29 Temmuz 2020 Çarşamba

Bütün eşcinseller aynıdır aslında; çünkü eşcinsellik aynı ama psikolojilerimiz farklı!

Çevresel faktörler elbette kendimizi ifade etme biçimlerimizi etkiliyor ama bu doğal-genetiksel yapımızı değiştirmez.

Eşcinsellerin kendilerini cinsiyet kimliği noktasında farklı seviyelerde ifade etmeleri, sosyolojik evrim sürecinde birbirlerini tamamlamalarını sağlayan bir şey... İnsan psikolojisi çok hassas ve önemli bir şey olduğu için, içinde yaşadığımız sosyal süreçte, herkesten genetiksel bazda da olsa tek doğru beklemek çok doğru olmaz. Tabiki de kimseden tek doğru beklemiyoruz ama sosyal evrim sürecini hızlandırma çabsına girmemek de bana sisteme teslimiyetçilik gibi geliyor. İnsan tam anlamıyla kendisi olamıyorsa-hayata geçiremiyorsa da, kendi gerçeğini tamamen gözardı etmemeli... Çünkü bu insanın gerçeklerle yüzleşememesi, kendisiyle ve hayatla barışamaması demektir. Ve bu kaçış insana ister istemez zarar verecektir elbet...

Biz-insanlar-tüm insanlar-eşcinseller veya heteroseksüeller, toplumsal cinsiyetin hüküm sürdüğü bir evrede yaşamıyor muyuz? Eşcinsellerin de birbirilerini tamamlamaları için aktifleri pasifleri, feminenleri maskülenleri, transları gizli eşcinsellleri olacaktır elbet. Eşcinselleri heteroseksüeller tatmin edecek değil herhalde...

Bütün eşcinseller aynıdır aslında, çünkü eşcinsellik aynı ama psikolojilerimiz farklı. Dolayısıyla çevresel faktörler kendimizi nasıl tanımladığımıza ve ifade ettiğimize etki ediyor. Feminen bir eşcinselin içinde de bir kadın var, maskülen bir eşcinselin de. Bazı maskülen aktif eşcinseller kendilerini erkek olarak tanımlasalar da, bu homofobinin etkisiyle olan bir şey. Güvenebildikleri bir ortamda ve kişiye karşı çözülüyorlar elbet, içlerindeki kadın bir şekilde ortaya çıkıyor... Evet pasif oluyorlar ve olmak istiyorlar. Çevresel faktörlerin-heteroseksizmin ve homofobin etkisiyle oluşan farklı seviyedeki eşcinsellik ifade şekilleri, eşcinsellerin sosyal hayatta birbirilerini tamamlamalarını sağlıyor alında. Çünkü toplumsal cinsiyet rollerini ister istemez eşcinseller olarak da içselleştiriyoruz ve birbirimizden beklentilerimiz bu doğrultuda olabiliyor. Çünkü başka türlüsü sosyal süreçte bizi tatmin ve mutlu etmeyebiliyor. Yani o roller kaçınılmaz olabiliyor. Daha anlaşılır kılayım cümlelerimi. Mesela biz; ben feminen, karşımdaki maskülen bir eşcinsel... Ama ikimiz de eşcinseliz, ikimizin içinde de kadın ruhu var, ikimiz de pasif olmak istiyoruz ama ilişkimizin uzun soluklu olması için, zıt kutuplar olarak birbirimiz tamamlıyoruz. Çünkü bu şekilde daha keyifli gerçekleştiriyoruz kendimizi. Ama bu bizi, ne biyolojik cinsiyet dışında cinsiyet kimliği olarak ne erkek, ne de kadın yapar. Rollerimizi oynayalım ama nerden geldiğimizi, doğamızı da gözardı etmeyelim. Yoksa beklentilerimizi heteroseksist seviyede tutarsak hayal kırıklığına uğrayabilir ve mutsuz olabiliriz. Benim transseksüelliğe karşı olmam da, eşcinsellerin kendilerini nasıl ifade ettiklerine bir karşıtlık değil, eşcinsellerin ben heteroseksüelim diye kendilerini kendilerine karşı terörize etmeleri. Yoksa bana ne insanların kendilerini nasıl ifade ettiğinden; ben kendimi penisli kadın olarak ifade ederim, sen penisini kestirerek ifade edersin. Kendimizi nasıl ifade edersek edelim, nasıl gerçekleştirirsek gerçekleştirelim ama gerçekleri de bilelim. Bu bizim kendi iyiliğimize olur çünkü... Kendimize karşı olursak, bizi kim kabul eder ayol!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder