11 Ağustos 2019 Pazar

Facebook günlüklerim; 20-21 Temmuz; Eşcinsellik, fahişelik, muhafazakarlar...

20 Temmuz 

Diğer

AKP'YE OY VERENLER EMEKLİLİK KONUSUNDA HİÇ MIZMIZLANMASIN?

Hayatım boyunca yobazlığa ve muhafazakarlığa prim vermediğim için, AKP ve gibi zihniyet partilere de oy vermek aklımın ucundan bile geçmedi. EYT'leri mağdur eden yasayı çıkaran AKP olmayabilir ama yanlıştan dönmeyip EYT'ye karşı çıkan da AKP oldu. Dolayısıyla seçimlerde yanlış partiye oy vermediğim için vicdanım rahat. İnsanın vicdanının rahat olması, mağdur olmaktan çok daha önemli. Hak yiyeceğime, haksızlığa uğraryayım, diye yutuyorum. Hakkım 6 yıl yenmiş, şurada 1 yıl kalmış. Hak yiyenler de bir gün yargı önünde en ağır şekilde hesap verirken yüreğimi gönül rahatlığıyla soğutacağım. Ben yıllarca çalışıp adıma sigorta primi ödendiyse, "pardon ben seni emekliliğini 7 yıl erteleyeceğim" diye değil. Erken emeklilik olmaz diyen AKP'li siyasiler niye erken emekli olmuşlar peki? Benim emeklilik hakkımı kimler yiyiorsa, kimlere yediriyorlarsa hesap verilmesini istiyorum. Bu siyasiler, siyasete atılmadan önce mal varlıkları neymiş, şimdi ne bir araştırılsın? Alın teriyle zengin olunuyorsa, biz geri zekalı mıydık da açlık sınırının altında yaşadık ve yaşıyoruz? Bana kimse demokrasiden bahsetmesin; hele AKP'ye oy verenler emeklilik konusunda hiç mızmızlanmasın!

BİR GÜNÜM NASIL GEÇİYOR...
Sabah kalkınca kedilerin temizliğ(şu anda 10 küsurlar) 24 saat müzik dinlemek(gece uyurken bile-güzel melodi gelince kulağıma, hemen ekran görüntüsü alıp sabah kaydediyorum) ve bütün yeni çıkanları hard disce aktarmak, bloglarımı ve sosyal medya hesaplarımı güncellemek(10-20 arası), ilgiimi çeken konularda yazılarımın olduğu bloğuma yazı yazmak, gündemle ilgili haberleri okumak, arkadaşlar arayınca tenis ve badminton oynamak, yüzme saatlerinde yüzmeye gitmek, bisiklet binmek, mutfak alış verişleri, ödemeleri yapmak, psikolojik veya fizizksel sosyal yardımlaşma, sürpriz olaylar, açıktan üniversitelerime ders çalışmaya bile vakit kalmıyor, bazı arkadaşlarımın davetlerine katılarak nefes alabiliyorum bazen, her türlü haksızlıklara karşı resmi kurumlara falan yazılı veya birebir gidip tepiler vermek, sokağa her çıktığımda fotoğraf çekmek, inanın kitap okumaya bile ödemeler yaparken kuyrukta vakit bulabiliyorum... Yemek yemek hep ayak üstü geçiştirmece; ben hiç oturarak yemek yediğimi hatırlamıyorum bile... Uyku mu; 3-5 saat; o da gözümden uyku akıncaya kadar direnip pat diye kendimi yatağa atıyorum ve saniyesinde uykuya dalıyorum...

Eşcinsellik

Eşcinsel olan benim, bunu yaşayan benim. Siz nereden bileceksiniz ki benim duygularımı? Sizin bilginiz ne ayrıca bu konuda hurafelerden ve Lut Kavmi'nden başka? Akademisyenler, uzmanlar da karışmasınlar eşcinselliğe. Çünkü insaların içlerinden geldiği gibi yaşama isteklerinin sorgulanması kadar saçma bir şey olamaz. Eşcinsellik üzerinden kimse bir şey yapmasın. Eşcinsellik bir yönelimdir; bu kadar basit; konuşulacak, tartışılacak bir şeyi yok! Eğer canınız sıkılıyorsa, heterosekselliği yatırın masaya. Eşcinselliğin bu dünyaya zerre kadar bile zararı yok. O yüzden herkes kendi işine baksın. Ahlaksızlıkmış, topluma kötü örnek oluyormuş; o sadece sizin cehaletiniz, nefretiiniz. Eşcinseller de bu hayatın, toplumun bir parçası; sorun olan eşcinsellik değil, eşcinselliği kabul edememek. Çözüme buradan başlamak gerek. Eşicnselliği sorgulamak yerine de, eşcinsellere en kısa zamanda hakları verilmeli. 2+2=4! Anlaşılmayacak hiçbir şey yok bunda. Kalın bir kafa bile anlayabilir bunu!

Gelecekte bu topraklarda eşcinsel kahraman olarak sadece Zeki Müren hatırlanacaktır. Çünkü hiçbir eşcinsel popüler figür doğasına sadık kalarak onun kadar hem erkekliğini hem de kadınlığını dışa vurmuş, bu kimlikle topluma restini çekmiş ve de bunu kabul ettirebilmiştir! Nokta!

TRT gizli eşcinsel mi; hem eşcinsellerin yarışması diye Eurovision'a katılmıyor, hem de Zeki Müren'den vazgeçmiyor!

Bazıları diyor ki, Zeki Müren eşcinsel değil transseksüel; Peki eşcinsel nasıl oluyor? Eşcinsellik, erkek bedenindeki kadınlıktır, her iki cinisyettir veya nötr bir şeydir, biyolojik olarak hemcinsinden hoşlanmaktır; sen kendini transseksüel olarak ifade edersin, o eşcinsel veya toplumsal bir şey veya hiçbir şey veya her ne ise işte ama hepsi de hemcinsinden hoşlanmaya çıkıyor işte. Bir transseksüel arkadaşımızın dediği gibi hepimiz lubunyayız ayol!

21 Temmuz 2019

Fahişelikten, bıraktıktan sonra da prim yapmak

Küçük ve savunmasız bir yaşta insanların başına gelen şeyler elbette çok ağırdır ve o yaştaki insanın bunu travma yaşamadan atlatması çok zordur. Ama insanların yaşadıkları şeyleri trajediye dönüştürmelerini ben bir tiyatro olarak görüyorum. Başa gelenler üzerinden sorunlara dikkat çekilebilir ama bu trajik yaşamlara bakıyorum da, insan geri zekalı olsa bile bu kadar olumsuz şeyden kendini sıyırır diye düşünüyorum. Aşağıda hikayesini anlattığı videoyu paylaştığım hayat kadınının yaşamı gerçekten çok travmatik ama 20 yaşına kadar olana çok üzüldüm. Çocukken başına bir şeyler gelmiş ama Alman hükümeti seni kurtarmış ama sen kalkmışsın gene seni pazarlayan erkeklerle evlenmişsin. İnsan evlendiği erkeğin kadın tüccarı olduğuna uyanamayacak kadar saf olabilir mi? Yaa, devletin kanunları ne kadar kötü olsa da, sen istedikten sonra o kanunların tutulabilir bir yerinden kendini koruyabilirsin. Şimdi ben istemedikten sonra kimse beni fahişe yapamaz. Eğer bu dünya bu kadar kötüyse, bütün kadınların birer fahişe olması gerekmez miydi? Eğer sen kanserli halinle insanlara yardım etmek için bedava yemek dağıtan lokanta zinciri kurabiliyorsan, o kadar güçsüz ve saf da değilsin demektir bu. Ben bunu, hayatı dibine kadar yaşadım, şimdi de tiyatrosunu yapıyorum olarak algıladım. Bir yanlışım varsa özür dilerim... Anasız-babasız, ailesiz ve çok zor koşullardaki insanlar bile düşmek istemiyorlarsa düşmüyorlar! Şahsen ben baçıma gelen olumsuzlukları tiyatro gibi anlatmıyorum ve bunun üzerinden prim yapmıyorum. Ben başıma gelen olumsuzluklardan utanıyorum; çünkü bu acizlik gibi geliyor ve güçlü olmalıydım, kendimi savunmalıydım diyorum ve başıma gelen olumsuzluklarda ben nerde yanlış yaptım diye sistemi değil kendimi sorguluyorum önce. Başıma gelen olumsuzluklarda, hep kendime kızmışımdır neden bu insnalara güvendin diye. Kısaca, başlarda yaşanılan olumsuzlukları ders olarak algılayıp, bataklığa gömülmeden kendimizi düze çıkarmak mümkün. Hayat çok iyi olmayabilir ama hayatı öğrenmek, ders çıkarmak diye de akıl ve mantık çerçevesinde bir düşünceye de sahip insan türü. DAHA NET KONUŞAYIM: BAŞINA GELEN OLAYLARI TRAJEDİYE DÖNÜŞTÜREN İNSNALARI TASVİP ETMİYORUM.

"Tecavüze uğradığım ve iş bulamadığım için fahişe oldum" gerekçesini asla kabul etmiyorum. Acizlik, kendine saygısızlıktır.

En özgürce seks yapılabilmeli ama beden üzerinden parayla tahakküm olan fahişelik yasaklanmalı! En ağır ceza verilmeli bu kişilere

"Ben senin bedenini satın aldım" diyen ve istemediğin bir kişinin isteklerini yerine getirmek kadar saygısız bir şey olabilir mi?

Birilerinin bana yemek hazırlama lüksüm hiç olmadı. Evden okumak için şehire ayrıldığımda 14 yaşındaydım. Kendimi bildim bileli yemeklerimi kendim yaparım. Haliyle kendi damak tadıma göre lezzetler geliştirdim. Erkekte yuvarlak kalça, yemekte salça önemlidir. Yemeklerim salçalı olur genellikle. Bazıları ben asla patlıcan yemem der. Siz hiç benim patlıcan yemeklerimi tatmadınız ki. 10 dakikada dünyanın en lezzetli yemeğinden daha lezzetli patlıcan yemeği hazırlayabilirim. Bakınız bu patlıcan kavurma 10 dakikalık bir yemektir. Patlıcanları bol yağ ve kısık ateşte biraz öldürüyorsunuz, sonra üzerine salça koyup 5 dakika daha pişiriyorsunuz, o kadar. Unutmayın yağ ve salça bol, tuz koymayı unutmayın. Bir de kısık ateş. En güzel yaptığım yemeklere gelince... tarhana çorbası, makarna, patlcan, kabak, patates, taze fasülye, kuru fasülye, Çin dolma ve sarması,yumurtalı ekmek, peynirli patates kızartması...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder