Karşıma örnekler çıkınca dile gelmeden duramıyorum. Bakınız, tekrar söylüyorum, herkesin kendini ne olarak tanımladığına ve ifade ettiğine bir şey demiyorum. Eğrisiyle doğrusuyla herkesin hayatı kendine, tabi içinde yaşadığımız sosyolojik süreci de gözarı edemeyiz. Ben sadece aynı kesimin(eşcinsel) bir üyesi olarak, ifade özgürlüğü kapsamında kendi hislerime ve hayat tecrübelerime istinaden konuşuyorum. Üzücü taraf, sanki gerçek doğruya ulaşılmış gibi herkesin birbirini tekrar etmesi ve bu tekrarlarla hem yanlışı, hem de yanlış algıyı pekiştirmeleri. Transseksüellikten bahsediyorum. Evet bazen takılıp kalıyorum ben de transseksüellik yanlışını gördükçe, ve de yanlışa vurgu yapıldıkça. Hep aynı söylemler... "Cinsel farklılık olarak kendimi tek sanıyordum, karşımda sadece Zeki Müren ve Bülent Ersoy örneği vardı. Önce kendimi eşcinsel sanıyordum, sonra heteroseksüel kadın olduğumu ve yanlış bedende doğduğumu anladım. Seks işçiliği kaçınılmazdı. Benimle beraber olan erkeklerin sonradan pasif olmalarına şaşırıyorum, görünce şoklara girdim. Ben kadınım, ben heteroseksüel bir kadınım, asla eşcinsel değilim, benimle beraber olan erkekler de heteroseksüel, vesaire...!" Bunun adı ne biliyor musunuz; BİLİNÇSİZ EŞCİNELLİK, TRANSSEKSÜELLLİK BİLİNÇSİZ BİR EŞCİNSELLİKTİR. Bu sözlerimi bir yere yazın, belki 10, belki 50, belki 100 yıl sonra transseksüellik diye bir şey kalmayacak. Transseksüellik bilinçsizliğin dışında, toplumsal cinsiyet rolleri üzerinden maddi-manevi kolay bir varoluş şekli de. Altında yatan sebep, homofobik bir dünyada ayrımcılığa maruz kalmamak için dediğim gibi toplumsal cinsiyet rollerinden birini, erkkelik veya kadınlığı seçmek, akabinde ekonomik varoluş mücadelesi olarak seks işçiliği... Transseksüellerle beraber olan erkek sınıfındaki eşcisnseller de, erkek rolünü seçmiş, eşcinselliğiyle barışamamış homofobik eşcinseller. PEKİ TRANS KADINLAR, BU ERKEK DEDİKLERİ, KOCAM DEDİKLERİ ERKEKLERİ, KADIN KIYAFETİNE GİRİP PASİF İLİŞKİ YAŞARKEN BASINCA NİYE ŞOKA GİRİYORLAR? Kandırıldınız değil mi?! Hayır kandırılmadınız, siz kendi kendinizi kandırıyorsunuz. Doğuştan aynı biyolojik cinsiyete sahip insanların, kendilerini nasıl ifade ederek birlikte olurlarsa olsun, ister biri trans kadın ister bir erkek rolünde, ikisi de eşcinseldir. Durum, toplumsal cinsiyete uygun eşicinsel gerçekleşmeden ibarettir. Rollere bürününce erkek veya kadın olunmuyor, gene eşcinsel oluyorsun; sadece ikiyüzlüce bir eşcisnel varoluş bu. Siz hiç homofobik olmayan bir trans kadın veya homofobik olmayan "ben erkeğim diye transseksüellerle beraber olan" bir gizli eşcinsel gördünüz mü? Ben her gün an be an karşılaşıyorum bu homofobik, erkek geçinen gizli eşcinsellerle. Önce benden transseksüellik bekliyorlar, ardından işi pasifliğe kadar götürüyorlar, kadınlaşıyorlar, içlerindeki kadını ortaya çıkartarak kadın gibi giyinerek seks yapmaya başlıyorlar. Şaşırıyor muyum; hayır. Sadece bunca zaman sonra bile, günümüzde iletişim çağında bile; bilinçsiz eşcinselliğin olmasına, bilinçsiz eşcinsellerin eşcinselliği heteroseksizme outrtmaya çalışmalarına şaşırıyorum. Ne zaman bilinçlenecekler, ne zaman eşcinsellikleriyle barışacaklşar çok merak ediyorum.
Niye Küçük İskender veya Murathan Mungan travesti olmamışlar. Trans ifadeli homofobik eşcinseller, biz transseksüeliz diyebilir. Hayır, sizinki bir kaçış, eşcinsellikten kaçıştan başka hiçbir şey değil, olamaz da. Doğasına riayet-şükür eden eşcinseller de aynı hislere ve aynı bedensel devinimlere sahip. Siz transseksüellerin, görsel ve davranışsal cinsiyet rollerinin doğuştan mı geldiğine inanıyorsunuz? E cahilsiniz o zaman. Cinsiyete dair olduğuna inandığınız biçimsel ve davranışsal varoluşları nötürleştirince varolamıyor musunuz? Mesela kadın elbisesi giymeyince, hiçbir eylemde bulunamıyor musunuz? Yani bedensel bir kasılma falan mı oluyor o zaman? Transseksüellerin bütün kadınsal varoluşları heteroseksizme dairdir. Bunun başka bir açıklaması olamaz ki, kadınların cinsiyet rollerinin öğrenilmişlik olduğu, cinsiyet kimliği kavramının toplumsal olduğu yıllar yıllar önce söylenmiş, tasdiklenmiş bir şey. Tabiki de kendilerini toplumsal cinsiyet rollerine uygun ifade eden transseksüelleri, sosyolojik sürecin bir dönemine takabül eden toplumsal bir varoluş olarak inkar edemeyiz. Bu da zaten transselksüelliğin heteroseksist ve homofobik sebeplerden dolayı varolduğunun kanıtı. İnsanlara da niye bu şekilde varoluyorsunuz diyemeyiz. Çünkü hayat kısa; kendilerine uygun varolabilme potansiyelleri yoksa, kapasiteleri ölçüsünde toplumsallaşmaya mahkumlarsa, yapılabilecek bir şey yok. Demek istediğim kısaca, özetle; heteroseksizme dahil olmaya çalışacağımıza, keşke toplumu doğamıza uygun şekilde dönüştürebilme mücadelesine girişseydik!
İçindeki kadını geçen hafta bir kere ortaya çıkarttı, ayda bir falan gelen "erkek geçinen gizli eşcinsel", şimdilerde, ortaya çıkan o kadını öldürmek için her gün geliyor ve erkeklik taslıyor. Bir eşcinselle beraber olmasına rağmen, son gelmelerinden birinde içindeki kadını ortaya çıkartmasına rağmen, ben ibne değilim diyor. O sadce aktifmiş. Homofobi böyle bir şey işte. Aslını inkar ettiriyor insana. Oysa bir erkek bir erkekle, ister pasif konumda beraber olsun ister aktif konumda eşcinseldir. Tenin tenine değiyorsa erkek erkeğe, eşicinselsindir. Anüs ile elin kolun arasında bir fark yok; sonuçta erkek erkeğe temas. Aslında erkek geçinen altif gizli eşcinsellerle transseksüellerin konuyu bakış açısı aynı; belden aşağı yani. Oysa eşcinsellik beyinseldir. Sen, hemcinsel bir ilişki istiyorsun. Bunu kadın ve erkek formlarına sokmak hetroseksizme dair bir homofobidir. Ben eşcinsellerin toplumsal cinsiyete uygun varoluşlarını psikolojik bir vaka olarak görüyorum. Çünkü insanın çevrenin etkisiyle kendisi olarak varolamaması psikolojik bir korkaklık, korkuya dayalı bir nefret ve kaçıştır. Transseksüellik ve "gizli erkek eşcinsel" olarak varoluşlar ikame eşcinsel varoluşlardır ve hiçbir zaman gerçek tatmin sağlamaz. Hani o aktif geçinen gizli eşcinsel erkekler var ya, pasif olmak için cayır cayır yanıyorlar. Keşke özgür bir dünyada yaşasaydık, eşcinsel bireyler de kendileriyle barışık özgüvenli kişiler olsalardı da benimle yaşadıkları çerçevesinde, bana itiraf ettiklerini bütün dünyaya itiraf edebilselerdi. Adamlar istemedikleri halde evlenip çoluk çocuğa karışıyorlar ama aile babası rolü kabul edildikten, resmi nikah kıyıldıktan sonra iş bitiyor... Bunlar ne karılarıyla beraber oluyorlar ne de toplumun beklentisini karşılayan erkek olarak kalıyorlar. Görsel olarak maço ötesi maçolar, cinsel güç olarak boğa gibiler ama içleirndeki kadın-pasiflik depreşince ve kendilerini gerçekleştirmeyince mutlu olamıyorlar. Ben feminen bir eşcinsel sayılırım ama yıllar yıllardır aktif eşcinsel olmak zorunda kaldım. Çünkü zorluyorlardı beni. Bana geliyorlardı, çünkü nasıl olsa bu feminen, pasif eşcinsel; ilişkimiz öğrenilse bile bizi değil onu pasif sanırlar diye düşünüyorlardı. Demek istediğim, eşcinsel eşcinseldir ve "aktifliği-erkekliği-gizli eşcinsliği" veya "pasfliği-kadınsılığı-transseksüleliği" belirleyen içinde yaşadığımız erkek egemen kültürdür. Yoksa hepsi de eşcinsel ve hepsi de aynı yollardan geçiyorlar. Sadece toplumsal varoluş onlara, "ben buyum-transseksüel, ben şuyum-aktif erkek" dedirtmek zorunda bırakıyor. Kendini toplumsal cinsiyet kalıbına sokmak istemeyenler eşcinsel olarak yaşıyor, kendisi olamayanlar "gizli, aktif, erkek geçinen eşcinsel" oluyor veya "transseksüel". Ben dediklerimi sonsuz örnekle açıklayabilirim. Peki transseksüeller yanlış bedende doğduklarını ispat edebilirler mi? Mesela cinsiyetsizliğin hakim olduğu bir sürece girmiş olsaydık, kadınlık ve erkeklik varoluşları önemini yitirşmiş osaydı, transseksüeller gene transseksüel olur muydu? Yani ameliyat olup kadın olmaları toplumsal cinsiyet rolleri falan kalmadığı için hiçbir varoluş sağlamayacak olsaydı..?!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder