24 Ağustos 2020 Pazartesi

24 Ağustos 2020 facebook notlarım

Emekli olunca istediğim kitabı, dergiyi ve müzik albümünü alma özgürlüğüne kavuşacağım, bir de kedilerime daha iyi bakacağım!

Hiçbir zaman ev, araba, tatil, lüks yaşama hevesim olmadı; sanatsever ve hayvansever olmak en büyük lükstü benim için!

AŞK

En büyük aşKlar bile saygıyı kaybetmeden, nefrete dönüşmeden tadında bitirilmeli; geçmişte Hatırlayabileceğiniz güzel anlar için!

Tüketilen hiçbir aşk, aşk olarak hatırlanmaz; ben nasıl sevmişim bunu dersiniz! H. K.

Hayattaki en büyük aşklar, çok sevip sevilmeyenlerin yüreğindedir.. Çünkü tükenmemiştir, eksilmemiştir bile!

Hayatta en azından bir aşkınızı kalbinize gömüp yarım bırakın, terk edin onu aşk heyecanınızın diri kalması için! Yaşlanınca aşk kapınızı çalmayacak çünkü!

Her yaşta aşkın tanımı değişiyor. Aşk benim için şimdi, sadece samimyet! Çünkü insan yaş alınca kendini kandıramıyor!'

Belli bir yaştan sonra sevilmenin de önemi kalmıyor. Çünkü kendi sevginle, aşkınla başbaşa kalmaya mahkumsun! Yanındaki kişi ya bakıcın oluyor, ya da sen onun bakıcısı!

***

Bugün Sezen Aksu ile tenis oynadım..! 1-2 hafta oynamayınca demek ki tenise aç kalmışım. Benim rüyalarım fiziksel ihtiyaçlarım ve zihinsel açlıklarım olarak vücut buluyor. Sezen Aksu'yu hatta bekletiyorum biraz teniste. Çünkü o anda tuvalet ihtiyacım gelmiş oluyor. Gerçekte de tuvalet ihtiyacım beni uyandırıyor. Unutmadan, Sezen Aksu sol bekime çok güzel vuruşlar yaptı! Hadi bu rüyayı yorumlayın diyeceğim ama gerçekçi insanların rüyasından yorum çıkmaz değil mi?

Sezen Aksu'nun hiçbir albümünü, stüdyodaki ham kayıtları kadar çok sevmemiştim. Demek ki samimiyet için teknik safhaya geçmemek gerekiyor.

Tarihte bugün, 1349 yılında Almanya'da 600 yahudi vebadan sorumlu tutularak öldürülmüş. Yahudiler hep günah keçisiymiş!

Tarihte bugün, 1858'de Amerika Virginia'da 90 zenci, eğitim almak suçuyla tutuklandı. İçinizde ötekileştirme duygusu var değil mi?

BİRİCİĞİMİZ PERİHAN MAĞDEN 60 YAŞINDA
En çok sevdiğim yazar Perihan Mağden bugün 60 yaşında. Tabi Mine Kırıkkanat'ı da en çok seviyorum. Çünkü sistemle kavgaları var. Çünkü sistemle mahkemeleşiyorlar korkmadan. Çünkü çok cesurlar. Çünkü duyarlılar. Perihan Mağden'den şu anda karşılaştığım ve T24'te yayınlana bir köşe yazısının girişini alıntılamadan geçemeyeceğim...

O kadar korkunç ki gündemimiz!
...
Bizler de Survivor Adasına kaçıyoruz haftada dört gece.

AKP'nin popüler kültür bakanı Acun Ilıcalı'nın bizler için maharetle hazırladığı uyuşturucuda kendimizi kaybetmek üzere, Dominik Cumhuriyetindeki o olağanüstü güzel adaya ışınlanıyoruz.

Üstelik koltuklarımızın üstünden kalkmadan. Hiç aç, kolasız, uykusuz kalmadan. Üşüyüp kavrulmadan, yarışlarda tiridimiz çıkmadan tüymüş oluyoruz.

Benden bir veya bir-iki kuşak büyük yazarların yazılarıyla beslenme şansına sahip olduğum için, kendimi çok şanslı hissediyorum!

Türkiye'de yazılmış en güzel eşcinsel roman, Perihan Mağden'in Ali ile Ramazan'ıdır. Konuyla ilgili bir güzel yumruk yiyip, aklınızın başına gelmeisni istiyorsanız, bu romanı okuyun derim!

Siz eşcinsel düşmanları, o kadar kapasitesiz ve cahilsinzi ki, sadece nefretle besleniyor, bazı kesimleri ötekileştirerek varoluyorsunuz. Gerici yeni Akit gazetesi, adına gazete bile denmez aslında, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi personel memnuniyeti anketine erkek ve kadının yanına diğer seçeneği de koyduğu için, Ekrem İmamoğlu'nu sapıkları sahiplendi diye suçluyor. Siz benden nefret ederken, ben, siz muhafazakarlar ve değerlerine niye saygı duyayım ki? Tek beklentim, bir an evvel defolup gitmeniz!

Kim ki eşcinsellik karşıtı, kim ki eşcinsel karşıtlarının yandaşı; akrabam da olsa benim dostum değildir! Bu böye biline!

AKP'yi de, AKP'ye oy verenleri de sevmiyorum; onlar da benimle selamı sabahı kessinler!

Ben bir insana neden gözün kara, neden zencisin, neden kelsin, neden boyun kısa, vesaire diye cephe alabilir miyim; aptallıktır bu. Eşcinselik de bir insanın doğuştan getirdiği bir özelliği. Dünyada 100 milyonlarca eşcinsel varsa, eşcisnellik doğal bir gerçektir. Sapıklık diyen eşcisnel karşıtları da acil tedaviye ihtiyacı olan hasta ruhlu ve cahil insnalardır. Bir homofobiği-bir eşcinsel karşıtını kliniğe götürün, % 100 ruh hastası çıkacaktır. Hani eşcisnellere hasta diyor ya bu yobazlar, daha kendi hastalıklarının-nefretlerinin ve korkularının bile farkında olmayan zavallı kapasitesizlerdir bunlar.

Nefret ettiğiniz şeyden neden nefret ettiğinizi biliyor musunuz? Hayırsa, cahillsiniz. Bu halledilmesi gereken  bir problemdir!

***

Her türlü evliliğe karşıyım ama evlenmek isteyen eşcinseller için ve sırf heteroseksist sisteme inat EVET!

Dünyanın bir numaralı siyasi lideri de olsanız, eşcinsel-lik karşıtı olduktan sonra, eşcinsel sanatçılar kadar ne tanınacak, ne de saygı duyulacaksınız; tarihte nefretle anılacaksınız!

Bilmem neden ama George Miachael'ı bir başka sevdik. Belki daha pop olduğundan. Bütün erkek pop starlarını düşündüğümde, o bir adım öne çıkıyor...

Taptığım Yunan ilah George Michael!

Evet Geoge Michael çok hayallerimi süsledi. Onu hayal ederek çok masturbasyon yaptım. Sonunda eşcinsel olduğunu da açıkladı...

Türkiye gerçeklerinde boğulmaktansa, pop müziğin büyülü dünyasında hayal kurarak yaşamayı her zaman öncelikli tercih ettim!

Evet ben bir pop insanıyım ve bu çok güzel bir şey!

Eğer 80'lere veya 90'lara dönebilme şansım olsaydı, hiç gelecek hayalleri kurmaz, o dönemi dibine kadar yaşardım! Çünkü Türkiye'de gelecek diye bir şey yokmuş!

Eşcinsel ama bu dünyada hiç kimse onun papuçu bile olamayacak!
Michael Jackson

Madonna müzik hayatına çok kaliteli bir şekilde devam ediyor ama ülkemizde müzikalite o kadar düştü ki, ağzımıza mıçanları bile sanatçı sayıyoruz. Youtube bir taraftan da kötü oldu bee!,

Başlarda Rihanna ve Beyonce'u çok sevdim ama Lady Gaga farkını ortaya koydu! Madonna'dan bir şeyler buluyorum onda.

İNSANLAR bana diyor ki, "Kendin yemiyorsun da kedilere mi tavuk alıyorsun?"
Bakınız ben sigara içmiyorum, dışarıda kafelerde bir bardak çaya 10-15 lira verip de görgüsüzlük yapmıyorum, pizza denilen hamur yerine evde çok daha güzel ve ucuza makarna yapabiliyorum... Ama 15 liraya bir tavukla evdeki kedilerime çok güzel bir ziyafet çekip, suyuna da pilav yapıyorum onlara ikinci öğün olarak. Bunun mutluluğunu hiçbir yerde yakalamayacağınızı bilmediğiniz için çok üzülüyorum herkese...

Bana kediler için sakatat getireceğiz, balık getireceğiz, vesaire getireceğiz diyenler bir kere bile sözünü tutmadı! İstisnalar...

İnsanlara emekli olduktan sonra asla eyvallah demeyeceğim, son birkaç ay..!

Beni anlayamadığım demeyelim de kabul edemediğim bir şey var. Mesela İran'dan falan şeriattan kaçan mülteciler var ama Türkiye'de Hristiyan olmuşlar, Hritiyanca ibadet ediyorlar veya başka dince. Din, dindir; yani dogmatiktir. Ve her din zaten başlı başına bir baskıdır. Dinde özgürlük yoktur ve muhafazakarların bir inanç biçimidir. Öyleyse baskıdan ya kaçmayacaksın, ya da kaçıyorsan, özgürlüğünü layığıyla gerçekleştireceksin. Baskının azı çoğu olmaz; o az baskı, yarın büyüyerek bütün benliğinizi ele geçirir. Zaten bir yatkınlık varsa yapıda, özgürlükten bahsetmek de yersiz muhafazakar kişiler için...

Kafasının içinde özgür olanlar, bulundukları coğrafyadaki baskıdan kaçmazlar, mücadele ederler. Çünkü gerçek özgür kişiler doğdukları coğrafyada, özgürce yaşama haklarının bilincinde olan kişilerdir. Bu kaçış aslında kişilerin kendilerinden kaçıştır. Şimdi Türkiye'de eşcinsellik idamla cezalandırılsa, özgürlük için kanımın son damlasına kadar savaşır, öleceksem de haklarım için ölürüm. Herkes benim zihniyetimde olsa, gerici şarlatanlar cahil cahil konuşamazlardı zaten. Neymiş, eşcinsellik günahmışi. Hadi ordan; GÜNAH NE? UYDURUKÇULAR SİZİ! Bana ne sizin günah anlayışınızdan. İnsan hakları var mı, bana ondan haber verin!

Dinin eleştirilmesinden rahatsız olanlar, inandıkları çatının birden çökmesinden korkuyorlar. Kendileri de biliyorlar gerçekleri.

TANRI'NIN HUZURUNA ALNIM AK ÇIKABİLİRİM!
Bakınız benim inandığım bütün bir varoluş dışında bir Tanrı varsa bile, beni seveceğinden o kadar eminim ki... Çünkü insanın kendine verilecek bir hesabı yoksa, Tanrı mahkemesine falan ihtiyacı kalmıyor. Her şey vicdanda bitiyor. Demek ki bu mahkemeye de, Tanrı'ya da ihtiyaçları var çoğunun. Sokaktaki hayvanlar açken, senin karnın tok ise, Tanrı'ya da ihtiyacın olur, Tanrı'nın mahkemesine de! Ben, kedilerime tavuk alınca kendim neden yemiyorum; çünkü onlara ancak yetiyor(20'den fazla) ve ben 51 yaşında bir yetişkinim. Günlük protein ihtiyacımı bakliyattan falan bir şekilde karşılarım. Olmadı 1 yumurta yerim. Ben bir şekilde düze çıkabilirim. Önce ihtiyacı olanları düşüneceksin. Hani insnalar için sokaklarda sofra falan kuruyorlar ya manevi tatmin amacıyla, oysa hayvanları doyursalar, daha çok makbule geçer. Çünkü insanlar bir şekilde kurtarabilirler kendilerini... Şunu da dile getirmeden edemeyeceğim. Kurban kesilmesine karşı çıkanlar için de, dini olarak bizi tahrik ediyorlar diye söylemlerde bulunmayın. Hayvanların kesilmesine karşı çıkanların yüreğinin ne halde olduğunu hiç düşünebiliyor musunuz? BİLİYORUM, DÜŞÜNEMİYORSUNUZ!!!

***

Ciltteki esnekliği sağlayan ve kırışıklığı önleyen kolejen maddesinin genetiksel olarak bazılarında çok olması çok büyük bir şanstır. Dışarıdan alınan beslenme veya kimyasal bakım maddeleri sadece hikayedir. Mesela kolojen için et yenmeli deniyor ama ben vejeteryanım. Demek ki genetiksel yapı çok önemli...

Dünyanın en güzel şehri Paris'in nüfusunun sadece 2 milyon olması, Fransa'nın demokrasi ve gelişmişliğinin bir göstergesidir!

Türkiye'deki laiklik anlayışı hangi ülkenin laiklik tecrübesini model almıştır - Fransa. Ben de hep Fransa'da yaşamak istemişimdir

Keşke şehirlerin nüfusu 1 milyona ulaşınca çocuk yapmak isteyenler, nüfusu 1 milyondan az olan yerlere gönderilse!

Fotoğrafta görülen kişi, Mustafa Sabri Beşer diye bir gerici. Bilim insanı Kinsey'in 1948'de tanımladığı cinsel yönelim skalasını yaratılışa açılmış bir savaş olarak görüyor.
Bu skalanın deneysel verilerle hazırlanmış bir dayanağı var. Peki senin dayanağın ne?
Eşcinseller için insan kelimesini kullanmayı da reddediyor, ne idüğü belirsiz yaratıklar diyor.
Keşke kendinle, hayatla barışabilseydin!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder