
80'li yıllarda eşcinsellik dendiği zaman dönme denilen travestiler ve feminenlik akla gelirmiş. Zeki Müren, Bülent Ersoy gibi. 1965 ile 1980 yılları arasında doğan X kuşağı bireyleri 90'larla birlikte sokağa çıkmaya, kendi aralarında yerel gruplar oluşturmaya ve görünür olmaya başladılar. Ankara ve İstanbul'da bayrağı taşıyan eşcinseller dernekleşemeye kadar uzanan gruplar kurdular, fanzinin ardından dergiler çıkarmaya başladılar, Anadolu'daki geylerle bir ağ oluşturuldu, biraraya gelinip toplantılar yapılmaya başlandı, 2000'lerde artık yürüyüşler yapılmaya başlandı, toplumun ve devletin dikkatini çekecek eşcinsel etkinlikler düzenlenmeye başladı. Öyle veya böyle, az veya çok bir yol alındı eşcinsel hakları mücadelesinde. Bu arada başta İranlılar olmak üzere, Türkiye'den daha tutucu olan ülkelerden eşcinsel mülteciler gelmeye başladı. Onlarında görünürlüğe bir katkısının olduğuna inanıyorum, özellikle Denizli'de. Bu arada artık mücadele için gruplaşma ve dernekleşmeler Ankara ve İstanbul'un dışına taştı, belli başlı bir çok şehirde eşcinsel örgütler oluşmaya başladı ve oralarda da toplantılar ve Onur Yürüyüşleri yapılmaya başladı, etkinlikler düzenlendi. Belki hak mücadelesinde bir ilerleme kaydedememiş olabilirler ama en azından yalnız olmadıklarını anladılar bu sayede. Muhafazakar iktidar ise son 1 yıl daha ağır olmak üzere, son 5-6 yılda eşcinsel hareketine epeyce darbe vurdu. Yürüyüşler ve etkinlikler yasaklandı. Ve bir bakmışız, 90'ların başında 20 yaşında olan bizler 50 yaşını devirmişiz. Evet yaşlandık ama eşcinselliğe de yaşatarak yaş aldırdık (Eskiden eşcinselliğin adı bile yokmuş; hastalık gibi muamele gören tıbbi homoseksüellik terimi kullanılıyormuş. Artık eşcisnelliği hastalık sınıfından çıkardık da, yobazlar günah üzerinden saldırmaya başladı başka çareleri kalmayınca. Çünkü eşcinselleri halkın hassas noktası din üzerşnden vurmak en etkili yoldur heteroseksist bir dünyada). Eşcinselliğini gizli saklı yaşayıp, kendilerini heteroseksüel yaşamdan kurtaramayan ve ölürken bile eşcinsel olamayan önceki jenerasyonun aksine, bizşm kuşakla birlikte yaşlı eşcinseller oluşmaya başladı ve onların geleceğini düşünür olduk. Evet; doğduk, büyüdük, eşcinsel olarak rüştümüzü ispat ettik, haklarımızı savunduk ve yaşlanma yolunda ilerliyoruz. Evet yaşlı eşcinsseller de var artık. Eskiden eşcinsellerin arkasından konuşulurdu evli olsalar bile şüphelenildikleri için ve sonra kibarlıklarına verilirdi eşcisnellikleri. Çünkü eşcinselliği dile getirmek bile ayıptı eskiden. Oysa şimdi gizlenmeye ihtiyacımız olmadığı için, dedikodu yerine kitlesel saldırıya geçiyor homofobikler, hem de en üst mertebeden. Aslında bunlar varoluşumuz adına sevindirici hareketler. Yok sayılmaktansa, nefrete hedef olmak bile daha iyidir. Çünkü yok sayılarak, gelecek kuşak eşcinselere özgürlük mirası bırakamayız. Eğer bir eşcinsel bile, açık eşcinsel olduğu için, bir kişinin önyargılarını yıkabildiyse, bu büyük bir başarıdır. ben bir çok kişinin önyargılarının yıkıldığına inanıyorum. Artık açık bir eşcisnel olarak sosyalleşebiliyoruz çünkü. Bakınız eşcinselleri savunan belediyeler var, siyasile var, kadınlar var... Belli noktalarda eşcinseller açık kimlikleriyle temsiliyette bulunabiliyorlar... Çok daha iyi olamaz mıydık mücadele konusunda; evet olabilirdik. İyi yönetemedik eşcinsel hareketi sürecini. Çünkü bunun için bilinçli bir eşcinsel kitle ve de samimi bir mücadele gerekiyordu. Şablonların dışına çıkamadık ve güçlü bir bütün oluşturulamadı. Her eşcinsel ayrı bir telden çaldı. Dediğim gibi bilinçli bir eşcinsellik yoktu. Bilinçli olanlar da kendi ideolojileirne kurban ettiler bu hareketi. Ama bütün bunlar eşcinsel haklarının dönüşümüne gelecekte yol gösterecek hareketlerdir diye düşünüyorum. Evet bir eşcinsel tarihimiz oluştu yazıya döktüğümüz. Eşcinsellerin yaşlanması sadece takvim yapraklarından ibaret kalmadı, doldurduk azıcık da olsa tarihi eşcinsellik konusuyla. Konuyla ilgili belgelerimiz var. Ve birazcık daha bir şeyler başarmadan ölmeyeceğimizin garantisini verebilirim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder