23 Ağustos 2020 Pazar

Özgürlük, yaşamayı seçmektir; Suzi'nin hikayesi!

Suzi, Lilly'nin dışarda doğurduğu ve gözü iltihaplandığı için kör olma, hatta ölme tehlikesi olan bir yavruydu. Şükür Lilly'nin nereye doğurduğunu bulup, Suzi'yi hayata döndürmüştürm. Sonra Lilly 5 yavruyu da eve taşıdı zaten. Suzi 1 yaşına kadar evde kaldı ve kızan döneminde özgürlüğü seçti. Dışarıda yiyecek bulamayınca ara ara eve geliyordu ama evde kalmıyordu. Benim eve kapatmalarım da düşüncesini değiştirmiyordu. Çünkü o dışarıda özgür yaşamak istiyordu. Kabul ettim. Sonunda anne olmuştu. Ama inşaatlardan dolayı, dışarıdaki yavrularını eve taşımak zorunda kaldı ve böylece evine de dönmüş oldu. Ama ne oldu... Evde çok kedi olduğu için, bağışıklık sistemi zayıf olan kedilerin nezlesi onun yavrularına da bulaştı. Nasıl mı; Melek'in emzirmediği bağışıklık sistemi zayıf yavru kediler, Suzi'yi de emmeye çalışınca, Suzi de emzirince, virüs Suziye de bulaşmış, Melek'in yavruları, Kuniş'in yavrusunun, dışarıdan gelen yavru kediyi, Suzi'nin de yavrularının ölmesine sebep oldu. Sonunda virüs bulaştıran Melek'in yavruları da öldü(Geçen hafta Sarı Boya, dün yeni doğan yavru ve bu sabah da Çitlembik) ama Suzi ve Prens oğlum da şu anda bu rahatsızlıktan muzdarip. Büyük kedi oldukları için umarım kurtulurlar diyorum. İştahları yerine gelirse düzelirler. Prens'in iştahı yerinde.
Kediler dışarıdaki inşaatlar ve trafik canavarı yüzünden risk altındalar ama evde kapalı olunca da rahatsızlıklarını birbirlerine bulaştırma tehlikesi var. Suzi özgürlüğü seçti ama yavrularını eve taşımak zorunda kalınca, özgürlük de fayda etmedi. Benim tek hatam, evde çok kedi olduğu için Suzi ve yavrularını diğerlerinden ayrı tutamamak oldu.
Kedilerin sayısı gerçekten hiç artmıyor. Bu sene gene 30'u buldular ama Lilly'nin yavruları dışındaki tüm yavru kediler(23 yavru(-8 Melek'in, 4 Carol'un, 3 Pırıl'ın, 2 Fırıl'ın, 3 Suzi'nin, 1 Kuniş'in, Lilly'in dışarıya doğurduğu 5 yavrudan 2'si) bağışıklık sistemlerinin zayıflığından dolayı hayata tutunamadılar. Bu durumu sadece virüse bağlamak da doğru olmayabilir. Bu seneki evde doğum yapan annelerin çoğunun ilk hamilelikleri olmasından dolayı tecrübesizliklerine de verebiliriz ama, çünkü tam büyümeden emzirmeyi bıraktılar, Melek kız zaten hep öyle yapıyor iki yaşında olmasına rağmen; iki yılda doğurduğu tüm yavrular öldü mesela ve üstelik bu kadar sorumsuzluğuna rağmen bu yıl iki kere doğurdu, sonuçta bir sürü sebebi var işte yaşayamamaları için. Belki de en önemli sebep, annelerin süt miktarı ve sütlerinin kalitesi. Mesela Lilly'nin yavrularında hiç böyle bir risk olmuyor; ne virütik, ne de bağışıklık sisteminin zayıf olması durumu. Bütün yavruları, diğer kedilerin 2 katı hızla büyüyorlar ve hayata tutnabiliyorlar. Çünkü Lilly yavrularına çok düşkün oluyor. Bu yıl mesela aynı anda doğurduğu pire gibi 7 yavruyu, kısa sürede koca koca kedi yaptı.
Şu anda vicdan azabı duyuyorum Suzi ve Prens oğlum bu virütik olayı yaşadıkları için. Eğer 4 erkekten oluşan Çitoşki'nin yavrularını gözüm gibi sakınmak yerine sokağa bıraksaydım, Prens'in başına bunlar gelmeyecekti. Çünkü 1 yaşını geçmişlerdi. Sadece ara ara dışarıya bırakıyor, sonra kapatıyordum. Artık onları da tamamen özgür bırakmaya kaar verdim ve dün geceden beri pencereyi kapatmadım. Papas, Nohut ve Prens evdeler ama Kadayıf oğlum hala dönmedi. Zaten Kadayıf dışarıya çıkınca hiç eve dönmek istemiyordu. Oysa ona o kadar düşkünüm ki. Ama virüs olayından korktuğum için, artık özgrülükle hayata tutunmasını tercih ettim. Eve bir haftadı dönmeyen Fırıl kızımı da dün görmek beni rahatlatmıştı. Sanırım Corona yüzünden/sayesinde, sokaklar hayvanlar için eskisi kadar tehlikeli değil.

***

Dünyanın acısını yaşadım ölen kedilerim yüzünden ve hala da yaşamaya devam ediyorum. Sevgiyle emek veriyorum herbirine tek tek. Öyle güçlü sevgi bağları oluşuyor ki aramızda... En son Çİtlembik ile vedalaştım. Hiç ayrılmak istemedik birbirimizden. Önceki yazımda belirttiğim gibi Melek, yavrularını uzun süre emzirmiyor ve bağışıklık sistemleri zayıf oluyor. İlk defa 2 yavrusu 6 ay kadar yaşadı. Sarı Boya geçtiğimiz haftalarda ölmüştü, Çitlembik de bu sabah. Yaşıyorlardı ama virütik durumları hissediliyordu ve sonunda bu sabah da Çİtlembik gitti. Yaşadığım durumları kimsenin anlayacağını sanmıyorum. Hani insan annesini, babasını, sevdiklerini kaybedince duyduğu derin bir acı vardır ya, ben bunu defalarca yaşıyorum ama gene de taşa dönmedi yüreğim. Artık dönsün istiyorum ama dönmüyor.

***

Bana ahlaktan, dinden, geleneksel değerlerden bahsetmeyin; ben DOĞANIN ve hayvanların derdindeyim! Bana gerçekçi şeylerle gelin!

***

Dün gece ders notları alıyorum bilgisayara;cereyan kesildi ve bütün notlarım silindi.2020'de elektirk kesintisi;bu mu gelişmişlik!

Türkiye sosyo-ekonomik ve özgürlük olarak geri kalmıştır; bunu kafanıza iyice sokun artık! Bunun suçlusu da toplumun kendisidir!

Yıl 2002 ve hala cami sayısını çoğaltma derdindeyiz. Oysa camiler bomboş! Eğer aynı yapılanma okullar için olsaydı, Corona Virüs'e göre eğtiim verilecek kadar derslik sayımız olurdu!

Devletin üst mercilerinden neden hiç bilimsel eğitimin gelişmişliğine, özgürlüklere dair müjdeler verilmiyor, hiç düşündünüz mü? Çünkü eğitim ve özgürlük olursa, milli sermaye belli kişilerin cebine değil de, eşit olarak dağıtılmak zorunda kalır ve belli zümreler zenginleşemezler. Oysa eğitim, hem zihinleri zenginleştirir, hem de ülkeyi ekonomik olarak kalkındırır. Çünkü paralar belli kişilerin hesabında atıl olarak durmaz!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder