21 Haziran
Eşcinsellik
Eşcinsellik özenilerek olan bir şey olsa,o kadar bol heteroseksüel örnek varken eşcinseller niye eşcinsel olsun?Öldürülmek için mi?
Diğer
Kediler sahipleriyle vedalaşmadan ölmez! Döndüğümde hala yaşıyordu. Elimden son 5-6 yudum suyunu da içti ve sessizce göçtü bu dünyadan...
Leman Sam: Bana kedici diyorlar. Ben kedici değilim. Sadece her canlının yaşama hakkına saygı duyulmasını istiyorum...
22 Haziran
Diğer
İnsan evinde kedi beslemese, ve de onları kısırlaştırmaya karşı olduğu için doğurma hakkına duyan birisiyse benim gibi, kedilerin bu kadar seleksiyona maruz kaldığını düşünemez. Biz dışarıda sadece hayatta kalanları görüyouruz. Bir kedi ortalama 3-4-5 arasında yavru yapıyor. Bunların hepsi gerçekten yaşasa, dünya kedi cenneti olurdu. Buna bir de şehir hayatının zorluklarını eklerseniz, kedilerin hayatta kalma şansı iyice düşüyor. Ben seleksiyon da olsa, bunu kabul edemediğim için ölenlere çok üzülüyorum. Yaşamaları için elimden gelen gayreti gösterirken bir de arada sevgi bağı oluşunca, vedalaşmak çok travmatik olabiliyor. İnsan müdahalesi olmadan, doğanın akışı insana çok şey öğretiyor, duygularını da gelişitiryor. Mutluluğu yaşıyorsun onlarla, sevgiyi yaşıyorsun, üzüntünü insanlar dışında da duyabiliyorsun, onların kaybı bir insan kaybı gibi derinden sarsabiliyor insanı. Doğayı tanıyorsun, kediler hakkında tecrübesel gerçekçi bilgiler ediniyorsun... Mesela bizim evde aynı anda 3 kedi anne olunca, yavrulara bakma konusunda bir iaşe olabiliyor. Yani bir anne yavruları sütten kesince, yavrular diğer anneyi emebiliyor... Mesela Lilly bu sene 3 aylık olduktan sonra yavruları sütten kesti ama geçen yılki yavrusu Çitoş kendi yavrularıyla birlikte annesinin yavrularını da emziriyor. Ama dışarıdan gelen kedileri asla kabul etmemek gibi bir huyları da var. Her neyse, dün gece de bri kedi yavrumuz daha öldü. Şunu da gözlemledim. Kediler ne kadar kendilerini doğuran anne kediler de olsa, kendileirne bakan insandan daha bir beklenti içine giriyorlar. Ölürken annelerinin değil, sahiplerinin gözünün içine bakıyorlar ve asla vedalaşmadan ölmüyorlar. Dün eve geldikten sonra son kez su içirdikten sonra terk etti hayatı. Çoğalıyorlar, azalıyorlar. En son 18 oldular, şu anda 14'e düştüler gene... Ortalama 1 yıl ömürleri oluyor şehir hayatında. Çünkü ben dışarı-ev ortak yaşama hakkına saygı duyuyorum.
MÜKAFAT!
Ossi Müzik - Hakan Eren sayesinde 70'lerin, 80'lerin müzik yapan sanatçılarını tekrar dinleme şansına kavuşuyoruz. Hatta 90'lara bile kimse dönüp bakmadığı için, Hakan Eren onları da dinleyiciyle buluşturmaya çalışıyor. Bu sadece stüdyo kaydıyla sınırlı kalmıyor, onları konser organizasyonlarıyla da dinleyici lerin karşısına çıkartıyor. Keşke bunun kıymeti anlaşılabilse ama anlaşılamaz; çünkü kaliteli bir müzik kültürü yok ülkemizde. Nedir bu kaliteli müzik kültürü dediğimiz; yetişkin tarzda müziğin alıcısının olmaması!
Bugünlerde saadet Sun ve Bilgen Bengü'nün şarkılar çıktı bu şirketten sadece dijital platform ve video sitesinden de olsa. Zaten herhangi bir materyale basılı müzik devri bitti, bitiyor. Belki de basılı müzik ürünü sahibi olan son nesli tükenmiş arşivcileriz!
80'lerde falan Saadet Sun, Bilgen Bengü gibi isimlerin kıymetini çocuk olduğum için çok bilememişim. Çünkü insan çocuk yaşta daha kolay melodi ve popüler olanı sevebiliyor. Yani Saadet Sun falan gözümde 20 yaşımdan sonrra büyüdü; çünkü o yaşlarda yetişkin tarz denilen müzik dinlemeye başladım. Ve bu sanatçıların dinleyicilerin tekrar karşısına çıkması onları onore etmek için yapılan işten çok öte başarılı denemeler aslında. Eğer Ayten Alpman son albümünü çıkarmasaydı, böyle bir lezzetten mahrum kalacaktık. Keza Gönül yazar... Fulden Uras belki de Hakan Eren aracılığıyla yaptı en derli toplu işini. Ve Saadet Sun'un çalışmasının benmim için "Yeterki'den eksik hiçbir tarafı yok. Ve belli bir tecrübe ve olgunlaşmış sesten yeniden şarkı dinlemek bana çok daha mükemmel geliyor. Bilgen Bengü'nün son şarkısı, daha önceki yaptıklarından kat be kat daha güzel... Hele Jale için yapılan son yıllardaki çalışmalar, çok çok saygı duyulacak nitelikte. İyi sanatçı günümüz teknolojik fırsatlarında çok daha iyi parlıyor ama anlayabilene tabi...
Eşcinsellik
Cinsellik bir ihtiyaçtır ve buna hangi koşulda gerçekleşirse gerçekleşsin "tu kaka" denmesi beyinsizliktir. Ölünün arkasından yemek yenmesi bana daha tuhaf geliyor!
23 Haziran
Diğer
Ne bir aksesuarım var, ne de dövmem. Keşke iklim koşulları uygun olsaydı ve ahlakçı bir dünyada yaşamasaydık da, çırılçıplak olsaydım!
Ben karşılıklı hiç aşk yaşamadım, sadece bedensel hoşlanmalarım ve birlikteliklerim oldu(binlerce); çünkü aşk beyinsel bir şey, o da bana denk gelmedi, diyelim!
Din üzerinden ahlakçılık yapanların geri plandaki yaşam biçimleri, özgür yaşayanların ne kadar temiz ve masum olduklarının ispatı. Özgürler en azından göründükleri kadarlar, daha ötesi yok! Mesela benim eşcinsel güzelliğimden başka, tek bir çirkinlik bile bulamazlar hayatımda. Çünkü göründüğüm kadarım! Çünkü özgürlerin bastırılmışlıkları yok ki, gerisi olsun!
İstanbul yenilgisinden sonra erken seçime cesaret edebilir mi artık AKP? Eskiden başları sıkıştığında veya bir şeyleri değiştirmek istediklerinde kazanacaklarından emin oldukları için seçime gidiyorlardı. Son demlerini de erken seçimle heba etmeyeceklerdir çok net olasılıkla!
Eşcinsellik
Hayır, eşcinseller yürüse ne olur? Alt tarafı yürüycekler, eşitlik ve özgürlük adına hak talebinde bulunacaklar. Valiliğin dediği gibi eşcineseller değil toplumun güvenliğine tehdit oluşturan, asıl toplum ve de ahlakçı zihniyetler eşcinsellerin güvenliğine tehdit ve tehlike oluşturan. Nefret cinayetlerine toplum değil, eşcinseller kurban gidiyor çünkü. Yürüyüş yaptırmayınca vicdanınız şimdi çok mu rahat diyeceğim ama vicdan denilen şey yok ki sizde!
24 Haziran
Diğer
CHP'nin kazanması elbette demokrasi adına şahane ama hala milyonlarca kişinin anti demokrasiye oy vermesi düşündürücü!
Ben, AKP'nin seçimi iptal ettirmek gibi tarihi antidemokratik hareketinden sonra oy oranı % 10'un altına düşer diye bekledim ama..
Yanlış anlaşılmasın, hakaret de sayılmasın ama AKP'ye niye oy veriyor insanlar anlamıyorum! Yani anlıyorum da, anlayın artık!
Şunu da anladık ki, laikler artık meydanı boş bırakmamalı. Muhafazakarlar da heveslerini aldılar fazlasıyla, bu kadarı yeter!
17 yıl önce hortlayan muhafazakar dönem kapanmak üzere. Artık bu konuyu kapatıp önümüze bakmalıyız. Bilim, eğitim, sanat, spor...
Tanrım, ahaksızlık diye Onur Yürüyüşlerine izin vermeyen yönetimleri, eşcinsel ilişkilerinin sosyal medyaya düşmesiyle sına. Amin!
İstanbul 23 Haziran seçimini Yeni Akit gazetesinin tabiriyle "sapkın homolar"ın desteklediği CHP - İmamoğlu kazandı! % 10 fark yeter mi? Demek AKP 31 mart seçimlerinde % 10 çalmış: Kimin çaldığı ortaya çıktı böylece!
İmamoğlu: Ayrıştırma dönemi bitmiştir. Kimse bir başkasını yaşam biçiminden dolayı yargılayamacak!
En sonunda eşcinseller gibi, EYT'ler gibi, hatta Kürtler gibi iktidarın ötekileştirdiği kesimler güç birliği yaparak güzel bir şey başardı; AKP'nin hegemonyasına son verdi!
O KADAR KOMİK Kİ "OY VERMEM İÇİN TÜRBANIMI ÇIKARMAMI İSTEDİLER" YALANCILIĞI...
Türbanlı kadının biri çıkmış, bana oy vermem için türbanımı çıkarmamı istediler diyor. A Haber de sanki gerçekten türbanlı olduğu için oy verdirilmemiş gibi olayı körüklüyor. Oysa bu kadın AKP'nin orada bulunan görevlilerinden biriymiş. CHP'nin seçim odasındaki broşürlerine itiraz etmiş, oradaki CHP'li kadının biri de türban da siyasi bir göndermedir, sen de onu çıkar minvalinde bir şeyler söylüyor. Gördüğünüz gibi olayı nasıl çarpıtıyorlar. Türbanlı kadın da çok rencide oldum diyor. 2019 Türkiye'sinde nasıl bir Türkiye diyerek dogmatizmi savunurken, kendi kafasının 1000 yıl geride olduğunun bile farkında değil. Gerçekten sıkma boğaz türbanın manevi amaçlı olduğuna inanıyor musunuz? Hepsi AKP'nin sembolü. Öyle olmasa hepsi aynı şekilde mi örtünüz. Sıkma boğaz şeklinde türban takanın CHP'li olma ihtimali milyarda 1 bile değildir. Aslında bu tip kafaların niyeti ortamı provake etmek olduğu o kadar net ki... Sanki yandaş medya ve oyuncusu önceden kurgu yapmış gibi. Gezi olaylarında da türbanlı bir kadın senaryo yazmamış mıydı 100 belden üstü çıplak erkek bana saldırdı, üzerime işedi falan diye, Cumhurbaşkanı da gerçekmiş gibi bütün Türkiye'ye bu olaydan bahsetmişti demeçlerinde veya camide bira içiyorlar gibi. Sizce tesadüf mü dogmatik insanların yalancı olması? BENCE BEYİNSEL BİR DURUM! Türbanın çıkarılmasının sözde istenmesinin bile özgrülükle bağdaşmadığını, antidemokratik olduğunu söyleyen kadın, eşcinsellere haklarının verilmemesinin antidemokratik olduğunu bırakın, eşcinsellik konusunu bile lüzumsuz bulabilir. Bulsaydı, özgürlük ve demokrasiyi türbana indirgemekten utanırdı zaten. Benim türbanım kutsal diyor, nasıl CHP'nin boşürü-bir kağıt parçasıyla bir tutulabilir diyor. Keşke türbana yüklenen o kutsallığın da heteroseksizmin bir uzantısı olduğunu anlayabilseydi-n-ler!
Muhafazakarlığın kendisine benzetemediğini ötekeleştirmesi, kendi "kapasite"sizliğinin çaresizliği olarak kaçınılmazdır. Kapasite çok önemlidir gerçekten. Her türlü çıkarcı davranış bile kapasitesizliktir; uzun vadede bunun kendisine zararlı bir şekilde geri döneceğini düşünemeyecek kadar... O yüzden vardır ya kapasite geliştirme eğitimleri. Olmayan kapasitenin gelişemeyeceği bir gerçeğiyle de yüzyüzeyiz.
GERÇEKTEN BİNALİ YILDIRIM ÖYLE GÖRÜNDÜĞÜ KADAR MASUM BİRİSİ DEĞİL-MİŞ!
Gazeteci, İmamoğlu ile ön görüşmeyi özel ve gizli yapmamış ki. Her iki tarafla yapılacak, yayın öncesi bir hazırlıkmış bu. Binali Yıldırım önce kabul edip, sonra caymış. Neden mi? Açıklama yaptı ya. Medyacının benden gizli İmamoğlu ile ön görüşme yapması gayri ahlaki diye. Oysa kazanamayacaklarını bldikleri için, bir karalama politikasına dönüştürmüşler gizli-saklı olmayan bir şeyi. Binali Yıldırım o kadar masum olsa, İmamoğlu'nun kazandığı bir seçime, Erdoğan emir verse bile tekrar girmezdi.
Ben türler arası bile eşitliğe inandığım için insanları küçümsemek gibi bir huyum asla olamaz ama laftan anlamayacak odunlara esprili ve ironik bir dille yaklaşmaktan başka çare göremiyorum!
“Eğer Türkiye gerçekten demokratik bir ülke olsaydı, Erdoğan geçmişteki hizmetlerinden dolayı tebrik edilip güzel bir emeklilik dönemi geçirmesi temmenisinde bulunulurdu. Ama ne Türkiye demokratik bir ülke ne de Erdoğan demokrat bir politikacı. Zira Erdoğan, iktidarı bıraktığı andan itibaren ömrünün geri kalan kısmını Marmaris’te huzurla geçiremeyeceğini biliyor. Hakkında yolsuzluk, Anayasal düzeni bozmak ve diğer bir çok suçlamalarla dava açılacağından emin.”
Alman Die Welt: Erdoğan, iktidarı bıraktığı andan itibaren ömrünün geri kalan kısmını Marmaris’te huzurla geçiremeyeceğini biliyor. Hakkında yolsuzluk, Anayasal düzeni bozmak ve diğer bir çok suçlamalarla dava açılacağından emin.
Eşcinsellik
Bir erkek niye vibratör satın alır; iktidarsızlığından mı, eşcinselliğinden, biseksüelliğinden mi, grup fantezisinden mi?
Yeni Akit isimli dinci gazete, her gün bu fotoğrafı kullanarak "sapkın ve onursuz ibneler" başlığıyla eşcinselleri nefrete hedef gösteren birkaç homofobik haber yapıyor. Ve devlet şikayetlere rağmen buna dur demeyerek "nefret cinayetleri"ne kurban giden eşcinsellerin katliamına ortak oluyor. Unutmayacağız, unutturmayacağız!
İbneyim ulan, var mı itirazı olan; eşcinselliği anlamayacak kadar geri zekalı ve aptal ve de nefret yüklü değilim ya en azından! E hadi konuşsanız ya! Çünkü mantıklı bir şey söyleyemeyecek, Lut Kavmi diyeceksiniz sadece! Sizi gidi hurafikler sizi!
25 Haziran
Diğer
Şu şarkıcıların belediye konserciliği için AKP şakşakçılığı yapmasına irrite oluyorum.
26 Haziran
Diğer
Ne yazık ki içine böyle nefretten başka bir şey giremeyecek kadar küçük beyinlilerle dolu etrafımız. Varolan gerçeklere inanmayıp, hurafalere kendini heba edecek kadar... Boşluktaki "boş"luk gibi bir şeyler... Hatta boşluktaki "boş"luk olduklarını düşünemeyecek kadar "boş"luklar! Yani fuzili boşluklar! Hani boş oldukların antamayacak kadar... Bazılarına odun diyorum ya; yaa ağaç parçasından bile insna bir şey bekleyebilir de, bu "boş"luklar ayağımıza takılan çıkıntı gibi bir şeyler... Ne söylersen söyle, hani 2+2=4 dediğin zaman bile, şimdi sen hurafelere inanmıyor, karşı mı geliyorsun da 4 diyorsun diyorLAR! Hurafeler her şeyi bilirmiş, en iyisini ve en doğrusunu bilirmiş. Şimdi ben bu hurafiklerin hayata dair gördüğü şekilllerin nasıl olduğunu falan merak ediyorum. Mesela bir alzaymırlı, hastalığı arttıkça insanı "döt" gibi falan görüyormuş ya, çizdiği şekilden biliyoruz, bu "boş"lukların gördükelri de nasıl bir şey acaba da bu kadar boş olabiliyorlar? SÖZÜM MECLİSTEN DIŞARI, KİMSENİN VAROLUŞ ŞEKLİNE SAYGISIZLIK DEĞİL AMACIM!
Eğer tek bir roman yazma hakkım olsaydı, "sevginin gücü"nü anlatırdım. Sevginin mükafatını beklentisiz sevmeme rağmen öyle çok gördüm ki... Anlatmak istediğim aşk değil, biline!
Sevginin mükafatı... Teşekkürler #hakaneren
Umarım yazdıklarım sevgili Hakan Eren'i rahatsız etmez. Benim çocukluğum 70'lerin son çeyreği ve 80'lerin ilk yarısına kadar "radyo"da Türk Hafif Müziği dinleyerek geçti(Sonra yabancı pop müzik dönemi başlar Türkiye'de). O dönemin sanatçılarını da gerçek birer sanatçı oldukları için içselleştirmişim ve gerçekten çok samimi bir şekilde seviyorum onları. Onlara ait yeni bir çalışmanın yeniden piyasaya çıkması da beni tahmin edemeyeceğiniz kadar çok sevindiriyor. Son olarak Saadet Sun ve Bilgen Bengü'nün şarkıları çıktı piyasaya. O kadar çok mutlu olmamla birlikte, o kadar çok sevdim ki yeni şarkılarını. Çünkü ben yetişkin tarzda müzik dinlemeyi çok seviyorum ve sevdiğim sanatçıların en son çıkardıkları da hep en gözdem olmuştur. Çünkü hayat tecrübesiyle yapılan yorumlar çok derin oluyor. Bilgen Bengü ve Saadet Sun'un son şarkılarını çok sevdiğimi belirten bir kaç cümle, sosyal medya üzerinden de olsa sesimin onlara kadar gitmesine vesile oldu ve bu çalışmaların prodüksiyonu Hakan Eren de onların ve son dönem kendi şirketi Ossi'den çıkan, piyasada CD üzerinde bulunmayan bandrollü-yasal çok özel single'lar ile beni ödüllendirdi. Bu milyonlarla bile ölçülemeyecek kadar bir "değer"dir benim için. Bu; sevginin, sevmenin; sanatçıyı ve sanatı sevmenin, sanata ve sanatçıya saygı duymanın bir mükafatıdır. Müziğe emeği geçen herekese çok teşekkür ediyorum beni yaptıklarıyla-yarattıklarıyla-ürettikleriyle çok mutlu edip mükafatlandırdıkları için...
Eşcinsellik
Yobazlar mezarlıklar da haremlik selamlık olsun, yoğun bakım ünitesi de diyorlar; o zaman herkes eşcinsel olsun da buz gibi soğuyun!
27 Haziran
Diğer
Hayattan bir keyif alanlar var benim gibi, bir de her şeyi dert edinip hayata karamsar bakanlar ve yetmiyormuş gibi etrafındakilerin hayatını da karartanlar var; ne kadar o bataklıktan kurtarmaya çalışsan da asla iflah olmayacak...
Ben hayvanları sevdiğim kadar insanları da seviyorum, en azından sevmek istiyorum, hak edenleri de zaten sevgimle boğuyorum ama sevgiden anlamayan ve sevildiğini bilmeyenlere karşı bir şey yapamıyorsun ki... Ve bunlar da istatistiki çoğunluğu oluşturuyor...
Ben her gün ve yıllardır çoğunluğu yavru 20'ye yakın kedinin boğazı ve boku-sidiğiyle uğraşıyorum o kadar dolu dolu hayatıma rağmen ve asla bunu yüksünmüyorum ama yaptığım bu şahaneliği bile iğrenç bulan insanlar var; siz olsanız hayvanları, bu seviyedeki insanlardan daha çok sevmez miydiniz?
Bana ne olmak istersin diye sorsalar, Madonna da olmak isterdim. O bir Tanrıça!
Ben hiç elma özlemiyorum desem; o yüzden yılda 1 defa falan alıyorum, onu da yemiyorum. Çünkü canım çekmiyor. Ben incir, kayısı gibi hazmı kolay meyveleri seviyorum...
Hayatta hiçbir sanatçının yaptığı, beni Madonna ve Michael Jackson'ınki kadar heyecanlandırmamıştır...
Haziran da bitiyor. Bir Haziran'ı daha sıradan geçirebilirim ama ondan sonra her saniyem Haziran gibi olacak!
Yarın öldüğüm zaman kar haneme yazılabilecekler; ne kadar hayvanı uzun süre yaşatabildiğim ve ne kadar insana faydalı olabildiğimdir; kendime ait yaşadıklarım değil!
Şunu farkettim; insanlar basit cümlelerle kendinden bir şeyler bulduğu yazılara ilgi gösteriyor; bilimsel gerçekler veya "ışık"a değil! Ne bileyim Mozart'ı değil kolbastıyı, Picasso'yu değil Cin Ali gibi resimleri falan seviyor. Kendisini yorsa ve üzse de, kendi kültürel hayatında kaybolmayı tercih ediyor gibi bir şey.
Mesela eşcinsel sayfamda eşcinselliğe dair bilimsel, sosyolojik, psikolojik faydacı yaklaşımlara kimse dönüp bakmıyor ama bir eşcinselin eşcinselliğiyle barışamayıp intihara kalkışmasına veya ne bileyim bir erkeğin neden vibratör satın aldığına dair iki cümleye daha çok ilgi gösteriyor.
Benim için klasik müzik, bir dönemin pop müziğidir; opera gibi, caz gibi... O dönemin insanı belki de hiphop'ı daha çok sevebilirdi! Dolayısıyla geleneksel türkü ve alaturka da dönemsel birer pop müziktir. Günümüzde tercih edilmemesinin sebebi, kendisini güncelleyememesidir! Çünkü Afrika etnik müziği bile evrenselleşebildi!
Eşcinsellik
İtalyan gay erkekleri neden yakışıklı biliyor musunuz; çünkü hayatla ve doğalarıyla, kimlikleriyle, bedenleriyle barışık oldukları için; gözlerinin içi gülüyor, gözleri geleceğe sevgi ve umutla bakıyor ve dolayısıyla başarılı oldukları için, yaşamasını bildikleri için cezbedici oluyorlar. Adamlar 60-70 yaşına geliyor ama hala insanın dibini düşürecek kadar tatlılar işte...
28 Haziran
Diğer
Laikliğin, demokrasinin sesini susturamazlar. Bunu yapanlar, kendi bindkleri dalı keser. Çünkü özgürlük herkese lazımdır!
Eşcinsellik
Kadın ve eşcinsel cinayetleri, devlet yapısının erkek olmasıyla alakalıdır. Kadınları ve eşcinselleri korumayan bir devlet suçludur!
29 Haziran
Eşcinsellik
Teşekkürler Ekrem başkan! İlk defa bir başkan, eşcinsellere sahip çıktı. Artık eşcinsel hakları konusunda da ümitliyim...
EKREM İMAMOĞLU: "Eşcinsel Onur Yürüyüşü için, Belediye yönetimi olarak katkı sunulacak kısımlarda ilgililerle iletişime geçeceğiz. Biz her bireyin, vatandaşın yaşam haklarına saygı duyan bir belediyecilik anlayışına sahibiz. Hiç kimseyi yaşama biçimi, inancı, dünya görüşü ile sorgulayarak ve ayrıştırarak yok sayan bir belediye başkanı asla olmam."
30 Haziran
Eşcinsellik
Eşcinseller kimsenin varoluşunu tehdit etmiyor, ancak ortamı renklendirebilirler. Eşcinsellik çok varoluşsal bir şey ve eşcinsellerin bunu kimsenin onayına sunmak gibi bir derdi olmamalı.
Harun Nuri Ateş
Çok ağlattınız eşcinsel olduğum için ama bunu gösterecek kadar zavallı olmadım hiç. Sizin acımasızlığınıza karşı dik durmak, size göre bir ahlaksızlıktı ama bana göre bir onur meselesiydi!
Devlet eşcinsellerin insanca yaşama hakkını elinden alıyor, sonra da eşcinsel hak mücadelesini yasaklıyor, sokaklarda eşcinsel Onur Yürüyüşlerinde falan köpekli polisler eşcinselleri kovalıyor, onları yerlerde sürüklüyor, ellerine kelepçe falan takıyor. Utanıyorum bu nasıl demokrasi diye. Eşcinsellerden kime zarar gelmişki bugüne kadar? Gelebilir mi sizce? Eşcinsellerin ne mala, ne de cana bir kastı yok ki. Göremiyor musunuz ne kadar zararsız, savunmasız olduklarını? Eşcinsellik ahlaksızlık değildir, insanların insanca yaşama hakkı talebine engel olmaktır asıl ahlaksızlık! Asıl ahlaksızlık, hayatın gerçeklerine toplumun duyarsız kalışıdır. Bir insan çıkıp da, polislere ve devlete, eşcinsellere yapılan zalimlik için, ne yapıyorsun demiyor! Oysa eşcinseller özgürlükleirne kavuştuğu noktada, zaten kazanılmamış özgürlük kalmamış olacaktır.
Eşcinselleri nonoş diye aşağılayan bir kadını başka bir gerekçeyle kocası boşadı; üzüldüm mü; ne münasebet!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder