18 Temmuz 2019 Perşembe

Denizli Belediyesi'nin spora bakış açısında yanlışlıklar var!

Denizli Belediyesi'ne...

Belediye'nin spor etkinliklerine katılmaya başlayalı bu yıl 7. yılım. Her şeye rağmen teşekkürlerimi belirtmeden geçemeyeceğim. Tenis ve badmintonla başladım belediyenin başlattığı spor kampanyasına. Sonra yüzmeyi de öğrendim. Öğrendikten sonra kayıtları kaçırdığım ve kış döneminde hastalandığım için gitmediğim dönmler de olmasına rağmen, belediyedeki yüzme kurslarına da devam ettim; tıpkı tenis ve badminton gibi. Tenis aktivitelerine hala katılıyorum; çünkü öğrendikten sonra da sporu ve tenisi sevenlerle sosyalleşmek adına da bu gruplarla birarada olmanın önemli olduğuna inanıyorum. Belediye'nin spor aktivitelerine katılmak hem arkadaşlıklara vesile oluyor, hem de belediye çalışmaları dışında da spor yapılabilecek kişilerle irtibat kurulmasını sağlıyor. Hatta şunu diyebilirim ki, belediyedeki belli bir çalışmadan sonra, belediyenin sporu aşkla yapan insanlara sadece saha temin etmesi bile yeterli olabilir. Bu da belediyenin verdiği spor hizmetlerinin ikinci bir basamağı olarak sporseverlerin sporu devam ettirmeleri adına teşvik olur. Çünkü bir çok insan imkansızlıklar sebebiyle öğrendiği spor branşlarını devam ettiremiyor. Çünkü herkes aynı sosyo ekonomik güce sahip değil.

Bunun yanı sıra, bazı branşlardaki eğiticilerin spora ve amatör de olsa sporcuya yaklaşımı çok önemli. Eğitimlerini almış olabilir, belli bir yeteneğe sahip olabilirler ama bunları spora yeni başlayanlara ve amatör sporculara aktarabilmek de ayrıca bir yetenek sayılabilir. Görüyorum ki bazı belediye spor öğretmenlerinde, bildiklerini öğrenciye aktarmak gibi ruh yükseklikliği yok. ÖĞRETMENİN EGOSU OLMAZ! Kaldı ki, belediye kursuna gelen öğrencilerin hepsi ilkokula yeni başlayan çocuklar değil. İnsana hitap ve ona bir şeyler kazandırabilmek için nasıl davranılacağının bilinmesi gerekir. Burada kimseyi zan altında bırakmak değil niyetim ama kısaca belediyedeki öğretmen seçim kıstaslarına da önem verilmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Geçmişte, özellikle kursiyerlere bir şeyler katan ve kursiyerlerle çok iyi diyaloğu olan bazı branşlardaki öğretmenleri aramızda görememekse üzücü bir durum. Eğitmenler konusunda neye göre kararlar alınıyor ve veriliyor bilmiyorum.

Bazı branşlara öncelik verilmesi, bazı branşların yok sayılmasınıysa, ben belediye spor yönetimindeki kişilerin, spora bakış açısına bağlıyorum. Mesela badminton, öğle yemeği aralarında ve mesai saatleri dışında oynanan bir oyundan öteye gidemedi. Gerekçe salon yetersizliği; aynı gerekçe neden badmintona diye sormazlar mı? Oysa badminton bir olimpik spordur ve bedeni kondisyon açısından çalıştıran ve her yaştan insanın yaşına uygun seviyede yapabileceği 1 numaralı spordur. Bana sorsalar, insanlarımızı spora teşvik etmek için badmintonu yaygınlaştırırdım. Eğer ben şu anda teniste başarılıysam, bunu badmintonun bana kazandırdığı fiziksel hareketliliğe bağlarım. Ama ne yazık ki belediye badminton branşına hem gereken önemi vermemesi, hem de öğrencilerle diyaloğu güçlü bir öğretmen seçmemesinden dolayı iflas etmiştir. Oysa badmintona başlayan bir çok arkadaş kendi imkanları çerçevesinde çalışmalarına devam etmek için mücadele vermekte. Belediye kursunda yetişen İranlıların ağırlıkta olduğu grubumuz salon kiralayarak çalışmalarına devam etmekte, Türk grubumuz ise Gençlik Spor'un davetiyle onların salonlarında çalışmalarına devam etmektedir. Salon yetersizliğini gerekçe olarak kabul edemem. Çünkü daha önceki dönemlerde, yaz sezonlarında İncilipınar ve Atatürk İlköğretim'in salonlarında yapıyorduk çalışmalarımızı ve o salonlar hala okullar tatil edildikten sonra diğer branşlara hizmet vermeye devam etmekteler.

Yüzme kursu sebep oldu aslında bu yazıyı yazmama. Çünkü artık bundan sonra önceki dönemde yüzmeye gelenlerin, daha fazla kişiye hizmet vermek gerekçesiyle yüzmeye katılamayacağı duyurulmuş. Evet yüzmeye yoğun bir talep olduğu kontenjanların çabuk dolması ve oluşan kuyruklardan belli. Ben de çok isterim daha çok kişinin yüzme öğrenmesini. Ama bu, önceki dönem katılımcılarına serbest bölümün-yüzmeyi öğrenenlerin bölümünün tamamen iptal edilmesini gerektirir miydi tartışılır bir durum. Çünkü yeni başlayanlara eğitim ilk kulvarda ve küçük havuzda verilmektedir. Daha önce yüzmeyi öğrenip de yüzmeye devam edenler diğer kulvarlarda yüzmektedirler. Ve gerçekten yüzmeyi sevenler belli sayıda olduğu için, serbest bölüm kontenjanı aynı gün ve saatte dolmamaktadır. Çünkü bu branşa da katılanlardan biri olarak bu durumu bilmekteyim. Ayrıca kaydolanların bir çoğu ilk gün bir hevesle gelip, sonraki günlerde 3-5 kişiyle yüzüldüğünü de biliyorum ben. O yüzden sporda devamlılığı olan, sporu aşkla yapan insanlara belediyenin kapılarını kapatmaması gerekir diye düşünüyorum. KISACA BELEDİYE, ÖNCEKİ DÖNEM YÜZENLERE, YÜZME SALONLARINI HİÇBİR ŞEKİLDE KAPATMAMALI, İLK KAYIT GÜNÜNDE GENE İSTEYEN HERKES KAYDINI YAPTIRABİLMELİ. ÇÜNKÜ BU BİR AYRIMCILIKTIR. EĞER YÜZMEYİ BİLEN VE GELMEK İSTEYENLER SERBEST BÖLÜME DAHA ÖNCE DE GELMEK İSTESELERDİ, BİR ŞEKİLDE GENE KAYITLARINI YAPTIRABİLİRLERDİ. BUNUN SEBEBİ ÜSTÜSTE HER DÖNEM YÜZENLER OLAMAZ.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder