Veterienere giderken mızmızlandı, veterinerde huysuzlaştı ve dişlerini parmağımın bir taraftan bir tarafına geçirerek kan fışkırttırdı hatta ama onun oradaki bebek masumiyeti ve çaresizliği öldürdü beni. Sağlık formu dolduruldu ve adını sordular; Burak dedim.... Burak yok artık. Öğleye doğru son bağırtılarıyla öldü. Dün geceden beri ölüm sürecine girdi zaten. Verdiğim ilaçları böğürerek çıkartmaya çalışıyor, mamaları reddediyordu. Arada zorla da olsa biraz süt ve su verebiliyordum ilaçlar dışında. Sabaha kadar bir kollarımda, bir koynumda, bir ayak ucumda bir diğer odadaydı; bağırak, inleyerek. Çünkü ölmek o kadar zor bir şeydi ki, sığamıyordu hiçbir yere. Kediler ölürken sahiplerinin yanında olmasını çok istiyorlar. Belki bir umut çare bekliyorlar. Bakışlarını üzerinden ayırdığın zaman hemen bağırmaya başlıyorlar; göz göze olmak istiyorlar o süreçte. Ve su istiyorlar; ara ara su vermek gerekiyor. Çünkü vermezsen, ayakata duramayacak olsalar bile o anda bir can geliyor ve su içmeye gidiyorlar. O yüzden enjektörle ara ara su vermek gerekiyor. Her kedi kaybımda çok derin acı çekiyor ve üzüntü duyuyorum. İnanın kaldırması çok zor. Çünkü onlar gerçekten insandan farksızlar. Hele veda srasındaki hayata döndürülme umuduyla sana olan bakışları mahvediyor insanı.
Ben çok kediye bakıyorum ve şu anda 16 kaldılar ve benim onlara hastalanmadan düzenli sağlık kontrolü sunma imkanım yok. Emekliliğim yaş engeline takıldı ve 15-16 aylık bir sıkıntılı sürecim var. O zamana kadar imkanlarım çerçevesinde ilgilenmek durumundayım. Zaten beslenme konusunda en iyisini vermeye çalışıyorum ama düzenli sağlık kontrolü beni çok aşıyor. Dün veteriner, tedavi öncesi kan tahlili önerdi ve 120 lira istedi sadece kan tahliline. Oysa kedinin ciğerleri su toplamış ve iyileşme ihtimali yok gibi bir şey. Kullanılabilecek ilaçları aldım ama o da zaten bir sonuç vermedi. 3-5 gün önce ilk öksürüğünü duyduğumda antibiyotik şurubunu verseydim bir şey değişir miydi bilmiyorum. Yaa, kedi sapasağlamdı, yani hiç ihtimal vermiyorsun ki... Pat diye yemek yemiyor ve bir gün içersinde gidiyor. Böyle bir şey işte Burak'ın gidişi de. 6 Mart'ta doğmuş. Instagram'daki paylaşımlarıma baktım. 2 haziran'da öldü. 3 ay gibi bir şey yaşamış. Dün de yaşını sorduklarında 2.5-3 aylık demiştim, doğru tahmin etmişim. Çünkü aynı dönem evde dört doğum gerçekleşince bu sefer aklımda kalmadı doğum tarihleri. Küçük bir tabut hazırladım ve çöpe bıraktım yavrumu diğer kedilerime yaptığım gibi. Son dönemde 9 kedimi kaybettim vefat ve sokağa karışma şeklinde.
Görüşmek üzere oğlum... Seni çok sevdim biliyorsun...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder