilmiş, radyo icat edilmiş, internet icat edilmiş... Aslında yapay zeka bu işin bana en kolay kalan tarafı gibi geliyor. Bundan 50 sene önce internetten bahsedilse kim inanırdı? Gerçi daha internetin anlamını ve kıymetini bilenlerin çok da olduğunu sanmıyorum. Öyle olsaydı, şu anda öte dünyadan falan bahseidlmezdi. Bir çoğuna göre internet, sosyal medya aracılığıyla seks iletişim noktası!

BÜLENT ERSOY'UN LİSANI!
Bugün bazı basın müntesibi muhterem arkadaşlarımın hadiseleri çarpıtarak ; aslıyla müsemma olmayan bir sunumla siz muhterem takipçilerimi yanlış bilgilerle mücehhez bilgilendirmeye çalışmaları üzerine ; gördüğüm lüzûm üzerine sağlıklı,sarih ,net ve belgelerle tescilli bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Kuaförüm Sensin “ adlı programdaki görevim 3 aylık bir mukavele ile sınırlı idi.
Buyrun belgesi ...
Bu arada sağlığım hakkında da yapılan spekülasyonlara yine bu belge ile cevap veriyorum.Bu asılsız haberleri yapıp tüm efkârı umumiyeyi yanıltma pozisyonu sergileyen bu basın müntesibi arkadaşlarımız umarım bir nebze aile terbiyeleri varsa utanırlar.

CoronaVirüs, Tanrı'nın eşcinsellere cezası diyen herkes teker teker virüse yakalanıyor; beter olsunlar, gebersinler!

Bütün doğal felaketkelere Tanrı'nın eşcinsellere cezası diyorlar ama geberenler heteroseksüel oluyor genellikle;Tanrı işini biliyo

BÖYLE HABERLERİ OKUYUNCA YÜREĞİM BUZ GİBİ SERİNLİYOR!
Koronavirüsün 'Tanrının eşcinsel evliliğe yönelik cezası' olduğunu söyleyen Patrik Filaret, Covid-19'a yakalandı. 91 yaşındaki Filaret'in sağlık durumunun stabil olduğu belirtildi.

Eşcinsel düşmanı olan herkesin çoluğunu çocuğunu, torununu torbasını eşcinsel eyle "yarabbi"!

Eşcinselleri aşağılayan erkekler, yatakta erkek erkeğe basılsın mı, gazetelere kapak olsun mu..? Amiiin! Herkese iyi Cumartesiler!

Bu adam (MESK Gn.Başkanı muzaffer KALA) diyor ki,
İstanbul Sözleşmesi, genelevde günde 20-25 erkekle yatan kadınları seks işçiliği adı altında onurlandırıp buna teşvik ederken, evde ilişkiye zorlayan kocaya 18 yıl hapis cezası verdirtiyor.
Bu sözleşme; her türlü sapkın; kadın kadına, erkek erkeğe, toplu seks ortamlarını meşrulaştırıp, sadece birkaç gün evli kalan erkekleri bile ömür boyu nafaka cezası ile cezalandırıyor.

"Akademi"nin, Oscar alacak filmlere "eşcinsel rol" zorunluluğu getirmesine, Yeni Akit gazetesi gibi yobazlar kuduruyor!

Artık içinde eşcinsellik barındırmayan hiçbir film, dünyanın en iyi filmi de olsa ödül alamayacak! Ooooh!

Gün gelecek eşcinsellik karşıtı herkes 24 yıl hapis cezası alacak, inşallah!

11 Eylül

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, katıldığı bir TV programında İstanbul Sözleşmesi’ne neden karşı olduğunu açıklarken, Fransız feminist yazar ve düşünür Simone de Beauvoir’ın biseksüel bir erkek olduğunu söylemiş.
Valla ben açıkçsı ayıplamıyorum. Çünkü Jean-Paul Sartre, Friedrich Nietzsche, Karl Marx gibi düşünürlerden etkilenmiş feminist ve filozof KADIN yazar Simone De Beauvoir'ı sosyoloji, felsefe ve özellikle toplumsal cinsiyet konularıyla ilgilenmeyenler pek bilemeyebilir. Hele ki ülkemizde eğitime hiç önem verilmeyip, okuma kültürünün neredeyse sıfır olduğu ve hurafelere inanılan bir toplumda bu tür konular ve kişiler yörünge dışı ve başka dünyaların insanlarıdır. Oysa "kadın doğulmaz, kadın olunur" sözüyle ikon haline gelmiş bir kişiliktir Simone De Beauvoir! Burada sorun ne biliyor musunuz; bazılarının bazı şeyleri ve kişileri bilip bilmemesi değil; yetersiz kişilerin üst mertebelere yerleştirilip, bilmedikleri konuda ahkam kesmeleridir. Hal böyle olunca kadınlar erkek zannedilebilir, heteroseksüeller eşcinsel zannedilebilir, eşcinsellik hastalık veya sapıklık sanılabilir... Sanırım Fatih Erbakan, bu filozofun adının Simone olmasından dolayı erkek zannetti. Simone kadın ismi ama SİMON diye düşünmüş olsa gerek. Zaten Simone De Beauvoir'i hiç tanımadığı belli. Yani bir şeye, kendi bakış açılarına-yani hetoreseksizme ters olan her şeye, ellerine tutuşturulan metinler çerçevesinde doğru veya yanlış olduğuna bakmadan karşı çıkılıyor. İstanbul Sözleşmesi'ne karşı çıkılıyor, eşcinselliğe karşı çıkılıyor... Oysa karşı çıkmak yerine, bilmedikleri konuları öğrenseler, topluma daha faydalı olacaklar. Bizim kültürde meşhur bir söz vardır; okuyup da ne olacaksın; OKUMAK BİR ŞEY OLMAK İÇİN DEĞİL, ÖĞRENMEK İÇİNDİR. Demek ki bir şey olsan da, okumayınca bilmediğin için, her şeyi bu örnekte olduğu gibi eline yüzüne bulaştırabiliyorsun. Şu anda bu gaf ülkemizde hiç kimsenin umrunda olmaz. Ama çoğunluk sosyoloji veya felesefeden bihaber olmasaydı, yılın gafı bile sayılabilirdi. Aslında toplum olarak bu tür gaflardan çok ders çıkarabilir ve hurafeler yerine bilimsel eğitime önem verebiliriz. Halkımıza geçmiş olsun diyorum bu gaf için!

Simone de Beauvoir: Ötekiliğin Kabulü
Cinsiyet, biyolojik açıdan erkek-kadın ayrımını anlatırken; toplumsal cinsiyet, her bir cinsiyet üyesi için uygun diye görülen davranış hakkındaki toplumsal beklentilerdir. Kavram, erkek ve kadınların birbirlerinden farklı olmasına yol açan fiziksel niteliklere değil, erkeklik ve kadınlık hakkındaki toplum tarafından oluşturulmuş özelliklere göndermede bulunmaktadır. Yani, erkeklik ve kadınlık arasındaki toplumsal bakımdan eşitsiz bölünmeyi ifade etmektedir. Bu doğrultuda Beauvoir’ın "kadın doğulmaz, kadın olunur" sözü ile söylemek istediği, kadınlar kategorisinin kültürel alan içinde üstlenilen veya girişilen bir anlamlar dizisi olduğu, kimsenin toplumsal cinsiyetle doğmadığı, toplumsal cinsiyetin her zaman edinildiğidir.

CEYLAN COŞKUNER KALIN
Necmettin Erbakan University

Not: Alıntıdaki yazarın Necmetin Erbakan Üniveristesi'nden olması da ayrı bir ilginçlik!

Evet, açıktan da olsa Sosyoloji ve Felsefe bölümleri çok zamanımı aldı ve bu süreçte belli konulara odaklansaydım, BELKİ çok güzel şeyler başarabilirdim ama şimdi düşünüyorum da, hiç pişman değilim; Felsefe ve Sosyolojinin az veya çok, öyle veya böyle tozunu yutmaktan çok memnun ve mutluyum!

Hurafelere inanan insanlara bir düşünce ifade ettiğin zaman, o düşünceleri anlamak yerine, "sen nereden biliyorsun?" diye karşı çıkmaları, bilginin ve öğrenmenin önemine çok güzel bir işarettir!

ÖZELLİKLE KADINLAR VE TRANSSEKSÜELLER...
Fiziksel özelliklerden, ‘ırk’tan, cinsiyetten, dilden vb kaynaklanan ikincil farklılıklardan bağımsız olarak, bütün insanlar aynı biçimde bireydirler. Dolayısıyla, erkeklerle kadınları birbirinden ayıran farklılık kendi başına önemli değildir; onun belirleyici ve toplumsal olarak yapılandırıcı olan önemi güç ilişkilerinin bir sonucudur: ‘Kadın doğulmaz, kadın olunur’ (Beauvoir, 1949) ve erkeklerin kadınlar üzerindeki egemenliğinin kökenleri ve biçimleri ne olursa olsun, kadın olmak bu egemenliğin bir uzantısı olarak gerçekleşir.”

Simone de Beauvoir

Bir ülkenin bilgisiz ve bilinçsiz insanlar tarafından yönetilmesinin sebebi, toplumun kendisidir. Çünkü o bilgisiz yöneticiler, toplum tarafından ayakta alkışlanmakta ve takdir edilmektedirler! Toplumun cahilleri desteklemesinin savunusu da, daha iyileri vardı da biz mi seçmedik şeklindedir. 1. Evet daha iyiler var ve seçmiyorsunuz, 2. Daha iyilerinin olmamasının sorumlusu da toplumun kendisidir; çünkü daha iyiye gitmek için bir çaba sarf edilmemektedir. Hurafelere inanılarak kolay yola başvurulmaktadır.

Muhafzakar iktidar, en geri kalmış Avrupa ülkesinde bile bu kadar iktidarda kalabilir miydi? Demokrasi farkı!

Kadına şiddete karşı çıkan bir sözleşmeye, dünyanın kaç ülkesi karşı çıkar acaba? Karşı çıkan ülkeler, hangileridir?

1 milyonun üzerinde bir şehirde yaşıyorum ve eğitime, bilime, kültür sanata önem veren hiçbir kimseyle kaşılaşamıyorum. Kendilerini entellektüel, sanatçı veya sanatsever sayanlar bile heteroseksizmin kölesi olmuş. Hemen pırtlatıveriyorlar, hemen basitleşiveriyorlar, özellikle kadın erkek ilişkisinde falan gevşeyiveriyorlar!

Milad Gazetesi'den Muhammed Özkılınç, İstanbul Sözleşmesi ve eşcinselleri savunanları "Ahlak Teröristleri" ilan etmiş!

Biliyor musunuz, ben sakallı ve sarıklı yobazları görünce tırsıyorum; gerçeten bunlar dogmatizm adına acımasızca çok şey yapabilirler gibime geliyor! O yüzden bu konuda çok dikkat ediyorum!

İstanbul Sözleşmesi üzerinden eşcinsellerin nefrete hedef gösterildiği ve eşcinsellere saldırıların arttığı şu günlerde, muhafazakar iktidarı destekleyen eşcinseller neredeler, ne alemdeler, konuyla ilgili şu anda ne düşünüyorlar merak ediyorum. Sanırım akılları başlarına gelmiştir yedikleri kötekler sayesinde! Muhafazakar ne eşcinsel olunur, ne de laik; bunu kafanıza iyice sokun artık!

Bir asker, bir transseksüeli öldürmesine rağmen serbest bırakılıyor. Aynı asker bir devlet adamını öldürse serbest bırakılır mı? Siz bana hangi demokrasiden bahsediyorsunuz; HAK TUUU!

Yeryüzündeki hayvan bitki tüm varoluşlara güveniyorum ama insan türüne asla!

Milli kadın futbolcu, trans erkek olarak açıldı...
KİME NE AYOL; HAYAT ONUN HAYATI; İSTEDİĞİ GİBİ YAŞAMA HAKKI KENDİ TASARRUFUNDA!

GÜNÜN HOMOFOBİK YOBAZLAR
Suratlarına bakınca ne görüyorsunuz? BEN NEFRET GÖRÜYORUM,samimyetsizlik ve cehalet görüyorum.
Her bir söz sırasıyla fotoğraftakilere aittir.
- İstanbul Sözleşmesi'nin meşrulaştırdığı eşcinsel sapkınlıkta ilk ahlaksızlık gerçekleşti(Türkiye'de gerçekleşen gayri resmi eşcinsel evlilikten bahsediyor.).
- İstanbul Sözleşmesi her türlü sapkın; kadın kadına, erkek erkeğe, toplu seks ortamlarını meşrulaştırıyor.
- İstanbul Sözleşmesi ilişkileri telkin ediyor. Yani erkek erkeğe, kadın kadına vs.
- Koronavirüsün 'Tanrının eşcinsel evliliğe yönelik cezası'dır.

İran'da başörtüsünü protesto etmenin suç sayıldığı için, bu yüzden oradan Türkiye'ye kaçanların, Türkiye tarafından İran'a idama gönderilecek olması, 2000'lerde Ortaçağ döneminin tekrar yaşanmasından başka bir şey olabilir mi? Ner'de demokrasi, nerede vicdan, nerede insanlık..? İranlı arkadaşım diyor ki, başörtüsünü protesto eden Meryem dışında, Denizli'den 100 ile 200 kişinin İran'a gönderilmek üzere küçücük gerekçelerle Denizli'den toplanıp, Aydın'daki toplama kampına gönderildiğini söylüyor. Mülteci İranlılar, korkularından evlerinden dışarıya çıkamıyor diyor...

İnsanların başını örtme özgürlüğü ne kadar varsa, dötünü açma özgrülüğü de o kadar vardır. Kessinler ahlakçılığı!

Başörtüsü üzerinden ahlakçılık yapanlar, Twitter'dan kişiye özel amatör porno izliyor sürekli! Hay sizin ahlakınızın içine mıçayım

ÖTEKİ OLACAĞINA, TAŞ OLSAN DAHA İYİ!
50 küsur yaşında fiziksel engelli eşcinsel mülteci arkadaşım, Denizli'deki yabancı şubede, işlemlerinin keyfi olarak defalarca uzatılmasından ve topal bacakla tekrar tekrar şubeye gitmekten yorulduğu ve gerekli mercilere şikayet edince işlerinin hepten uzatıldığını... Ve uzatan kişiyle geçenlerde çay bahçesinde karşılaşınca, bak ben Denizli'de yalnız değilim, benim Türk arkadaşlarım var demek ve göstermek için beni çağırdığını... Bu ne kadar zor bir süreçtir tahmin edebiliyor musunuz yabancı bir ülkede bir insan için... Bu arkadaşların işini daha da zorlaştırmamak için hiçbir şey yapamıyorum. Elbette bu durumun sadece içinde yaşadığımız kültüre mahsus bir şey olmadığını, yabancı olmanın her yerde zor olduğunu tahmin edebiliyorum ama olaylara birebir şahit olmak, insanı duyarsızlık gerçeğiyle yüzleştiriyor. Ben de bir insanım, mültecilere zorluk çıkaran da ama aramızda fark var işte; vicdan ve vicdansızlık, insan olmak ve insan olamamak gibi...
İranlı arkadaş, yoruldum artık Halil diyor, beklemekten. Tam 7 yıldır burada. Sağlık problemleri arttı burada iyice, ameliyatlar geçirdi defalarca ve hala bekletiliyor. Ve belirsizlik onu iyice üzüyor. Artık ne olacaksa olsun diyor; iyi veya kötü.

Dinin baskın olduğu ülkelerdeki vicdansızlıkları görünce, dinden öyle bir soğuyorum ki...

İnsanlar sevgiden ve saygıdan, merhametten bahsediyorlar ama yabancılardan, eşcinsellerden, hayvanlardan... nefret ediyorlar!

Siz heteroseksüeller, hiç düşündünüz mü, hiç aklınızdan geçti mi eşcinsel haklarını desteklemek? Homofobik misiniz acaba?
Cevap veriyorlar: O ne ki, ner'de eşcinseller, eşcinsel hakları mı var, homofobi ne ki? Allah korusun!

Biliyorum, bu fotoğrafa bakınca havsalanız almıyor belki, belki tiksiniyorsunuz... Oysa sevgi ve masumiyetten başka hiçbir şey göremiyorum ben. Tabi karşı çıkanlarda akıl da göremiyorum!

Kusura bakmayın, çok özür diliyorum, hiç şekilci değilim ve insanları fiizikleri üzerinden aşağılamak falan hiç aklımın ucundan geçmez. Çünkü ben kedilere aşık ve en çirkin erkeklerle yatabilecek kadar bile şekile önem vermeyen birisiyim. Sanatsal anlamdaki estetizmden bahsetmiyorum; sonra çelişkili demeyin bana. Ama yobazların suratlarına bakıyorum; nasıl dogmatikler, nasıl bomboş beyin oldukları o kadar bariz görülüyor ki; zerre ışık yok gözlerinde... Ve bunlara inanan, peşinden koşan kitleleri görünce beyim *mcıklaması geçiriyorum!

Heteroseksüel bir erkek karısı hastalanınca terkeder, hatta karısı kanser olunca ışın tedavisi sırasında yatakta bırakıp gider başkasıyla evlenir ama bir eşcinsel erkek sevgilisi hastalanınca onu kaybetme korkusundan delirebilir. Keşke eşcinsel aşkın gücünü bilseydiniz!

Bir damla gözyaşımızda, belki bin cefa gizli!

Söze gerek yok; isyan, aşk, cesaret... ne ararsan!


12 Eylü


Ne güzel bir çizgi. Bilimsellikten uzak herkes gözümde bu şekilde! Bu tür yobazların kasıklarına bir tekme atıp uçuruma yuvarlanmalarını hızlandırmak istiyorum. İnsanlık çok çekti bu örümcek beyinlilerden!

Hayatın gerçeği matematik, felsefe, sosyoloji, mantık, fen, sanat, vesairedir; hurafeler değil; biraz aklınızı başınıza toplayın!

Bir sanatçıyı sevmek için devasa sesinin olması şart değil. Sanatçı bir bütündür. O yüzden Tülay Özer'i, Zerrin Özer'den elbette çok seviyorum!

Benim için şöyle bir gerçek var; Ben, 70'lerin sanatçılarını, tüm zamanların sanatçılarından daha çok seviyorum!

Dilipak isimli yobaz gerici, kadınlara f*hişe dediği için 81 ilde dava açılınca, bu sefer de ben eşcinsellere fahişe dedim diye kıvırıyor ve kıvranıyor. Eşcinseller de 81 ilde hakkında dava açsa, bu sevef kime f*hişe dedim diyecek çok merak ediyorum!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder