Sosyal medya aynasıdır kişinin..; bazılarına bakıyorum; ne profil resimleri var-var ise de sahte, hiç paylaşım yapmamışlar veya üzerinden yıllar geçmiş ama varlar mı, varlar! Tabi bir de paylaşım yaptıkları halde, varlıklarıyla yoklukları arasında hiçbir farkı olmayanlar var!
Nobel ödüllü John Nash, Türkiye’nin matematikte dünya sıralamasında sondan ikinci olduğunu öğrenince ciddileşiyor “İyi matematik bilmeyen toplumlarda adalet yoktur.” Büyük dehaya göre böyle bir durumda çocukları hiç okula yollamamak, evde eğitmek bile daha iyi sonuçlar verebilir.
https://t24.com.tr/haber/nobelli-matematikci-john-nash-iyi-matematik-bilmeyen-toplumlarda-adalet-yoktur,209127?fbclid=IwAR3R7wWfWzjg7lFteMJwAsbfLjS3pk2nyHMuSIZn6P_I9pHy75ddBMlM6Zs
Barış isteyen akademisyenin hapiste olduğu bir Türkiye milyon yıl geçse de değişmez!
HDP'li Paylan: 7 üyenin gerekçeli kararını AKP yazmıştır
“Biz de şunu çok net biliyoruz sandık görevlilerinin bütün bilgelerini Yüksek Seçim Kurulu’ndan aldılar”
Türkiye laik ve de demokratik bir ülke de; ben ateistliğimi ve oruç tutmadığımı sergilemiyorsam, inançlılar da ibadetlerini sergilemesin!
Benim varoluşuma ve değerlerime saygı duymayana, benim saygı duymam salaklık olmaz mı? Ne yazık ki değilim!!!
Gerçekten Türkiye'nin kabile olduğunu düşünmeye başlıyorum Batı'daki medeniyeti gördükçe! İspanya'da Cinsiyet Eşitsizliğinin Önüne Geçmek İçin Erkek Öğrencilerine Ev İşi Öğreten Okul açılmış.
Eskiden eşcinsel aktivizmine önem verirdim. Birkaç yıl sonra sporu ve sanatı yaygınlaştırmak için dernekleşmeyi düşünüyorum. Çünkü onlarla insan olunuyor! Çünkü insan olamayınca, eşcinsel olmanın da anlamı yok!
Atanamayınca dogmatiklere isyan eden öğretmen, dün uhreviyatın öneminden bahsediyordu; insanların başlarına gelenleri kendileri getirdikleri ve bunun farkında bile olamadıkları için üzülmüyorum inanın; insanlar hak ettikleri hayatı yaşarlarmış; beter olsunlar diyeyim mi?! Amaaan, bana ne!
Her şeyini kaybetme pahasına kişilik ve karakter markandan asla ödün vermeyeceksin. Çünkü onu kaybedince saygıyı da kaybediyorsun ve bunu kazanmak mümkün olmayabiliyor. İnsanlar anlık iyi gözükebiliyor sana ama zamanla ne kadar çelişkili, ne kadar samimi olmadıklarını ve de ne kadar çıkarcı davrandıklarını görebiliyorsun. Belki direkt bana bir şey gelmiyor ama ben o kişi-liği silerim artık gözümden, gönlümden ve bütün iyi niyetimi sıfırlarım o kişiye karşı. Merhaba, merhaba; o kadar! Ne zaman ucu bana dokunursa, o zaman bozarım terbiyemi. Bu tarz insanlara bir hareketiyle bile notumu vermeme rağmen başlarda sessiz kalmamın sebebi, kişiliklerinin değişmeyeceğini bildiğimden, batırabildikleri kadar batırmalarını beklerim gerçek yüzlerini herkesin görmesi için. Çünkü sadece bir kişiye yapılan davranışa kimse inanmıyor da; kendileri de aynı olduklarından mı acaba?
Bakınız ben bazılarına başlarda soğuk görünsem de, küçük bir adımla kapılarımı açarım gönlümün, evimin kapılarını açmam ayrı mesele, ama iyiniyetim suistimal edilirse, hele bir de bilim dışı bakış açısıyla ayrımcılığa falan maruz kalırsam, o kişi bitmiştir benim için. Bana yanlış yapmadığı sürece terbiyemi de muhafaza edebilecek bir iradeye sahibim elbet. Bir de şu var; asıl kızdığım insanlar ikiyüzlü olanlar; adam dışarıya karşı sürekli gülümseyerek şebek gibi davranıyor ama iç dünyası başka; insnalarla sadece maddi veya cinsellik gibi çıkarı varsa öyle iyi davranıyor; nemalanamadıklarına karşı mesafe koyuyor. O yüzden bir insan düşmanım olsun, benimle kavga etsin ve dövüşsün ama ikili oynamasın. Gerçekten kavga ettiğim insanlarla konuşabilirim, affedebilirim onları ama ikiyüzlülerle kavga etme ihtiyacı bile duymam; çünkü iflah olmaz onlar!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder