23 Mart 2014 Pazar

Özgürlük için kadınlar kıllarıyla acilen barışmalı


Madonna koltuk altı kıllarıyla poz vermiş. Madonna'yı işte bu yüzden seviyorum en çok; doğal. Nasıl yaşanılması gerektiğinin dayatılmasına karşı; özgürlükçü. Konuyu toplumsal cinsiyet üzerinden açıklamak gerekirse; heteroseksizm kadın ve erkeğin nasıl olması gerektiğini daha çocukluktan itibaren insanların beynine aşılamaya başlıyor. Bu koşullanmayı da ahlakla pekiştiriyor. Ahlakçılığı da egemenliği için genellikle kadın üzerinden yapıyor. Çünkü kadın üzerinden ahlakçılık sayesinden de % 50'lik egemenliğini garanti altına almış oluyor. Hal böyleyken, niye kadın-erkek eşitliğini kabul etsin ki; gücünü kaybetmek için mi?

Erkekliğe göre kadın namustur, dolayısıyla mahrem kalmalıdır; özellikle cinsellik üzerinden, beden üzerinden. Bu ahlakçılık yüzünden kadın doğallığını yitirmiştir. Erkek egemen sistemin isteği doğrultusunda erkeğe hizmet veren yapay bir nesneye dönüşmüştür. Tabi kadın bu durumu içselleştirdiği için, halihazırdaki kadınlığı normal görmeye başlamıştır. Hatta kadınsal varoluşu, erkeğin kadınlığı nasıl istediğine bağlı hale gelmiştir. Yaşama sevincini bile erkekler üzerinden gerçekleştirmektedir artık. Şeklini-şemalini, erkeğin arzusu doğrultusunda belirlemektedir. Saçının renginden vücut ölçülerine, makyajından fiziksel bakımına kadar. Sorsan her şeyi kendi istediği için yapmaktadır kadın. Oysa amacı kendini erkek cinsine beğendirmek ve kabul ettirmektir. Tabi erkekliğin beklentileri de çocukluktan itibaren şekillendirilmektedir.

Madonna erkeğine dönecek olursak, kıl erkek için bir övünç kaynağıdır erklekliğin altını çizen. Kadın ise saçı dışında kılsızlık üzerinden şekillendirilmiştir. Sürekli epilasyon halindedir kadınlar. Hatta bunun için koskoca bir sektör oluşmuştur. Gözümüzde de kadınların kılsızlığıdır normal olan artık. Mesela sakallı bir kadını tahayyül etmeyi bir tarafa bırakın, bacak, kasık ve koltuk altı kılları bile ayıp karşılanmaktadır. Oysa kıl, kadının da doğal bir gerçeğidir ve üstelik bunun hiçbir sakıncası yoktur. Tabi beynin kumandası birilerinin elindeyse, gözler de bu direktifler doğrultusunda bakacaktır. Erkeğin çizdiği kadınlık dışındaki kadınlar itici gelecektir; hem erkeklere, hem de kadınların kendine ki, o doğrultuda bir kadınlık tekrar tekrar üretilmekte ve pekiştirlmektedir.

Fiziksel bakım meselesi aslında hem heteroseksizm, hem de kapitalizm tarafından kadının sömürülmesinden başka bir şey değildir. Bu durumun aşılması için kişinin acilen doğasıyla barışması, doğasına dönmesi gerekmektedir. Yani kıllarımızı sevmeli, kıllarımızla barışmalıyız. Çok saçma değil mi zaten insanın kendi yapısına düşman olması, onunla savaşması? Çünkü vücudun her bir yapısı, metabolizmanın kendini korumak ve işlevselliği için bir gerekliliktir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder