Yobazlar kutlamazsa kutlamasın. Onlar zaten özgürlük düşmanı.
30 Ağustos Zafer Bayramı
2020
Tunç Soyer bisikletiyle İzmir caddelerinde 30 Ağustos Zafer bayramı'nı kutladı. Türkiye böyle bir başkan görmedi daha önce!
Türkiye böyle bir Atatürk sevdalısı, böyle bir Cumhuriyet sevdalısı laik Başkan görmedi. 30 Ağustos Zafer Bayramı'nı üstü açık otobüsüyle kutlamasına izin verilmeyince, o da bisikletle çıktı caddelere. Bizim böyle modern, Batı'lı, laik, özgürlükçü bir başkana ihtiyacımız var. Seni seviyoruz Tunç Başkan. Cumhurbaşkanı sensin!
NASIL BİR BAŞKAN İSTİYORUM?
Kısaca herkesi kucaklayan bir başkan istiyorum. Herkese eşit yaklaşan, ayrımcılık yapmayan, insanlara nefret yerine sevgiyle yaklaşan, doğal, içten, dokunabileceğimiz, hissedebileceğimiz, çıkarsız, yalansız, dürüst, ahlakçı olmayan, laik, bilime-eğitime önem veren, dogmatik olmayan, bizden biri, Atatürkçü bir başkan istiyorum. Önünde ceket iliklenen değil, arkadaş, dost olabileceğimiz, sorunlarımızı, dertlerimizi anlatabileceğimiz, güvenebileceğimiz, çekinmediğimiz, korkmadığımız bir başkan... Hayvansever, kadınlara değer veren, hiç kimseyi ötekileştirmeyen bir başkan... Dinimize veya geleneklerimize aykırı diye eşcinsellere sırt çevirmeyen bir başkan. Arkasında yüzlerce korumayla veya konvoyla değil, bisikletiyle sokakları turlayabilen bir başkan... Görgüsüz olmayan, vatandaşına kibirle bakmayan bir başkan...
İŞTE O BAŞKAN TUNÇ SOYER'DEN BAŞKASI OLAMAZ!
İzin vermediniz de başınız göğe mi değdi? O bizim yüreklerimize girmiş bir insan; izin verseniz kaç yazar, vermeseniz kaç yazar!
ŞİDDETİN ADLİYEYE YANSIMASI VE GÖRÜNÜR OLMASI, ORADA ŞİDDETİN ÇOK OLDUĞUNU DEĞİL, ÖZGÜRLÜĞÜN ÇOK OLDUĞUNU GÖSTERİR. EĞER BİR YERDE ŞİDDET YOK DENİYORSA, ORDA BİR ŞEYLER ADALETE YANSIMADAN ÖRTBAS EDİLİYOR DEMEKTİR.
Cumuriyet gazetesinden Işıl Özgentürk, Batman'da kadına değer verilmediğinden bahsedince, Twitter'de ona gösterilen tepkiler trendtopic olmuş. Sonra kadınların en çok şiddet gördüğü şehirlerin listesi verilmiş ve aralarında Denizli de var. Kadına şiddetin olmadığı veya az olduğu listede ise sadece doğu illeri var ve liste başında Batman var. Arkadaşlar, dostlar; eğer bir yerde bir şey yok deniyorsa, orada özgürlük olmadığı için örtbas ediliyor, görünür olamıyordur, olaylar polis veya mahkemelere yansımıyor demektir. Lütfen kendimizi kandırmayalım. Mesela Denizli kadına şiddetin uygulandığı şehirler listesinde yer alıyorsa, burada kadının özgürlüğünden bahsedebiliriz. Çünkü en küçük tartışmada bile burada polis çağrılır. Üst katımda kavga varsa ben polisi ararım ve polis o adamı tutuklar götürür. Mahallemizdeki apartta kadın erkek tartışması mı var; bütün mahalleli dışarıya çıkar, olaya müdahale eder ve polis çağrılır. Denizli Türkiye'de boşanmanın en çok olduğu şehirdir. Bu da bozuk aile düzenini göstermez, kadının sosyo ekonomik özgürlüğünü gösterir ve anlaşamayan çiftler hemen boşanır. Denizli tekstil şehri ve çalışan insan nüfusunun çoğunu kadınlar oluşturur. Kadınlarımız çalışmaktan makyaj bile yapmaya vakit bulamazlar. İranlı mülteci kadınlar, bizim Denizlili kadınları hep küçümsemiştir bakımsız diye ama ekonomik özgürlüğünü her şeye tercih etmiştir kadınlarımız... Ayrıca şu da unutulmamalı ki, Denizli dışarıdan çok göç alan şehirlerden ve Doğulu arkadaşlarım var. Ve bu Doğulu arkadaşlarımın dediği, karıya bir tokat atıyorum, hemen karakola gidiyor ve uzaklaştırma cezası aldırtıyor. Demokratik ortamlar, baskı ortamından gelen kadınlara da yol gösterdiğini unutmmayalım...
Bu durum homofobik olaylarda da aynıdır. Eşcinseller şiddete maruz kalınca korkularından adalete başvuramazlar. Bu homofobinin olmadığını mı gösterir? Denizli'de mahkemelere homofobiden en çok başvuran kesin benimdir. Çünkü korkulacak ve utanılacak bir şey olmadığı gibi, haklarımızı arayabileceğimiz öyle veya böyle bir mercii varsa, bu kullanılmalıdır!
Ayrıca, bir yerdeki kadına bakış açısı ile ilgili bir görüş açıklanırken, bu sadece gerçekten o şehri karalama mıdır, yoksa bazı gerçeklere de dayanılarak söylenmiş olmasın?
Bir gün Doğlu bir arkadaş Denizlii'de sokakta sigara içen bir kadını görünce, bizim oralarda böyle bir şey asla söz konusu bile olamaz. Bizim oralarda kadının değeri ancak tavuk kadardır demişti. Bu nedemek oluyor dedim. Bacağını ayırır atarsın, demişti. Şimdi ben yalan mı söylemiş oluyorum?
Bazı gerçeklerin dile getirilmesine de alınmak yerine, aslında eşitlik, özürlük adına sevinilmelidir...
Denizli'ye üniversite okumaya gelmiş, Denizli'yi yobaz diye aşağılıyor ama özgürlük daha fazla olduğu için BM tarafından Denizli'ye yerleştirilen mülteci eşcinsellerin çok olmasından rahatsız olup, ibne top diye onları aşağılıyor. Hay senin özgürlük anlayışının içine sıçayım!
Biliyor muydunuz, mülteci eşcinsellerin yerleştirilmesinin neredeyse her şehirde denendiğini ama hiçbir yerde huzur bulamadıklarını, sonunda Denizli'nin eşcinselliğe en hoşgörülü şehir olduğunun anlaşılıp BM tarafından buraya yerleştirilmeye başladığını, burada yaşayan eşcinsellerin tavsiyesiyle de diğer mülteci eşcinsellerin Denizli'ye geldiğini, İstanbul veya İzmir, Ankara gibi büyük şehire heveslenen eşcinsellerin de gene Denizli'ye döndüğünü... Mesela İranlı mülteci eşcinseller neden Antalya, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Mersin, Ankara, hatta Eskişehir'de yoklar veya yoğunlaşamıyorlar?
Hayatımı dini akımlara kaptırmak yerine içimden geldiği gibi özgürce yaşamak bana çok mantıklı geldi! Ve bu akımlar insanlık tarihi boyunca, insanlığın sosyolojik evrimin olumsuz yönde çok etkilemiş...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder